Anadolu’nun kalbinde kadim bir şehir: Afyonkarahisar

Eski Afyon’da (kalenin etekleri) büyük bir restorasyon çalışması başlatılmış. Eski evlerin % 70’e yakını restore edilmiş. Caddeler planlı programlı. Faruk Azmi Alpsoy yazdı.

Anadolu’nun kalbinde kadim bir şehir: Afyonkarahisar

Sabah saat dokuz gibi Afyonkarahisar otogarına indim. Otobüsten indiğim gibi havanın soğukluğunu yüzümde hissettim. Allah’tan kalın ceketimi yanıma almışım. Otogar kalabalık olmasa da yedi-sekiz tane şehirlerarası otobüs vardı. Otogarın iç kısmına geçip hemen bir çay söylüyorum. Cam bardakta, sıcacık taze demli çay iki lira. Burada iki bardak çay içiyorum. Biraz ısındıktan sonra otogardaki lokum kaymak ürünlerini satan dükkânlara göz attıktan sonra minibüse binip çarşıya gidiyorum. Çarşı sabah saatlerinde gayet sakin. Yolları, caddeleri, sokakları temiz ve bakımlıdır. Çarşıda gezen birkaç yaşlı insan gözümüze çarpıyor. Üniversite öğrencilerinin büyük bir kısmı kampüs civarına taşındığından, çarşı civarında pek genç yoktur. Takım elbiseli memurlarla cadde boyunca sık sık karşılaşıyoruz. Şehir tam bir Anadolu hüviyetine haiz. Geçmiş değerlerinden kopmamış, kadim değerlerini yaşatmaktadır. Sokak aralarında gezerken ara ara keçe dükkânlarıyla karşılaşıyoruz. Şehirde keçe sanatı az da olsa devam etmekte. Hayvancılığın azalması ve teknolojinin gelişmesi keçe sanatının azalmasına sebep olmuş. Bu dükkânlar yün ve deri alımına hala devam ederek faaliyetini sürdürmekte.

Seyyahlar gözüyle Afyon

Hakan Özpınar’ın Seyyahların Gözünden Afyonkarahisar isimli kitabında Evliya Çelebi’nin Afyonkarahisar izlenimleri şu şekilde aktarılmıştır: “Şehirde 40-50 bin civarı hane vardır. Halk Afyon bitkisini yetiştirir. 12 tuğla minare ve 42 mahalleden oluşur.” Evliya Çelebi, Gedik Ahmet Paşa Külliyesinden de bahseder. İmaret Camii minaresinin bir benzerinin anca Bursa’da olacağını söyler. Medresenin dersiam ve talebesi vardır. Kaza-i Sandıklı, Kaza-i Sincanlı,  Kazi-i Şuhut,  Kaza-i Çal, Kaza-i Karamik ve Kaza-i Çaydan bahseder. 

Aynı kitapta Falih Rıfkı Atay’da Afyonkarahisar’dan şu şekilde bahseder. “1934 yılındaki şehircilik hamlelerini över, gazlı gölün bakımsızlığını eleştirir. Plan, ağaç, elektrik, cadde, park, su Afyonkarahisar Kasabasına Cumhuriyetten sonra girmiştir” der.

Afyonkarahisar’da Gedik Ahmet Paşa Külliyesi

Külliye, Kurtuluş Caddesi'ndedir. Sultan II. Bayezid’in Döneminde (1472) Veziriazam Gedik Ahmet Paşa tarafından Mimar Ayaz Ağa'ya yaptırılmıştır. Cami, medrese, şadırvan ve hamamdan oluşur. Sıbyan mektebi ise günümüze ulaşmamıştır. Afyonkarahisar’ın Sultanahmet Camii’dir.  Halk bu yapıyı benimsemiştir. İmaret Camii olarak da bilinir.

