Gençler ve kendini genç hissedenler için okuma rehberi

 “Arzın Merkezine Seyahat” Jules Verne’in bilim kurgu romanlarından biridir. “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah”ı okumayan veya bir şekilde ucundan kıyısından bilgisi olmayan yoktur sanırım. Neredeyse iki yüz yıl önce yaşamış bir yazar için ufkun çok ötesinde eserlerdir bunlar. Hayal gücünün ve insanın zekâsının birleşmesinin mahsulü olan bu tür kitapları okuyarak geldik bugünlere. Özellikle çocukların bu tür eserlere dikkat kesilmesinin sebebi belki de somut düşünceden daha ziyade soyut düşüncenin sularında gezinmekten hoşlanmalarıdır. Çünkü okudukları her kelime onlarda somut bir gerçeklik olarak belirir ve yaşanan olayın kahramanı olarak buluverirler kendilerini. Çizgi filmlerde de aynı mantık vardır. Çocuklar olduğunun çok ötesinde bir hayal zenginliğiyle bezeyerek çizgileri zihinlerinde canlandırabilirler. Hatta diyebiliriz ki bunu sadece çocuklar, bu denli derinden canlandırabilirler. Çocuklar adeta hayallerle beslenen bir dünyanın küçük insanlarıdır.

Bu açıdan değerlendirildiğinde ileride bir yetişkin olarak hayata karışacak her bir çocuğun hayal dünyasının neyle beslendiği çok büyük önem arz ediyor. Eskilerde ninelerimizin anlattığı Battalgazi destanları veya Hz. Ali’nin kahramanlıkları, Yunus Emre’nin ilahileri, Karacaoğlan, Köroğlu, Dadaloğlu, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi geleneksel kültürümüzün zenginlikleri bizleri besliyorken şimdilerde daha çok Amerikan yapımı diziler ve ne olduğu belirsiz anime Uzakdoğu bilgisayar oyunları çocuklarımızın zihinlerini tarumar ediyor. Herhangi bir yetişkin sadece on dakikasını ayırarak uydudan yayın yapan çizgi film kanallarına bir göz atsa hakikati daha iyi anlayacaktır eminim. Ne olduğu belirsiz eciş bücüş yaratıklar, yarı çıplak sözüm ona çizgi kahramanlar, olabildiğince malayani bir üslupla konuşturulan çizgi karakterler... Sorarım size; bu nevi çürümüş gıdalar ile beslenen bir zihinden ne bekleyebiliriz ki?

Klasikler önemlidir

Batı klasikleri olarak bilinen eserler ve özellikle Rus Edebiyatının hikâyecileri insanı olanca yalınlığıyla anlatabilmeyi başarmışlardır. Bir Tolstoy’u okurken yazarın dini inancı veya siyasi görüşünden izler bulmak güçtür. Bunun aksine anlattıkları hikâyelerde ete kemiğe bürünmüş insanı okuruz. Bu sebepledir ki Milli Eğitim Bakanlığımız doğru bir uygulamayla bu tür eserlerin özellikle gelişim çağındaki çocuklar tarafından okunmasını tavsiye ediyor. Bizler de bu hikâyeleri okuyarak büyüdük. Halen Tolstoy’un, Dostoyevski’nin, Puşkin’in, Çehov’un veya Turgenyev’in kahramanları hayatımızda gezinir durur. Sadece bunlarla kalmak doğru olmaz elbette. Geleneksel kültürümüzün kahramanlarını da hakkıyla okutmalıyız ki çocuklarımızın zihinleri yetkinliğe kapıyı aralayabilsin. Deli Dumrul, Dede Korkut hikâyeleri veya Hâkim Beydaba’nın masalları bizi biz yaparak dünyamızı kurmaya yardım edecektir. Bostan ile Gülistan’ı, Cavitname’yi, Mantıku’t Tayr’ı, Hay bin Yakzan’ı ve daha nice İslâm klasiğini okuduğunda o çocuk için kaçınılmaz yolculuğun kapısı aralanmış demektir. İşte bu kapı ilmin, irfanın, özgüvenin ve insanı insan yapan hayatın kalbine giden yolculuğun kapısıdır.

