banner17

Burkina'da Eve Gelen Misafire Önce Su İkram Edilir

Burkina Faso'da beraber çalıştığımız öğretmen arkadaşların evlerine ziyaretlere gidiyoruz. Her birinde diğerinden çok ilginç manzaralarla karşılaşmak mümkün. Haşim Akın yazdı.

Burkina'da Eve Gelen Misafire Önce Su İkram Edilir

Siz hiç birisini ziyarete gittiniz mi? Yok öyle değil. Akraba veya yakın dostun dışında birisinin evine kısa bir ziyaret. İçinizden böyle bir ziyareti geçekleştirenler olmuştur.

Burkina Faso’da akrabalık ilişkileri bizdekinden çok daha sıcak olarak yaşanır. Ama burada özellikle işçi –patron arası ilişkiler çok açıktır. Kast sistemi kendi içinde geçerli yani...

Beraber çalıştığımız öğretmen arkadaşların evlerine ziyaretlere gidiyoruz. Her birinde diğerinden çok ilginç manzaralarla karşılaşmak mümkün. Sadece evi değil, aileyi, komşuları ve onların yüz hatlarını da görebiliyoruz. O zaman sevgili peygamberimizin ziyaretleşme konusundaki hadis-i şeriflerini daha iyi anlıyoruz. Ayrı bir mana veriyor insana... Yapılan kısa bir ziyaretin insanı nasıl bu kadar mutlu edebileceğini ancak o zaman daha yakından hissediyoruz. Bunu gözlesem de onların ruh dünyalarını idrakin hâlâ zor olduğu kanaatindeyim.

Okulumuzda tarih- coğrafya öğretmeni olarak çalışan bir arkadaşın evine ziyarete gittik. Bir saate yakın zamanımız yolda geçti. Ev, şehrin uzak bir mahallesindeymiş. Nihayet bulduk. Tabi arkadaşımız okula motorla geliyor bu kadar mesafeyi. “Kolay gelsin” deyip dua ediyoruz.

Bir bahçede kırk ev

Kiralık evlerin çoğunlukla ortak bir bahçesi olur. Bahçe kapısında girince sağlı sollu aynı bahçeye açılan kapılar vardır. Bunların ikiden başlayıp, kırka kadar gidenini gördüm. Her evin önünde minik balkona benzer bir yer olur. Evlerin tek hava- ışık alma yeri bu ortak bahçedir. Bu kapıdan direkt olarak hem salon, hem oturma odası ve aynı zamanda mutfak olarak kullanılan bölüme girilir. İçeriye doğru bir kapı daha vardır ki ben o bölümü hiç görmedim. Tuvalet ve banyo bahçede ve bu bahçe içindeki tüm komşular için ortaktır. Genellikle bahçede bir adet de çeşme olur ve su da buradan ortak olarak alınır. Hava çok sıcak olduğu için özellikle akşamları yemek, oturma ve uyuma bu balkoncukta yapılır. Bazı sitelerde balkonların arasında bir metre yüksekliğinde bir duvar vardır. Yemek, birçok evde küçük ve seyyar bir ocakla veya odun kömürü yakılan mangal ile bu balkonda pişirilir.

Bu bahçelere girdiğimizde tüm gözler bahçeye giren ve içinde beyaz adamın da olduğu topluluğa çevrilir. Sağlı sollu evinin önünde oturanlara selam verilir. Evden neredeyse üzerine hiçbir şey almadan çıkıvermiş diyeceğiniz kadar rahat kadın- erkek görmek mümkün.  Çok kültürlü ve çok dinli bir toplum burası.

Eve gelen misafire önce su ikram edilir

İşte böyle bir siteye ulaştık. Bahçede kendisini kendi özel odasında zanneden bir kadın yatıyordu. Bir de bebek sürünüyor. Öğretmen arkadaşımız selam verip burayı geçince buna sevindik. Yukarıda anlattığım gibi bir odaya girdik. Tam bir bekâr evi. Eşi bir köyde öğretmen olan arkadaşımız, evde yalnız kalıyormuş. Ama heyecanından eli ayağı titriyor. Burkina’da eve gelen misafire önce su ikram edilir. Yolda markete uğrayıp aldığı suyu ikram etti. Sonra da meyve suyu… Ama tahminin üzerinde büyük bir heyecan.

Az sonra komşusu olan yaşlı bir kadın bizi selamlamak için geldi. İyi derece Fransızca konuşmasından eğitimli birisi olduğunu anladık. Komşusu böyle bir misafirlikte bize yemek de ikram etmek istedi. Sehpada duran yemekten azıcık da olsa yemeye hazırlanmıştık. Ama ikinci kanaldan yapılan konuşmaların sonunda yemeği yemeden ayrıldık. Muhtemelen kılavuzluk yapan müdür arkadaşım, bizim yerel yemekleri yeme konusunda sıkıntı çekeceğimizi söyleyip müsaade istedi.

Ama biz öğretmenimize bu evi satın alıp hediye etsek bu kadar heyecan ve mutluluğu yaşamazdı. Bunu her halinden anlıyorsunuz. Bilmem kaç kez teşekkür etmiştir. Hangi duaları yapmıştır. “Âmin!” denilişinden dua cümlesi olduğunu anladığım ama manasını bilemediğim dualara biz de “Âmin!” diyoruz.

Kardeş olmayı söylemek yetmiyormuş

Vedalaşırken eline verdiğimiz küçük bir hediye karşısında yeniden hayrete düştü. Yani beyaz adam (!) hem eve gelmiş hem de hediye vermiş. Onun için çok ilginç… Bizim için gün bitti, görev tamam oldu derken, ikinci gün odaya okul müdürümüzle beraber tekrar geldi. Dünkü ziyaret için arka arkaya teşekkür etti. Mutluluğunu ifade için bizi de mahcup edecek tavırlara girdi.

Burada büyüklerle tokalaşırken, sol el sağ elin dirseğinden tutulur ve dizler hafifçe kırılır. (Bu diz kırma işi, karşıdakinin saygı seviyesine göre artırılır. Tamamen oturmak da var.) Bu bizdeki büyüklerin elini öpmeye benzer. Biraz da rükûa benzediği için bizi ilk zamanlar çok rahatsız ediyordu. Ama şimdi alıştık. Bunu yok etmek mümkün değil. Okulda öğretmen arkadaşlarımızla normal olarak tokalaşırız. Biz buna alışığız. Ama bu öğretmenimizle ayrılırken, yukarıda tasvir etmeye çalıştığım şekilde tokalaştık. Bu bizi rahatsız etse de anlamı çok farklıydı. Yani işyeri arkadaşlığını aşmış bir özel saygınının işaretiydi.

Kardeş olmayı söylemek yetmiyormuş. Sahabenin deyimiyle; “Fidâke ebî ve ümmî Yâ Rasûlallah!” (Anam babam sana feda olsun Ey Allah’ın Rasülü…) diyoruz. Bize şeksiz - şüphesiz örnek ve önder olduğuna iman ettiğimiz Allah’ın Habibi bize kendi yanına verilmiş ilahi gerçeği bir de uygulamalı olarak gösteriyor.

Galiba buna her yerde ihtiyacımız var. Kardeşliğe en çok muhtaç olduğumuz şu günlerde de…

 

Haşim Akın

Güncelleme Tarihi: 21 Mart 2017, 16:53
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
S.Selman Gündüzalp
S.Selman Gündüzalp - 2 yıl Önce

Emeğine ,yüreğine sağlık.Haşim Kardeşim.Rabbim hizmetinikabul buyursun inşaAllah...

banner8

banner19

banner20