Camilerin yeniden yapım sürecinde çağın beklentileri

"Camiler Müslüman cemiyeti birleştiren, etnik köken ve mezhep farkı gözetmeden herkese kucak açan müesseselerdir. Müslümanlar; kendi aralarında merhametli, farklı din mensuplarına da peşin hükümle bakmadan kuşatıcılıkla yaklaşırlar." Mimar Mehmet Osmanlıoğlu yazdı.

Camilerin yeniden yapım sürecinde çağın beklentileri

Camiler Mescid-i Nebevî’den bu yana ana fonksiyonu olan ibadet mahalli olmasının yanında ilim merkezi, barınma ve zekât dağıtım merkezi, tedavi merkezi, sosyal meseleleri çözme mekânı, idare yeri ve mahkeme, askeri amaçlar için tahsis edilen yerler iken günümüzde, özünde barındırdığı bu çok yönlülüğü yansıtan fonksiyonelliğini giderek kaybetmekte olduğu görülmektedir.

Geçmişte camiler insanların buluşup görüştüğü, -kimsenin ayrıştırılıp/ötekileştirilmeden- her türlü müşküllerinin halledildiği mekânlardı. Çağdaş şehirlerde bu aslî fonksiyonundan kısmen uzaklaşan camiler, konum itibariyle de medeniyetimizin öngördüğü şekilde şehrin merkezine yakın yerlere yerleştirilmemekte, çoğu zaman yapı adalarının geometrisi bozuk en ucuna itilmektedirler. Camiler aynı zamanda fonksiyonellik itibariyle de kendilerini yenileyemedikleri için günün ihtiyaçlarını karşılayamamakta ve rutin ibadet saatleri haricinde giderek yalnızlaşmaktadırlar

Camiler Müslüman cemiyeti birleştiren, etnik köken ve mezhep farkı gözetmeden herkese kucak açan müesseselerdir. Müslümanlar; kendi aralarında merhametli, farklı din mensuplarına da peşin hükümle bakmadan kuşatıcılıkla yaklaşırlar.

Bu gidişle “Cemaati olmayan camileri neden inşa ediyoruz?” suali cemiyette tedrici olarak aksülamel bulacak gibi görünüyor! Hoş astronomik bedellere mal olan stadyumlar da haftanın belli günleri haricinde âtıl kalabiliyor. Ama biz israfın her türlüsüne karşı çıkan bir medeniyetin temsilcileri olduğumuzdan bu hususta daha hassas davranmalıyız.

Bu durumda; “Günümüzde camileri nasıl yapmalıyız ki çevresi ile doğru ilişki kurabilsin ve cemaatsiz kalarak yalnızlaşmasın?” sualine cevap arayalım…

Camiler, kendisini (madden/manen) imar edip yaşatan cemaatle kaimdir. Cemaatsiz cami müze konumuna dönüşür! Geçmişte camileri cemaat olarak besleyen damarlar medrese ve tekkelerdi. Medreseler insanı maddî ve manevî açıdan ilimlerle buluştururken, tekkeler de beşerî insana dönüştürerek ruh dünyasını mamur ediyorlardı.

Bu arada kamuoyunca yanlış anlaşılan bir hususu düzeltelim; cem evleri camilerin değil, tekkelerin muadilidir. Bu sebeple tekkelerin açılmasına paralel olarak cem evleri de açılarak bu husustaki suni ihtilaflar da nihayete ermiş olacaktır.

Şimdilerde ilim bir yandan fennî ve dinî ilimler olarak parçalanmışken, öte yandan tekkeler kapatılarak insanlar edep, erkân ve ruh terbiyesine yabancılaşmışlardır.

Gelinen bu durum yeni inşa edilecek camilerin çağın beklentilerini karşılayacak şekilde bina ihtiyaç programının güncellenmesini gerektirmektedir.

