Camideki sadaka taşı moloz diye atılmış

Ardında birçok hayır eseri bırakan Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın bir eseri de Karaköy'deki Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camii... Nidayi Sevim yazdı..

Camideki sadaka taşı moloz diye atılmış

Gençlik yıllarımda Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camii'nin önünden geçtiğimde aklım hep “kemankeş” kelimesine takılır, “demek Osmanlı paşaları içinde keman çalanlar da varmış” derdim. Çok sonraları öğrendim, meğer bu keman başka bir keman imiş…

Kemankeşlik, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapılan bir okçuluk sporu. Orta Asya Türkleri’nden gelen kemankeşlik sporu, yüzyıllardır adını çok bilmediğimiz büyük kemankeşlerin (Bosnalı Şüca, Havandelen Solak Bali, Tozkoparan İskender vs.) çıkmasını sağlamış. Bu sporculardan kimilerinin menzil atışları 1275 gez (800-850 metre) mesafeler ile kırılması güç rekorlara imza atmışlar. Osmanlı kemankeşlerinin kendilerine pir olarak sahabeden Ebu Vakkas’ı (r.a.) saydıkları bilgisi de kaynaklarda yer alıyor.

İşte bu kemankeşlerden biri de Kara Mustafa Paşa'dır. Arnavut asıllı olup Avlonyalıydı. Devşirme olarak İstanbul'a getirildi. Yeniçeri Ocağı'na katıldı. Bu ocakta iken Ferhad Ağa'dan okçuluk dersleri aldı ve okçulukta büyük bir yetenek göstererek "Kemankeş" lakabı ile anılmaya başladı. Devletin çeşitli kademelerinde görev aldıktan sonra IV. Murat'ın saltanatının son yıllarında ve I. İbrahim'in saltanatının ilk yıllarında, yaklaşık beş yıl sadrazamlık yaptı. Önemli bir devlet adamı olan paşa 1644 yılında vefatının ardından İstanbul'da Bayezid semtinde 1641 yılında yaptırmış olduğu medresesi yanındaki türbesine gömülmüş. Hem türbesi ve hem de medresesi İstanbul’da 1950'lı yıllarda "imar" adıyla genişletilen yol çalışmaları dolayısıyla ortadan kaybolmuş.

Mekke-i Mükerreme’ye Arafat’tan gelen suyu akıtmak gibi önemli hizmetlere imza atan, ardı sıra birçok hayır eseri bırakan Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın bir eseri de İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki Karaköy semtindedir: Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camii… Karaköy katlı otoparkının tam karşısında yer alır. İçerisinde sahabe makamlarının bulunduğu Yeraltı Camii'ne çok yakın bir konumdadır. Caminin girişinde sıbyan mektebi ve çeşmesi de bulunmaktadır. Çeşmenin alnını celi sülüs hatla yazılıp mermere hak edilmiş son derece nefis Kelime-i Tevhid ibaresi süslüyor. Kuş evleri de yine çeşme cephesinde her zamanki gibi yerini almış. Ana giriş kapısının sağ ve sol yanında yer alan Mühr-ü Süleyman motifi diğer dikkat çekici öğelerden. Geçtiğimiz yıl abdest alma bölümünde bir yangın çıkmış, cami tümüyle yanmaktan kıl payı kurtulmuştu. Sıbyan mektebi bölümü yakın zamana kadar Beyoğlu Din Görevlileri Derneği tarafından kullanılmakta idi. Fakat şu an aynı işlevi görüyor mu? Herhangi bir bilgiye ulaşamadım. Sıbyan mektebinin çatı ve duvarları son derece bakımsız. Öyle ki çatıda ağaç öbekleri oluşmuş. Bir bahçeyi anımsatıyor.

Restorasyon ekibinde tarih bilinci olması lazım

Caminin kesme taştan yapılmış görkemli minaresinin şerefe bölümü yaklaşık on yıldır kullanılamaz durumda. Minarenin çevresini saran korkuluk mermerler düşme tehlikesi sebebiyle yerinden sökülmüş ve yine minareye yaslanmış vaziyette öylece duruyor. Ne zaman eski haline getirilir, buna kim vesile olur bilinmez. Bilinen bir gerçek var, o da bizim ecdad hatıratına pek ehemmiyet göstermediğimizdir.

Bu minarenin dibinde ortadan ikiye bölünmüş antik porfir sütundan dönüştürülmüş bir sadaka taşı vardı. 2009 yılında fotoğraflayıp kayıt altına almıştık. Maalesef bu taş bugün yerinde yok. Halen yapımı devam eden Karaköy Meydanı ve çevresi düzenleme inşaatı sırasında kaybolup gitti. Büyük ihtimalle, ne olduğunu anlamayan çalışanlar tarafından moloz diye kaldırılıp atıldı. Bu sebeple diyoruz ki restorasyon, tamir ve bakım işleriyle uğraşan mimar, mühendis, müteahhit ve bürokratlara, tarih bilinci oluşturacak şekilde eğitim verilsin. Bu tarz işlerde çalıştırılacak personel dahi duyarlı şahıslardan seçilsin. Hatta ihalelerde sadece fiyata bakılmasın. Yapılacak işin hakkıyla yerine getirilip getirilemeyeceği gözetilerek hak edene verilsin restorasyon işleri…

Birkaç gün önce Fatih'te Atik Ali Paşa Camii bahçesinde aynı akıbete uğramak üzere olan bir sadaka taşını tesadüfen son anda fark ederek korumaya aldırdık. Fatih Müftülüğü nezdinde girişimde bulunarak sürece katkıda bulunan Önder Soy hocamıza da bu vesileyle teşekkür ediyoruz…

 

Nidayi Sevim yazdı

Yayın Tarihi: 18 Haziran 2014 Çarşamba 13:55 Güncelleme Tarihi: 18 Haziran 2014, 13:55
YORUM EKLE
YORUMLAR
nurettin durman
nurettin durman - 8 yıl Önce

sevgili Nidai kardeşim bu kıymetli eserleri gündeme getirdiğin için teşekkür ederim.gözüne, gönlüne sağlık, ömrüne bereket olsun...

Salih sağlam
Salih sağlam - 2 yıl Önce

Allah (c.c) sizden razı olsun. Birçok esere sahip çıkmaya çalışıyorsunuz.bizlere güzel bilgiler veriyorsunuz. Ecdadımızı tanıtmaya çalışıyorsunuz. Rabbim iki cihanda yüzünüzü güldürsün.

banner19

banner36