banner17

B. Yıldız yürüyüş kolu dağda!

Arkadaşımız Esad Eseoğlu Bahattin Yıldız Yürüyüş Kolu'nun Srebrenica yürüyüşünü anlatıyor bizlere.

B. Yıldız yürüyüş kolu dağda!

‘Srebrenica Yürüyüşü’ olarak adlandırılan ve Bosna’nın Nezuk şehrinden başlayıp katliamın yapıldığı Srebrenica’nın Potocari beldesinde son bulan yürüyüşe Türkiye’den biz ‘Bahattin Yıldız Yürüyüş Kolu’ olarak katıldık. Gençlik Kültür Merkezi’nin organizesiyle toplandıktan sonra, Bosna’ya gelerek yürüyüşe başladık. Bosna’ya gidişimizin ilk günlerinde, yürüyüşten evvel neler yaptığımızı daha evvelki bir haberimizde işlemiştik.

Yürüyüşte yanımıza çok fazla eşya almamamız gerekiyordu; zira az değildi yürüyeceğimizSrebrenica Yürüyüşü mesafe. Günlük 25-30 km yol katedilecekti ve alınan her eşya, günün ortasında bir de sıcağın altında çok fazla ağırlık yapabilirdi. O nedenle iki ya da üç tişört, birkaç iç çamaşırı, kraker, bir pet şişe ve yağmur endişesiyle yağmurluklarımızı almıştık. Ayrıca tulumlarımız da vardı. Fakat hiç yağmur yağmadı. Yine de tedbirimizi almış olduk. Yine takke, başörtü, tespih ve tevhid bayraklarını da almıştık yolda insanlara dağıtmak için. Ben ayrıca yanıma fotoğraf makinemi, cep telefonumu, kalemimi ve not defterimi almıştım.

Katledilen insanları unutmadık!

Elimize verilen haritada yürüyüş güzergâhı vardı. 08.07.2010 tarihinde Nezuk’tan başlandı yürüyüşe. Savaş sırasında, Birleşmiş Milletler tarafından Güvenli Bölge(!) ilan edildiği için, halkın her yolu deneyerek kaçtığı Srebrenica’da son bulacak olan yürüyüşe 5000 kadar insan katıldı. Katılan insanlar, o yoldan kaçan insanların acısını unutmadıklarını tekrar tekrar dünyaya haykırarak yürüyorlardı. Avrupa’dan gelen bazı kişiler bu yürüyüşe ‘trekking’ olarak baksa da genel görüş şuydu: Srebrenica’ya güvenli bölge olduğu için kaçan fakat orada katledilen insanları unutmadık!

Srebrenica YürüyüşüMinibüse binen insanlar ‘Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber’ nidalarıyla yol aldı. Yürüyüşün başladığı bölgeye gelinmişti ve yürüyüşe başlamıştık. Bir zamanlar binlerce insanın can havliyle kaçtığı yerlerdi buralar. Mücahidlerin kanlarıyla sulanmış topraklardan geçiyorduk.

Srebrenica: Dünyanın utancı

Srebrenica’da savaştan önce 8000 kadar müslüman vardı. Güvenli bölge ilan edildikten sonra 60.000 olmuştu nüfus. Yürüdüğümüz güzergâhtan Srebrenica’ya kaçan insanlar Sırp ordusunun top atışlarıyla yaralandılar, şehit oldular. Sonunda şehir 6 Haziran 1995’de kuşatma altına alındı ve Srebrenica, dünyanın, kendi adiliğini gördüğü için bakmaktan utandığı, modern dünyanın tüm pisliklerinin gözler önüne serildiği bir yer haline geldi.

Asfalt yolun bitiminden sonra orman yolundaki yürüyüş başladı. Yavaş yavaş yürüyorduk, tefekkür ede ede. Arada sohbet ediyorduk. Bosnalı kardeşlerimizden birisi, bizi hiç tanımadığı halde geliyordu yanımıza ve o güzel şivesiyle ‘İstanbul?’ diyordu bize. Biz de ‘evet’ diyorduk. Tişörtlerimizde yazan İstanbul’dan tanıyorlardı bizi. Kimi zaman bir gazi geçiyordu yanımızdan, içten bir selamla onunla muhabbet ediyorduk. Yürüyüşe katılanların çoğu erkeklerden oluşsa da yer yer bayanlar da oluyordu. Bunlar daha çok eşleriyle katılan ablalardı. Maşallah, bazı erkeklere taş çıkartacak tempoda yürüyorlardı.Kızılhaç tırı

Öğlen vakti ilerde kocaman bir tır göründü. Kızılhaç’ın tırıydı ve içinde iki erkek bir bayan bulunuyordu. İki kişi gazoz, limon suyu, maden suyu, kola ve su dağıtırken; bir kişi de boş ekmek dağıtıyordu. Bunların değeri o an için eşsizdi. Şu an anlayamıyor insan belki ama o yorgunluğun üstüne çok iyi gidiyordu. Ardından saat 18.00’e kadar süren bir yürüyüşten sonra ilk gün tamamlanarak çadırlara yerleşildi.

Hâlâ mayınlar var etrafta

İkinci gün güzel bir derenin kenarında, yeni gelenlerin de katılımıyla, yürüyüşe başladık. Bosna’da öğrencilik yapan bir abi bize birkaç uyarıda bulundu: İlerde bazı yollarda mayınlı arazilerden geçeceğiz. Buradaki uyarı levhalarına harfiyen uyun, yoksa bir mayının sizi bulmasını hiçbirimiz istemeyiz. Ayrıca, buradaki askerleri Türkiye ile karıştırmayın. Daha az disiplinli olup daha çok halkla ilgilenirler. Haydi Bismillah!

