Bursa'da bir mahzun cami Yıldırım Camii

Ey Bursa’ya gelip de Ulu Cami’yi, Emir Sultan Camii’ni, Yeşil Cami’yi hayret ve hayranlıkla geziveren evlad-ı fatihan! Yeşil Cami’den bir, Emir Sultan’ın mekânından ise iki hüzünlü türkü söyleme mesafesi uzaklığında olan Yıldırım Camii’ne de sokuluverseniz dudaklarınızda bir Fatiha kıpırtısıyla…

Bursa'da bir mahzun cami Yıldırım Camii

Bursa, Evliya Çelebi merhumun da dediği gibi “ruhaniyetli şehir” gerçekten. Şehre bu ruhaniyetini veren,  belki Hazreti Süleyman’ın nazarlarıyla Bursa’yı tarayıp hayran kalması, belki de şehrin, kalbini namahreme kapayıp sadece yârâna açmayı bilmesidir; bu, bizim idrakimizi aşan bir şey.

Bu ruhaniyetin nedeninin ne olduğu bilinmese de, herkesin ittifakla kabul ettiği şey, Bursa’nın ruhaniyetli bir şehir olduğudur. Bursa’nın dervişmeşrep entelektüellerinden İrfan Gürol’un yakın zamanda hiç tanımadığı birinden işittiği “Bursa mübarek şehirdir, büyüklerimiz, bu topraklara abdestsiz basmamak gerektiğini söyler.” ifadesi bunun kanıtlarından biridir. Halk, irfanıyla Bursa’nın nasıl bir şehir olduğunu anlamıştır ve adımlarını da buna göre edep üzre atmaktadır.

Erenlerin şehri Bursa

Bursa, erenleriyle de bilinen bir şehir. Zaten Bursa dendiğinde akla ilk gelen isim, yeryüzüne kurduğu zümrüt rengi otağıyla Emir Sultan’dır. Ama Emir Sultan, Bursa’nın en büyük velilerinden olsa da, tek velisi değildir. Şehrin bir kutbunda Üftade Hazretleri, diğer kutbunda Somuncu Baba vardır. Bursa’yı kendisine mekân tutan Seyyid Usul bir yanda, Abdal Baba diğer yandadır. Yine ruhaniyetli Mevlid yazarı Süleyman Çelebi de Bursa’daki Hak dostlarındandır. Kısacası Bursa, maneviyat dünyasının da başkentlerinden biridir.

Mabetler şehridir Bursa

Bir de Bursa, mübarek mabetlerin şehridir. Belki bilinmez ama Müslümanlar, ibadethaneleri de derecelendirmiştir. Bu derecelendirmede Mescid-i Haram ilk sırada, Mescid-i Nebevi ikinci sırada, Mescid-i Aksa üçüncü sırada, Şam’daki Emeviye Camii dördüncü sırada yer alırken, beşinci sıra Bursa Ulu Cami’ye verilmektedir. Yani Bursa’nın en ulu mabedi, aynı zamanda dünya Müslümanları için de en mübarek mabetler arasında yer almaktadır.

Öte yandan, bir hat müzesidir de Bursa Ulu Cami. Bir hat müzesi olması dışında Ulu Cami, namaz kılmaya ayrılan kapalı alan bakımından da Selimiye ve Sultanahmet camilerinden daha büyüktür. Her ne kadar caminin mimarisi bu büyüklüğün anlaşılmasına engel olsa da, kapladığı fizikî alan bakımından değil ama namaz kılmaya ayrılan alan bakımından Bursa Ulu Cami, diğer camilerden daha büyüktür.

Bursa Ulu Cami’nin dört duvarı “vav” harfiyle süslüdür ve bir rivayete göre de Hızır aleyhisselam her gün bir vakit namazı bu vav harfli duvarlardan birinin önünde kılmaktadır. Yani Ulu Cami, Hızır aleyhisselamın da mekânıdır aynı zamanda.