Çağın ihtiyacını karşılamak için camilerde yer alması gereken ilave mekânlar

  • Çok maksatlı toplantı mekânları(nikâh salonu, sergi salonu, taziye evi, seminer odası vb.),
  • Ruh terbiyesinin ikmal edileceği mekânlar(tevhîdhane),
  • Kütüphane, digital kütüphane ve etüd odaları,
  • Dar gelirlilere destek veren yardım sandıkları,
  • Psikolojik sorunlar için danışma odası,
  • Sosyal ve ticari anlaşmazlıkların giderilebileceği arabulucu/tahkim odası
  • Gençlerin hobilerini geliştireceği Türk ve İslam sanatları atölyeleri,
  • Türk kültürünü yaşatacak olan kapalı mekânlarda yapılabilecek etno spor ve spor salonu
  • Satranç, langırt, masa tenisi, bilardo vb. oyun odası
  • Kimsesizlerin barınabileceği –kontrol edilebilir- mekânlar
  • Ailevî ve ferdî meselelerde dini danışma rehber odası
  • Çocuk oyun odası ve bebek emzirme odası,
  • Kitap satışının da yapılacağı kitabevi
  • İş arayan/Eleman arayanlar panosu ve bilgi bankası
  • Mini Türk Hamamı,
  • Kameriye, çay bahçesi
  • Mini halı saha
  • Bay/bayan gönüllü faaliyet kulüpleri
  • Acil sağlık kabini ve ambülans olmalıdır.

Bu kadar mekânı hangi camiye sığdırabiliriz ki?” diye aklından sual geçiren olabilir! Yukarıda belirtilen mekânların birçoğu aynı mekânda farklı saat ve günlerde kullanılacağından, cami ve müştemilatları -sadece namaz vakitlerinde değil- haftanın 7 günü 24 saat faal olacaktır. Dolayısıyla çok fazla alana ihtiyaç duyulmadan hizmet verebileceğinden bu sual de cevaplanmış olacaktır.

Cami yapımı ve uygulamaya yönelik öneriler;

  • Camiler şehrin merkezi yerlerinde konumlanmalıdır.
  • Cami arsaları kıble istikametiyle ilişkilendirilecek şekilde ayrılmalı, giriş-çıkışının doğru yerden yapılması sağlanmalıdır.
  • Camiler 500 m çapındaki çevrenin ihtiyacı karşılayacak büyüklükte yapılmalı,
  • İmar plan çalışmaları yapılırken cami merkezli sosyal ve ticari bölgeler oluşturularak cami hayatın merkezine alınmalı,
  • Camilerde eğitimi üst düzeyde gerçekleştirecek liyakatli kadrolar tahsis edilmeli, (Bu kadrolar gönüllü vakıflar eliyle de sağlanabilir)
  • Camilere iktisadi ve içtimai faaliyetleri finanse imkânı sağlayacak mevzuat değişiklikleri yapılmalı, elde edilecek gelirlerin mevzuata uygun şekilde harcanması şeffaf ve denetlenebilir olmalı,
  • Cami dernek ve vakıflarında kaliteyi artırmak için yöre halkının yanında mimar, şehirci, iktisatçı, sanat tarihçisi ve bürokratların yer almasını mecburi kılmak için mevzuat değişikliği yapılmalı,
  • Camiler tasarımında fonksiyon, estetik, mukavemet ve iktisat ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanmalı,
  • Camilerde cemiyette oluşabilecek ihtilafları giderecek arabulucu akil adamlar heyeti oluşturulmalı,
  • Çevredeki vakıf ve dernekler faaliyetlerini cami merkezli koordineyle yürütmeli, ancak camileri maddi istismara açık rant kapısına dönüştürmeyecek tedbirler alınmalı,
  • İmam ve müezzinler kişisel gelişim eğitimi almış, kıraat, diksiyon ve fiziği düzgün kişilerden seçilmeli,
  • Camilerde halkı manen donatıp Allah’ın kelimesini yüceltmekten başka hesabı olmayan, hizipçilik yerine kardeşlik ve cemaat ruhunu tesis edecek bir anlayışı güçlendirecek bir yaklaşımı hâkim kılmaya çalışmalı,
  • Cami dernekleri aktivitelerini geliştirerek caminin bakım, onarım ve sar ihtiyaçlarını sağlamanın yanında, İslam medeniyetini yaşatan bir müesseseye dönüşmeli,
  • Eğitim sistemi kökten değiştirilerek dinî eğitim –din işleri yüksek kurulunun kontrolünde -politika ve ticarete bulaşmamış- vakıflara verilmeli,
  • Camilerde verilecek eğitimi geçerli kılmak için genel eğitim sisteminde gerekli mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır.

Mimar Mehmet Osmanlıoğlu

Yayın Tarihi: 14 Eylül 2021 Salı 11:00
banner25
YORUM EKLE

banner26