Bir gezgin gözüyle Reyhanlı

Reyhanlı Hatay’ın önemli sınır ilçelerinden biridir. Eski ismi İrtah yani dinlenme yeri manasına gelir. Sonraları Reyhaniye ve Reyhanlı isimlerini almıştır. Faruk Azmi Alpsoy yazdı.

Bir gezgin gözüyle Reyhanlı

Reyhanlı Hatay’ın önemli sınır ilçelerinden biridir. Eski ismi İrtah yani dinlenme yeri manasına gelir. Sonraları Reyhaniye ve Reyhanlı isimlerini almıştır. Reyhanlı yolunda ilerlerken tabelalarda gördüğümüz bazı höyüklerin isimleri şöyledir: Tel Aççana, Tel Avare, Tel-Tainat, Çatalhöyük, Tel-Cüdeyde, Vadi El-Hamam, Tel-Açana… Bölgeye tarih boyunca Araplar, Bizanslılar ve Osmanlı Devleti hâkim olmuştur. Reyhanlı ilçesine 19. yüzyılda Kafkasya ve Trakya’dan gelen bir kısım göçmenler yerleşmiştir. İlçenin tabeladaki nüfusu yüz bindir.  Reyhanlı’da konuştuğumuz insanlar Suriye’de yaşanan olaylardan dolayı göçlerle nüfusun yeniden arttığını söylüyor. Yüz yıl önce yaşanan göçler günümüzde de devam ediyor. Yol kenarlarında yüzlerce çadır ve baraka göze çarpıyor. Buralarda Suriyeli göçmenler yaşıyor, yaşam şartları çok zor. İnsanların bu halini görünce üzülmemek elde değil. Reyhanlı çarşı merkezi de göçlerden etkilenmiştir. Çarşı ve civarında değişik kıyafetli insanlar var. İlçede dolaşırken çok sayıda at arabasına rastlıyoruz. At arabaları burada hem yük hem de insan taşımacılığında kullanılmaktadır.  

Reyhanlı’daki tarlaların sulanmasında yeraltı su kaynakları kullanılıyor. Tarlalarda yüzlerce metre uzunlukta plastik su boruları var. İlçedeki tarım arazileri olabildiğine geniş. Toprağın rengi bu coğrafya da kahverengidir. Çiftçilikle uğraşan kişilerin teni güneşten yanmıştır. Erkekler tarlada çalışırken boyunlarına taktıkları puşuyla güneşten korunmaya çalışıyorlar. Kadınlar da yüzlerinin tümünü kapatmışlar sadece gözleri görünüyor. Amik gölünün 1972 yılında kurutulmasının ardından Reyhanlı’da tarımın önemi daha da artmıştır. Pamuk, patates, soğan, havuç, buğday ve kavun, ekilen tarım ürünlerinin başında gelir. Bu tarım ürünlerinin bir kısmı ihraç edilmektedir.

Reyhanlı’nın en meşhur yemeği tuzda tavuktur. Tüm tavuk sert bir tuz ile kaplanarak fırına atılır. Bir süre fırında kalan tavuk çıkarıldığında sert bir cisimle kırılır. Tuz pişme esnasında tavuğun yağını çeker. Bu şekilde servise hazır hale gelir. Sini kebabı da kırmızı etle yapılan bölgesel lezzetli bir yemektir. Tepsinin içinde yayılan kıyma soğan, domates ve biberle birlikte ikram edilir. Yemek yanında bir de sıcak ekmek gelir.  Bu yemeğin tadına diyecek yoktur. Bu civarda bulunduğum sürede sini kebabını da birkaç defa tattım. Reyhanlı ve çevresinde büyük çiftlik ve geniş tarım arazileri olduğundan geçmiş yıllarda ilçede film çekimleri yapılmıştır. Mesela Kemal Sunal’ın "Kibar Feyzo" filmi ile Türkan Şoray’ın "Sultan" filmleri Reyhanlı’da çekilmiştir.

