Anadolu'nun İncisi Kütahya'ya Gitmeniz İçin 8 Neden

Tarihi süreçte Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı gibi siyasi yapılara ev sahipliği yapan Kütahya, tarihi zenginliklerinin yanında tabii güzellikleri ve elbette çinileriyle göz kamaştıran bir şehir. Kütahya'ya gitmeniz için birbirinden önemli 8 neden.

Anadolu'nun İncisi Kütahya'ya Gitmeniz İçin 8 Neden

Kütahya zengin tarihi ve kültürel birikiminin yanı sıra yemyeşil doğası ve çinileriylede görülmeye değer bir şehir. Batı Anadolu'nun iç kısımlarında yer alan Kütahya, bilinen tarihi içinde Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı gibi siyasi yapılara ev sahipliği yapmış ve  Türkiye Cumhuriyeti'ne ulaşmıştır.

Zengin maden yatakları sebebiyle tarihin her devrinde ilgi gören şehir, el sanatları ile de ünlenmiştir. Türk çini sanatında hatrı sayılır bir paya sahip olan Kütahya çiniciliği hala büyük bir ilgi odağı olmayı başarıyor. Sanat ve tarihin iç içe geçtiği bu güzide şehir, ayrıca ziyaretçilerini Anadolu'nun misafirperverliği ile de buluşturuyor. İşte size Kütahya'ya gitmeniz için 8 sebep: 

1. Aizanoi Antik Kenti

Aizanoi Antik Kenti Roma döneminde kurulmuştur. Etimolojik verilere göre kentin ismi Zeus'un kızı su perisi Erato ile Arkadya ulularından Kral Arkas'ın oğlundan gelmektedir. Bir tepe üzerine kurulmuş olan ve şehrin önemli dini yapısı olarak görülen Zeus Tapınağı dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından biridir. Kentin içinde 150 bin kişilik tiyatro ve tiyatroya bitişik nizamda yapılmış 13.500 kişilik stadyum, iki hamam, dünyanın ilk ticaret borsa binası, sütunlu cadde, iki Agora, Gymnasium, Meter Steunene kutsal alanı, nekropeller, antik bir bent, suyolları ve kapı yapıları bulunmaktadır. Roma döneminde yaklaşık 80.000 kişinin yaşadığı bu antik kent en az diğer antik kentler kadar güzel ve ihtişamlı sadece biraz daha ilgi bekliyor.

 

2. Frig Vadisi

Frig Vadilerinin Kütahya’da kalan bölümü il sınırları içerisinde, merkeze 3 km. uzaklıktaki Yeni Bosna köyünden başlayıp, Kütahya’ya 55 kilometre uzaklıktaki Ovacık köyüne kadar, ilin doğusu boyunca uzanan alanı; Sabuncupınar, Söğüt, İnli, Sökmen, Fındık ve İncik mağaralarının bulunduğu kuzey bölüm ile daha güneydeki Ovacık köyü, İnlice mahallesi ve çevresini kapsar. Frig tapınak mimarisini yansıtan Kaya Anıtları onlardan günümüze ulaşan en önemli eserlerdir. Bu eserleri toplu halde Afyon ve Eskişehir arasındaki platoda görmek mümkündür. O dönemden ana tanrıça Kybele’ye adanmış açık hava tapınakları, sunaklar ve kaya mezarları ile savunma ve barınma amaçlı pek çok yapı günümüze ulaşmıştır. Daha sonra Roma ve Bizanslıların da yerleştiği bölgedeki kilise ve şapellerde, kök boyalı haçlar, meander motifleri, yazı ve fresk izleri hala seçilebilmektedir. Frigler ve Bizanslar tarafından kayalara oyularak yapılan, Deliktaş Kalesi ve Penteser Kalesi denilen doğal kaleler yer almaktadır. Bölge Kapadokya’yı andıran doğal kaya yapısının yanı sıra çam ormanları ile kaplı ilgi çekici bakir bir bölgedir.

 

3. Çinili Camii

Yapı tarzı ve süsleme üslubu ile Orta Asya Türk mimarisinden esintiler taşımaktadır. Çinili Camii'nin sekizgen ana gövdesi, kubbesi ve son cemaat yeri ise Selçuklu beylikler devri üslubuyla yapılmıştır. Dış yüzü tamamen özel üretim mavi Kütahya çinileri ile kaplı olan cami ressam ve neyzen Ahmet Yakupoğlu tarafından 1973 yılında yaptırılmıştır.

