Anadolu’nun kadim şehri Tokat’a yakışır bir müze

Eskilerin deyimiyle “kenz-i mahfi“ bir yanı vardır Tokat’ın. Çok bilinmez, adını popüler yayınlarda, afişlerde, tur broşürlerinde pek sık göremezsiniz. Tesadüfen gelmiş olanlar çevresinin doğal güzelliklerine ve tarihi eserlerinin çokluğuna şaşırıp kalır genellikle. Yasemin Dutoğlu yazdı.

Anadolu’nun kadim şehri Tokat’a yakışır bir müze

Anadolu’nun kadim şehirlerinden biridir Tokat. Yeşilırmak ve kollarının suladığı bereketli toprakları,  mutedil iklimi ve eski kervan yollarının kavşağında yer alan konumu nedeniyle tarih boyunca önemli bir merkez olmuş. Malazgirt Zaferi’nin hemen ardından feth edilmiş. Anadolu’da geçirdiğimiz 1000 yılın her devrine şahitlik etmiş, Türk ruhu iliklerine kadar sinmiş bir şehir. Hakk erenlerin nefesiyle mayalanmış, Danişmentlilerle Türk başlığını kuşanmış, Selçuklularla bezenmiş, köprüler, kervansaraylar, medreselerle gönenmiş, Moğol belasıyla içlenmiş, Osmanlı ile mühürlenmiş bir güzel şehir. Yeşilırmak’a açılan yeşilden bir vadi üzerinde, bir kartal başı gibi vadiye uzanan görkemli kalenin gölgesinde, her birinde bir alperen’in beklediği tepelerin eteklerinde dinlenen şehir. Hani şu bize dair;  cumbalı konaklar, türbeler, hazireler, ağaçlar, çeşmeler, kubbeler ve elbette minarelerle ziynetlenmiş şehirlerimizden biri. Asırlarca üst üste yaşayan medeniyetlerin izlerinin iklim ve coğrafyanın şartlarıyla harmanlanarak, gelen geçen kervanlarla çeşitlenen zengin kültürü imbiklerden süzülerek bugünlere gelmiş bir şehir.

Eskilerin deyimiyle “kenz-i mahfi“ bir yanı vardır Tokat’ın. Çok bilinmez, adını popüler yayınlarda, afişlerde, tur broşürlerinde pek sık göremezsiniz. Tesadüfen gelmiş olanlar çevresinin doğal güzelliklerine ve tarihi eserlerinin çokluğuna şaşırıp kalır genellikle. Fakat mücevherden ancak sarrafların anladığı gibi, tarih ve kültür meraklısı insanlar için malumdur. Mesela 1960’larda Tokat’a gelmiş olan kıymetli sanat tarihçi Süheyl Ünver hocamız şehrin şaşırtıcı mimari birikimini şu çarpıcı satırlarla özetlemiş:

“Bir bir yer yer dolaşarak gördüğüm eski eserler hakkındaki intiba’larımı size söyleyeyim. İstanbul’da Konya’da Bursa ve Edirne’de bulunmayan en güzel eserler inanın bana Tokat’ta. Vaktiyle İbni Kemal, Molla Hüsrev, Molla Lütfi, Plevne kahramanı Osman Paşa, Şeyh Emin Efendi gibi büyüklerin vatanı olan Tokat meğerse ne imiş? Anadolu’da en çok abidesi olan bir şehir. Hani Selçuklularla Osmanlılar adeta yarışa girmişler.Birinden birisi bir tane fazla  amma hangisi doğru sayamadım. Açık konuşayım bu eserler 300 ila 800 yaş arasında birer Tokat azizi. Bu kadar yıldır orasını millileştirmiş ve ruhumuzu aşılamış.”

Rahmetli Turgut Cansever Hoca da 2000 li yıllarda şehre son kez ziyaret ettikleri zaman bizzat  dinlemek şerefine eriştiğim sohbetlerinde “Tokat’a ilk defa 1946 yılında geldim. O zamanlar tam anlamıyla bir cennetti” demişlerdi.