Yapay bir göl Yenişehir gölü

Hatay’daki önemli göllerdendir. Bir Pazar günü Yenişehir mahallesindeki göle gezmeye gittik. Gölün olduğu yerde mesire alanları, parklar, oturma yerleri ve çay bahçeleriyle güzel bir dinlenme yeri. Göl sonradan suların biriktirilmesiyle oluşturulmuş. Gölün oluşumunun ilginç bir hikâyesi var. Hikâyeye göre buraya gelen bir derviş, ekmek pişiren kadınlardan ekmek istemiş. Kadınlar "işimiz bitince gel" demiş ve ekmek vermemişler. Bu duruma üzülen derviş iç geçirmiş ve ekmeğin yapıldığı kuyudan birdenbire su fışkırmaya başlamış. Daha sonra bütün köy sular altında kalmış.

Yenişehir gölü, Reyhanlı’nın kuzeyinde, Suriye sınır hattının hemen yanı başında. Sınır duvarları gölden çok rahat gözükmekte. Gölün etrafı ağaçlarla çevrilmiş. Göl içinde belli yerlerde yapay adacıklar oluşturulmuş. Yapay şelalelerin sesi de kulağa çok hoş gelir. Burada bir süre oturup suyun akışını dinliyoruz. Göl çevresindeki mesire yeri o kadar büyük ki aynı anda binlerce insan burada piknik yapabilir. Göl çevresini arabayla geziyorum. Sonrasında palmiye ağaçlarının orda bir yere çöküp dışardan getirdiğim yemeğimi yiyorum. Güneşli bir günde Reyhanlı’da Yenişehir gölünün yanında olmak ayrı bir güzellik, insana huzur katıyor.

Reyhanlı’da bir Osmanlı külliyesi: Mustafa Şevki Paşa Camii ve Medresesi

Cami Reyhanlı’daki önemli bir Osmanlı külliyesidir. Mustafa Şevki Paşa bu camiyi aynı yerdeki başka bir caminin yerine yeniden yaptırmıştır. Miladi olarak 1912 yılına tarihlendirilir. Camiyi yaptıran Mustafa Şevki Paşa’yı daha önceki çalışmalarımızda ele almıştık. Mezarı Kırıkhan ilçesindeki Beyazid-i Bestami Külliyesindedir. Şevki Paşa’nın mezar taşı kitabesi Osmanlıca harflerle yazılmıştır.

Reyhanlı çarşı merkezinde caminin yerini bulmakta zorlanınca navigasyonu açıyorum. Yaklaşık on dakikalık bir arayıştan sonra camiye ulaştım. Çarşı merkezine uzak bir noktada yer alıyor. Etrafındaki çok katlı evlerde caminin görüntüsünü kapatmış. Caminin olduğu civara yaklaşınca sadece iki şerefeli minaresi gözüküyor. Caminin kuzey, doğu ve batısından avluya girişi sağlayan birer kapısı vardır. Doğu ve kuzey kapıları üzerinde kitabe vardır.  Külliye, cami ve medreseden oluşur. Cami kısmı enine dikdörtgen planlıdır.

Taç kapı, avlu ve medrese kısımlarını fotoğraflıyorum. Son cemaat kısmı beş gözlüdür. Taç kapı sivri kemerlidir. Abidevi minare caminin kuzeydoğusundadır. Cami ve medrese kırma çatı ile örtülmüştür. Kaynaklardan caminin minaresinin orijinal olduğunu öğreniyoruz.

Corona günlerinde uğradığımız cami kapalı olduğundan iç mekâna giremedik. Böyle olunca öğle namazını avlunun dışında kılıyoruz.  Caminin avlusunda çok sayıda ağaç vardır.

Tarihi Yenişehir Camii

Yenişehir Camii, Yeni Reyhanlı devlet hastanesine üç yüz metre mesafededir. Reyhanlı’daki önemli Osmanlı camilerindendir. Külliye, cami ve medreseden oluşur. Caminin batısında eski bir değirmen vardır. Yapı 2008 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiş. Restorasyon esnasında orijinal olmayan bazı kısımları yıkılmış. Caminin giriş kapısı üzerindeki kitabe Hicri 1317 yılına tarihlendirilir.