 

4. Kütahya Yeşil Camii

Kütahya Mutasarrıfı Fuat Paşa tarafından 1905’te yaptırılmış olan cami, köşk tipi şerefeli minaresi ile Kütahya'daki tek örnektir. Kare planlı, tek kubbeli caminin önündeki giriş iki sütunlu ve kubbelidir. Caminin iç süslemeleri, kubbeden tavana kadar kalem işi, kabartma, yağlı boya süslemeler, bitkisel motifler ve geometrik şekillerle bezenmiştir. Caminin mimarisi bizzat Ahmed Fuad Paşa'ya ait olup nakışlarını II. Abdülhamid Han zamanında Kütahya'da ikamete memur edilmiş olan ve hükûmet dairesinin çinilerini de yapan çini mütahassısı Rıza Bey yapmıştır. Caminin dikkat çeken bir özelliği de kıble duvarında mihrabın üstünde mihrap ayeti ve mihrabın etrafını süsleyen tezyinatın üstünde “Allah Muhammed” ile sağ pencerenin üstünde "Ebu Bekir", sol pencerenin üstünde "Ömer", batı duvarında "Osman ve Hasan", doğu duvarında "Ali ve Hüseyin" isimleri kubbeli bir daire yapraklar ve çiçeklerle bezenmiş zemin üzerine kabartma altın yaldızla yazılmıştır.

 

5. Kütahya Kalesi

Kütahya Kalesi, mavi ve kırmızımsı bir yalçın kaya üzerinde beşgen şekilli, sağlam ve süslü bir yapıdır. Bir tepe üzerinde yüzük gibi duran bir kaledir. Dört tarafı yalçın kaya ile çevrilidir, etrafında hendeği yoktur fakat kale surlarının altı uçurumdur. Bizanslılardan kalma kale, Osmanlı hükümeti zamanında  tımar askeri muhafazasına ve dizdar denilen kale ağasının idaresine verilirdi. Kale arazisi de topçu, lağımcı, cebeci askerlerinin ikametine tahsis edilirdi. Kalede aynı zamanda hapishande de bulunduğundan gerek Kütahya ve çevresinden gerekse başka yerlerden fermanla gelen suçlular buraya hapsedilirdi. Kütahya Kalesi aşağı kale, kale kapıları ve iç kale olarak üç ayrı bölümden oluşmaktadır.

 

6. Kütahya Evleri

19. yüzyıl sivil mimari örneklerinden olan ve Anadolu'daki ahşap mimarinin özelliklerini taşıyan Kütahya evleri aslına uygun olarak hala yaşamaktadır. Eski konak kültürünü en güzel şekilde günümüze taşıyan Kütahya evleri kendine özgü iki ve üç katlı mimarisi, ahşap payandalı çıkmaları, pencere düzeni ve geniş saçakları ile Kütahya sokaklarını süslemekte. Giriş kapıları atların geçmesine imkan verecek ölçüde büyük tutulmuş olan konakların pencereleri az sayıda ve küçük ebatlıdır. Çıkma mimari üslubunun en önemli öğesi olan bu evlerin bulunduğu bölgelerde sokaklar çok dar olsa bile saçaklar birbirine değercesine çıkmalar yapılmıştır. Germiyan ve Ahierbasan sokaklarında sokak boyunca sıralanan bu evleri görmek mümkündür.

 

7. Seyitömer Höyüğü

Kütahya il merkezinin kuş uçuşu 24-25 kilometre kuzeybatısında, Seyitömer köyünün kuzeybatısına düşen bir höyüktür. Roma, Hellenistik, Akhaemenid dönemi, Orta ve erken Tunç Çağlarına kadar giden bir stratigrafiye sahip olan höyük, Türkiye için önemli yer altı kaynaklarından biri olan linyit kömürünün çıkarıldığı Çelikler Seyitömer Linyit işletmesi rezerv sahası içinde yer alır. Ayrıca Anadolu’nun önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Höyük, hem kentleşme sürecinin tümüyle izlenmesini sağlayan mimari dokusu, hem de özellikle zengin buluntularıyla Erken Tunç Çağı III yerleşimi özellikli bir konuma sahiptir. Kentin dini ve idari yapısı, yönetim merkezi, dükkânları, üretim merkezleri, yaşam alanları, sokakları ve avlularıyla bütünlük sergileyen yerleşim planı, Anadolu'daki kent oluşumuna önemli bir referans kaynağıdır. Ziyeretçilerine üzerinde yaşanılan tarihi dönemler ile ilgili önemli bilgiler sunan höyük geçmişin kapısını aralamak için gezilmesi görülmesi gereken bir yer.

 

8. Kütahya Çinicileri

Kütahya’nın sembolü olan ve onu bütün dünyaya tanıtan çinicilik, önemli bir sanat kolu olmanın yanı sıra, aynı zamanda bir geçim kapısıdır. Kütahya'nın incisi çini sanatı Karahanlılara dayanmakta olup, seramik yapımı zaman içinde sürekli gelişme göstermiştir. Kütahya'da seramik sanatı 14. yüzyılın son yarısında kırmızı hamurlu malzeme ile başlamıştır. Bu ilk örneklerde kobalt mavisi, manganez moru, firuze ve siyah renkler kullanılmıştır. Kendisi de Kütahya' lı olan Evliya Çelebi Kütahya çinilerinden bahsederken; "Kase, fincan türlü türlü maşraba, çömlek, çanak ve tabakların benzeri görülmemiştir" ifadesine yer verir. 

 

 

Güncelleme Tarihi: 10 Ağustos 2018, 17:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER