Artvin'in ilk camisi 464 yaşında, hem de ahşap

Vira bismillah denilerek çıkılan günübirlik bir gezi, bir yarışma, güzel bir ilçe, bir camii ve birçok güzel insan... Halil Arslan Artvin'in Ardanuç ilçesini yazdı.

Artvin'in ilk camisi 464 yaşında, hem de ahşap

Baharın gelmesi, türlü bahanelerle gezmeler mevsiminin gelmesi anlamına da geliyor. Artvin-Hopa’da bulunuyoruz. Gezip görülecek o kadar çok yer var ki, buraları görmek için fırsat kollar haldeyiz. Geçen Cumartesi (17 Nisan) günü için arkadaşım Muhammed Karaosman Hoca, “Hutbe okuma yarışması var Ardanuç’ta, beraber gidelim mi” dediğinde, cevabım olumlu olmuştu.

Artvin’e birkaç defa gitmiştim ama bu Ardanuç’a ilk gidişimiz oluyordu. Cumartesi sabah erken saatte Artvin’e Hopa’dan aracımızla hareket ettik, Artvin’den de Ardanuç’a geçecektik. İmam hatip liseleri arası hutbe okuma yarışmasının il geneli yarışması Ardanuç’ta planlanmıştı. Gezimizin bereketli olması dualarıyla o kıvrım kıvrım yolları tırmanmaya başladık. İki saate yakın bir zaman sonra istenilen vakitte Ardanuç Merkez Camii’ndeydik.

Küçük tipik bir Anadolu kasabası görünümünde bir yer Ardanuç. İç Anadolu’da belki yeşili azdır böyle yerlerin ama burası Artvin. İlçenin etrafı yemyeşil dağlar, tepelerle çevrili. Camiye geçiyoruz hemen ve öğle ezanına kadar her ilçeyi temsilen imam hatip lisesi öğrencisi sekiz talebeden hutbeler dinliyoruz.

Cami cemaatinin samimi tavrı her yerde aynı

Namaz vaktine yaklaştıkça namaz için gelen amcaların sayısı da arttı. Cumartesi günü olsa da amcaların hutbe okuyanları görüp kısa bir şaşkınlıktan sonra kemal-i ihtiram ile diz çöküp oturmaları, hutbenin sonunda okunan her duada sanki Cuma günü hutbe dinliyorlarmış gibi ellerini kaldırıp samimi bir tavırla yapılan dualara katılmaları insanı farklı yerlere götürüyor. Ben onlara sınır bekçileri diyorum. Biz türlü bahanelerle camileri kendilerine terk ettiğimizden onlar dizlerinin takati ölçüsünde her vakit camilere geliyor, safları dolduruyor, meleklere karışıyorlar.

Daha önce Hatay’ın Hassa ilçesinde imam hatip olarak görev yaptığımdan, cami cemaatini tanıdığımı düşünüyorum; çok rahatlıkla, bahsettiğim iki farklı yerden amcaları alıp yer değiştirseniz hiç biri yeni yerinde yabancılık çekmez, onları dışarıdan gözleyen kimse de bu farkı anlamaz diye iddia ediyorum. Alnı secdeli, cemaat ehli güzel insanlar hayatımızı güzelleştiriyorlar ve onlar iyi ki varlar.

Amcalar dikkatimi çekti yarışma esnasında, bir de tabii imam hatip öğrencileri... Onlar da yine bence çok önemli bir mevkii işgal ediyorlar; minber, mihrap, kürsü için yetişiyorlar. Bu memleketin mayasına katkı verecek işlerin hamisi olacaklar inşallah. O öğrencileri ve onları yetiştiren öğretmenleri yakından görme, imam- hatip liselerini, Diyanet’i tekrar konuşmak için bol fırsatlı bir gün oldu bizim için. Rabbim yola çıkarken yol arkadaşımın ettiği, benim de âmin dediğim duayı ziyadesiyle kabul etti. Elhamdulillah.

