Zarifoğlu Ailesinde İftarımız

İftara yarım saat geciktik. İftar sonrası sohbet için küçük odaya geçiyoruz. Her odada bir Cahit Zarifoğlu fotoğrafı.

Zarifoğlu Ailesinde İftarımız

2003 yılı Ramazan ayıydı. Bursa'da -hikayesini sonra yazacağım- “Vivo” adıyla bilinen bir dergi çıkıyordu. Vivo editörü Hasan Yılmaz -ki sonradan şiir onu terk etti- Cahit Zarifoğlu sayısı hazırlığı içinde olduğundan bizi haberdar etti. O arşiv için bir yazı bir de söyleşi (daha doğrusu üç söyleşi) yaptım ve bu söyleşiler Ramazan ayına denk geldiğinden, şimdi ah  vah ile hatırladığım o bereketli Ramazan sofralarında bulunmak nasip oldu.

 

Cahit ZarifoğluNasibimizmiş.

Atalarımız, “Nasipten öte lokma yoktur.” diye buyurular. Vivo dergisinde “Cahit Zarifoğlu Arşivi” sayısına katkı sağlamak, hele hele Cahit Zarifoğlu’nun eşi Berat Hanım, kızı Fatma Betül Hanım ve arkadaşı Erdem Beyazıt bey ile lisanı Cahit’çe sohbetler/konuşmalar yapmak aklımızın ucuna bile gelmezdi. Dedik ya nasip… Allah’ın takdiri… Kaderin cilvesi…

Şimdi şu soruyu da yanıtlamak gerekir… “Lisanı Cahit’çe olan konuşmalar”  ne demek? Bu soruyu Zarifoğlu muhibbanları iyi bilir. Neden mi? Konuşmaları okuyanlar veya okuyacak olanlar ne demek istediğimi anlar…

 

Aile İle İrtibata Geçtim

2003 Ramazan’ı yeryüzünü  şereflendirmeden evvel, arkadaşlarımızla Ramazan’ın bereketi üzerine konuşmalarımızda bu konudaki tecrübelerimizden, kaderin bize cilvelerinden birbirimizi haberdar kılarak yeni cilveler için de niyazda bulunmuştuk. O zaman Hasan Yılmaz beyin telefonunun ve isteğinin de bir cilve neticesi olduğunu bilemezdik. Sayın editör, bizden Zarifoğlu fotoğrafları için oğlu Ahmet Zarifoğlu’yla irtibata geçmemezi istiyordu. Ahmet beyle telefonda hasbihal ettik ve Mecidiyeköy’de, Erdem Beyazıt’ın kardeşinin iş yerinde buluşmak üzere sözleşmiştik. Ahmet beyle fotoğraflar için konuşurken Cahit Zarifoğlu’nun eşi Berat Hanım, hasbihalimizin sebebini sormak için öğrenmek için telefon etmişti. Hemen kalbimizde Berat hanımla Cahit Zarifoğlu hakkında konuşmak isteği sadır oldu. Düşüncemizi Ahmet beye ilettik. Ahmet bey, Berat Hanım ile “bizim adımıza” konuşacağını söyledi. Fotoğrafları almak belki de Berat Hanım kabul ederse Cahit Zarifoğlu sohbeti için Cuma günü iftarda buluşmak üzere ayrılmıştık.

 

Cahit ZarifoğluGünlerden Cuma ve Eve Yarım Saat Geç Vardık

“Cuma”, Cahit Zarifoğlu hayatında, Müslüman hayatına aidiyeti olarak görülmüştür. Ne tesadüftür ki kader bize 2003 Ramazan'ında Zarifoğlu hakkında “ondan olanlar”la sohbet etmeyi nasip kıldı. Bunun “Cuma” gününe tesadüf etmesi ise ayrı bir kıymet olsa gerektir. Ahmet beyle öğlen saatlerinden telefonlaştık, akşamki program için, nerede buluşacağımıza dair…

Ahmet beyle iftar misafirliğimiz için Mecidiyeköy’de buluşuyoruz.

Her zamanki gibi, İstanbulluların ayrı bir çilesi… otobüs gitmek bilmiyor…    

Ahmet beye Berat hanımla sohbet isteğimizi kabul ettirdiği için teşekkür ediyoruz…  Köprüdeyiz… Ortaköy'ü, beton yığınlarını seyrediyorum. Ahmet Zarifoğlu sigara içip içmediğimi soruyor… Susuyorum.. “Ben içiyorum.” diyor. Sigara içme hevesinden bahsediyor. Tebessümleşiyoruz…

Cahit ZarifoğluYol bitmiyor…  Vakit daralıyor… Bekleşiyoruz.. Nasipten öte yâr yok..

