Gazeteden çok haftalık bir dergi gibiydi “Sebil”

Sebil gazetesi; “Her şey hak için”, “siyasi, edebi, tarihi, ilmi gazete” sloganlarıyla çıkmış, başyazarı ve sahibi Kadir Mısırlıoğlu. 1976 yılında başlayıp, kapatılıp ara verildiği dönemler olmakla birlikte, 90’lı yılların başına kadar devam etmiş, başlarda haftalık daha sonraki yıllarda aylık olarak yayın hayatını sürdüren bir gazete. 1 Haziran 1991 yılında çıkan 269. sayısı ile de yayın hayatı noktalanmış.

“Sebil” kendini “gazete” şeklinde kategorize etmiş olsa da gazetenin içeriğine bakıldığında dergi demek daha uygun olabilir. O dönemde Şura ve Tevhid gibi gazeteler de benzer özelliklere sahip. En son doksanlı yıllarda neşredilen “Selam gazetesi” de bu formatta çıkmış gazeteler arasında yer almaktaydı.

Gazetede Kadir Mısırlıoğlu, Cemil Meriç, Mustafa Yazgan, Ahmed Selami, Selâhattin Eş Çakırgil, Sadık Özarslan gibi periyodik olarak yazan isimler olduğu gibi, bir yazısı dizisi veya bir yazı ile yer almış çok sayıda yazar bulunmakta.

Üstad Necip Fazıl’a uzunca bir yazı dizisiyle yer verilmiş. Fakat bunun ötesinde; gazetenin kullandığı dil, bakış açısı ve aksiyonel tutumunda Necip Fazıl etkisi bâriz bir şekilde görülmektedir.

Kadir Mısırlıoğlu “Başyazı” köşesindeki güncel-siyasi yazılarının yanı sıra, “Yakın Tarihimizde Meçhul Kahramanlar” köşesinde; Ali Şükrü Bey, Lütfi Fikri Bey, Kadirbeyoğlu Zeki Bey gibi isimlerin her birini, haftalar ayırarak yazmış. Bazı sayılarda Kur’an, Hira, Ezel, Şemâil gibi başlıklarda şiirler de yayımlamış.

Toprak

Bir melek,

Süzülüp inerken yere

Arzın toprağından bir avuç aldı

Öyle verilmişti emir kendine,

Sonra dönüp vardı,

Yüce Rabbine,

Yuğrulup o toprak girdi biçime,

Böylece bir şekil aldı ilk insan,

Ruhundan üfürüp sonra içine,

Esrâra gark etti onu yaratan!... (1)

Kadir Mısırlıoğlu

Cemil Meriç’in dizi yazıları

Cemil Meriç’e ait, Ziya Gökalp’in hayatı ve eserlerini incelediği, on üç hafta devam eden ve Sedat Zeki Örs’ün yakın tarihimize dair Fransızca olarak yazdığı yazıları, dilimize çevirdiği yazı dizileri var. Meriç’in “Anarşizm” üzerine beş altı sayı devam eden değerlendirmelerini ve “Çağdaşlaşma Avrupalılaşma Modernleşme” başlığı ile kaleme aldığı makalesinde olduğu gibi sosyolojik tahliller içeren yazılarını da görüyoruz: “Avrupa’nın Asya’yı hâkimiyeti altına almak temâyülü tek kelimede billurlaşır: Avrupalılaşma. Bu emeli gerçekleştirmek için önce silaha başvurulur. Asya’nın, daha doğrusu, İslam-Türk’ün mukabil taarruzu haçlı emellerini akamete uğratınca açık savaşın yerini soğuk savaş alır. Emperyalizmler Asya’ya dostça hulûle çalışırlar. Bunun için her vâsıta meşru görülür. Yalan, desise, riya… Kapitalizm Osmanlı’yı hiçbir zaman emellerine râm edemez…” (2)

Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân’ın mukaddimesinden bir yazı dizisi oluşturulmuş. Ayrıca çeşitli eserlerinden alıntılar yapılarak “Cihad, Namaz ve Sabır, Faiz” gibi başlıklarla Seyyit Kutub yazıları yayımlanmış.

Ahmed Selami, ülkede yaşanan günlük siyasi gelişmeleri sorumlu Müslüman bilinciyle köşesine taşıyor. Yazarın, İslami değerlere düşmanlık, bu değerleri aşağılama, küçümseme, yok sayma tavırlarına, müdafaada bulunma gayretiyle yazılar kaleme aldığını söyleyebiliriz. Dönemin Başbakan Yardımcılığı görevindeki Feyzioğlu’na teessüflerini sunduğu; başlığı “Feyzioğlu Beyefendi’ye Arîzamdır” olan yazısına şu cümlelerle başlıyor: “Muhterem Beyefendi, Şubat ayının başlarında Çankaya’ya yaptığınız ziyaretin sonunda bir beyanat verdiniz. Bunu da T.R.T dünyanın dört bucağına kadar neşretdi. Zikri geçen beyanatınızla, bir yandan “Teokrasiye ve Arabça lisanına” büyük bir kin, nefret ve gayz içinde olduğunuzu alâmeleinnâs ortaya boşaltırken; öte yandan da, “Müslümanız!” demek lüzumuna suret-i mahsusa da dikkat gösterdiniz!. Her şeye rağmen, mezkur beyanlarınızla mü’minlerin kalbgâhına dokundunuz. Rahmet-i Rahmana kavuşanları da dâhil edersek, milyonlarca kalbi soğuk bir ürperiş dalgasıyla sarsıp geçtiniz. Nice mazlum kalblerin canhıraş “ah!”ını aldınız belki siz farkedmediniz, fakat “mazlumun Allâh’ı” duydu…” (3) Ahmed Selami bu yazısına bir sonraki hafta da devam edecek kadar mevzuya hassasiyet göstermiş.

