Beylerbeyi sarayında saat kaç?

Beylerbeyi sarayını gezerken yeterince temiz olmaması dikkatimizi çekti. Bir de saati..

Beylerbeyi sarayında saat kaç?

Ol mâhiler ki; derya içredirler, deryayı bilmezler

İstanbul’ un eski semtleriyle bugünkü semtleri birbirinden farklı önceliklerle oluşturulmuş yerleşimler. Modern İstanbul, yanlış göç politikalarıyla tepeleme dolduruldu. 

“En az 10 yıldır İstanbul’da yaşıyorum” diyen ancak İstanbul Boğazını ömründe bir sefercik dahi görmemiş, sayıları milyonları bulan bir kitleden bahsedildiğini okumuştum. Bu insanların Boğaziçi’ni görmeden memleketlerine ya da ebedi aleme göçecek olmalarına üzülmüştüm.

Beylerbeyi Sarayı

Gezmeyen varsa; gezsin, görsün 

Beylerbeyi SarayıEvim, Boğaziçinin nezih semtlerinden Çengelköy’de. Evime yakın olduğu için şehir dışından gelen misafirlerimi saraya götürmek gibi bir âdetim oluştu. Geçtiğimiz hafta Ankara’ dan gelen dostlarımla da aynı şeyi yaptık. 

Beylerbeyi Sarayının bulunduğu mıntıkaya Bizans döneminde “istavroz bahçeleri” denirmiş. Naif havası ve boğaza yakınlığı sebebiyle, Osmanlı padişahlarının has bahçelerinden biri olarak kullanılagelmiş. 16. yy’da Rumeli Beylerbeyi Mehmet Paşa'nın sahile bir yalı yaptırmasıyla semt “Beylerbeyi” olarak anılır olmuş. Semt, günümüzde de aynı ismi taşıyor.

Osmanlı  devlet ricâlinin yazlık köşk ya da kasırlarının bulunduğu muhit, II. Mahmut'un sahile ahşap bir saray yaptırmasıyla yeniden kimlik bulmuş. Bugünkü Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından bu ahşap sarayın yerine yaptırılmış. (1861-1865 ) 

Saray, bir ara yabancı devlet adamlarının ağırlandığı bir devlet misafirhanesi işlevi de görmüş. İran Şahı, Fransız İmparatoriçesi gibi pek çok konuk burada ağırlanmış.

Beylerbeyi SarayıŞüphesiz Beylerbeyi Sarayının en mühim ve en büyük misafiri büyük hakan Sultan II. Abdülhamit Han olmuştur.

II. Abdülhamit, tahttan indirildikten sonra vefatına kadar burada gözaltında tutulmuş ve  10 Şubat 1918 günü yine bu sarayda ebedi aleme göç etmiştir.

Sultan, dedesi ikinci Mahmut ve amcası Abdülaziz’in Beyazıt/Divanyolu’ndaki kabirlerinin yanına defnedilmiştir. Cenaze merasimine halk büyük bir kalabalıkla iştirak etmiş ve derin üzüntü duyan sevenlerinden “Bizi bırakıp nereye gidiyorsun ey koca Sultan” diye hıçkırarak ağlayanların olduğu görülmüştür.

Yassak hemşerim!

Boğaziçi’nde bulunan eserler arasında Beylerbeyi Sarayı’nın özel bir yeri vardır. Bugün, TBMM Milli Saraylar Dairesine bağlı bulunan tarihi eserler arasında yer alan Beylerbeyi Sarayı, ziyaretçi kabul ediyor fakat sarayı istediğiniz kadar zaman ayırarak gezme şansınız yok. Ziyaretinizi, oluşturulan gruba katılarak, bir rehber eşliğinde gerçekleştirebiliyorsunuz.

Beylerbeyi SarayıSarayın resmi web sitesinde gösterilen ışıltılı mekanlarla karşılaşacağınızı hayal etmişseniz; hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Ziyaretçilerin ayakkabı üzerine galoş giymesi zorunlu olmasına rağmen neredeyse sarayın tüm mekanlarında tozdan kaynaklı bir temizlik sorunu olduğu gözlerden kaçmıyor. Salonlarda, odalarda, kullanılan eşyaların, halıların, tabloların üzerinde açıkça görülebilen bu nâhoş görüntü insanın içini bir garip hüzünle dolduruyor.

Eserlerin korunması maksadıyla diğer bazı ve müzelerde ve tarihi eserlerde de karşımıza çıkan fotoğraf çekimi ve eserlere dokunma yasağı burada da karşımıza çıkıyor. 

Örümcek ne havada, ne suda, ne yerdeydi; Hakkı göremeyen gözlerdeydi!

Sarayın antika saati kaçı gösteriyor?

Misafirlerimizle birlikte saraya vardığımızda vakit geç olmuştu. Saraya alınan son grup belki de bizdik. Rehberimiz, yoğun geçen bir günün yorgunluğundan olsa gerek yüzeysel bilgiler veriyor, soğuk ifadeler kullanmayı tercih ediyordu. Sarayın tefrişatından, salonların işlevlerinden, tablolardan, kısa kısa bahsederken büyükçe bir masanın önünde durdu ve masanın üzerinde bulunan tamamı el emeğiyle yapılmış antika bir saatle ilgili bilgi vermeye başladı.

Rehberimiz ziyaretçilere, saatle ilgili teknik detayları aktardıktan sonra “Sizlerin de dikkatini çekmiş olabileceği üzere; saatin akrep ve yelkovanı, 09.05’ i göstermekte... Aslında bugün bile çalışır durumda olan ve herhangi bir teknik arızası bulunmayan bu saat ve sarayda bulunan diğer antika saatler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün ölüm anına sabitlenmiştir” dedi.

Şaşırmıştım!?

2-3 Eylül1936. Cumhurbaşkanı Atatürk, Beylerbeyi Sarayı'nda düzenlenen Balkan Festivali'nde
Cumhurbaşkanı Atatürk, Beylerbeyi Sarayı'nda düzenlenen Balkan Festivali'nde. 2/3Eylul1936.

Mustafa Kemal Paşa, boğaz kıyısında bulunan başka bir sarayda, Dolmabahçe’ de hayata gözlerini yummuştu.

Ömrünün son altı yılını bu sarayda gözaltında geçiren (bir rivayete göre; bazı zamanlarda bahçeye bile çıkmasına müsaade edilmeyen) ve yine bu sarayda ebedi aleme göç eden büyük devlet adamı II. Abdülhamit Han değil miydi?

Sultan ruhunu teslim ettiğinde, yanında bulunanlar da saate bakmışlar mıydı acaba?

Akıldan, iz’andan ve irfandan yoksun sözde aydınların iddia ettiği reddi miras refleksinin müstehzi bir örneğiyle daha karşı karşıya olduğumu düşündüm.

 

 

Galip Kapusuz kendini zamanın akışına kaptırarak yazıverdi

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2011, 11:35
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26