Sanatla hayat iç içe

Bütün kadim şehirlerimizde olduğu gibi Tokat’ta da eskiden sanat hayatla iç içe idi. Günlük kullanıma dönük en basit eşyadan tutunda, kıyafetlere, ilmek ilmek dokunan halılardan ahşap tavanların göbeklerine kadar her nesnenin yaparken ruhundan üfleyen bir sanatkârı var idi. Değişen zaman, üretim ve yaşama biçimleriyle bazı meslekler ve nesneler yavaş yavaş hayatımızdan çekildi. İşte o zaman, kültürün aktarımında önemli bir izlek olan tüm bu nesneleri koruma ve gelecek nesillere aktarabilme adına müzelerin önemi arttı.  

Sulu sokak, Tokat tarihi ticari şehir merkezinin kalbidir. Niksar ilçesindeki kardeşiyle birlikte Anadolu’daki ilk medreselerden biri olan Yağıbasan Medresesinden başlayarak Türklerin Anadolu’daki her dönemine ait anıtsal mimari eserlerin birbirine birkaç metre mesafede sıralandığı ve son zamanlarda 900 adımda 900 yıl sloganıyla tanıtılan bu sokakta şimdilerde Tokat Belediyesi OKA’nın (Ortakaradeniz Kalkınma Ajansı) katkılarıyla hummalı bir faaliyet yürüterek bir şehir müzesi kuruyor.

Geçtiğimiz günlerde, çalışmaların sonucuna iyice yaklaşılmış olan Şehir Müzesini ziyaret etme şansı buldum.  4000 metrekarelik kapalı alana sahip 3 katlı binanın giriş katında zengin bir tarihi fotoğraf koleksiyonu ve 19. yüzyılın ortalarında Tokat’ta bulunmuş seyyah ve misyoner H. j. Van Lennep’in o dönemde şehirde yaptığı resimlerin 3 boyutlu canlandırmaları ziyaretçileri karşılıyor. Toplumumuzun yardımlaşma, cömertlik ve kanaatkârlık gibi hasletlerinin en somut delili olan, oldukça sanatlı bir sadaka taşı başta olmak üzere bazı binek ve temel taşları sergileniyor. Süreli sergiler için bir salon, kitaplık ve idari bölümde bu katta yer alıyor.

Tokat’a has el sanatları

Bodrum katı, Tokat’a has bir sanat olan el baskısı yazmacılık başta olmak üzere demircilik, urgancılık, yemenicilik, dabaklık gibi geleneksel zanaatların icra edildiği bir çarşı olarak düzenlenmiş. Şehrin zengin mutfak kültürünün baş tacı olan Tokat kebabının pişirildiği özel kebap fırını, yanında ekmek fırını ve ocağı da dahil olmak üzere, bir bağ evinden alınan orijinal ölçülerle birebir inşa edilmiş. Zengin bakırcılık geleneğinin eseri envai çeşit mutfak eşyası ve boy boy kazanlarla tanzim edilmiş bu bölüm bile tek başına bir müze olabilir. Yine meslek erbabının kullandığı aletler ve geleneksel ölçü tartı aletlerinden oluşan koleksiyonların zenginliği insanı hayrete düşürüyor. Müzenin en dikkat çekici ve güzel yönlerinden birini oluşturan, yaşayan bir müze olmasını sağlayacak olan atölye de bu katta yer alıyor. Okul çağında çocukların burayı ziyaret ederek yüzlerce yıllık gelenekle yapılan yazma baskıyı bizzat deneyebilecek, Tokat’ın kendine has yeşil sırlı seramiklerinden üretecekmiş. Gerçekten böyle bir deneyimi o yaşta yaşayan çocukların kalbine Tokat sevgisi adeta ıhlamur oyma kalıplarla basılır, Tokat’ın kendine has yeşil seramiklerinin sırrı ile sırlanır. Şehir kültürüne saygılı bireyler yetiştirme yönünde geleceğe dönük bu vizyoner yaklaşım da ayrıca takdiri hak ediyor.

Müzenin üst katında Tokat’ın önemli zanaatlarından bakırcılık ürünleri ve seramikler başta olmak üzere, kıyafetlerden mefruşata, sandıklardan hamam eşyalarına kadar geniş bir yelpazede şehir kültürüne ait etnografik objeler sergileniyor. Ayrıca Tokat’lı bazı önemli şahsiyetlerin balmumu heykelleri ve şehrin tarihi yapılarının maketleri de yer alıyor. Binanın arka tarafındaki bahçe de şehirde yetişen özel tür meyve ağaçlarıyla donatılacakmış. Mevsimine göre Al ve kara kirtik kirazları, boynueğri, göğsulu, laliye gibi artık nadir bulunan armutlar, misket elması ve çavuş üzümü kim bilir bu müzeye ne kadar yakışacak.

