banner17

Yurt Dışı Türklerle İlgili Alınacak Daha Çok Mesafe Var

Mustafa Yeneroğlu geçtiğimiz günlerde Bursa'da 'Gurbetçi Algısından Diaspora Gerçeğine- Yurt Dışı Türkler Politikaları' konulu bir sohbet gerçekleştirdi. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor.

Yurt Dışı Türklerle İlgili Alınacak Daha Çok Mesafe Var

Ülkelerin sınırlarının anlamının günden güne yittiği, ülkelerin vatandaşlarının çok sık ülke değiştirdiği yeni çağların önemli güçlerinden biri de diaspora hiç kuşkusuz. Diasporaya bir ülkenin öncü gücü, hassas konulardaki sinir ucu, bazen de ülke ekonomisinin kurtarıcısı ve hatta bazen de asıl vatanın yönlendiricisi, siyaset tayin ettiricisi gözüyle bakmak yanlış olmaz. Ermeni diasporası buna iyi bir örnektir.

Bilindiği gibi, Ermeni diasporası, kendi devletinden daha güçlü bilinen bir diasporadır ve bu yönüyle o diaspora, Ermenistan siyaseti üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Keza, Yahudi diasporası da böyledir. Dünyanın her yerinde, özellikle de güçlü ülkelerde örgütlenip o ülkede sahip oldukları güçlerle hem kendi vatanlarına destek olmakta ve aynı zamanda da o ülkelerin politikalarını kendi ülkelerinin lehine etkilemektedirler.

Türkiye diasporayla yeni tanışıyor

Diaspora, Türkiye için yeni bir kavram sayılır. Yazık ki diğer birçok konuda olduğu gibi, bu konuda da hem geç hem de eksik kaldık devlet olarak. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın gücünü kullanmak yerine, onlara bir tehdit olarak bakan bir devletti üstelik Türkiye. Sevindirici olan, diaspora konusunun ve bu konunun öneminin artık anlaşılmaya başlanması.

Mustafa Yeneroğlu, şimdi Ak Parti milletvekili olarak çalışmalarını mecliste sürdürse de, daha kısa zaman öncesine kadar yurt dışında yaşayıp Türk diasporasının hem oluşması hem de etkili olması için çalışan biriydi. Hukuk kariyeri gereği konuya hâkim aynı zamanda. Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin 3 Şubat Cuma gecesi yapılan Cuma Meclisi’ndeki sohbet konusu da, devletimiz tarafından ihmal edilmiş diaspora konusuydu. Diaspora konusunu hem iyi hem de kötü yönleriyle, olabildiğince objektif bir şekilde aktarmaya gayret etti Mustafa Yeneroğlu. “Gurbetçi Algısından Diaspora Gerçeğine- Yurt Dışı Türkler Politikaları” konusunu, konuyu böyle içerden ve yaşayarak bilen birinin ağzından dinledi program katılımcıları.

Diaspora, bir iddiayı ifade eder

Mustafa Yeneroğlu, “Diasporayı, memleketlerinden başka yerlere göçmüş, göçtükleri yerlerde de memleketleriyle ilgili hayallerini, hasretlerini, dilek ve dualarını sürdüren insanların bir araya getirdiği topluluk diye tanımlayabiliriz. Bu kavramın zorunlu olarak göç eden işçiler vb kişiler için kullanılıp kullanılmayacağı uzun zaman tartışıldı. Sonuçta biz, bu kişileri de diaspora kavramına dahil ediyoruz.” cümleleriyle başladı sözlerine. Sonra da diasporanın gerçekliği ve diasporayı oluşturanlar için bunun ne anlama geldiğiyle ilgili “ Diaspora basit bir şey değildir. Diaspora, bir iddiayı ifade eder aslında. O iddiada iki boyut vardır: Ülke sevgisi ve ülkeye yardım etme, bir. Bulundukları ülkenin kültürüne direnme, kendi kültürünü koruma güdüsü, iki.”

