Bedeli Ancak Kan Olan Kudüslü İmad'ın Bakkalı

Emad (İmad) Abu Khadejih (Hatice), Mescid-i Aksa'ya 5, Burak (Ağlama) Duvarı'na 2,5 metre mesafede küçük bir bakkal dükkanı işletiyor. İsrail hükümeti kendisinden bu yeri tam 24 milyon dolar karşılığında istiyor ancak o reddediyor. Eyüp Sami Yavaş yazdı.

Bedeli Ancak Kan Olan Kudüslü İmad'ın Bakkalı

Aksa’nın avlusunda otururken, önce internet üzerinden, gerçekten de Aksa’da tanıştığım arkadaşlardan, aylar önce internetten haberini izlediğim İmad Amca’yı duyup hatırlıyorum. Onu hatırlayamadan buradan ayrılsaydım gerçekten çok ama çok üzülürdüm. Dostlarımdan dükkanın tam yerini öğreniyorum, Babüssilsile (Zincir Kapısı Chain Gate)’nin az ilerisinde, sağ tarafta kalan küçük bir dükkan. Gece olduğu için her yer kapalı ama üç aşağı beş yukarı tahmin ediyorum hangisi olduğunu.

Sonraki gün ilk işim misafir olarak uyuduğum damdan kalkıp, Babül Mağarribe’den geçip dükkanı bulmak. Dükkanın önüne taburesini atıp soluklanan o güzel adamı, İmad Amca’yı ilk kez orada görüyorum. Kendisinin olduğunu bilmeden yanına sokulup selam veriyorum. Selamımı alıyor. “Ben bir yeri arıyorum.” diyorum, bana dönüp “nereden geliyorsun” diyor. “Türkiye” cevabını alınca yüzünde bir gülümseme beliriyor, “gel, burası doğru yer, hoş geldin, içeri geç, çay mı içersin kahve mi” diyor. İçeriye geçiyorum, gözüme ilk çarpan şey, TİKA’nın amblemi ve yazısı: “Bu dükkanın onarım ve yenileme projesi, Türk halkının katkılarıyla, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Bakanlığı (TİKA) tarafından tamamlanarak, Filistin halkına hediye edilmiştir. - 2017”

“Ben bu sütunlar gibiyim, Kudüs'te doğdum ve burada inşallah öleceğim”

Üstaz Emad (İmad) Abu Khadejih (Hatice), Mescid-i Aksa'ya 5, Burak (Ağlama) Duvarı'na 2,5 metre mesafede küçük bir bakkal dükkanı işletiyor. Dükkan tam 2000 yaşında! Zemin katında batık kemerler mevcut. İsrail hükümeti kendisinden bu yeri tam 24 milyon dolar karşılığında istiyor ancak o reddediyor. Yahudilerin amacı hem bölgedeki Müslümanları uzaklaştırmak hem de Süleyman Tapınağı için kazılarını yapabilmek. 24 milyon dolarlık teklifi reddettikten sonra tekrar geliyorlar, istediği ülkede, istediği yaşamı verebileceklerini söylüyorlar, “ülke, iş, araba, para, kadın…” O ise tekrar ve tekrar reddediyor.

Hikayesi hakkında konuşurken bana, dükkanındaki Roma’dan kalan sütunlara eliyle vurarak, “ben bu sütunlar gibiyim, Kudüs'te doğdum ve burada inşallah öleceğim” dedi. İstese bu parayla Tel Aviv'e taşınabilir ve görüntüde lüks, özde ise zillet içinde bir hayat sürebilirdi. Ancak o kendisinin aynı zamanda bir murabıt olduğunun farkında. Ev satışları hakkında da konuştuk. Geçen günlerde abisinin böyle bir espri yaptığını, ona “seni alnının ortasından anında vururum” dediğini söyledi gülerek. Satış durumunu hangi Filistinli’ye sorsam anında buz kesip çok net bir şekilde bunun şerefsizlik, vatan hainliği olduğunu söylüyorlar. Hamas’ın bu durum karşısında bu kişileri cezalandırıp cezalandırmadığını da öğrenmek istedim ancak aldığım cevaplar olumlu ve olumsuz olarak karışık geldi.

“Yeter ki evin yeni sahibi bir Türk olsun, parası önemli değil.”