Afyonkarahisar gezimize İmaret Camii'ne selam vererek başlıyoruz. Caminin sabah saatlerinde açık olması işimizi kolaylaştırdı. Harim mekân kıble istikametindeki birbirine paralel iki kubbe ile örtülmüş. Ters T planlı caminin tabhane kısımları var. Bu tarz camilere heybeli, çantalı, yan mekânlı camilerde denir. Caminin son cemaat revakı beş gözlüdür. Sivri kemerleri sütunlar taşımakta. Caminin abidevi taç kapısı dikdörtgen formludur. Kapıda Selçuklu’dan Osmanlı’ya geçişin izleri görülür. Kapı bezemelerinde iki renkli taş işçiliği kullanılmıştır. Taç kapı içerden ve dışardan mukarnas kavsarayla örtülmüş.

1795 depreminden sonra cami onarım geçirmiş ve kapı üzerine de tamir kitabesi eklenmiş. Kitabe üç satır, on iki kutucuktan oluşur. Miladi 1795, H. 1210 tarihlidir. Külliye civarında detaylı olarak araştırmamıza rağmen başka bir kitabe izine rastlamadık.

Caminin mihrabı dikdörtgen formludur. Mukarnas kavsarayla örtülmüş. Mihrabın yanlarında yer alan sütunlar hala dönmektedir. Harim mekânın doğu ve batı kısımlarında yer alan tabhaneleri geçmişte gelen yolcu, hasta, vb. kişilerin ihtiyaçlarını karşılayıp istirahat edebilmesi için yapılmış. Yan kısımlar harim mekândan tamamen ayrıdır. Dikdörtgen bir açıklıkla bu kısımlara geçiş sağlanır. Osmanlı erken dönem mimarisinde görülen yan mekânlı camiler, sonraki dönem yapılarında kullanılmamıştır. Günümüz camilerinin daha işlevsel, daha sosyal içeriğe sahip olabilmeleri için bu tarzdaki mekânlara şiddetli ihtiyaç var.

Minber ve mihrap aynı boyutlarda. Mermer minberin aynalık ve köşk altı kısımları geometrik motiflerle bezenmiş. Minber kapısında celi sülüs yazı kuşağına yer verilmiş. Caminin minaresi kuzeydoğu köşesindedir. Tek şerefeli minarenin gövdesi yivlendirilmiştir. Yivler arası lacivert renkli çinilerle bezenmiş. Gece aydınlatmasıyla cami ve minare bir başka güzelliğe bürünmüş.  Caminin avlusunun ortasında bir şadırvan var. Ses akustiğiyle dikkat çekmektedir.

Cami civarında biraz dolaştıktan sonra, güneybatı kısımda yer alan medreseye doğru yürüyoruz. Medrese dikdörtgen formlu. Abidevi taç kapı silme ve bordürlerle bezenmiş. Dilimli ve sivri kemerli taç kapının alt kısmında besmele levhası var. Taç kapı iki renkli taş işçiliğiyle inşa edilmiş. Medrese hücreleri kubbeyle örtülmüştür. Kubbeye geçişlerde tromplar kullanılmış. Medrese avlusu revaklarla çevrelenmiştir.

Tanıtım levhasında bu medresenin Birinci Dünya Savaşı’nda esir kampı olarak kullanıldığı, 1924’ ten sonra bir süre atıl vaziyette kaldığı yazmaktadır. Medrese günümüzde sanat merkezi olarak kullanılmaktadır. Hat, tezhip, keçe, cam yakma, gümüş işleme, deri işleme, vb. sanatlar ile ilgili eğitimler verilmektedir. Afyonkarahisar’daki önemli bir sanat merkezidir.

