banner17

Bir tatlı telaştır hervele!

'Şehrin Hakimi' gibi şeker bir şiir kitabının sahibi Mustafa Oğuz, umre yolculuğundan kareleri fotoğraflarla anlatmaya çalıştı.

Bir tatlı telaştır hervele!

Çocuklarla

Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Mekke yolculuğu, hiçbir yolculuğa benzemiyor. O yolculuk Allah için Allah’ın evine doğru bir yolculuk. Evlad u ıyalde ayrılığın acısı ve hüznü koyulaşırken sizde artan bir heyecan var.

Hele ihrama girmenin, ihram kıyafetlerini giymenin tadı. Bambaşka bir şey… Çocukların yeni elbise giymesindeki coşku gibi. Hatta ondan çok daha ötesi… Onun Allah için yapılanı…

Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Cidde Havaalanı’nda

Artık mik’at bölgesindeyiz. Cidde havaalanına inmiş mutlu, heyecanlı biri… Arabistan Havayolları uçağı anonsunda sefer duasını dinlemiş, yol boyunca hiç uyumamışım. O hızla iki cüz okumuşum, dualar etmişim. Arabistan sıcaklığı ile ilk temas… Ama kimin umurunda. İçimdeki serinlik her şeyin ötesinde. Her birimiz bembeyaz ihramları ile gece karanlığını aydınlatıyoruz. Yolculuk O’nun için olunca her adım bir başka güzel…

Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Safa ile Merve arasında

Safa ile Merve tepeleri arasında koştururken bir an soluklanmak için durmuşum. Objektif o an yakalamış. Kâbe yoldaşım kaydını almış emektar makineyle o anı. Zamanında iki tepe arasında oğlu İsmail’e su bulmak için kum deryası arasında koşan Hacer validemizin gidip geldiği bu mesafe, şimdilerde kapalı bir alana dönüştürülmüş. Güneş yakmıyor, boğazınız kurumuyor. Dilediğiniz anda yol üstündeki zemzemden doyasıya içebiliyorsunuz. Arka fonda tavanda görülen yeşil ışıkların olduğu bölümde koşuyoruz Hacer validemizi anmak için. (Sadece erkekler.) Bunun adı Hervele”. Bir tatlı telaştı hervele, bir başka coşkuydu. Çıplak ayakla mermer zeminde koşmak da hoştu doğrusu. Bu alan 400 m civarında. 7 defa kat ediliyor bu yol bir sa’yi tamamlamak için. Umre yapan kişi sa’y ihram kıyafetleriyle yapmak zorunda. Nafilesi yok bunun. Vacip.

Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Hudeybiye’de

İkinci defa umre yapmak için harem sınırlarının dışına çıkıyorum. (İlki İstanbul’dan veya Medine’den gelişte yapılıyor.) Harem sınırlarının dışına çıkıp ihrama giriyor, niyet ediyor, orada iki rekat namaz kılıp yeniden Kâbe’ye dönüyoruz. Gittiğimiz yer Hudeybiye. Bulunduğum yer de Mekkeli müşriklerle Hudeybiye anlaşmasının imzalandığı alan. Efendimizden izler taşıyan yerlerin bakımsızlığı ve ilgisizliği burada da fazlasıyla görülüyor. Sanki hiçbir değeri ve anlamı olmayan bir yermiş gibi. Ne bir levha ne bir bilgi… Rehberiniz anlatırsa anlayabilirsiniz ancak o yerlerin neresi olduğunu. Acı ve üzücü…

Mustafa Oğuz, umre notları
Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Hira Mağarası

Hira Mağarası, Efendimize ilk vahyin geldiği yer. Sarp ve dik bir dağın, Cebel-i Nur’un doruğunda. Aşağısı sıcak ama yukarıda hava iyi esiyor. Saat 04.00. Böyle olup da terli vücudum rüzgârdan etkilenince üzerinde sabah namazını eda ettiğim seccademe sarılıyorum. Hava henüz karanlık. Biz oradayken Kâbe’de sabah ezanı okundu. Ezanı dinledikten sonra sabah namazını orada kıldık. İkinci fotoğrafta ise mağaranın girişi görülüyor. Mağara dedimse de öyle akla gelen mağaralara benzemiyor. İki kayanın altında kalan bir kovuk. İçeride ancak bir kişi rahat edebilir. Bizden önce gelen İranlılar orayı işgal ettikleri için bize yukarıdan bakmak düştü. Zaten daracık yer. Oraya kendini atan da hareket etmeyince ben izleyici oldum sadece.

Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

İnişte

Hira Mağarası’na çıkmak zor olduğu gibi inmek de yorucu. Dinlene dinlene çıktığımız yolu dinlene dinlene iniyorum. Artık sabah oluyor iyicene. Ortalık ağardı. Güneş birazdan yakmaya başlayacak. Dağın kayalarına yazılan yazılar sizin de dikkatinizi çekiyordur. Öyle ufak tefek de değil. Özel aletlerle yazılan yazılar. Çoğu da Türkçe. Bizim insanımız boş işlerle uğraşmayı sever. Bunu Cebel-i Nur’da da görmek mümkün. Oralara yazı yazmak için tehlikeyi göze alan Müslüman kardeşlerimiz ne yazık ki… Ama onlar bunu övünerek anlatıyorlar, Hira’ya tırmanacaklara yazdıkları yerin adresini veriyorlardır. Ne mutlu onlara!?

Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Kâbe

Allah’ın evine bu kadar yakın olmak için O’nun misafiri olmak gerekir. Resullullah (sas) şöyle buyurmuş: “Hac ve umre yapanlar Allah'ın misafirleridir. O'ndan bir şey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları affeder." (İbn Mâce, Menâsik, 5). İşte oradayız, Allah’ın evinde O’nun misafiriyiz. Ne isteriz bundan sonra: Affımızı… Tavafta, namazda, secdede… Her yerde. Sadece kendimizin affını mı? O kadarı bencillik olur. Alırız elimize dua listemizi, eş-dost-akrabayı bir bir sayarak onların da affını isteriz. Yetmez. Dünyanın değişik yerlerindeki bütün Müslüman kardeşlerimize dua ederiz. Hacca veya umreye gidenler bilmelidirler ki oraya Müslümanların vekili olarak gitmişlerdir. Bütün Müslümanlara dua etmekle yükümlüdürler. Biz de misafirliğimiz süresince bu bilinçle İslam’ın izzeti için, Müslümanların affı için, güçlü olmaları için dua ettik. Sonra oturduk diğer zamanlarımızda Kâbe’yi seyrettik. Çünkü o da sevap. Kâbe’ye inen rahmetin bir kısmı onu seyredenlere iniyor.

Mustafa Oğuz, umre notları
Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Kâbe’de perdeli fotolar

Bu fotoğraf, Mekke’de objektifi Kâbe’ye doğru çevirerek çekebildiğim son fotoğraf. Bunu çektikten sonra makine bozulmaya başladı. Hatta bozulma denemez de Kâbe’yi çekmemeye başladı. Kâbe’nin tersi istikamete çevirdiğimde sağlam çekiyor, Kâbe’ye çevirince bozuk…

Orada çektiğimiz fotoğrafları İstanbul’a gelip bilgisayara yükleyince daha da şaşırdık. Sanki bir tül var önümde. Görüntüyü engellemek için atılmış özel bir tül. Bu fotoğraf da yanda. Bu olayı yaşadıktan sonra fotoğraf çekme olayına son verdik. “Allah bizim bu işlerle vakit kaybetmemizi istemiyor” yorumunda bulunduk. Medine’de kameralı bir cep telefonu satın alıncaya kadar da fotoğrafla filan işimiz olmadı.

Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Umre kıyafetleriyle

O güzel beldelerin kendine özel kıyafetleri. Rahat, bol, güneşten koruyucu… Daha sayılacak pek çok özelliği var. En azından insanı Batılı görünümden uzaklaştırıyor. Bu da yarı bir güzellik. Orada doyasıya yaşanabilir.

Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Medine Tarih Araştırmaları Müzesi’nde

Medine’de ikamet eden Türkler tarafından yaptırılan Medine Tarih Araştırmaları Müzesi’ndeyiz. Burada Medine’nin Osmanlı zamanındaki maketi var. Ayrıca Uhud ve Hendek Savaşı’nın da… Burayı Türkler yoğun bir şekilde ziyaret ediyor. Müzenin rehberleri de ziyaretçileri Medine, Uhud ve Hendek savaşları konusunda bilgilendiriyor. Bu açıdan faydalı hizmetleri var Medine Tarih Araştırmaları Müzesi’nin. Ayrıca orada Medine ile ilgili kitap, CD vb. alma imkânı da var.

Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Mescid-i Nebevi önünde

Mescid-i Nebevî’de yeşil kubbenin (Kubbe-i Hadra) önü. Çoğunlukla Türklerin buluşma ve dua etme yeri. Mescid-i Nebevî’de kadın ve erkek bölümleri ayrı olduğu için grup rehberleri gruplarını burada topluyor, anlatacaklarını burada anlatıyor, toplu dualarını burada yapıyorlar. Özellikle sabah namazının ardından burası kalabalık oluyor.

Bulunduğum yer Ebu Eyyüb el Ensari’nin evinin bulunduğu yere yakın. Mescid yapılmadan önce Efendimizin devesinin konakladığı yer. Şimdilerde sadece adını biliyoruz o evin. Görüldüğü gibi çevrede eskiye ve o eve dair hiçbir iz yok.

Mustafa Oğuz, umre notları
(+)

Medine Havaalanı’nda

Ve dönüş yolu. Medine Havaalanı. Elimdeki de pasaport. Her ne kadar dönmeyi arzulamasak, Türkiye’deki çoluk çocuğumuzu özlememiş olsak da buraya ayrılan muayyen vaktimiz sona erdiği için Diyanet görevlileri tarafından pasaportumuz ve biletimiz elimize tutuşturuldu ve çarnaçar dönüş yoluna revan olduk.

Eşyalarımızı uçağa verdikten sonra son kontrol bölümüne geçiyoruz eşimle. İki ayrı sıra var. Birinde bekleyenler daha az. Biz de az olan sıraya geçip beklemeye başlıyoruz. Derken bir uyarı… O sıra kadınlar içinmiş. Yol arkadaşımı orada bırakıp uzun kuyruğun en sonuna geçerek beklemeye başlıyorum. Neticede Müslüman bir ülkedeyiz. Kadın erkek birçok yerde ayrılıyor. Havaalanı da buna dâhilmiş.

Hac ve umre yolculuklarında havaalanında uzun bekleyişlerden söz edilir. Biz ne gidişte ne de dönüşte böyle bir durumla karşılaşmadık çok şükür. Dönüş uçağımız zamanında havalandı ve söylenen zamandan daha önce İstanbul Atatürk Havaalanı’na iniş yaptı.

 

Mustafa Oğuz gitti, yaşadı, döndü ve bizimle paylaştı

Güncelleme Tarihi: 07 Eylül 2010, 16:51
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20