Bu kahvehanelerin müdavimleri aydınlardı

Cem Sökmen’in “Aydınların İletişim Ortamı Olarak Eski İstanbul Kahvehaneleri” adlı kitabı etrafında bir söyleşi gerçekleştirildi.

Bu kahvehanelerin müdavimleri aydınlardı

 

“İstanbul Sohbetleri” başlıklı seminer ve söyleşi programının 8. oturumunda yazar ve Ötüken Neşriyat editörü Cem Sökmen’i dinlemek üzere Fatih’te Ali Emiri Kültür Merkezi’nde idik. Geçtiğimiz sene Aydınların İletişim Ortamı Olarak Eski İstanbul Kahvehaneleri adlı kitabı okurlarıyla buluşan Cem Sökmen, bu söyleşide bize eski İstanbul kahvehanelerini anlattı.

Etkinliği düzenleyen, 4. yılını doldurmuş ve gönüllülük esasına dayalı ilkeler benimsemiş oluşumun yani İstanbul Semtleri’nin kurucusu Rasim Acar, Cem Sökmen ile söyleşiye ‘bu çalışma nasıl ortaya çıktı’ diye sorarak başladı. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümünde okurken Suriçi’ni keşfeden konuşmacı zaman içerisinde vakıflara tahsis edilen tarihî yapılardan bahsetti. Çorlulu, Türk Ocağı, Kubbealtı, Birlik ve Türk Edebiyat Vakfı gibi yapıların yerinde o zamanlar çay bahçeleri bulunurmuş. Bugünün radyocuları, gazetecileri ve diğer entelektüel zevatı, o zamanlar bu çay bahçelerinde bir araya gelip sohbet ederlermiş. Bu meyanda şu anekdotu da aktardı Cem Sökmen: O sıralar Türk Edebiyatı Vakfı’nda, konferanslar öncesinde kısa konuşmalar yaparmış Ahmet Kabaklı ve bir konuşması esnasında “İstanbul’da öğrenim görmek, kültürel ortamlar değerlendirildiği vakit, 2 okul okumak gibidir” demiş.Cem Sökmen

Cem Sökmen, Mehmed Niyazi’nin Yazarlar Birliği’ndeki sohbetlerini dinleyerek karar vermiş asıl itibari ile kahvehaneleri araştırmaya. Fakat “bu konu hâlâ münbit, bu çalışma alanları hâlâ bakir” diyor Cem Bey.

Söyleşi mevzuu olan Eski İstanbul Kahvehaneleri kitabına geçmeden önce “kahvehane nedir” sorusuna cevap verdi Cem Sökmen. Buna göre, Osmanlı döneminde ilk kahvehanenin Tahtakale semtinde Halep’ten gelen 2 kişi tarafından açıldığını söyledi. 1600’lerde 4 tür kahvehane olduğunu da ekleyen Sökmen, bunların “esnaf”, “mahalle”, “âşık” ve “yeniçeri”lere özel olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Bunlardan âşık kahvehaneleri zaman içinde ‘Mevlevi’ kahvehanelerine, yeniçeri kahvehaneleri de ‘tulumbacı’ kahvehanelerine dönüşmüş. Selim Nüzhet Gerçek, İstanbul’dan Ben de Geçtim adlı kitabında ilk kahvehanelerde kitap, gazete, dergi ve süreli yayınlar bunduğu için ‘kıraathane’ dendiğinden bahseder. Sözlü kültür sebebi ile kahvehaneler ve kıraathaneler hakkında yeterince yazılı esere rastlanmamaktadır. Bunun sebebi; yaşadığını yazmama durumunun hem halk tabakasında hem de yazar kesiminde hâkim oluşudur.”

Kahvehanelerin eskiden toplumda haberleşme ortamı olduğunu da söyleyen Cem Sökmen, insanların buralarda birbirlerinin bilincini açıp ufkuna katkı sağladığını belirtti. Bu noktada Süheyl Ünver’in “Bilginin 4’te 3’ü sohbette, 4’te 1’i okuyarak kazanılır” sözünü de nakletti konuşmacı.

Cem Sökmen, söyleşinin devamında kitaba konu olan bazı kahvehaneleri ve kimlerin müdavimi olduğunu kısaca anlattı.

1. Le Bone Pastanesi: Kahvehanelerin genel itibariyle kuruluş tarihleri net olarak bilinmiyor olmasına rağmen, 1850’lerde kurulduğu tahmin edilen bu pastane, Narmanlı han yakınında, Şark Aynalı Pasaj girişinde imiş. 1936’da aynı cadde üzerinde karşı sıraya geçmiş, 1940’lara kadar da saray erkânını ve Yahya Kemal gibi yazarları ağırlarmış.

2. Markiz Pastanesi: Le Bone pastanesi karşı sıraya geçince kapanmış ve bayrağı Markiz pastanesi devralmış. 1940-70 arası Atilla İlhan, Haldun Taner, Hilmi Yavuz gibi yazarları ağırlamış. 1970’te kapandığı zaman yerine oto yedek parça satışı yapan bir dükkân açılmış ve Haldun Taner Le Bone için mücadele yürütürken bu dükkânın yeni sahiplerini çıkarmış, mekâna da tarihi eser hükmü verilmiş fakat bina işlevsiz şekilde beklemek durumunda kalmış. 2003’te eski hüviyetine bürünmesi gayesi ile açılmış fakat 2006’da tekrar kapanmış. Markiz pastanesinin yerinde bugün tabldot yemek servisi yapan bir restoran bulunmakta.

3. Baylan Pastanesi: 2 şubesi varmış ve İstiklal’deki şubenin yerinde şu an bir tekstil firması bulunuyormuş. 1937’de kapanıp 1964’te bir Türkçe kampanyası sonrası adı değişen pastanenin müdavimleri arasında Kemal Tahir, Halit Refik gibi zatlar varmış. Baylan pastanesi 1967’de kapanmış.