İmam hatip nesli sıkıntılarıyla beraber bu memleketin en güzel imkanı da aynı zamanda

Namaz öncesi yarışma sonucu açıklandı: Artvin İmam Hatip Lisesi öğrencisi İbrahim Burak Yiğit birinci, Yusufeli İmam Hatip Lisesi öğrencisi Yusuf Aslan ikinci, Ardanuç İmam Hatip Lisesi öğrencisi Muzaffer Demirci ise üçüncü olarak ilan edildi. Öğrencilere hediyeleri verildi ve kalabalık bir cemaatle öğle namazı kılındı. Namazdan sonra hep beraber Ardanuç İmam Hatip Lisesi müdürü Yusuf Orhan ve ilçe müftüsü İsmail Göksu Hocamın ev sahipliğinde öğle yemeği için bir lisenin pansiyonuna gittik.

Mustafa Özcan Hoca tatlı bir bahar meltemi gibi sohbetiyle gezimize başka bir tat bıraktı

Yediklerimizi, içtiklerimizi anlatacak değilim elbette... Yemek vesilesi ile gördüğümüz güzel bir insan, ziyaretimizi daha da anlamlı hale getirdi. Bizimle beraber o gün akşamüzeri Kutlu Doğum münasebetiyle bir konferans vermek için ilçeye gelen Doç. Dr. Mustafa Özcan Hocam ile tanışmak da nasip oldu. Yemek yenip kalabalık yavaş yavaş dağılırken ilçe müftüsü, Muhammed Hocam ve ben, Mustafa Hocam ile güzel bir sohbet etme fırsatı yakaladık. O gün hava çok güzeldi, yemek dışarıda masalardaydı, çaylar da harikaydı; bundan daha da güzeli Mustafa Özcan Hocamın tatlı sohbetiydi elbette.

Mustafa Hocam Antalya’daki Diyanet’in Hacı Mehmet Gebizli Eğitim Merkezi’nden emekli olmuş ama ‘hocalığın emekliliği olmaz’ fehvasınca heyecanını diri tutmuş biri maşallah. Mustafa Özcan Hocam akademik çalışmalarını Rotterdam İslam Üniversitesi'nde yapmış ekseriyetle. Tayyar Altıkulaç Hoca ile beraber yüksek İslam enstitülerinin kuruluş zamanlarını yaşamış, gerek yurt içinde gerek yurt dışında hizmetleri bulunan kıymetli bir insan. Ağzından bal damlıyor dersem mübalağa etmiş olmam. Sohbetinde bulunsanız, siz de kelimeleri seçerken gösterdiği ihtimamı, muhatabını özenle dinlemesini, dostlarından bahsederken gözünün içinin parlamasını rahatlıkla fark edersiniz.

İnsan böyle şahsiyetlere rastlayınca farklı bir âleme adım atıyor adeta, hatıralar, birikimler, hizmetler… O tatlı havada, Ardanuç’un o güzel gününde bizim için Mustafa Özcan Hocama rastlamak kısa günün kârı oldu adeta.

Ardanuç ve 1551’de inşa edilen İskender Paşa Camii

Günün geri kalanını, Yusuf Orhan Hocam ile imam- hatip liseleri hakkında konuşarak ve Ardanuç’u gezerek geçirdik. Yusuf Hocam, Abdulkadir Macit Hocamın isabetle dikkat çektiği imam hatip nesline omuz veren o fedakâr güzel insanlardan. Yusuf Hoca, Ardanuç İmam Hatip Lisesi’nin kurucu müdürü. Şu anda 120 öğrencisi var. ‘Ne yapabiliriz, nasıl güzellikler çıkarabiliriz’in telaşı içinde. Ardanuç’u gezerken rastladığı herkese selam vermesi, kısa da olsa bir iki cümleyle diyaloga girmesi imam- hatip liselerinin durumu ne olacak endişesine güzel bir cevap olarak duruyor. Temsil ve samimiyet… İş burada düğümleniyor ve Yusuf Hocam bunu başarmış anlaşılan.

