Balıkesir'in tadına doyulmuyor

Arkadaşımız Hatice Algın Gönen, Bandırma, Manyas, Kapıdağ yarımadası izlenimlerini bizlerle paylaşıyor

Balıkesir'in tadına doyulmuyor

Gönenli Mehmet Efendi“Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?” derler. Vallahi ben de bir karara varmış değilim fakat gezip görmenin, tadına varmanın da okumak kadar değeri olduğunu düşünenlerdenim. 

Gönen... 

Gönen denilince akla ve kalbe ilk doğan Gönenli Mehmet Efendi. Bu muhterem insan tam manasıyla bir hizmet ehliydi. İhtiyaç sahibi insanların maddi-manevi destekçisi bir Hak yolcusu... Reis’ül-Kurrâ'ydı.

Gönenli Mehmet Efendi4 yaşındaydım, hiç unutmuyorum. Vefat edeceği güne yakın görmüştüm onu. Hastaydı, yatıyordu. Kapı aralığından ona bakıyordum dikkatli ve çekingen bir şekilde. “Anne dedem orda yatıyor” demiştim. Annem de “ Deden vefat etti kızım, o deden değil.” demişti. Dedeme ne çok benziyordu oysa... Sonra cami cami dolaşıp vaaz verdiği günlerden hep bahseder yakınlarım. Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları adlı kitabından da okuyabilirsiniz. Rahmetle yâd ediyorum hocamızı şimdi... 

Merkez Çarşı CamiMerkez Çarşı Cami’si meşhurdur Gönen’in. Gönenli Mehmet Efendi’nin uzun yıllar İmam hatipliğini yaptığı camidir burası. 

Höşmerim” diye meşhur bir tatlısı vardır Balıkesir’in. Peynir tatlısı gibi bir şey. Havasından suyundan mıdır nedir insanları da tam bir ehl-i keyf, sakin ve çok yavaş...

Gönen’de kerpiçten yapılmış ve de ahşap evler var. Kimisi harap olmuş, terkedilmiş bu evlerde yalnızlığı bağıran bir sessizlik uzanmış yatıyor. Üzülüyorum... Felç olmuş yüzüne dokunulsa da daha fazla kıvranmasa bu sessizlik diyorum kendi kendime. Sanki karşımda her saniye uzuvları parçalanan bir insan! Daha öncesinde Edirne’ye de gittiğimde harap olmuş tarihi dokulara baktıkça böylesine ürpermiştim.

Bilge Mimar Turgut Cansever’in; Zaman gazetesinde kendisiyle yapılan bir röportajdaki sözleri hatırıma geliyor: 

“Dünyada kültürel çeşitlilik kaçınılmaz. Farklı tarih ve kültürel kökenlerden gelen toplumlar farklı yaklaşımlara sahip. Ama insanın vazifesi dünyayı güzelleştirmektir. Dünyaya en büyük müdahale yapılarla olduğuna göre mimarların görevi dünyayı güzelleştirmek. Amaçların berrak bir şekilde belirtildiği çağlar kayboldu, ahlaki amaçlar unutuldu. Bizden sonra yaşayacak insanların da dünya üzerinde hakkı var. Basit konfor ve menfaat meselelerimizle gelecek nesilleri bu haklardan mahrum ediyoruz. Esas takıldığımız fikrî ve manevi engeller...” 

Çerkes GösterisiÇerkes gösterisi 

Gönenlilerden öğreniyoruz ki büyük bir etkinlik varmış akşama. 300 kişilik büyük bir ekipten oluşan Uluslararası Kafkas Halk Dansları Topluluğu Gönen’lilere muhteşem bir gösteri sunuyor. Kaçırılır mı hiç... Abhazya, Acaristan, Adigey, Çeçenistan, Dağıstan, Kabartay Balkar,Kuzey Osetya ve Yalova Kafkas halk dansları toplulukları... Çerkesler müthiş! 
 

Ekşidere Dağ Ilıcası 

Ekşi dere adı üstüne ‘ekşi’ bir suya sahip. Balıkesir tam bir şifalı su cenneti zaten.

Ortopedik, nörolojik, romatizmal hastalıklara çok iyi gelmekle birlikte, o bol oksijen ve dağ kokusuyla İstanbul’da soluduğunuz havayı tamamen unutmak istiyorsunuz. Gerçekten nefes alabildiğimi fark ettim burada. 

Ekşidere Dağ Ilıcası, Gençlik ÇeşmesiGençleşmek isteyenlere... 

Gençlik çeşmesi... Biz de içiyoruz tabi. Henüz gençleşme ibareleri göremesek de:) Hatta şişelere koyuyoruz suyu. Uyanık milletiz ya... Yolda içeriz, evde içeriz filan... Halbuki devamlı akan bu berrak ve mayhoş su bir kere 15 dk bekletildikten sonra özelliğini kaybediyormuş. Bunu nerden anlıyoruz elbette önce rengindeki tuhaf değişimden. Sonra Dağ ılıcasının küçük ve şirin çarşısında el emeği göz nuru oyalarını, örgülerini satan teyzelerden...

