Bu çeşmelerden de gözyaşı akıyor!

Sadullah Yıldız, 2 sene önce gezdiği ve hallerini Dünyabizim'de yazdığı çeşmeleri, geçtiğimiz günlerde yine ziyaret etmiş ve değişen bir şey olmadığını görmüş. Buna rağmen yeni rotalarla tarihi çeşmeleri gündeme getirmeye devame diyor Yıldız.

Bu çeşmelerden de gözyaşı akıyor!

Bu satırları kaleme almadan önce, evvelinde yayınlanmış derlememizde yer alan çeşmelerin yarısını içeren rotada şöyle bir gezineyim dedim. Yani şunlarda. O yazıdaki içeriğin infial yaratması benim için de sürpriz olurdu tabii ki ama yaratmaması hepimiz için olmalı; onu benim yazmış olmamdan değil, içinde ne olduğuyla ilgili bir dikkat bu. Akif diyor ya; kimin söylediği değil ne söylediği önemli diye, o baptan.

Çeşmelerin çoğu bıraktığım gibi duruyordu; harap ve bezgin. Bir tanesinin üzerindeki askere yollanan sevgili, mahalledeki diğer çocuklara edilmiş küfürler ve ilan-ı aşk yazıları gitmiş, kuvvetle muhtemel ki çevreden birinin bulduğu çözüm olarak gri yağlı boyayla yüzlerce yıllık taşları kaplanmıştı. Artık daha temiz gözüktüğü kesindi ama muhtemelen bir şeyler dönmemek üzere veda etmişti tarihî taşlara. Hoş, belediyenin mezarlık restorasyonlarında kullandığı sprey benzeri kimyasalların bu asırlık madenlere zarar verdiği ve ömürlerini kısalttığı iddiaları henüz cevaplanmamışken gri yağlı boya da absürt bir çözüm değil ya…

(1)
(2)
(3)
(4)
(5)

Huda rûh-ı revanın âb-ı kevserle ide irvâ’”

Pek de tarihî esere rastlama ihtimalimizin olmadığını düşüneceğimiz -zira tamamıyla sanayiye ve atölyelere terk edilmiş bir bölgedir- ancak İstanbul’un en eski yerleşim mevkilerinden Edirne Asfaltı’yla başlayalım. Rami cihetini arkanıza alıp Edirnekapı’ya doğru ilerlerken şehitliğe varmadan solunuzda Öküzcü Mehmet Paşa Çeşmesi merhaba diyor. Kurnası tahrip edilmiş ve yalağı da işe yaramayan mobilyaların ve bilumum çer çöpün toplandığı kullanışlı bir işlevde. Öyle gözüküyor ki vızır vızır arabaların geçtiği bu yol kenarında çöpçülerin de dikkat edip alabileceği kadar açıkta değil bu zerzevat. (1)

Bu mevkiyle Topçular arasını şimdilik hızla geçelim zira burası karışık ve bol sokaklı apayrı bir keşif sahası; buraya bilahare uğrayacağız. Eyüp Meydanı civarındaki Afife Hanım (Afîfe Hânum oldı garka-i rahmet bu mevki’de/ Huda rûh-ı revanın âb-ı kevserle ide irvâ’) adına oğlu tarafından yaptırılmış sade eserin ayna taşı civarının elden geçmesi gerekiyor. Musluktan sonra başlayan yosunlaşma da herhâlde zararsız ancak giderilebilir cinsten arızî bir durum. (2)

Hemen yakınınızdaki Eyüp sahiline inen aralıklardan birini kullanıp araba yoluna nazır Mehterhane’ye gelin ve hem bu hendesenin kitabelerini seyredin, hem de önünde mütevazı bir edayla duran küçük çeşmeyi ziyaret edin.

Yaman bir Çerkes evladı olan Tunuslu Hayreddin Paşa, şanını eserinden okuyamayacağınız bir iz bırakmıştır bu meydancığa. Kitabesindeki “sadr-ı esbak” ifadesinden anlaşılıyor ki sadareti döneminde değil, emekliliğinde yaptırmış Paşa bu küçük çeşmeyi ancak garip olan bu değil, altındaki ibare. 1310 tarihli bu çeşmede şu da yazıyor: “Murad Ülker hayratı.” Çeşmenin civar taşları kırılmış ve bakımsızlığını açıkça belli ediyor. Ayrıca yazısı da silinmeye başlamış. (3)

Çeşmeyi arkamıza alıp Silahtarağa Caddesi boyunca ilerleyelim ve Topçular’dan inerken yaptığımız gibi ne solumuzdaki mezarlığa ne de ara ara gelecek -semtin meydanına açılan- sokaklara uğramadan ilerleyelim; cadde boyunca iki çeşme daha göreceğiz. İlki kitabesiz ve isimsiz (4), ikinci kitabeli ama isimsiz (5). Ayna taşları ve kurnalarında kırıklar ve darbeler var. Sağ sollarından otlar büyümüş. Evvela bakım ve onarımlarının yapılması, daha sonra da bu çeşmelerin ecdattan kimler tarafından burada vakfedildiğine dair birer tarihçenin kondurulması lazım başlarına.

(6)
(7)
(8)
(9)
(10)

Biraz geri dönüp Eyüp meydana açılan sokaktan girdiğimizde sağımızda büyükçe Kanunî Sultan Süleyman Çeşmesi gözükecek. Çeşmenin saçakları yok ancak bir kulübenin içerisine inşa edilmişler gibi durmalarına sebep olan üst kemeleri var. Açıklamaya göre 1997’de restore edilmiş ve büyük sultanın semtte yaptırdığı üç çeşmenin en meşhuruymuş.

