Birlik ipi çözüleliberi binbir müşküle düştük

Üsküdar'da Küçük Selimiye Camii'nin avlusundayım. İkindi ezanı yakın. Güneş eğilmiş, ışık eğilmiş, dallar eğilmiş, ezan okundu, gönüller ve başlar da eğildi. Tuğba Kaya yazdı.

Birlik ipi çözüleliberi binbir müşküle düştük

Çınarların altı kuru yapraklarla dolmuştu ve yapraklar düşmeye devam ediyordu; bir, iki, üç, dört… Çınar, bahçe, minare, kubbe, rüzgâr, ikindi, akşam güneşi, sarı yapraklar ve son bahar.

Koskocaman çınarlar vardı bahçesinde, dört kocaman çınar. Bir cami avlusundan başka, dört koca çınar nereye sığabilirdi ki? Üsküdar'da Küçük Selimiye Camii'nin avlusundayım. İkindi ezanı yakın. Güneş eğilmiş, ışık eğilmiş, dallar eğilmiş, ezan okundu, gönüller ve başlar da eğildi.

Sonbahar, ikindi vakti ve Küçük Selimiye Camii'nde bir bankta oturmuşum. Ruha şifa veren oldukça güzel bir eser. Kim bilir güzelliğin başka bir manası da ruha şifadır. Küçük Selimiye Camii, güzelliğin küçük bir manasıdır desek yerinde olur. Cemaati mahalle sakinlerinden oluşuyor. Safları dolduranlar, yoldan gelip geçerken namazı kaçırmamak niyetiyle gelenler değil, birbiriyle hasbihal eden mahallenin sakinleri, mahallenin çocukları, avludaki kütüphanenin müdavimleri, karşı apartmandaki hacı dede.

Selimiye Kışlası'nın arkasında yüksekçe bir mevkide havası güzel, bahçedeki zeytin ağacına bakılırsa toprağı da bir hayli verimli görünüyor.

Ben insanlığın ikindi vaktinde geldim.”

Ben insanlığın ikindi vaktinde geldim.” buyuruyor sevgili Peygamberimiz. Başka bir hadis-i şerifte de, Tevrat ehlinin gün ortasına kadar, Hıristiyanların ikindi vaktine kadar amel ettiklerini, ümmetinin ömrünü de ikindi vakti ile güneşin batması arasındaki an'a benzetmektedir. Eski Türkçede de ikindi zamanın ikinci yarısı manasında. Arapçadaki “asr” kelimesiyse zamanın son parçası ahir zaman anlamına geldiği gibi ikindi vakti için de kullanılıyor.

Sanki avluda değil de bir sacayağının üstündeyim. Tarih, Osmanlı ve cami… Küçük Selimiye Camii, 1802'de Selimiye Kışlası'nın inşasından sonra kışladaki askerin kolay ibadet etmesi için yapılmış. O vakitler de bugünki ikindi vakti gibi gün dönmüş, devran dönmüş, vakit yaklaşmış Osmanlı için. Ama yaşıyorsa insan, umut bitmez. Savaşlar devam ediyor, yenilikler yapılıyor, dünyadaki değişime ayak uydurmaya çalışılıyor. 3. Selim, babası 3. Mustafa’dan saltanatla birlikte savaşları da devralıyor. Osmanlıyı yeniden canlandırmak yahut yıkılmaktan kurtarmak amacıyla, Nizam-ı Cedit yani askeri, siyasal ve sosyal anlamda ıslahatlar yapılıyor.

Yalnız “birlik ipi” elden kaçmıştır. Kitabın şirazesi dağılmış, tespihin ipi kopmuştur. Ne yapıldı ise olmamış, İslam milleti bir araya gelememiş. Eskilerin tabiriyle dağlar bile birbirine kavuşmuş ama Müslümanlar birbirine kavuşamamış. Osmanlı 24 milyon m2 toprak genişliği, nüfus ve etki alanından, daha az bir toprak, nüfus ve etki alanına gerilemiş.

Alem-i İslam’ın kapı kilidi Türkiye’dir” der üstad Bediüzzaman. Bu böyledir, Selimiye Camii'nin, Valide Sultan camilerinin, Eyüp Sultan Camii'nin avlusunda ayakta duran koca çınarlar var ise, camilerde müminler namazda kıyamda ise umut bitmez. Bu âlem-i İslam’ın kapı kilidini güçlendir Ya Rabbi. Muhammed İkbal'in dediği gibi, “Bu millet birlik ipini elinden kaçıralıdan beri bin bir müşküle düştük. Biz yıldızlar gibi perişan, dağınık bir haldeyiz. Aynı yolda arkadaş olduğumuz halde birbirimizin yabancısıyız. Bu yaprakları tekrar bir şirazele; tekrar muhabbet ayinini tazele. Bizi gene o hizmete memur et. Kendi işini âşıklarına tevdi et.” Amin. Ya Rabbi dualarımızı kabul et.

 

Tuğba Kaya yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2015, 12:07
banner12
YORUM EKLE

banner19