Yaşadığımız idrak daralması edebiyatla aşılır

Kocaeli Kitap Fuarı’nda İbrahim Tenekeci, Selahattin Yusuf ve Tarık Tufan’ın katılımıyla, özelde İtibar dergisi, genelde ise edebiyat üzerine güzel bir söyleşi gerçekleştirildi..

Yaşadığımız idrak daralması edebiyatla aşılır

 

Kocaeli 5. Kitap Fuarı 11 Mayıs Cumartesi günü açıldı resmi kaynaklara göre. Biz kendi açılışımızı ise 12 Mayıs Pazar günü İbrahim Tenekeci, Selahattin Yusuf ve Tarık Tufan’ın “Kafa Dengi” söyleşisine iştirak ederek yapmış olduk. Özelde İtibar dergisi, genelde ise edebiyat üzerine güzel bir söyleşi ile bu seneki kitap fuarının ilk söyleşisine bismillah dedik. Kısa bir girizgâhtan sonra Tarık Tufan ilk sözü Selahattin Yusuf’a verdi.

Selahattin Yusuf, İtibar ilk çıktığında hem sevindiklerini, hem de sonuçsuz bir çaba olacak gibi geldiği için üzüldüklerini, fakat her geçen gün İtibar’ın okur sayısının arttığını gördükçe ‘edebiyat ölmemiş’ diyerek ümitlendiklerini belirtti. Yusuf konuşmasına şöyle devam etti: “Edebiyatın Türkiye’nin gündemini, sıcak siyasetini, Türkiye’deki idrak daralmasını açmasını umut ediyoruz. Bunu sadece şairler ve yazarlar yapabilir, iyi edebiyatçılar yapabilir. Soru sormanın önemini sadece edebiyat bize kavratabilir.

Ciddi bir edebiyat metni okuyunca kafamızın karışmasına hazır olmalıyız. Edebiyat keskin yargılarımızdaki kesiciliği azaltır. Çünkü aralara sorular girer ve soru sorar. Türkiye’nin bugün dünyaya seçkin bir yaşama biçimi gösterecek gücü yoksa bu, maddi ve manevi kuvvetlerimizi birleştiremediğimizden kaynaklanmaktadır. Biz bu yolda ne yapabiliriz? Ben ne yaptım? İlkokuldan itibaren deneme yazmaya çalışıyordum. Daha doğrusu kendimi yakaladığımda deneme yazmaya başlamıştım. Şiir çok az yazıyorum. Başım sıkıştığında şiir yazıyorum. Çok şükür çok başım sıkışmıyor.” (İtibar’ın son sayısında Yusuf’un o güzel şiirini okuyunca “bu adam niye bu kadar az şiir yazıyor ki?” diye düşünmüştüm. Cevabını öğrendim bu vesileyle).

Son olarak Selahattin Yusuf, son romanı İsa Hanginiz?’in delilik ve özgürlük ile alakalı olduğunu ve insanların bir parça akıllarını kaybettiklerinde, bir parça özgürlük de elde etmiş olduklarını ama buna hiçbirimizin cesareti olmadığını belirterek “niye hiçbirimiz buna cesaret edemiyoruz” sorusu ile bizi baş başa bıraktı.a

Önemli olan iyi bir Müslüman olmak

Yusuf’tan sonra söz alan İbrahim Tenekeci, Tarık Tufan ve Selahattin Yusuf ile neredeyse on senedir ilk defa bir arada böyle bir söyleşi yapma imkânı bulduğunu belirterek sözlerine başladı: “Seçme makamındayız; zira binlerce yazı geliyor ve çok azını tercih edebiliyorsunuz. ‘Dergicilik düşman kazanma sanatıdır’ derler bu sebeple. Şiir insanın elinden tutar, şiir beni çok güzel bir yere getirdi. Ben şiirin önüne hiçbir şeyi koymadım.” (Tenekeci burada ‘şiir çalışmak’ tabirini kullandı. Böyle bir ifadeyi ilk defa duyuyorum. Şiir çalışırken başka hiçbir işle meşgul olmadığını söyledi. Şiir çalışmak!)