Hamam caminin kuzeydoğusunda yer alır. Caminin kuzey cepheden görünmesine engellemiştir. Hamam çift ünitelidir. Erkekler kısmının girişi yola bakar. Kadınlar kısmının girişi ise güney cephededir. Günümüzde Afyonkarahisarlılara hizmet vermeye devam etmektedir.  Hamamım duvarlarında moloz taş, kemerlerde ise tuğla kullanılmış. Kubbeleri kurşunla örtülüdür. Taç kapısı dikdörtgen formludur. Hamam kültürü Osmanlı’nın temizliğe verdiği önemin, gösterdiği ihtimamın dünümüzden günümüze uzanan zarif bir yansımasıdır. Hamamın kitabesi yoktur.

Afyonkarahisar evleri

Eski Afyon’da (kalenin etekleri) büyük bir restorasyon çalışması başlatılmış. Eski evlerin % 70’e yakını restore edilmiş. Caddeler planlı programlı. Çalışmaların devam ettiği yollarda kaldırımlar sökülmüş. Bu yollar yeniden şekillendirilmektedir. Afyon evleri umut vaat ediyor. Mevlevihane civarında tarihi manzarayı bozan dört katlı beton binanın iş makinaları tarafından yıkıldığına bizzat şahit olduk. Kale civarına yapılacak olan beton evler tarihi değeri, hüviyeti bulunan yapılara zarar vermekte. Anadolu’muzun pek çok şehrinde, tarihi değeri olan evlerin olduğu bölgelere yeni evlerin yapılması, güzide mirasımızın elimizden kayıp gitmesine sebep olmuştur. Başçeşme Camii civarında eski Afyon evlerinin yenilenme çalışmaları devam ediyor. Evlerin büyük bir kısmının balkon ve pencerelerine bayraklar asılmıştır. Afyondaki tarihi evlerin erkenden koruma altına alınıp, restorasyon çalışmalarının başlamış olması şehrin ilerleyen yıllarda kültür turizmiyle büyük hamleler yapmasını sağlayacaktır. En azından biz böyle düşünüyoruz.

Afyonkarahisar Zafer Müzesi                                                 

Zafer Müzesi çarşı meydanında yer alır. Müze, Anıtpark karşısındadır. Batı cephesi karargâh binası olarak kullanılmış. Başkomutanlık Meydan Muharebesi bu binada planlanmış. Tarihimiz açısından önem arz eden bir hususiyeti var. Müze binası, restorasyondan sonra Zafer Müzesi olarak açılmış. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak Paşalara ait odalar var. Doğu batı ve güney cephede birer giriş kapısı var. İki katlı binanın alt kat pencereleri basık kemerli, üst kat pencereleri sivri kemerli. Pencere kemerleri kahverengi taştan yapılmış. Zafer Müzesi kapalı olduğu için müzeye giriş yapamadık. Müze binasının olduğu alanda pek ağaç yok. Müze çeşmesi iki cephelidir. Çeşmelerin suyu günümüzde akmakta. İşte bu hakikaten güzel...

Taşhan

Afyondaki önemli hanlardandır Taşhan. Açık avluludur. Hanın giriş kapısı karşısında bakırcılar, ayakkabıcılar, semaverciler ve soba imalatçılarına ait dükkânlar var. Hana güney köşesindeki yuvarlak kemerli kapıdan giriş yaptık. Han iki katlı ve moloz taştan yapılmıştır. Yapının bazı noktalarında düzgün kesme taş ve tuğla kullanılmıştır.

Avlu kısmı yuvarlak kemerli revaklarla çevrelenmiş. Havalar soğuk olsa da hana yoğun bir ilgi var. Hanın avlusunda kahve, çay, salep vb. içecekler satılır. Sıcak içeceklerin müşterisi çok. Hat atölyesi, ney atölyesi, lokum dükkânları, hediyelik eşya satanlar, antikacılar han içinde faaliyette olan bazı dükkânlardan bazıları. Antika meraklılarının uğraması gereken önemli yerlerden. Yıkık ve virane haldeki han, 2018 yılında restore edilmiştir.