Yani siz siz olun bizim gibi suyu görüp akıllılık etmeye kalkışmayın, boşuna su taşımak zorunda kalmayın. 

Ekşidere Dağ Ilıcası

Ve Kapıdağ  yarımadası... 

Bandırma ve Erdek’in bulunduğu ada... Ocaklar, Tatlısu, Narlı, Ormanlı derken bir çok belde ve köylerin içinden geçiyoruz kekik kokuları arasında... Zeytin ağaçlarını görüyorum sıklıkla. Dağ kokusu anlatılamayacak kadar etkileyici. Erdek’i pek gezmedik. Denizi de eski güzelliğini yitirmiş diyenler var. Fakat Kapıdağ’ın neresinden baksanız deniz görkemli ve cezbedici... Berraklığı ve mahremiyeti bozulmamış hala. “Dünya varmış!” dedirten güzellik...

Kuş orkestrası... 

Evliye Çelebi, Seyahatname’sinde Kuş Gölü ile Kuş Cenneti’ni şöyle anlatmakta:

İlyaspınarı’ndan doğan Türkmenler buraya Manyas derler. O kadar derin değil, içinde alabalık, turna balığı, yayın, sazan, yılan balığı… Çeşit çeşit nefis balık avlanır. Devlete vergi ödeyen avcıları vardır. Öyle herkes, zevk için ve ticaret için balık avlayamaz. Kışın bu göl, kaz, kuğu, karabatak, yeşilbaş, martı, sakakuşu ve diğer güzel kuşlarla dolar. Her gece kaz ve kuğu sesinden, kanat şakırtısından Manyas sahrası titrer. Sakakuşu ve diğer kuşlarla dolar. Bu kuşların avcıları da devlete vergi verirler. Bir de bu gölde, bir çeşit pamuğa benzer kav biter ki su içinden çıkarıp çakmak taşı üzerine koyarak çakmak ile vursan, derhal ateş alır. Ve her şeyde kullanılır. Ama adı geçen kavın kurutup da çaksan yanmaz. Her tarafta meşhur bir kavdır. Bu Manyas Gölü’nün kenarlarında yüksek sazlar yetişir. Bu göl etrafındaki halk o sazları mevsiminde koparıp terbiye ettikten sonra renk renk hasır, seccadeler, minderler ve döşemeler dokurlar ki insan hayran olur. İnsanların buraya gelmeleri orayı görmeleri onlara zevk verecektir. İnsanlar bence burayı çok sevecekler ve her yıl gelmek isteyeceklerdir."

Manyas Kuş Cenneti’ndeyiz ve tam bir doğal musiki şöleni... 266 değişik türden 2-3 milyon kuşun bir arada bulunduğu muazzam bir doğaya sahip burası.

Ekşidere Dağ Ilıcası'nın küçük çarşısı
Ekşidere Dağ Ilıcası'nın küçük çarşısı

Manyas Kuşcenneti Milli Parkı  da 1959’da oluşturulmuş. Ayrıca burda kuş tanıtımlarının olduğu bir müze bulunmakta. Manyas gölünün çevresinde bir çok yere kameralar yerleştirilmiş ve bunların aracılığıyla kuşları daha yakından görme fırsatı oluşturulmuş. Herhangi bir türün yok olup olmadığını merakla soruyoruz. “Toy” adında bir kuş türünün artık sıklıkla bu cennete uğramadığı öğreniyoruz.

Tabi biz elimize dürbünleri alıp kuş gözlem evine çıkıp kuşları  ‘kuşbakışı’ izlemeyi tercih ediyoruz.

Ve kuşlar... Ömer Karaoğlu’nun ezgisini mırıldanırım o anda.

“Kuşlar

Sizin kadar hür olmaktı  hayalim kuşlar

Sizin kadar hür olmaktı  hayalim!” 

 

Foto Galeri için: http://www.dunyabizim.com/gallery.php?id=55

 

Hatice Algın gezdi anlattı, keşke biraz daha anlatsaymış

Güncelleme Tarihi: 01 Ağustos 2009, 17:08
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yakup Öztürk
Yakup Öztürk - 10 yıl Önce

hatice algin'a bu sirin ve tarihi onemi olan anadolu kasabasindaki izlenimlerini hos, yerinde cumlelerle bizimle paylastigi icin tesekkur ederim. evet, cok gezen bilir. gezmenin bir kultur oldugunu, en az okumak, yazmak kadar onemli oldugunu bu yazilar vasitasiyla anlamak gerekiyor bence. hos bir yazi olmus, elinize saglik. devami gelmeli.

milli genç
milli genç - 10 yıl Önce

güzel memleketim benim...

banner19

banner13