Sohbet geleneğini unutmayalım

Sadece kitap okumak değil aynı zamanda ilim ve irfan sahiplerinin sohbetlerinde bulunmak da çocuklarımızın eğitimi bakımından oldukça önemlidir. Uzun zamandır bir konferansa, sempozyuma veya bir panele katıldık mı? Çocuklarımızı bu tür etkinliklere götürdük mü? Sohbet halkasına yaşı kaç olursa olsun çocuğumuzu dâhil ettik mi? Çünkü sohbet ve muhabbet halkaları aynı anda pek çok kitabın verdiği bilgiyi harmanlayarak zihinlerimize ulaştırma imkânının yanı sıra halkanın verdiği manevi hazzı yaşamaları bakımından da büyük fırsattır. Onları, bundan mahrum etmeyelim. Kitap fuarlarına mümkünse çocuklarımızla gidelim. Bu fuarlarda okurlarla buluşan mütefekkirlerimizin kitaplarını bizzat yazarıyla muhabbet imkânı sağlayarak çocuğumuza hediye edelim. Umdesi ve gayreti olan nesiller için her daim özgüvenini sağlamış çocuklar yetiştirelim. Çok bilen değil çok okuyan, bin bilen değil bir soran nesilleri hedefleyelim. Çünkü malumunuzdur ki çocuklarımız doğru soruları sormayı öğrenirlerse elbette hayatları boyunca doğru cevapları da bulacaklardır.

Şiir okuyan nesiller

Bir medeniyet dilinin kendisini en iyi şekilde ifade etmesinin yolu şiirden geçer. Liselerde yapılan bir ankette öğrencilerin yarısından çoğunun Yahya Kemal’i, Mehmet Akif’i ve Necip Fazıl’ı ya hiç duymadıkları ya da tanımadıklarını beyan etmeleri günümüzdeki içler acısı manzaranın en dramatik örneğidir. İyi bir şiir diline ancak ve ancak çok yoğun bir okuma alışkanlığı ile ulaşabilirsiniz. Halkımızın pek çoğunun şiirden uzaklaşmasının ardındaki sebep bu olsa gerek. Şair İsmet Özel bu konuda şunları söylüyor; “Niçin şiir okuruz? Herhalde yokluğunu hissettiğimiz bir şeyleri tamamlamak, bir zorluğu gidermek ve nihayet bir doyum sağlamak için. Şiir okumak isteriz çünkü bütüne, bütünümüze, bütün içindeki yerimize varma zorluğunu bu insani ve insan dışı aygıtla yenmek isteriz. Şiir bu anlamda bir yerine getirici, bir silah, bir kalkandır… Çünkü her şiir insanın bütünle arasında bulunan mesafe hakkında sahip olduğu bilinçlilik durumudur, her şiir insanın bütüne olan hasretini kamçılar.” Bu sebepledir ki hem Osmanlı hem de daha önceki devirlerde şiir kendimizi ifade etmenin en etkili yolu olarak revaç bulmuştur. Daha İstiklal Savaşı ve Çanakkale Savaşları’nda dahi cephede savaşan kınalı kuzuların, Mehmetçiklerin Mehmet Akif’in şiirleriyle beslenmesi, her hutbede halkın hissiyatını anlatan mısralar okunmuş olması, bu dilin ne derece önemi haiz bulunduğunu anlamamıza yeterlidir. Bu sebeple her evde Yunus Emre Divanı’nın, Şeyh Galip Divanı’nın, Niyazi Mısri Divanı’nın, Mesnevi’nin, Safahat’ın (Mehmet Akif), Çile’nin (Necip Fazıl), Gün Doğmadan’ın(Sezai Karakoç), Erbain’in(İsmet Özel), Kendi Gök Kubbemiz’in(Yahya Kemal) vb. bulunması en başta gelen görevlerimizdendir.

Ne yapmalı, nerden başlamalı?