Dil ve Edebiyat köşesinde “Türkçeye Suikasd İslam’a Suikasdin Bir Cüz’üdür” sloganıyla dilin önemine ve kavramlara sahip çıkmaya dair yazılara yer verilmiş: “Kelimeleri kullanmak –tâbiri câizse- bir çiçeğe su vermek gibidir. Ona hayat bahşeder. Ömrünü uzatır. Kullanılmamaksa onların nisyana(unutulmaya) terkedilmesi demektir. Türkiye’de İslam irfanının bekasını arzulayan herkes, bu irfanın yapıtaşları mevkiinde bulunan kelimeleri kullanarak yaşatmaya mecburdur…” (4) Bu köşede, dilimizde var olan köklü kavramlara sahip çıkma sorumluluğuyla; uydurulmuş kavramlar tek tek ele alınıp incelenmiş. Örnek: “ETKİ: Dağdaki çobanın bile bildiği “te’sir” yerine uydurulmuştur. Halbuki, bu mefhumlar hiçbir kök alakasına mâlik değildir. Nasıl türetildiğini kavramak için soba kurumundan alınmış bir kelime ile kendini “Türk Dil Kurumu” adını veren müessesenin akıldâneleri kadar âlim olmak gerekir.” (5)

Sebil’de sıkça işlenen konular

Selâhattin Eş Çakırgil Türkiye ve dünya siyaset gündemine dair etraflıca değerlendirmeler yapmış. Sadık Özarslan, Mustafa Yazgan gibi isimler siyasi olayları daha üst perdeden değerlendirerek Müslümanca duruş, şuurlu Müslümanın dikkat etmesi gereken hususlar, inançlı insanların birlikteliklerini korumalarının önemi gibi konulara yer vermişler. Said Şâmil; “Filistin davası ve Yahudiler” konusunu, yazı dizisi halinde “Ortadoğu’dan” isimli köşesine taşımış. Ali Rıza Demircan “İslam’da Yabancı Ümmetlere Benzememek” isimli yazı dizisiyle; “Maddi Teşebbüh, İbadetlerde Teşebbüh, Kılık-Kıyafette Teşebbüh” şeklinde devam eden alt başlıklarla yedi sayı yer alıyor. Nevzat Yalçıntaş’ı da başyazı bölümde, anarşi ve terörü tahlil ettiği ve alınacak önlemlere dair fikirler sunduğu beş sayı devam eden yazı dizisinde görmekteyiz. M. Ertuğrul Düzdağ, Süleyman Ateş, Sadık Albayrak da gazetede bir veya birkaç sayı yazıları olan yazarlar arasında. Sebil’in birçok sayısında, pek çok yazar tarafından Sosyalizm, Komünizm, Anarşizmle ilgili yazıların yazılması, bu konuların dönemin önemli gündemlerinden olduğunu hatırlatıyor bizlere.

Gazetenin içeriğinde güncel siyasi haberlerin yanı sıra; günlük dini konularda yazılar da yer alıyor. “40 Hadis” köşesinde her hafta bir Hadis’e yer verilmiş. Okuyuculardan gelen ısrarlar sonucu “Fıkıh Köşesi” oluşturularak pratik dini konularla ilgili sorular titizlikle cevaplandırılmış. Bu köşede; “şu dini gurup nasıl? şu hoca güvenilir mi? gibi sorular sormayın cevaplandırılmayacaktır, bu sorulara cevap vermemiz fitneye sebebiyet verecektir” şeklindeki bir uyarı da dikkatimi çeken bir ayrıntı oldu.

Gazetede fıkıhtan hadise, edebiyattan eleştiriye, felsefeden tarihe pek çok alanda yazılara yer veriliyor. Bugün bu alanlara ilgi duyan okurun dört beş farklı dergi alması gerekebilir. Gazetenin, entelektüel bilgi sunmak veya sanatsal eserler ortaya koymak gibi bir hedefi yok. Yazılar entelektüel içerikten yoksundur veya sanatsal açıdan bir değer ifade etmemektedir diyemeyiz ama temel kaygının bu olmadığı açık. Yazıların ve yazarların ortak bir amacı var ki, o da; İslam inancına sahip, bilinçli Müslüman şahsiyetin oluşması için mücadele vermek. “Her şey hak için” sloganı da buna işaret ediyor.

  1. Sebil, 113.sayı, s.13
  2. Sebil, 60.sayı, s.14
  3. Sebil, 60.sayı, s. 5
  4. Sebil, 111.sayı, s.13
  5. Sebil, 116.sayı, s.10