Ayasofya Medresesi'ni n'ettiler?!!

Bir zamanlar İstanbul'un en mühim Yüksek Öğrenim okuluyken sonra..

Ayasofya Medresesi'ni n'ettiler?!!

Ayasofya Medresesi, İstanbul'un en büyük okuluyken.. 

Ayasofya Medresesi
(+)

İstanbul’un fethiyle birlikte camiye çevrilen Ayasofya Kilisesi’nin hemen yanında bulunan papaz odaları medreseye dönüştürülmüşse de asıl medrese binaları Fatih Sultan Mehmed tarafından, muhtemelen Ayasofya Kütüphanesi ile aynı tarihte (1466) yaptırılmıştır.

Fetih imzasını taşıyan okul

Medresenin ilk müderrisi Fatih’in de hocası olan Molla Hüsrev’dir. Yine dönemin en önemli matematik bilginlerinden Ali Kuşçu da Fatih Sahn-ı Seman Medreseleri açılana kadar burada eğitim vermiştir. Fatih Sultan Mehmed kendi adıyla yaptırdığı cami yanındaki medreseleri faaliyete geçirince Ayasofya Medreseleri eski önemini kaybetmiştir. II. Bayezid döneminde (1481–1512) tekrar elden geçirilen medreseye bir kat daha çıkılmış ve eğitime yeniden başlanmıştır.1 Türkiye’nin en önemli sanat tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Semavi Eyice’nin kayıtlardan edindiği bilgiye göre medrese, 1596 yılında ciddi bir tadilat geçirerek yeniden ihya edilmiştir.  Sultan II. Mahmud devrinde 1837 yılında tamir gördükten sonra, 1846-49 yılları arasında Sultan Abdülmecid tarafından İsviçreli Mimar Gaspare Fossati’nin görevlendirilmesiyle gerçekleştirilen büyük tamir ile medresenin köklü değişiklikler geçirdiği anlaşılmaktadır.

Ayasofya Medresesi
(+)

1869 yılında yapılan tespitlere göre medresede 198 talebe kalmakta ve bu haliyle İstanbul’un en kalabalık medresesi olma özelliğini göstermektedir. Şeyhülislam Hayri Efendi’nin başlattığı ve medreselerin ıslahını hedefleyen “Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye medreseleri” başlıklı düzenleme çerçevesinde tâli kısm-ı evvelin ikinci sınıfına dâhil edilmiştir.

Medresedeki asıl büyük değişiklik 1873 yılında yapılmıştır. Bu çerçevede, medrese tamamen yıkılmış ve öğrencileri başka yerlere dağıtılmıştır. Çalışmalar bittiğinde medrese iki katlı ve toplamda otuz iki oda ile hizmete devam etmiştir. Kütükoğlu’nun belirttiğine İstanbul medreseleri nüfus defterinde aynı tarihte medresede kırk yedi oda görülmektedir.

Görüntüyü bozuyor diye onarılmadı; yıkıldı!

Ayasofya

(+) Kırmızı çizgilerle çizilmiş alan Ayasofya Medresenin bulunduğu yere tekabül ediyor.

1924 yılına kadar eğitim hizmetine devam eden medrese bu tarihten sonra İstanbul Belediyesi’nce öksüzler yurdu haline getirilmiştir. 1934 yılına gelindiğinde, Ayasofya Camii etrafında yapılan düzenlemeler çerçevesinde, görünümü bozduğu gerekçesiyle Antikiteler ve Müzeler Umum Müdürü Aziz Oğan’ın emriyle yıktırılmıştır. İlerleyen yıllarda kamuoyunda konuyla ilgili birçok tartışma başlamıştır. Sürüp giden münakaşalar sonucunda 1985-86 yılında medresenin molozları kaldırılarak temellerine ulaşılmış ve bu plan çerçevesinde yeniden yapılması gündeme gelmiştir.

Ancak bugüne kadar bu konuyla ilgili bir çalışma yapılmadığı gibi Ayasofya Medreseleri gündemden çoktan düşmüş ve unutulup gitmiştir. 2007 yılında basına yansıyan haberlerde Kültür Bakanlığı’nın medreseyi tekrar inşa edeceği yönünde bilgiler yayınlandıysa da konuyla ilgili henüz bir gelişme olmamıştır.

Ali Kuşçu gibi birçok önemli âlimin ders verdiği Ayasofya Medrese’sinin izleri bugün Soğukçeşme sokağından bakıldığında hala görülmektedir.

 

 

Fatih Güldal dikkat çekti

Güncelleme Tarihi: 08 Nisan 2010, 15:23
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
enes atik
enes atik - 9 yıl Önce

biz değerlerimizin kıymetini bilmiyoruz.eğer bu kafayla gidersek daha çok tarihi ve kültürel değerimizi yitireceğiz.yazı çok öğretici olmuş.zihninize ve elinize sağlık hocam.

Kadir
Kadir - 9 yıl Önce

Evet Istanbul"da ve diger şehirlerimizde bulunan tarihi eserlere verilen değersizlik eskiye ait her şeyden kurtulmak isteyen bir dönemin kadrolarınca sorumsuzca uygulanmış görünüyor. Yazıda da değinildiği gibi Süleymaniye medreselerine zaman içinde bir çok ilaveler ve hatta tamamen yeniden inşaa etme şeklinde müdaheleler yapılmış ve, bir yerde okuduğum kadarıyla ve yanılmıyorsan, bu eserin orjinallğinin kalmadığı gerekçe gösterilerek yıkılmasına karar verilmiş. Eline sağlık Fatih.

Sinan CECO
Sinan CECO - 9 yıl Önce

Yazıdaki bir diğer detaya dikkat çekmek gerekmektedir. O da fotoğrafların tarihi vesika olma özelliğidir. Malesef birçok yapı tarih boyunca doğal ya da insani nedenlerden ötürü yitirilmiştir. Ve bu yapıların çoğunun ismi var cismi yoktur. Bu anlamda yazıda kullanılan fotoğrafların önemi bir kat daha artmaktadır. Eski Eserler Encümeni Arşivi'nden alınan bu fotoğraflar, fetih simgesi olan Ayasofya'nın bu önemli yapısının isminin yanında cismine dair de fikir yürütmemize neden olmaktadır.

banner19

banner13