Eve yarım saat gecikerek ulaşıyoruz… bekliyorlar… Henüz oruçlar açılmış değil… Utanıyoruz halimizden, bekletmenin sebebi olarak görüyoruz kendimizi…

 

Fotoğraflarda kimler vardı?

Eve girdiğimizde büyükçe bir salona alıyorlar bizi… Salonun kapısının girişinde üç fotoğraf dikkatimizi çekiyor... Fotoğraflardan ikisi çerçeveli, biriyse lambanın anahtarlığına iliştirilmiş… En üsteki fotoğraf Berat hanımın babası, eski Van müftüsü Mehmet Kasım  Arvasi’nin Cahit Zarifoğlu anma günündeki konuşmasında çekilen fotoğrafı. Altında Cahit Zarifoğlu’nın keskin, kontrolör bakışlı fotoğrafı… Sigara içen.. İlişen fotoğraf Recep Tayyip Erdoğan’ın. Cahit Zarifoğlu İlköğretim Okulu’nun açılışında kalabalıktan sıyrılmaya çalışırken çekilmiş…

Dualaşıyoruz…  Sofraya buyur ediyorlar… Hâlâ gözlerim iki fotoğrafta..

Berat hanım…  Ahmet Bey… Ayşe Hicret Hanım.. Küçük kızları Arife Hanım.. Kim yok? Zarifoğlu’nun en büyük kızı ve çocuğu Fatma Betül Hanım..

Üstad Necip Fazıl'ın sevdiği sofradayız.

Cahit Zarifoğlu

Sofradayız

Berat hanım önümüze “Van çorbası” koyuyor. Necip Fazıl’ın bu çorbayı çok sevdiğinden bahsediyor. Necip Fazıl yemeğe gelirmiş çorba içmek için Zarifoğlu’nun evine. Dua ediyoruz…Nimete sohbet karışınca sofradan kalkmak iki saati buluyoruz. Bir sürü yemek ve hepsi birbirinden lezzetli…

Cahit ZarifoğluSohbet için küçük odaya geçiyoruz. Her odada bir Cahit Zarifoğlu fotoğrafı. Sözcükler kaçışmaya başlıyor odanın etrafında. Tamamlamalar, cümleler kurmak Berat hanıma kalıyor. Ahmet beye sohbeti beraber yapalım demiştim otobüste. Ahmet bey pek kabullenmemişti ama sohbetin havasından olsa gerek sorulara/sözcüklere Ahmet bey de dahil oluyor.

Sohbet bitiyor, çocuk eksik kaldı, diyorum. Ablamız yok, diyorlar. Bana ablayla nasıl görüşebileceğimi öğretiyorlar.

O da başka bir iftarın misafiri oluyor.

Bugün Cuma.. Zarifoğlu ile merhaba ve hoş geldin diyelim dedik on bir ayın sevgilisine… 

Hoş geldin ey sevgili…

Zeki Dursun

GYY'nin notu: Cahit Zarifoğlu'nu 36 yaşında Necip Fazıl ve Rasim Özdenören evlendirmiş, Üstad Necip Fazıl da şeyhinin ailesine dünür olarak gitmişti. 

Yayın Tarihi: 21 Ağustos 2009 Cuma 10:25 Güncelleme Tarihi: 28 Ağustos 2009, 10:38
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
m. fatih kutan
m. fatih kutan - 12 yıl Önce

mehmet kasım arvasî van müftüsü iken, dedem abdulgaffar ince van vaizidir. 1970ler. şehrin ruhunu ed-din'den aldığı günler hâlâ. ne harika meseller anlatılır o günlerden. dedemi görmedim, mele zeynelabidin'i görmedim, seyda'yı görmedim. çok şey görmedim. o toprakların bereketi olan adamların hepsine Allah'tan rahmet diliyorum.

M.Mustafa
M.Mustafa - 12 yıl Önce

Çok sevdiğim bir şehirdir van..Gitmekten sevinç duyduğum bir kent..Ama şehrin manevi iklimi zayıflatılınca yaşanması zor bir şehir haline geldiği açık...

Hasan Yılmaz
Hasan Yılmaz - 12 yıl Önce

İnternette Zarifoğlu ile ilgili araştırma yaparken Zeki Dursun arkadaşımın yazısını gördüm. Zarifoğlu ailesi ile ilgili Vivo dergisi için yaptığı söyleşinin macerasını anlatmış. Hasan Yılmaz'ı şiirin terk ettiğini nerden biliyor, bunu merak ediyorum. Benim bir cümlem yok. Bir daha şiir yayınlamamam da bunu delili mi, hayır. Yayınlamak zorunda mıyım, hayır. Yazmalı mıyım,... ?

banner26