Çeşmenin üstündeki iki pencereyi merak edenler için: Bir namazgâhmış bu çeşmenin üst katı. Öğle vakitlerinde altta abdesti alıp sağdaki taş merdivenlerden çıktıktan sonra üstte kaylule yapmak için ideal, değil mi; üstelik hemen karşınızdaki kabristandan ne kuş sesleri gelir o devrin sessizliğinde. Ancak tüm bu hayalleri kurabilmek için öncelikle çeşmenin yalağında birikmiş çöpler temizlenmeli, taş yuvasında ve musluğu civarındaki yazılar temizlenmeli, aldığı hasar giderilmeli. (6)

(11)
(12)
(13)
(14)
(15)

Çeşmeyi caminin arka duvarına yapmak

Şimdi semtten semte atlayabiliriz. Eminönü sahilinden Galata’ya çıkarken Yüksek Kaldırım Caddesi’ni tam Galata Kulesi hizasından kesen Lüleci Hendek Sokak’ın başlangıcında acı bir manzara karşılıyor insanı. Beyoğlu’nun başka mevkilerinde de rastlanan Mustafa Kemal büstü çizimlerinden biri, harikulade bir çeşmenin kitabesi altındaki nişe itinayla çizilip bırakılmış. Başka çizim ve yazılar da var çeşme üzerinde. (7)

Fatih Camii’nin hem Boyacı (8) hem Börekçi (9) kapılarının çıkışlarındaki çeşmelerin de iç açıcı olduğu pek söylenemez. Bakımsız hatta harp gazisi manzarası arz ediyorlar ne yazık ki.

Önceki yazımızda 4 numarayla zikrettiğimiz ve Boyacı kapısının az ilerisinde rezil bir şekle sokulmuş küçük çeşmeyi de sormayın, aradan geçen iki yıla karşın rezaletinden azıcık olsun kurtarılmış değil. Eh, iki çıkıştakileri ihmal ederiz de Cibali çıkışındaki durur mu; bir de oradan manzara sunalım: (10)

Malta çarşısı hizasındaki Hafız Ahmet Paşa Camii önden bakınca çeşmesiz; ancak bir alt sokağa geçip caminin tellerle çevrili (niye acaba?) çimlerini gördüğünüzde, arka duvarda bir çeşme olduğunu görüyorsunuz. Bu pek de rastlanılır bir durum değil; çeşmeyi caminin arka duvarına yapmak. Temiz olmakla beraber küçük kırık dökükleri de yok değil bu kitabesiz çeşmenin. (11)

İsmail Ağa yakınındaki Beyceğiz Camii, civardaki tarihî eser bolluğundan dolayı dikkati pek çekmiyor olsa gerek. Zira çeşmesi öyle bir hâlde ki “nasıl olsa bundan çok var” gibi bir vaziyete sokulmuş. (12)

Bu civardan çok uzaklaşmadan Yavuz Sultan Selim mahallesinden durumu pek gönül ferahlatıcı olmayan iki çeşme daha zikredelim: İstanbul’u yükseklerden seyretmek için gezginlerin uğrak noktalarından bu mahalle, Fatih’in en zevkli varoşlarından biri ama yollarda rastladığınız tarihî eserlerin durumu da ihmalden nasibini almış. İncebel Sokak’taki (13) yine ince birtakım dertlerden muzdarip ancak Çırakçı Çeşmesi Sokak’takinin (14) durumu ondan fena.

(16)
(17)
(18)

Bu baptan sayılabilecek durumdaki diğerleri: Kumkapı üstünde, Kadırga Meydanı’ndaki (15), Binbirdirek’te Katip Sinan Sokak’taki Mehmet Ağa Çeşmesi (16). Bunun hele kitabesi nerdeyse okunamaz vaziyette. Yine de İstanbul ortalamasında hiç de kötü durumda değiller aslına bakarsanız!

İskender Paşa mahallesi diye geçen ancak Horhor yokuşunun sağı desek daha kolay anlaşılacak Toprak Sokak’taki çeşmeyi asfalt yutmuş. Yutmasa da çeşme çoktan emekliliğini istemiş gözüküyor. Bir an evvel temizlenip insan içine çıkabileceği hâle getirmeli ve kaldırımdan da paçasını kurtarmalı. Ayrıca kayıplara karışmış kitabesini de varsa kaynaklardan yahut eski fotoğraflardan bulup yeniden yaptırmalı. (17)

İstanbul Valiliği ve Nuruosmaniye Camii arasındaki zengin tarihî eser bölgesi, zenginliği nispetinde bakım ve özene muhataptır demek biraz zor. Cağaloğlu’na giderken Cezerî Kasım Paşa Camii önündeki çeşmeyi ara sıra ilan panosu niyetine kullanıyoruz ve kitabesi de yakında hiç okunamaz bir hâle gelecek. (18)

 

Fotoğrafları büyütmek için üzerlerini tıklayınız.

 

Sadullah Yıldız gezdi, gördü, yazdı

Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2015, 17:05
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
İbrahim
İbrahim - 3 yıl Önce

Haberde geçen üç numaralı çeşme daha önce bu civarda varolan ancak simdilerde bulunmayan bir cesme ve aynaliga nazireten son dönemlerde Murat Ülker Sponsorluğunda tekrar yapılmıştır. Bu Çeşme benzeri bir uygulama yine Eyüp belediyesi sınırlarında Alibeyköy semti neydanınada yapılmıştır. Zaten mimari zevkinden yada zevksizliğinden demek daha doğru olur durum anlaşılmaktadır vesselam.

banner19