Öncelikle her eve mutlaka gazete girmelidir. Şükür ki camiamızda ailecek okunabilecek gazetelerin sayısı arttı ve bizler de gündemi buralardan takip etmeye çalışıyoruz. Sadece gündemle ilgili olarak değil camiamızın kamuoyu oluşturması bakımından da ortak bir bilinç ve ortak hareket etme kaygısı oldukça önemli bir duruma gelmiştir. Artık zaman, bireysel yaşanacak ve bir köşeye çekilecek zaman değildir. Düşmanın uyumadığı yerde su gibi uyumak bir Müslüman’a yakışmaz. Sonrasında ise çocuklarımızın okuması için elden gelen gayret ve örneklik sağlanmalıdır. Bu manada çocuklarımızın kendi kütüphanelerini kurmaları teşvik edilmeli her evde mütevazi de olsa bir aile kitaplığı kurulmalıdır. İlköğretim çağındaki çocuklarımız Ömer Seyfettin’i, Kemalettin Tuğcu’yu, Yürek Dede’yi, Kelile ve Dimne’yi, Bostan ve Gülistan’ı bilmelidir, okumalıdır. Yine ortaöğretimdeki çocuklarımız Attar’ı, Gazali’yi, Tolstoy’u, Dostoyevski’yi, Çehov’u, Balzac’ı, Rimbaud’yu, Oğuz Atay’ı, Rasim Özdenören’i, Necip Fazıl’ı, Süheyl Ünver’i, Ali Fuat Başgil’i, Hilmi Ziya Ülken’i, Yahya Kemal’i, Ahmet Cevdet’i, Said Halim Paşayı ve daha nicelerini bilmelidir, okumalıdır. Burada çağrımız kendini genç hisseden herkesedir. Okumanın ve “ilmin yaşı yoktur” gerçeğinden yola çıkarak hayatın her anında ilmin ve irfanın peşinde olunmalıdır. Okumayı engelleyen televizyon ve internet gibi afetlerden korunmaları için çocuklarımızı okuma alışkanlığı ile tanıştırmalıyız. Bu manada bir başlangıç olsun diye örnek iki listeyi istifadelerinize sunmak istiyoruz. Elbette ki listeler uzar gider ama bu ilk adımın ardından tüm bireyler kendi okuma macerasında yolunu bulacaktır. “Oku” emrinin izinde hem sayfaları hem de hayatı okuyabilen nesiller yetiştirmenin başkaca kabul edilebilir yolu yoktur. Şimdiden kolay gelsin.

     8-14 Yaş Çocukları İçin Okuma Listesi

  1. Ömer Seyfettin/ Hikâyeler
  2. Kemalettin Tuğcu/ Hikâyeler
  3. Cahit Zarifoğlu/ Yürek Dede
  4. Beydaba/ Kelile ile Dimne
  5. Bestami Yazgan/ Tüm Kitapları
  6. Saint Exupery/ Küçük Prens
  7. Samed Behrengi/ Küçük Kara Balık
  8. Sadi-i Şirazi/ Bostan
  9. M.Necati Sepetçioğlu/Kilit-Kapı-Anahtar
  10. H.Salih Zengin/ Tüm Kitapları

14-18 Yaş Gençler İçin Okuma Listesi

  1. Necip Fazıl/ Çöle İnen Nur
  2. Ian Dallas/ Gariplerin Kitabı
  3. Fuat Sezgin/ İslam Bilim Tarihi Sohbetleri
  4. M.Fuad Köprülü/ Türkiye Tarihi
  5. Feridüddin Attar/ Mantıku’t Tayr
  6. Mehmed Niyazi/ Çanakkale Mahşeri
  7. Muhammed Esed/ Mekke’ye Giden Yol
  8. Muhammed Hamidullah/İslam Peygamberi
  9. Nizamülmülk/ Siyasetname
  10. Hasan Basri Çantay/ Kur’an Meali
  11. Mustafa Kutlu/ Ya Tahammül Ya Sefer
  12. İskender Pala/ Od
  13. Ömer Nasuhi Bilmen/ İslam İlmihali
  14. İsmet Özel/ Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
  15. Ahmet Yüksel Özemre/Üsküdar’da Bir Attar Dükkânı
  16. Cahit Zarifoğlu/Yaşamak
  17. Cemil Meriç/Bu Ülke
  18. Ahmed Hamdi Tanpınar/ Saatleri Ayarlama Enstitüsü
  19. Turgut Cansever/ Kubbeyi Yere Koymamak
  20. Şehbenderzade Filibeli Ahmed/ Âmak-ı Hayal

   

     

YORUM EKLE

banner26