“İnsanları dengelemek, idare etmek çok zor. Ne kadar ulvi duygularla yazsak bile iş gelip egoya dayanıyor. En vasat yazar bile kendisini bir yere koyuyor” diyen Tenekeci, ardından bizlerle İtibar’ın çıkış öyküsünü paylaştı. İtibar’ın kişisel bir proje olmadığını, bir kadro dergisi olduğunu söyledi. Derginin çıkış sürecinde kendi imkânlarıyla ortaya bir şeyler koyup, el birliği ile dergiyi çıkardıklarını belirten Tenekeci, şu anda derginin merkeze oturduğunu ifade etti. Fakat herkesin bildiği bu hakikati ifade ederken bile çekingen ve mahcup olması dikkatimizden kaçmadı. “Onun yerinde bir başkası olsaydı yeri göğü inletirdi herhalde” diye düşünmeden edemedim.

İnsana ait hiçbir şeyin kalıcı olmağını da sözlerine ekleyen Tenekeci, ardından şöyle devam etti konuşmasına: “Hakkımda kötü insan denmesi beni ağlatır. Hep peşinde olduğum şey; iyi insan, dürüst insan, güzel ahlak sahibi, kısacası iyi bir Müslüman olmak. Meziyet ve şahsiyetin bir bütün olması lazım. Bizim sıkıntımız bu. İkisi bir araya gelince Sezai Karakoç, Mehmet Akif, Hasan Aycın… ortaya çıkıyor. Çalışırken yetenekli değil, ahlaklı arkadaşları tercih ediyorum. Sıradan, basit, ahlaklı insanlarla büyük işler yapılabilir. Önemli olan bir sanatçı olarak ortaya çıkmak değil, bir karakter olarak ortaya çıkmaktır.”

Ne yazık ki artık edebiyat üzerinden bile iktidar kuruluyor

aSöyleşide son söz Tarık Tufan’ındı. Daha önce yazan, üreten insanlar olduğunu ve bunların başkaları tarafından hemen fark edildiğini söyleyen Tufan, bugün ise insanların fark edilmek için, tanınmak için bir şeyler yaptıklarını söyledi. Bu ikisi arasında derin bir farklılık olduğunu söyleyen Tarık Tufan, konuşmasına şöyle devam etti: “Sosyal medyada sadece fark edilmek için kurduğumuz cümleler var. Ne yazık ki artık edebiyat üzerinden bile iktidar kuruluyor. Ama en nihayetinde bütün iktidar ilişkilerinden daha samimi, nefes alacağımız bir alan kurabiliriz. Biz çabuk kırılan insanlar, bir lafa üzülen, dostun bir cümlesinden bir daha kalkamayacak kadar yaralanan insanlarsak eğer, bu duruş sadece iktidar paylaşımından uzak durarak, edebiyatla ayakta olabilir. Kültür-sanat üzerinden kurulan iktidarlara karşı duramazsak eğer, bizler de aynı zihin yapısıyla dönüşebiliriz. Edebiyat bizim mahremimizdir. Edebiyat insanın mahremidir. En el değmemiş, dokunulmamış yerimize denk gelir edebiyat. O yüzden iyi insan olmadan bütün bu uğraşılarımızın adını koymamız mümkün değil.”

İbrahim Tenekeci burada bir ekleme yaptı: “Bu bizden deyip göz yumduğumuz hatalar, sonradan büyük problemler olarak önümüze çıktı. Cemil Meriç’in şu sözü bu noktada anlamlı: ‘Bu ülkede sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur. Bu memlekette namuslular ve namussuzlar vardır.’

Şair ve yazarlarımızı dinleme zahmetine girip orada bulunduğumuz için onlar bizlere teşekkür ettiler lakin bu güzel söyleşi için ve bu zamana kadar onlardan okuyup, istifade ettiklerimiz için asıl teşekkür elbette onların hakkı. Bizlerin de arkasından bir gün inşallah “iyi insanlardı” derse birileri, bu sözün gerçekleşmesinde en büyük pay şüphesiz yazarlarımızın.

 

F.Kebire Gündüz Karaaslan haberdar etti

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2013, 11:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26