Cem Sökmen4. Eftalikus Kahvesi: Rumca 7 kız anlamına gelen Eftalikus’un ilk adı Cafe D'Europe imiş. 1923’ten sonra ismi ‘Ulus’a çevrilmesine rağmen müdavimleri hâlâ Eftalikus olarak isimlendirmeye devam etmişler. Maalesef o da 1960’larda gazinoya çevrilmiş.

5. Elif Kahvesi: Asmalı Mescit sokakta bugün de ayakta olan bir handa bulunmakta imiş. 1940-50 başlarında müdavimleri arasında Cemil Meriç, Sait Faik, Atilla İlhan bulunmakta imiş. Cemil Meriç ve arkadaşlarının bir masa başında çekilmiş meşhur resmi de burada çekilmiş. Bir süre sonra yerine mobilyacı dükkânı açılan Elif kahvesi, şu an kapalı bulunmaktadır.

6. Hacı Reşit’in Yeri: 1960’lara kadar yaşayan bu mekân Yavru’nun Çayhanesi adı ile Damat İbrahim Paşa camiinin civarındaki dükkânlardan birinde hizmet vermeye devam etmiştir. Aynı mekânda uzun yıllar Fuad Köprülü, Neyzen Tevfik gibi önemli iismler boy göstermiş.

7. Haliç Kıraathanesi: Hasan Ali Yücel, Hilmi Ziya Ülken gibi isimlerin katılımı ile felsefe kulübü burada kurulmuş.

8. Dar-ül Bedayi Kahvehanesi: Binanın şu anki yerinde Letafet apartmanı bulunmaktadır.

9. Dar-ül Fünûn Kahvehanesi: Mekânın müdavimleri arasında Tarık Buğra ve Ahmet Hamdi Tanpınar da bulunmaktadır. Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde bu mekândan bahseder. Buradan hareketle esafil-i şark (şarkın sefilleri) karamı üretilmiştir.

10. Fevziye Kıraathanesi: Kıraathane, Şehzadebaşı Caddesi’nde, otelin bulunduğu köşede imiş. İlk sinema gösterimi Beyoğlu’nda bir kıraathanede yapıldıktan sonra, ikinci gösterim burada yapılmış.

11. İkbal Kıraathanesi: Nur-u Osmaniye’nin Babıâli yönü avlusunun karşı sağ köşesinde bulunurmuş. 80 yıllık geçmişe sahip olan kıraathane, 65’te kapanmış. Mütareke devrinde Yahya Kemal ve Dergah dergisi ekibi, Hasan Ali Yücel gibi müdavimlerin yanı sıra Tanpınar da buraya ara sıra uğrarmış. Beş Şehir’de de buradan bahsetmiş.

12. Meserret Kıraathanesi: 1960’lara kadar yaşamış. 1980-2000 arası yerine Ziraat Bankası açılmış. Sait Faik buranın müdavimi imiş. İlk adı Yıldız iken, Sultan Abdülhamit’ten çekinip Yaldız’a dönüştürülmüş; 1920’lerden sonra ise adı Meserret olmuş. Gazeteciler Cemiyeti de ilk toplantılarını burada yapmıştır.Cem Sökmen

13. Sarafim: 1857’de kurulup kıraathane ismi ile bilinen ilk mekân olan Sarafim; gazete ve dergilere arşivlik hizmeti de görmüş o dönemlerde. 10-15 günlük aralar ile bu gazete ve dergilerden Kırım Savaşı takibi yapılırmış. 1915’lere kadar yaşayan kıraathanenin döneminde kitabevleri yokmuş ve yeni basılan kitaplar bu kıraathanede satılırmış. Sarafim ismi ile mühür ve yayınlar da bulunmuştur. O zamana kadar tönbeki de bu dükkânlarda satılmakta imiş.

14. Küllük: İstanbul kahvehaneleri içinde en meşhur olandır, kapanması ile Sarafim’in bayrağını devralmıştır. 1955’te kurulan Küllük, o sıralar Vatan ve Millet caddelerinin yapımının da dâhil olduğu büyük imar faaliyetleri sebebi ile yıkılan kahvehanelerdendir. Hem Aksaray yönüne hem de diğer tarafa bakan cepheleri varmış. Kışın kulübeli kısımda, yazın ağaçların altında bahçede oturulurmuş. 10. Yıl Marşı’nın yazıldığı bu kıraathanenin müdavimleri arasında Tarık Buğra da bulunmakta imiş. Kendisi okulu bırakıp parasız kaldığı sıralarda, sandalyeleri birleştirip, bazı yaz geceleri burada yatarmış.

15. Marmara Kıraathanesi: Küllük 56-57 gibi yıkılınca, yerine açılan Marmara kıraathanesi bayrağı devralmış. İzzettin Şâdan, Mükremin Halik gibi o dönemin meşhur isimleri de müdavimlerdenmiş. Müdavimler birbirlerini ‘Marmaratör’ diye çağırırlarmış.

16. Acem Kahvehanesi: Marmara kıraathanesi kapanınca, yerine Acem kahvehanesi açılmış ve bugünkü Marmara Üniversitesi Edebiyat Fakültesi karşısında bulunan kahvehane kapandığında; önce yerine bir kebapçı, ardından da bir butik açılmıştır. Müdavimleri arasında Mükremin Halil gibi isimler bulunurmuş ve kendisi ‘üniversiteler, kütüphaneler burada, medeni insan başka nerede yaşar’ diye sorarmış.

 

Fatma Betül Demirel haber verdi

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2013, 09:54
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13