Çok yakın bir tarihte kapılarını açacak bu güzel müzenin ardında ise öncelikle fikir babası olarak, daha sonrada binanın düzenleme ve ek inşaat işlerinden obje temini ve küratörlüğüne kadar her aşamasını özveriyle omuzlayan bir vakıf insan var. Gönül verdiği şehri gibi bir parça kenz-i mahfi bir yönü bulunan kıymetli dost, ismiyle müsemma kültür insanı Hasan Erdem beyefendi.

Son ulema-i amilin zümresinden olan Hacı Hasan Efendi

Hani bazı insanlar vardır, yeryüzüne özel bir görevle gönderilmiş gibidirler. Çok zor, bazen inanılmaz denecek durumlarda bile ne yapar eder, görevlerini aşkla, azimle, tutkuyla başarırlar. İşte Hasan Bey’de sanki bu dünyaya Tokat’ın tarihi ve kültürel değerlerini korumak ve kollamak için gönderilmiş gibidir. Şehrin sevilen simalarından Osmanlı bakiyesi son ulema-i amilin zümresinden olan Hacı Hasan Efendi’nin aynı ismi taşıyan torunu olan Hasan Bey dedesinden kalan kıymetli kütüphaneyi ömrü boyunca besleyerek Tokat’ın en büyük kitap ve belge arşivlerinden birine sahip olmuş bir koleksiyonerdir. Şehir hakkında nerde bir yayın, bir fotoğraf, bir belge varsa dünyanın öbür ucunda bile olsa bir şekilde bulur, çıkarır. Kıymetli antika eserleri, tavan göbeği, şadırvan, ahşap ve taş parçalar gibi nadide yapı elemanlarını, el yazmalarını şehir ve ülke dışına çıkmasın diye alır ve şehre kazandırır. Geçtiğimiz yıllarda Danişment dönemine ait eşsiz bir el yazması Kur’an-ı Kerim’i, çoğu kişinin telaffuzu ile dahi kendini kaybedeceği yüksek rakamlarla almak isteyen simsarları elinin tersiyle iterek Tokat Müzesi’ne kazandırmıştır. Mevlevihane Vakıf Müzesi de bağışladığı el yazması eserlerle doludur. Tokat kültür ve tarihi ile ilgili nerede bir çalışma, bir hizmet varsa onun emeği ve katkısı vardır. Şehir hakkında çalışma yapacak olan araştırmacıların, akademisyenlerin yolu mutlaka onun zengin arşivine uğrar.

Hasan Bey hayatı boyunca biriktirdiği kendine ait objeleri büyük bir fedakârlıkla şehir müzesine vakf etmiş, üstüne yine büyük gayretlerle şehrin hamiyetperver eşrafına ulaşıp onlardan aldığı parçalarla zenginleştirerek şahane bir koleksiyon meydana getirmiş. Çok başarılı bir tanzim-teşhir ile Tokat’a kalıcı bir armağan, ülke çapında dikkatleri çekecek bir Şehir müzesi oluşturmuş. Ortaya çıkan güzelliğe hayran kalmamak mümkün değil. Bundan sonraki aşamada bu güzel müzenin kıymetinin bilinmesi,  korunması, geliştirilerek sürdürülebilmesi de elbette çok önemli. Şehrine değer katan kıymetli Tokat aşığı Hasan Erdem beyefendi iyi ki varsınız. Onun şahsında emek veren ve katkı sağlayan herkese tebrik ve teşekkürler. Elleriniz dert görmesin, Allah ömrünüze bereket versin, aşkınızı, meşkinizi, hizmetlerinizi ziyade eylesin.

Yasemin Dutoğlu  

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2019, 00:29
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ömer İşıdan
Ömer İşıdan - 5 ay Önce

Sevgili Hasan Erdem Bey'in büyük emekleri ile ortaya çıkan bu müzeyi, ve Tokat'ı çok iyi ifade eden yazınızdan dolayı tebrik ediyorum

banner19

banner13