Bu güzel insanlardan başka biraz da Ardanuç’tan bahsetmek gerek elbette. Ardanuç, Artvin merkezine 35 km kadar uzakta, beş bin küsur nüfusa sahip küçük bir ilçe. Kıvrıla kıvrıla Çoruh’un bir koluyla söyleşe söyleşe ulaşıyorsunuz ilçeye. Derin vadilerde bazen vadi öyle daralıyor ki dağın azametini tüm hücrelerinizde hissediyorsunuz. İmam Hatip Lisesi’nde Yusuf Hocam ile sohbetten sonra Yusuf Hocam ‘sizi kaleye çıkarayım’ dedi. Kalenin surlarının olduğu yere çıkacak kadar vaktimiz kalmamıştı. İkindi yaklaşıyordu ve tekrar Hopa’ya dönmemiz gerekiyordu.

İkindi namazına kadar kalenin eteklerinde olan eski Ardanuç’un olduğu yere gittik. Önceden burada ellinin üzerinde işyeri varmış, şehir buradaymış; akşam olunca sanki bir evin kapısını kapatır gibi mahallenin kapısı kapatılırmış. Kale ve eteğinde bulunan İskender Paşa Camii ve birkaç ev böyle yüksek bir yerde bulunuyor.

İskender Paşa Camii 1551 yılında inşa edilmiş, minaresini görmek için bile gidilebilir. Ahşap caminin sıcaklığı burada minareye kadar sirayet etmiş. Birçok yerde ucube minareler aklıma geliyor ve ‘olacaksa böyle olmalı’ diyorum. Mütevazı ama minare olmanın vakarını da zayi etmeyen bir duruşu var. Cami bir başka güzel, bu tarafa gelenler mutlaka görmeli diyorum. Etrafındaki evlerin çoğu ahşap; sokaklar, bahçe çitleri, bahçelerdeki çeşit çeşit çiçekler insanın mutluluk ve huzurunu arttırıyor. O betonun sıkıcılığı, ruha verdiği cendere hissi daha buraya sirayet etmemiş. İnsan betonun içinde bunu fark etmiyor ama böylesi yerlerde içinin açıldığı ruhunun rahatladığını hissediyor.

Caminin kuzeyinde metruk bina yıllarca Kur’an öğrenmeye mekân olmuş. Çevredeki insanlardan öğreniyoruz ki restore edilecekmiş. İnşallah burası da restoreden sonra hücuma uğramaz, marketler, alışveriş veriş yerleri, kafelere kurban gitmez. Henüz böyle bir müdahaleye dûçar olmadan şansınız var, bu vahaya yolunuzu düşürün derim âcizane. Caminin içi ahşap işçiliğinin güzelliği ile bezeli. Bazı yerleri koyu bir yağlı boyanın kurbanı gibi dursa da sımsıcak güzel bir cami. Caminin hemen yanında üç tane de türbe bulunmakta. Aynı zamanda caminin önünde bulunan tabeladan bu caminin Artvin’in ilk camisi olduğunu öğreniyoruz. Buradan aşağıya iniyor, ikindi namazı öncesi Yusuf Hocam ile vedalaşıyor, namazdan hemen sonra da yola revan oluyoruz.

Cehennem Deresi Kanyonu

Dönüş yolunda Cehennem Deresi Kanyonu var. Ardanuç’u çıkar çıkmaz daracık bir yerden gökyüzünü görmenin bile mümkün olmadığı bir yerden giriliyor. Vaktiniz olur da buraya gelirseniz burayı da mutlaka görün derim. Biz kısa bir zaman da olsa burayı da gördük.

Ardanuç biraz uç bir yerde olsa bile gezip görülesi bir yer. Eskiler ‘şereful mekan bil mekin’ demişler. Ardanuç’u güzelleştiren güzel insanlarla Ardanuç gezimiz bol kazançlı oldu Muhammed Hocam ve benim için. Geçmiş ile bağları koparmayan insanlar, yapılar, tavırlar… nerde olursa olsunlar ne güzeller.

Halil Arslan yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Haziran 2019, 00:11
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13