Yapı dikdörtgen formludur. Kırma bir çatı ile örtülüdür. Salgın hastalık dolayısıyla ibadete kapalı olduğundan Yenişehir Camii’nin de iç mekânına giremedim. Açık olan pencereden harim mekânı fotoğrafladım. Harim mekân iki tane taşıyıcı ile desteklenmiştir. Giriş kapısının hemen üstünde muhtemelen mahfil kısmı vardır. Minber taştan yapılmıştır. Medrese caminin kuzeyindedir. İki tane giriş kapısı vardır. Kırma çatıyla örtülmüştür.

Caminin avlusunda yaşlı iki amca oturmuş muhabbet ediyorlar. Ben de bir süre onlarla muhabbet ettim. Han'a benzeyen yapının ne olduğunu sordum. Amcalar eski bir değirmen olduğunu söylediler. Kaynaklarda değirmen ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlamadım. Yapının eski bir han olabileceğini düşünüyorum. Metruk vaziyetteki han taşlardan yapılmıştır. Restore edilip koruma altına alınabilir. Amcalar muhabbet ederken Suriyeli biri avludaki ağaçları buduyordu.

Caminin kuzeydoğusundaki minare bölgesel özellikler göstermektedir. Minare kalın gövdeli ve tek şerefelidir. Biz görmedik lakin kaynaklar cami avlusundaki sütunlar üzerinde ikinci bir kitabenin olduğundan bahsetmiş. Yenişehir camisini ele alan bir doktora tezinde caminin 19. yüzyılda Kafkasya’dan göç eden insanların ibadet ihtiyacını karşılamak için yapıldığı yazmıştır.

Reyhanlı yolunda susuz bir köprü: Murat Paşa Köprüsü

Hatay’daki önemli köprülerden biridir. Kırıkhan ilçesinin Murat Paşa köyündedir. Köprü 1606’lı yıllara tarihlendirilir. Tarihi bir kitabesi yoktur. 2018 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 6 milyon liraya restore edilmiştir.  Köprünün restorasyonu yaklaşık 7 ay sürmüştür. Murat Paşa köprüsünü bir süre önce bir yazıda okumuştum; ama yerini tam olarak öğrenememiştim. Kırıkhan’dan Reyhanlı’ya doğru araçla gidince köprüyü görmek nasip oldu. Bu sayede yerini de öğrenmiş oldum. Hızım biraz fazla olduğundan durmamıştım. Dönüşte uğramaya niyetlenmiştim. Dönüşte ilk işim köprüyü incelemek oldu. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından asılan tabelada “Murat Paşa Köprüsü İki” yazmaktadır. Köprünün genişliği 6,95 boyu 188,7 metredir. Amik gölünün kurutulmasıyla ve su kaynaklarının ıslah edilmesiyle birlikte Murat Paşa köprüsü ve civarı susuz kalmıştır. Köprünün 12 adet sivri kemeri var. Köprü civarında biraz yürüdüm. Kemerleri inceliyorum. Kemerler orta kısımda genişliyor. Ayrıca Reyhanlı yolunun olduğu tarafta köprüye paralel olarak su arkı yapılmıştır. Köprü üzerinden yaya olarak geçebilirsiniz. Köprü araç geçişine kapatılmış ve giriş kısmına üç tane taş duba yerleştirilmiştir. Köprünün yanı başında bir köy vardır. 

Bu bölgede Dana Ahmetli adıyla bilinen ikinci bir köprünün olduğunu da öğreniyoruz. Köprüye gidemesek de buradan zikretmiş olalım. Nasip belki başka bir yazıda o köprüyü de yerinde görür yazarız.

