banner17

Yasağın adını bile doğru koyamadık!

Başörtüsü mücadelesinin sembol isimlerindendi Hüda Kaya. Antakya’ya misafir oldu, neler anlattı.

Yasağın adını bile doğru koyamadık!

 

28 Şubat döneminin sembol isimlerindendi Hüda Kaya. Başörtüsü yasağı zulmüne 3 kızıyla birlikte göğüs geren bir direnişçi, bir anne… Başörtüsü mücadelesinde mağduriyet ve mahrumiyet yaşayanların, ezilenlerin, duruşlarına ve direnişlerine yön veren isimlerden biriydi.

1998–1999 yılları, cuntacı zihniyetin, dindar kesimi başörtülü kesim üzerinden sindirmeye çalıştıkları zamanlardı. Hüda Kaya ve kızları İntisar, Nurulhak ve Nurcihan inançlarımıza sadakatlerini, mukaddesatımıza hürmetlerini bütün inananlar adına, kalpleri körelmiş, fikirlerine ağlar düşmüş zihniyete göstermiş oldular. Onlar bu duruş içindeyken, pek çok insana da örnek oldular. Direniş için adım atmaya korkan yüreklere güç, kararmaya yüz tutan kalplere ışık oldular.

Yılmadılar, boyun eğmediler, tarihin kara sayfalarına nurlu ve onurlu direnişlerini not düştüler.

Orada neler anlattı?Hüda Kaya, Başörtüsüne Özgürlük Yolunda Görülmüştür

Gazeteci-Yazar Hüda Kaya, geçtiğimiz aylarda çıkardığı “Başörtüsüne Özgürlük Yolunda -Görülmüştür- isimli kitabını yayınladı; zulme, okuyucularını da şahit etti.

Dün, ev sahipliğini Antakya Nehir Derneği’nin üstlendiği söyleşi için misafirimiz olan ablamız, program öncesinde gençlerle gerçekleştirdiği kahvaltıda sorularımızı cevapladı. Kendisiyle, kızlarıyla ve o günlere şahit olanlarla yapılmış özel bir film izletti. 40 dakikalık röportajlarla zenginleşen belgesel havasındaki filmin çoğaltılmasını uygun görmüyor kendisi; içimiz burkulduysa da önemli notlar aldık filmden. Mezkûr filmi iki gözü iki çeşme izlediğimiz bilgisini de es geçemeyeceğim.

Hüda Kaya, kızlarının ve bu dava için mücadele edenlerin o günlerde suçlarının sadece başörtüsü olmadığını anlattı. “Bazıları her ne kadar ‘savaş çıkaracaklar bunlar’ diye itham etse de kavgamız adaletin, özgürlüğün, barışın hâkim kılınmasıydı. Sloganlarımız, yumruk kaldırışlarımız, haykırışlarımız bunlar içindi...”

“Çoğumuz ağzımızdan çıkanların bir gün bize imtihan olarak geri döneceğini fark edememişti, slogan atanlar, direneceğiz naraları atanlar, amiyane tabiriyle ‘mangalda kül bırakmayanlar’ imtihana muhatap olacaklarını hesap edemediler.”

Türk kadını direnişiyle timsal!

“Türk kadını 28 Şubat sürecinde büyük imtihandaydı. Sadece kadınlar değildi imtihanı yaşayanlar. Başörtülü annesi olan askerler, eşleri başörtülü olan âmirler…

Sürülen, terfi edemeyen, açığa alınan, istifaya zorlanan yiğitler… Şefkat tokatı. İmtihanı verme mücadelesi. Düşmanların eliyle Rabbin şefkat tokadı fark edilmedi. Fark edilmedi; çünkü hala, başörtüsü sorunu(!) diye diye başörtüsünü sorun hâline getirenleri susturamadık. Daha meselenin adını bile doğru koyamamış, başörtüsünü dindarların gözünde bile bir sorun haline getirip dindar aile kızlarını başını örtemez hale getirmiştik.

Yine de bir avuç direnişçiyle bugün Türkiye, yurtdışında başörtüsüyle sembolleşti. Hamd olsun!

Dün neredeydik, bugün neredeyiz?

“Bugün başörtüsü yasağı sorununun çözülememesindeki temel sorun, devam eden süreçte sonradan gelenlerin gevşeklik göstermesinde görülüyor.” Yumruklarını sıkmayanların, kanunlara, yönetmeliklere öyle-böyle boyun eğmelerinden ileri geliyor. Yeryüzünü cennete çevirmenin iki ayaklı Kur’an olma yolundan geçtiğini göremeyenler var. Vahyi hayatının merkezine yerleştiremeyenler bugün zorlukların üstesinden gelmede gevşeyecek, üzülecek. Çare Hayat kitabımız Kur’an'da vesselâm…

Aslında derdimiz…

Hüda Kaya, yaşananları anlatırken; kendisini en çok yaralayan şeylerden bahsetti: Yıllarca omuz omuza, mukaddesâtı yüceltme davası için yürüyenlerin hukukî sürece dâhil olmaktan çekindikleri için kendilerini yalnız bırakmalarından, selâm vermekten geri durmalarından, yollarını bile değiştirdiklerinden… Ne zor imtihanlar!

Küçük devletimiz olan ailemizde gündemlerimizin sınav, puan, derslerde daha çok başarı, daha çok kazanç olmasının büyük sıkıntı olduğunun; gündemimize adâleti, barışı, vahiy merkezli düşünceyi alamamamızı dert edinmemiz gerektiğinin altını çizdi.

Çocuklarımızla daha önemli meseleler konuşmamız gerektiğini, bunun için ebeveynler olarak gelişmemiz gerektiğine dikkat çekti.

Çokça istifade ettiğimiz bir söyleşi oldu. Nehir Derneği adına Hüda Kaya’ya ve teşrif edenlere sonsuz teşekkürler.

 

Gül Hanım Gürsoy haber verdi

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2012, 00:28
YORUM EKLE
banner8

banner20