Britanya Kütüphanesi (The British Library)

Kütüphane, öğe sayısı bakımından dünyanın en büyüğü kabul ediliyor. Koleksiyonu o kadar geniş bir yelpazeye sahip ki bunların tamamını sadece görmek bile yıllar sürebilir.

Britanya Kütüphanesi (The British Library)

İngiliz Kütüphanesi adıyla da bilinen Britanya Kütüphanesi, 1 Temmuz 1753 yılında kurulmuştur. Başlangıçta British Museum’un bir parçası olsa da 1972 yılında çıkarılan yasayla ondan ayrılır. Önemli bir araştırma kütüphanesi olan kurum, içerisinde 170 milyondan fazla eser barındırır. Bu zengin envanteri çeşitli ülke ve dillere ait dergiler, gazeteler, ses ve müzik kayıtları, dijital kitaplar, haritalar, videolar ve elyazmaları şeklinde kategorize etmek mümkün. Kütüphanede tarihi MÖ 2000’li yıllara kadar uzanan nadir eserler de mevcut. Ayrıca Leonardo da Vinci’nin not defteri, Beatles’ın çalışmaları ve Mozart’a ait notlar gibi birçok değerli esere de ev sahipliği yapıyor.

Kütüphane, öğe sayısı bakımından dünyanın en büyüğü kabul ediliyor. Koleksiyonu o kadar geniş bir yelpazeye sahip ki bunların tamamını sadece görmek bile yıllar sürebilir. Kitap ve elyazmalarının yanısıra videolar, oyun senaryoları, patentler, veritabanları, haritalar, pullar, özel baskılar ve çizimler koleksiyonun nadide parçalarındandır. Her yıl 1,5 milyon ziyaretçiye kapılarını açan kütüphane, yılda 3 milyon yeni kitabı rafl arına ekliyor. Toplam raf alanı 746 kilometre. Dijital koleksiyonlar ise 1 petabaytın üzerinde. Kütüphane aynı anda 1200’den fazla okuyucuya hizmet verebiliyor.

Kütüphanenin bu denli zengin içeriğe sahip olması biraz da kraliyet ailelerinin desteğini almasından kaynaklanıyor. Kral II. George’un zengin bağış koleksiyonu örneğinden hareketle kütüphanenin onların yaptığı bağışlardan beslendiğini söylemek abartı olmaz. Ayrıca bu zengin koleksiyonun ardında sömürge mirasının yattığını da hatırlatmak gerekir. Bir zamanlar üzerinde güneş batmayan imparatorluk olarak şöhret kazanan Britanya, sömürgeleştirdiği ülkelerin her türlü kaynağını merkeze taşımıştır. Şüphesiz bunların arasında kitaplar başı çekiyordu.

Sayıca fazla olması sebebiyle gazetelere “Gazeteler Kütüphanesi” adıyla ayrı bir bölüm ayrılmıştır. 2. Dünya Savaşı sırasında bina zarar görmüş, kitaplar ve gazeteler de yıpranmıştır. En büyük hasar gazete bölümünde meydana gelmiştir. Öyle ki gazete koleksiyonları hâlâ tamamlanamamıştır. Ziyaretçiler bu eksik gazetelerden birini talep ettiğinde ise karşısına diğerlerinden farklı bir fi ş çıkar. Savaş sırasında yok olan gazetelerin fi şinde “destroyed” kelimesinin ilk harfi olan “d” harfi kullanılır. Böylece hem okuyucunun isteği kibarca geri çevrilmiş olur, hem de savaşın yıkıcı hatırası tazelenir.

Kuruluş yıllarında kütüphaneden yalnızca araştırmacılar yararlanabiliyordu. Öğrenciler ancak aradıklarını başka bir kütüphanede bulamadıklarında ve yapacakları araştırma ile ilgili profesörlerinden bir tavsiye mektubu getirmek kaydıyla araştırma yapabiliyorlardı. Günümüzde ise artık bu koleksiyonlar herkese açık.

Kütüphane geniş bir personel kadrosuna sahip ve bu kişileri özenle seçiyor. Kütüphanecilik mezunları ve kütüphaneciler derneğinden —kütüphanelerde yaptıkları staj sonrası— diploma almış üniversite öğrencileri de burada görev alabiliyor.

Kaynak: Z Dergi-Kütüphaneler, sayı 5

Yayın Tarihi: 25 Haziran 2021 Cuma 11:00 Güncelleme Tarihi: 28 Haziran 2021, 08:00
banner25
YORUM EKLE

banner26