Türk diasporası, etnik, dini, mezhepsel, ideolojik bölünmelere uğramış bir diasporadır

Mustafa Yeneroğlu, Türkiye gibi Osmanlı mirasçısı bir ülkenin dünyanın her yerinde, her Müslüman milletten çok sayıda ve çok güçlü kişilerin oluşturduğu bir diasporasının olması gerektiğini ama Türkiye’nin bu konuda çok geç kaldığını ise şu sözlerle anlattı: “Osmanlı bakiyesi olarak Türkiye’nin çok geniş ve çok etkili bir diasporası olmalıydı ama yazık ki bu böyle olmadı. Biz artık Türk diasporası dediğimizde, çalışmak için elli altmış sene öncesinde yurt dışına çıkmış yaklaşık altı milyon kişiden bahsediyoruz. Bunların büyük çoğunluğu Almanya’da. Diğerleri de Fransa, Hollanda, Kanada, ABD gibi ülkelerde.”

Türkiye’nin, diasporanın gücünü yeni yeni anlamaya başlayıp buna yönelik adımlar atmaya başlamasının çok geç kalmış bir adım olduğuna ise şöyle dikkat çekti: “Türk diasporası dediğimizde aklımıza yekpare bir topluluk gelmemeli. Dünya üzerinde Türk diasporası kadar bölünüp parçalanmış bir başka diaspora yoktur. Bizim diasporamız etnik, dini, mezhepsel, ideolojik bölünmelere uğramış bir diasporadır. Bu parçalanmışlık da Türkiye’nin diasporanın gücünü kullanmasını engellemektedir.”

Konsolosluklara gitmek, bir kara gün gibiydi

Yeneroğlu, yurt dışında bilinçli bir diasporanın yetişmesinin uzun zaman aldığını ifade ederek şunları söyledi: “Aslında 1960’lı yıllarda sadece para kazanıp birkaç sene sonra geri dönmek için yurt dışına çıkan bu insanların diaspora olması da zaman aldı. Onlar halkımız için uzun zaman ‘Almancı’, devletimiz için de döviz kaynağıydı. Almancı dediğimiz zaman, cebi para görmüş ama konuşma ve hareketleri hâlâ sakil kalmış insanları anlıyordu toplumumuz uzun süre. Devlet ise bir risk oluşturmadıkları sürece döviz kaynağı olarak bakıyordu onlara. Geçmişte Türk ekonomisinin % 38-40 kadarını onların dövizleri oluşturuyordu. Bu ise çok ama çok önemli bir orandır.

Devletimizin onlara ilgisi, 12 Eylül darbesinden sonra, o da yurt dışındaki özellikle İslamcı yapılanmaların görünür hale gelmesinden sonra oldu. Tahmin edeceğiniz gibi bu ilgi, onların bir ‘tehlike’ olmasını bertaraf etmeye yönelik bir ilgiydi. O yıllarda devlet ilk kez DİB’den temsilciler göndermeye başladı yurt dışına. Amaç ise oradaki vatandaşları ‘aşırı inanç’larından uzaklaştırıp rejimle uyumlu hale getirmekti. Şunu açıklıkla söyleyebilirim ki, daha yakın zamana kadar yurt dışında yaşayan bizler için konsolosluklara gitmek, bir kara gün gibiydi. Çünkü o tarihlerde konsolosluklara gittiğimizde, değil yardım görmek, azarlanacağımızı bilirdik. Özellikle Ak Parti hükümetlerinden sonra bu konuda da iyileşmeler oldu.”