Mahzun cami: Yıldırım Camii

Ulu Cami o kadar şöhret kazanmıştır ki, kazandığı şöhret, yaptırdığı kişinin şöhretini gölgede bırakmıştır. Dünyaya böyle bir şaheseri hediye eden Yıldırım Bayezıt’tır ve Yıldırım Bayezit’ın Bursa’da 14. yüzyılda inşa ettirdiği külliyede yer alan bir de mahzun camisi vardır. O cami de, Bursa’nın doğusunda Yıldırım semtindeki kendi adını taşıyan Yıldırım Camii’dir.

Bursa’ya gelen kaç kişi Yıldırım Camii’ni gezip görmek niyetiyle gelir bilmem ama emin olun ki gezilip görülesi bir camidir Yıldırım Camii. Hem ince işçiliği, hem süslemeleri ve hem de taşıdığı hüzün yüzünden ziyaret edilmelidir bu cami.

Çünkü bu caminin banisi, bir yönüyle kudreti, bir yönüyle de hüzünlü bir çöküşü simgeleyen Yıldırım Bayezit’tir. O Yıldırım ki İslam dünyasının en önemli, en mübarek camilerinden biri olan Ulu Cami’yi yaptıran kişidir. Yine o Yıldırım ki, başında bulunduğu ordunun Timur’a yenilmesi sonucu yıkılan Osmanlı devletinin başındaki kişidir. Bir kudretli yükselişi ve bir hüzünlü çöküşü aynı anda yaşayan kişidir yani.

Yıldırım’ın bu yazgısını, mührünü vurduğu iki cami üzerinden de okuyabiliriz: İslam dünyasının en mübarek beş camiinden biri olan Muhteşem Ulu Cami ve mahzun Yıldırım Camii…

Yarım kalan bir hayalin peşinde…

Ulu Cami’yi yaptırarak Osmanlının artık bir bölge devleti değil, bir cihan devleti ufkunu devlete kazandıran Yıldırım Bayezit Han’ın Timur karşısında yenilmesiyle, Osmanlının ilerlemesi hiç beklenmedik şekilde durakladı. Bu zamanlarda yapımı devam eden Yıldırım Camii de sahipsiz ve yarım kaldı.

Yapımına başlandığında her şeyine özenilen Yıldırım Camii, Bursa kemerinin ilk kullanıldığı cami olarak da bilinir. Taşıyıcılık özelliği fazla olmasa da, bir estetik harikası olan bu kemer tipi, ortası düz, yanları ise dörtte bir daire biçiminden oluşmaktadır. Bu kemer tipi Yıldırım Camii’nde ilk kez kullanıldıktan sonra çok büyük yaygınlık kazanıp her yerde kullanılır olmuş ve kayıtlara da “Bursa Kemeri” olarak geçmiştir.

Camideki çini işlemeler, süslemeler ve kesme taşların varlığı, caminin gerçekte özenilerek yapılmaya başlandığını ve tamamlansaydı belki de işçilik ve sanat eserine sahip olma anlamında Türkiye’nin en gözde mabetlerinden biri olacağının ipuçlarını vermektedir.

Banisinin talihsizliği dolayısıyla yarım ve mahzun kalan cami, nice zaman sonra Yıldırım’ın oğlu Çelebi Sultan Mehmet tarafından sağlanan gelirle tamamlanmıştır ama vakfiyesi az olduğu için diğer camilere kıyasla biraz garip, biraz mahzun kalmıştır. Yüz yıllardır süregelen bu hüzün, günümüzde de devam etmektedir.

Ey Bursa’ya gelip de Ulu Cami’yi, Emir Sultan Camii’ni, Yeşil Cami’yi hayret ve hayranlıkla geziveren evlad-ı fatihan! Yeşil Cami’den bir, Emir Sultan’ın mekânından ise iki hüzünlü türkü söyleme mesafesi uzaklığında olan Yıldırım Camii’ne de sokuluverseniz dudaklarınızda bir Fatiha kıpırtısıyla…

Ahmet Serin, bir hüznün peşine düştü

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2019, 09:58
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13