İsrail, bölge halkını uzaklaştırmak adına tarifi imkânsız vergilerle, cezalarla esnafa ağır yaptırımlar uyguluyor. Merhum Akif Emre bir yazısında, Kudüs esnafından ve onların iş yapamasalar dahi salt orada kalarak ne denli büyük bir iş yaptığından bahsediyordu. Sohbetimizin bir yerinde İmad Amca bana zengin tanıdıklarımın olup olmadığını sordu. Ne yazık ki yoktu ancak sebebini sordum. “Zor durumda arkadaşlarım var, evlerini satacaklar, Yahudi milyonlarca dolar teklif ediyor ancak onlar satmıyor. Eğer durumu olan bir Türk gelip almak isterse dörtte bir fiyatına olsun biz ona satarız, yeter ki evin yeni sahibi bir Türk olsun, parası önemli değil.”

Gönlündeki Türk ve Türkiye sevgisinin ise tarifi imkânsız. Arap liderlere tanıştığım diğer Filistinliler gibi gayet kızgın! Gerek TİKA’nın çalışması, gerek kendisinden haberdar olan Türklerin sık sık burayı ziyaret etmesi (arkadaşlarla kısaca dayı diyoruz) onu çok mutlu ediyor. Türk hükümetinden isteği Erdoğan'ın mümkünse buraya geldiğinde dükkanını ziyaret etmesi. Benden de Erdoğan'ın büyük bir fotoğrafını dükkana koymak için istedi. (Sonradan arkadaşlarımdan öğrendim ki daha önce bu varmış ancak ceza yiyip fotoğraf elinden alınmış. Bu durum Kudüs’te başka esnafın da başına gelmiş. Dükkan sizin ancak istediğiniz birinin fotoğrafını asamıyorsunuz!)

Fahiş vergilerin yanı sıra bakkalda hareketlilik de yoktu. Ara ara su, şeker vs. satışları oldu orada oturduğum müddetçe. “Görüyorsun ya,” dedi, “iş yok pek, ama biz burada murabıtız. Bu dükkan İmad'ın değil, ben ölür giderim ama burasının kalması lazım.”

Gönlü tüm Arap coğrafyasından geniş

Kudüs’e gelmeden önce internetten bir etkinlik açıp bayramda Kudüs’ün çocuklarına çikolata, oyuncak dağıtmak üzere biraz para toplamıştım. Beklentimin epey bir üzerinde ve hiç tanımadığım kimselerden bu sivil proje için destek aldım. Kudüs’ün kendi bereketi de eklenince para bir türlü bitmez olmuştu. Tüm alışverişlerden sonra kalan 1000 liraya yakın parayı buraya bıraktım, yiyecekleri alıp dağıtıma çıktık, burada tanıştığım Türklerle ve Etiyopyalıyla sokak sokak gezdik. Bazı çocuklar verdiğimiz bayram çikolatalarını almadılar, biraz şaşırıp yetişkinlere bunun nedenini sordum, “Yahudi olabileceğini düşünüyorlar” dedi. Cevaben İstanbullu ve Türk olduğumu söyledim, adam çocuğa bağırdı ve çikolatayı uzattı. “Türkî” ve “Erdogan” dedi, çocuk çikolatayı ancak o zaman aldı. Birkaç gün sonra bir başka emaneti yine buraya bıraktım, sonra baktım ki paket paket meyve sularını Aksa’ya Cuma namazına giden (bu Cuma orada kılınan son ya da sondan bir önceki Cuma idi!) çocukların ellerine tutuşturuyor. Yanımda Ahmad vardı, meyvesuyunu içemeden unutmuş bir yerde, geri dönüp bir demirhindi içtik birlikte. İmad amcanın gönlü tüm Arap coğrafyasından geniş. Hayra ortak olmak için sayılı ürünlerinden kendisi de ekledi hep.

Takriben 10 gün boyunca tek başıma gezindiğim Kudüs’te ve Aksa’da ne zaman bir Türk grubu bulsam kollarından tutup tutup bu adamla tanışmaları için bakkala getirdim. Her seferinde İmad amca çay, kahve, eğer olmazsa bir soğuk su ikram etti ve zerre ücret almadı. Bir seferinde 2 Türk’ü getirdim, önce su alacaklardı, daha sonra, “bizden kesin para almaz, suyu almayalım” diye dışarı çıktılar. Tam bu güzel düşünceden dolayı mutlu olacaktım ki İmad amca koşup geldi, buz gibi 3 şişe suyu tutuşturdu ellerimize, “şimdi oldu işte, haydi selametle,” dedi. Küçücük bir bakkal, 3 şişe su, muazzam bir mutluluk.