Memleket hayali

Türk diasporasının oluşumunun bu şekilde gerçekleştiğini anlatan Mustafa Yeneroğlu, yurt dışına gidenlerin bir gün geri dönme isteklerinin yaşadığı seyri ise şöyle anlattı: “Yurt dışında yaşayan bu vatandaşlarımızın hayali bir gün geri dönmekti. Ama günümüzden geçmişe dönüp bakıldığında bu isteğin bir hayal olarak kaldığını görüyoruz. Üstelik de onlar, bir gün geri dönme hayali yüzünden bulundukları ülkelerde gerekli şekilde örgütlenmediler ve bu sebeple çok sıkıntı çektiler. Devlet de onların gücünü geç fark ettiği, zamanında önemsemediği için hem çok zaman kaybetti hem de bu muazzam enerjiyi kullanamadı. Oysa mesela Almanya, bu insanlarımızın geri dönmeyeceğini bizden önce fark edip buna uygun siyaset geliştirmişti. İşte bu insanlarımızın artık beşinci kuşağı yurt dışında ve birçoğunun geri dönmeyeceği artık kesinleşmiş durumda. Vatan hasreti yüzünden geri dönmek isteyenlerin birçoğu ise burada yeniden bir entegrasyon süreci yaşamak zorunda kaldı ve bu süreci tamamlayamadı çoğu, geri döndü.”

Müslüman düşmanlığı yükselirken

Kaybettiğimiz zamanı bir an önce ve bütün kurumlarımızla telafi etmemiz gerektiğine şu sözlerle dikkat çekti Mustafa Yeneroğlu: “Kabul etmek gerekir ki daha düne kadar Türkiye’nin, diasporasıyla ilişkisi belli bir siyasete dayanmıyordu. Acıyla söylemek gerekir ki ülkemizde hâlâ yeteri sayıda Almanya, Fransa, Kanada, ABD vb uzmanları yok. Bu konuda yeterli uzman yetiştirmeliyiz ki o insanlarımızla ilgili sağlıklı politika geliştirebilelim. Hele ABD’ye gerçekleştirilen 11 Eylül saldırısından sonra yükselen Müslüman düşmanlığı karşısında vatandaşlarımız zor durumdayken, bu konuda daha ciddi çalışmalar içine girmeli devletimiz. TİKA, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Yunus Emre Enstitüleri gibi son yıllarda kurulup aktif hale gelen kurumlarımız yüz ağartıcı çalışmalar yapıyor, bu bir gerçek ama arada kapatılması gereken çok uzun zaman var, ulaşılması gereken pek çok ülke ve pek çok insan var; bunlara ek olarak da uzmanlaşılması gereken birçok konu var. O yüzden bu konularda daha hızlı kararlar alıp daha hızlı organize olması, daha fazla sayıda uzman yetiştirmesi gerekiyor devletimizin. FETÖ ile mücadele dönemine denk geldiği için sadece onunla mücadele amacıyla kurulduğu zannedilen Maarif Vakfı, çok iyi işler yapan ve daha iyi işler yapmaya aday olan bir kurumumuz.”

Cem Özdemir bizim içimizden çıktı

Devletimizin, yurt dışına çıkan insanlarımıza ‘hiç değişmemişler, hiç değişmeyecekler, akılları fikirleri hep Türkiye’de olacak’ şeklinde naif bir bakışla bakmaya devam etmeye son vermesinin zamanının geldiğini belirten Yeneroğlu, konuşmasına şu sözlerle son verdi: “Yurt dışına çıkan vatandaşlarımız da değiştiler ve değişmeye devam ediyorlar. Onlar artık buradan gittikleri gibi değiller. İçlerinden bazıları ne oralı ne de buralı. Ortaya transnasyonel bir kimlik çıkıyor. Bazıları ülkemizle manevi-kültürel bağlarını sürdürürken bazıları da düşmanca tavırlar içine giriyor. Yeşiller Partisi Genel Başkanı Cem Özdemir, bizim için bu anlamda uyarıcı bir örnek olmalı. Devlet olarak yurt dışına giden insanlarımızın her türlü değişime açık olduğunu hesaba katmalı, bulundukları devletlerin onları asimile etmek için çabalayacaklarını bilmeli ve buna uygun politikalar geliştirmeliyiz.”

 

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 06 Şubat 2017, 11:26
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20