Kadın Ana Türbesi: İmaret Camii’nden çarşıya doğru giderken yolda bir türbeyle karşılaşıyoruz. Türbe, Kadın Ana Caddesi üzerinde yer alır. 13-14. yüzyıla ait olduğu rivayet edilir. Türbe normal zamanlarda ziyarete kapalıdır. Sadece Ramazan ayında ziyarete açılır. Biz çalışmamız esnasında kapalı olduğu için türbeye giremedik. Bu civarda yaşayanlardan iç mekânda sanduka olduğunu öğreniyoruz. Türbe sekizgen formludur. Tuğla çatıyla örtülmüştür. Burada yatan kişinin Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad’ın kızı Asiye Sultanın olduğu söylenmektedir. Türbe yanında hayır amaçlı bir de çeşme yapılmıştır.

Alaca Hamam: Alaca Hamamı taş ve tuğladan yapılmış. İç mekâna girip fotoğraf çekiyoruz. Soyunmalık, ılıklık, sıcaklık, halvet, tıraş olma kısımlarını tek tek geziyoruz. Hamamın içine girdiğimiz gibi gözlüğümüzün camları buharlaşıyor. Afyonun kuru soğuğunda hamamın sıcaklığı bizi ayrı etkiliyor. Hamam çalışanları ve külhanbeyi bize gayet sıcak ve samimi davranıyor. Bir şey demeden gelin size hamamı gezdireyim diyor. Bizde onun rehberliğinde hamamı geziyoruz. Hamamın giriş kısmı ahşap malzeme ile yapılmış. Hamamın herhangi bir kitabesi yok; kotu yol seviyesine göre çukurda kalmış. 

Civardaki bazı tarihi camiler

Karaman Camii: Kitabesiz olan caminin kapıları kapalı olduğundan içeri giremiyoruz. Dış kısmındaki levhada yapının 15. yüzyıla ait olduğu yazar. Taç kapısı sivri kemerli. Ahşap kapı iki kanatlıdır. Cami yüksek binalar arasında kalmış. Taş ve tuğla malzemeden inşa edilmiştir. Tek şerefeli minarenin, şerefe altı dilimli tuğlalarla örülmüş. Şerefenin bitim noktasında mavi çiniler var. Cami duvarları güneyden kuzeye doğru daralmaktadır.

Zülali Camii: Cami tuğla çatıyla örtülü, son cemaat revakı ahşaptan. Hicri 1300 tarihli caminin sekiz satır, on beş kutucuktan oluşan kitabesinde yılların getirdiği tahribat görülmekte. Cami önündeki Zülali ve Celali mezarı var. Sade formdaki caminin mihrabı alçıdan yapılmış. Caminin batı duvarında çatlamalar oluşmuştur. Tek şerefeli minare tuğladan yapılmıştır.

Kara Camii: Kara Camii de bu civardaki önemli yapılardandır. Cami namaz vakitlerinde ibadete açıktır. Minaresi çok yüksek olup tek şerefelidir. Moloz taştan yapılmış. Dikdörtgen formludur. En son 2007 yılında restore edilmiş.

Arasta Camii: H. 756 M. 1355 yılında inşa edilen yapının giriş kapısı üzerinde iki kitabe var. Kitabelerdeki yazılar dört satır. Aşınma olduğundan dolayı yazılar okunmuyor. Bu civarda Said Nursi evi var. İki katlı olan evin  kapı ve pencereleri ahşap malzemeyle bezenmiş.

Yararlanılan kaynaklar:

Hakan Özpınar, Seyyahların Gözünden Afyonkarahisar.

Baha Tanman, Gedik Ahmet Paşa Külliyesi, TDV İslam Ansiklopedisi.

Kulturportalı.gov.tr. 

Yayın Tarihi: 07 Ocak 2020 Salı 13:00 Güncelleme Tarihi: 22 Ocak 2020, 11:52
banner25
YORUM EKLE

banner26