Yürümek düşmeden öğrenilmez, aşk da!

Geçtiğimiz hafta Maltepe Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri olarak, şair-senarist-yönetmen Faysal Soysal’ı konuk ettik. Faysal Soysal’ın bizleri bin bir manâ içerisinde gezindirdiği Üç Yol’u gönlümüze adeta su serpti. Gönül Sığırcı yazdı.

Yürümek düşmeden öğrenilmez, aşk da!

 

 

Geçtiğimiz hafta Maltepe Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri olarak, şair-senarist-yönetmen Faysal Soysal’ı konuk ettik. Biz de Üç Yol’un dimağımızda bıraktığı tesirin ardından söyleşinin güzelliğinden dem vuralım istedik. Mâneviyattan bihaber popüler filmlerin yaptıkları gişe bizleri derinden hüzünlendirirken, Faysal Soysal’ın bizleri bin bir manâ içerisinde gezindirdiği Üç Yol’u gönlümüze adeta su serpti.

Ölüm Müslüman’ın yazgısıydı

Öncelikle bizleri Üç Yol’un Srebnitsa durağında indirdi Soysal. Bosna’nın kanı soğumamıştı daha. Yastan mütevellit sıcaklık hükmediyordu şehre. Keşke o taşı atmasaydın ey Kabil

Hak karşısında ahkâm kesenlerin bizzat uygulamaları ile öğrenmiştik; ölüm Müslüman’ın yazgısıydı. Ya katliam? Katliam ise Leheb’in zalim çocuklarının eline düştü. Fakat Leheb’in elleri kırılsındı! Ki zalim çocuklarının da kırılacaktı elbet. “Göklerden gelen bir karar” vardı. Bu yüzdendir ki kardeşti Müslümanlar. Bosna’daki yara Türkiye’yi sızlatırdı.  Mostar’dan aşağı atamaz mıydık Leheb’in nefretini?

Perdeler sıyrıldı… ve Soysal, bizleri Mostar’dan Hasankeyf’e uzanan bir rüyadan uyandırdı. Mavi bir rüyadan. Dembedem Züleyha tekrar uykuya daldırdı bizi. Nitekim Züleyha aşk demekti. Bir Yusuf gerekiyordu Züleyha’ya ve aşka, fakat ilk sahneden uyarılmıştık Soysal tarafından.

Rüyası olmayan Yusuf mu olur?

Rüyası olmayan Yusuf da, Yusuf’suz rüya da hayra alâmet değildi. Tez uyanmalıydık. Bünyamin vardı rüyanın tam ortasında. Kuyu, onun nasibiydi. Nasibine düştü Bünyamin. Üçü de yollara düştü, yolun sonunda kuyu olduğunu bilmeden… Üç yol’u bir kuyuda birleştirdi Soysal. 

Nihayetinde şairliği ile de bilinen Soysal’a “Şiir uçurumdur. Bünyamin’in kuyuya düşmesi de şiir midir?” sorusunu yönelttiğimiz de şu cevabı aldık:

”Düşüş şart. Yürümek, düşmeden öğrenilemez. Aşk da böyle, kuyuya düşmeli.”

Velhâsıl şiir de, aşk da kuyunun içinde idi. Kuyu derin.

İçimizin ırmaklarına tırmanan pınarları

Bir gece bir yıldızı göreceğim diye

Elinden düşüren benim

Azrâil nefesi kıyısında

Bir hayatı aldanışlığıyla bulan

Benim, mavi sanıp

Denizlerde hasretini kaybeden ırmağın gözleri

Ki düşüp bir rüyanın yorgun yerine yaşamı uyuyan ben

Her kalkmak istediğimde kendimden

Ötelerden bir âlem gösterildi bana

Uyandığımda bulduğum, bir düşmüş işte

(Faysal Soysal, Mavera’nın Düşürdüğü Çocuk şiirinden)

Kuyusuna attığı şiirleri, “Bir Ölünün Defteri” isimli kitabında kuyudan çıkardığı ve bizler için imzaladığı, Üç Yol’un her sahnesinde bizi kendimizle yüzleştirdiği için Faysal Soysal’a teşekkürlerimizi sunarken, yeni projelerinde ona Allah’tan güç ve kolaylık diliyoruz. Umarız sinema gölgelemez yönetmenin şair yanını.

 

Gönül Sığırcı Maltepe Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Kasım 2013, 17:35
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13