İmad Amca’nın evi

Dükkanı 5 metre olan İmad Amca’nın evini de ziyaret ettim. O da 1-2 metre mesafede, Aksa’nın kapı komşusu. Onun izni ve teşvikiyle fotoğraflarını çektim, çok çok küçük bir ev ve karısı kısa süreliğine şehir dışında olduğundan yalnız yaşayan her erkek gibi evi biraz dağınık. Evin zemininden yüksekte kalan balkon kısmına geldiğimde şaşkınlığımı gizleyemedim. Zira balkonun çevresi, üstü tellerle kapatılmıştı. Sebebi, buranın Ağlama Duvarı’nda ibadet eden Yahudilerin üzerinde kalması ve polisin güvenlik sebebiyle bu telleri çektirtmesi. “Görüyor musun, kendi evimdeyim ancak hapishane gibi, kendi balkonuma çıkamıyorum.” Aslında Batı Şeria’da İmad amcanın bir evi daha varmış ancak kesinlikle oraya taşınmıyor. “Kudüs’ten ayrıldığımda nefes alamıyorum, bir başka şehre gidecek olsam anında özleyip geri geliyorum.” diye ekliyor. Gerçekten de Kudüs, onu bir kez görenin tekrar ayrılamayacağı, ayrılsa kendine gelemeyeceği bir şehir. Orası bizim nefesimiz.

İmad amca inşallah önümüzdeki aylarda İstanbul'a gelecek ve misafirim olacak, bu çok çok büyük bir şeref. Fakat son görüşmemizde, “Aksa’daki durumu görüyorsun, (kapılara konan x-ray cihazlarını ve direnişi kastediyor) bu şartlar altında bir yere gidemem” dedi.

Ve Allah bana bir erkek çocuk verirse ona, onun ismini vereceğim. Para karşısında yamulmasın, kendini, kimliğini, geçmişini unutmasın, onurlu bir ahiret hayatını dünyadaki zillete tercih etmesin diye. Desin ki vaktiyle Kudüs'te bir adam varmış, o zamanlar orası işgal altındayken satmamış dükkanını ve her daim ona dua etsin.

Kendi ağzından hikayesi için: generosity.com/emergencies-fundraising/save-emad-s-store-near-al-aqsa-mosque

Bakkalın konumunu ve içinin videosunu da çektim: youtube.com/watch?v=0ygwS_63h7s

 

Eyüp Sami Yavaş

Güncelleme Tarihi: 25 Temmuz 2017, 16:58
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatma
Fatma - 2 yıl Önce

Ahh ahh..Kudüs bize kıyamı öğreticek Kudüslülerle.Paranın karşısında ezilip büzülmemeyi,ancak ALLAH'a boyun eymeyi.Not:tabii algida orda olmasa daha güzel olurmuşRöportaj için teşekkürler bize bi nefis muhasebesi yaptırdınız hocamGıtmek nasib olduğunda mübarek şehre İmad amcanın bi soğuk suyunu biz de içmek isteriz:)

mehmet gültekin
mehmet gültekin - 2 yıl Önce

güzel hoş ; yanlız şunu anlamadım türkiyedeki birçok müslüman efnaf gibi imad amcada coco-cola ve algida ürünleri satıyor. gerçi iranda , arabistanda ve diğer müslüman ülkelerin çoğunda cola ve diğer firmaların satışları var . ama kudüste bu manzaranın olması ne acı

yilmaz
yilmaz - 5 ay Önce

☝ ☝ ☝ağzımızdan çıkan kelimeler kalpte saklı olan kirlilikleri saklasada yüce olan ALLAH C.C, den bilmediklerinimi saniyorlar asla zannetmiyorum bizler dos olarak gavur ve dünya zilletlerine kabildiktan sonra kalp deki inancımız ne kadar sağlam olmasını bekliyebiliriz bizler bir,imiz hepimiz olmak hepimiz bir,imiz olmadıktan sonra bizler

banner19

banner13