İkişerli sıra olup, ‘body’lerimizi yani eşlerimizi kaybetmeden ikinci gün yürüyüşüne Kamenica’dan başladık. Ben açıkçası biraz ürküyordum, çünkü orman ıssız ve derindi. Bize her türlü imkân sunulduğu halde bir irkilme yaşıyordum. Ya o gün, bombalar altında, bu yollardan aç, susuz, çıplak yürüyen insanlar ne yapıyordu?

Esad Eseoğlu ve Boşnak kardeşiBoşnaklarla hemen dost olduk

Yol bazen tek kişinin dahi zorla yürüyeceği kadar daralırken, kimi zaman hayli genişliyordu. Fakat o sırada bunları düşünmeden hızlı hızlı yürüyorduk. Yaklaşık iki saat kadar yürüdükten sonra, bizim grubun lideri Mahmut Şan Abi’nin emriyle durduk ve yaklaşık yarım saat bir şeyler atıştırıp su içtik. Tekrar yola koyulduk. İlerde büyük bir kalabalık vardı. Evet, yol yine daralmıştı ve binlerce insanın arkasında o izdihama girip bekleyecektik. Fakat eskiden yürüyüşe katılmış olup tecrübe edinenlerin yardımıyla arada otlarla dolu bir yoldan en öne doğru ilerledik. Burada, kurşunlarla paramparça edilmiş bir evi görünce kanımız dondu yine.

Kalabalığa tekrar karışarak hızlı bir tempoyla yürüyüşe başladık. Otuz kişi bir aradaydık ve kalabalığa karışınca dağılıyorduk. Millet mahallede yürüyüş yapmıyordu ki birbirine yol versin. Kim kimi geçerse devam ediyordu yoluna. Ben tek kalmıştım bu arada ve birkaç Boşnak’ın, ‘hey arkadaş, sen Türksün?’ seslenişi üzerine onlarla sohbet ettim. Boşnakları çok sevdiğimizi, onları yalnız bırakmadığımızı göstermek için İstanbul’dan yaklaşık 35 arkadaşımla buraya geldiğimizi söyledim. Muhabbet bir hayli uzun sürüyordu. O insanların her biriyle konuşsam tek tek, hepsiyle 1 dakika içinde dost olabileceğime inancım tamdı. O kadar sıcakkanlı insanlar ki Boşnaklar. 5-6 günlük kamplarda oluşmayan sıcaklık kısa bir sürede oradaki insanlar arasında oluşuyordu. Bu, Bahattin Yıldız Yürüyüş Kolu’nun her ferdi için geçerliydi. Marşlar ve ezgileriyle (neler söylemedi ve biz de eşlik etmedik ki: "Bak ülkeme", "Şehit selamı", "Şehitler ölmez," "Kavgam karanlığa", vd.) kulaklarımızın pasını alan Ömer Faruk Karataş Abi’nin sesini gizlice kaydedip binlerce insan arasında Ömer Ağabey’i bularak ona selam veren bir Boşnak’ı görünce insanın yüreği sımsıcak oluyor.

Bir ‘selam’ nelere kadir!Savaştan kalan eşyalar

Tek sıra halindeki yürüyüşümüz son bulunca ilerde tekrar küçük bir mola verdik. Moladan sonra yola koyulduk. Tekbir getirmeye başlayınca biraz ürken Boşnaklar ilerleyen saatlerde tekbiri kendileri getirdiler ve bize onlar öncü oldular bu konuda. Dağları inleterek ilerliyorduk. Bazen yan tarafımızda yırtık ayakkabılar ve atletler görüyorduk. Meğer bunlar savaştan kalma malzemeler olup sergi için oraya konmuş.

Ve evet, sonunda tır görünmüştü. Hemen koştuk ve ekmeğimizle içeceğimizi aldık. Ayrıca, arkalarında musluklar bulunan tırlar vasıtasıyla serinleyerek yola devam ettik. Yol üzerinde yorulup yere çöken gruplara yüksek sesle her birimizin selam vermesi çok güzel bir atmosferi gözler önüne seriyordu. ‘Esselamu aleykum’ diyorduk kardeşlerimize. Onlar da hemen doğrularak ‘ve Cemaatle namazaleykum selam’ diyorlardı. Ya Rabbi! Bu güzel kardeşlik anlarını yaşattığın için sana şükürler olsun. Selam verdikten sonra sarıldığımız kardeşlerimize ve tüm ümmete rahmet et Ya Rabbi!

Vakit öğlene gelmişti ve o gün Cuma idi. Hemen abdestimizi alıp saf tuttuk. Yanıma, benim yaşlarımda, yüzüne bakıldığında Boşnakları anımsatan klasik bir Boşnak erkeği oturdu. Kalabalık fazlaydı ve çimenlerin üzerinde oturuyorduk. Bizim grup dağılmıştı ama birbirimizi görüyorduk. Her birimiz yeni kardeşlerimizi tanıyorduk. Kimimiz vücut diliyle, kimimiz İngilizce’yle. Bir şekilde tanışıyorduk işte; kalpler birdi ne de olsa.

2010 Srebrenica Yürüyüşü’ne dair fotoğraflar için galerimizi ziyaret edebilirsiniz.

Not: Srebrenica Yürüyüşü notları yarın da devam edecek.

 

Esad Eseoğlu bildirdi

Güncelleme Tarihi: 16 Temmuz 2010, 22:04
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Muhammed İbrahim BİÇİCİ
Muhammed İbrahim BİÇİCİ - 8 yıl Önce

gençlik derneğinin böyle organizasyonlarına hepimizin katılması lazım.çünkü bu sadece bosna nın davası değil tüm müslümanların davasıdır.

banner8

banner19

banner20