Metruk bir eser: Reyhanlı Kızlar Sarayı (Kasr-el Benet)

Reyhanlı-Halep yolu üzerindedir. Sınır hattındaki önemli bir Bizans dönemi eseridir. Cilvegözü sınır kapısının hemen yanı başındadır. Saray ve diğer yapılar metruk vaziyette. Buranın fotoğrafını çekmek de zorlanıyoruz. Çünkü saraya ait yapılar sınır hattındaki beton duvarların arkasında kalmıştır. Bu kısma girmek yasak olduğundan uzaktan birkaç fotoğraf çekiyorum. Yapının kare şeklindeki kuleleri yıkılmak üzeredir. Farklı boyutlarda ve şekillerde pek çok yapı vardır. Yapıların boyutları farklı olsa da hepsi taş malzemeden yapılmıştır. İzlenimlerinden bu sarayın geçmişte Anadolu-Suriye istikametinde gidip gelen kervanların, yolcuların ve hacıların kullandığı önemli bir eser olduğunu düşünüyorum. Geçmişte kervanların toplandığı bu han, günümüzde Suriye istikametine giden yük tırlarının geçiş noktasıdır. Tırların önündeki yazılardan anlaşıldığı kadarıyla bu tırlarda insani yardım malzemeleri taşınmaktadır. Yine Reyhanlı Kavalcık köyüne yakın bir noktada isimsiz bir türbe yer almakta. Bu türbe taş malzemelerden yapılmıştır. Günümüzde türbenin olduğu yere ulaşmak biraz zordur. Türbenin iç kısmı tahrip edilmiştir.

Daha önceden Kırıkhan şehir merkezinde rastladığımız lakin Kırıkhan yazıma almadığım Kırıkhan Çarşı Camii kitabesini buradan zikretmiş olayım. Kitabe Kırıkhan Çarşı Camii’nin giriş kapısının üst kısmındadır. Kitabenin yazıları ve zemini kırmızıya boyanmıştır. Hicri 1339 tarihlidir. Kırıkhan ahalisinden ifadesiyle başlamaktadır.

Reyhanlı Cemil Meriç Kültür Evi

Türk edebiyatında ayrı bir köşesi olan yazar Hüseyin Cemil Meriç’in ailesi Balkan Savaşı döneminde Antakya’ya göç etmiştir. Cemil Meriç 1916 yılında Antakya’da doğmuştur. Dört yaşında okumayı öğrenmiştir. Arapça, Fransızca ve Kur’an-ı Kerim eğitimini ortaokuldayken almıştır. Bir süre öğretmenlik yapmıştır. İdeali hep kitap okumak olmuştur. Tarih, edebiyat, sosyoloji, felsefe alanlarında önemli çalışmalara imza atmıştır. Kitaplarının çoğunu gözlerini kaybettikten sonra yazmıştır. Cemil Meriç, 13 Haziran 1987'de, 71 yaşında hayata veda etmiştir. Mezar İstanbul Karacaahmet Mezarlığındadır.

Cemil Meriç Kültür Evi, Reyhanlı ilçe merkezindedir. Ev yüzyılda yaptırılmıştır. Dikdörtgen formlu ve iki katlıdır. Evin inşasında ve restorasyonunda taş malzeme kullanılmıştır. Dış çevre duvarları taş duvarlardan yapılmıştır. Alt kat pencereleri dikdörtgen formlu, üst kat pencereleri sivri kemerlidir. Müzede yazarın hayatı, eserleri ve hayat şartları ele alınmıştır. 2014 yılında aslına uygun olarak restore edilip müze evine dönüştürülmüştür. Restorasyon esnasında Halep’ten taşlar getirilmiştir. Müze evinde okuma salonu, kütüphane, dinlenme kısmı ve sinema salon vardır Duvarlara Cemil Meriç’in farklı dönemlere ait resimleri asılmıştır. Müzeye yazarın kızı Ümit Meriç tarafından Cemil Meriç kütüphanesinden kitaplar hediye edilmiştir.  Mütefekkir Cemil Meriç'in ismi Reyhanlı’da bir liseye de verilmiştir.

Faruk Azmi Alpsoy

Kaynaklar:

http://www.antakya.com/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=53&Itemid=174

http://www.kayihanzeybek.com/gezi_antakya_halep_2.htm

https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/cemil-mericin-hatirasi-dogdugu-ilcede-hayat-buluyor-

Fuat ŞANCI, Hatay İlinde Türk Mimarisi, Basılmamış Doktora Tezi, Ankara, 2006.

Güncelleme Tarihi: 19 Haziran 2020, 01:46
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26