banner17

Yardım etti ama adı İHH değil!

'İyi Samiriyeli' Zeitoun'un sarsıcı hikâyesinden herkes haberdar olmalı…

Yardım etti ama adı İHH değil!

Usta yazar Dave Eggers’ın kaleme aldığı Zeitoun, Katrina Kasırgası sırasında neredeyse sürreal bir macera atlatmış, Nuh iken Yusuf olmuş Suriye kökenli ABD’li Abdulrahman Abdulrahman ZeitounZeitoun’un ve ailesinin yaşadığı sıradışı günleri tüm gerçekliği ile, süslemeden yalın bir şekilde sunan, belgesel ciddiliğinde ama roman tadında bir eser.

Herhangi bir müslüman

Abdulrahman Zeitoun, Suriyeli balıkçı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, denizcilik yapmış, bugün ABD’li ama sonradan müslüman olmuş eşi Kathy ile birlikte mutlu günler yaşayan sıradan bir ABD’li, sıradan bir müslüman olarak başlıyor hikâyeye… Fakat Zeitoun’un belki de ana teması “umut” olabilecek hikâyesi, Katrina Kasırgası ile bambaşka oluyor: Bir fırtına geleceği haberleri bazılarını telaşa sararken, bazıları ise deneyimlerine güvenerek fırtınayı bekliyorlar. Zeitoun bu ikinci gruptan; ailesi kaçarken Zeitoun geride kalıyor, gördüğü nice fırtınanın kendisine verdiği özgüvenle... Ama bu gördüğü fırtınalara benzemeyen bir fırtına; küçük çaplı bir tufan gibi basıyor ortalığı sel, Katrina tüm öfkesiyle şehre iniyor.

Komşum kim?

Bu noktadan sonra Zeitoun, dininin gereğini yapıyor: Kendini unutup insanlara yardım ediyor. İkinci el bir kanoda, New Orleans sokaklarında yüzüyor, muhtaç, unutulmuş, terk edilmiş insanlara, hayvanlara yapabileceği her türlü yardımı yapıyor. İsa’nın, “Komşum kim?” diye soran adama Abdulrahman Zeitounyanıt olarak verdiği “İyi Samiriyeli” kıssasını anımsatıyor Zeitoun’un hâli: Tam bir “İyi Samiriyeli” oluyor, “komşu” oluyor, komşularına sahip çıkıyor. Kaderi olarak görüyor bunu, Rabb’inin büyük bir hikmetle onu orada o insanlara yardım etmesi için geride bıraktığını hissediyor, özgür iradesi kaderiyle kucaklaşıyor. Eşinin “gel” itirazlarını kabul etmiyor, kendisi için biçilmiş “görev”ine kendini adıyor ama ailesini de habersiz koymuyor; her gün görüşüyor.

New Orleans’ta bir Guantanamo

Oysa sıradan bir vatandaştan aktif bir müslümana, sıradışı bir komşuya dönüşmesi onu mazlumluktan koruyamıyor. Bölgede neredeyse tüm idarî gücü elinde bulunduran FEMA (Federal Acil Durum Yönetimi Ajansı) onu dostlarıyla kendi sahibi olduğu bir yerde yakalıyor; biraz “ırksal profilleme”den, biraz âfet dönemlerinin getirdiği histeriden derme çatma, yasal hiçbir dayanağı olmayan, bir otobüs terminaline kurulmuş, Guantanamo tarzı bir toplama kampına atılıveriyorlar; hırsız oldukları gerekçesi, daha doğrusu kuruntusuyla.

Abdulrahman Zeitoun
(+)

Ortada hırsızlık olmadan tutuklandığı yetmiyormuş gibi, ABD’deki tüm vatandaşların, ırk, cinsiyet, din veya cinsel yönelim gözetmeksizin sahip olduğu, diğer birçok ülkeyi geride bırakan yasal hakları da yok sayılıyor, üstüne bir de terörist olduğu iftirası atılıyor. Hakikî komşu, “İyi Samiriyeli” Zeitoun, “el-Kaide” oluyor. Komşularını en zor oldukları anda kurtarmak için kendi hayatını riske atan Zeitoun, “terörist” iftirasıyla doğal olarak yıkılıyor. Bu mini-Guantanamo’da haksızca, hukuksuzca haftalarca tutuklu kalırken yara alan tek kendisi de olmuyor; ailesi, Kathy perişan, eşinin başına ne geldiği konusunda hiçbir fikri yok, hiç haber alamıyor. Herkesin yasal hakkı olan telefon hakkı Zeitoun’a verilmiyor.

Ve yarın…

Zeitoun’un hikâyesi sonuçta mutlu sonla bitiyor; tüm acılara, onurunu inciten olaylara rağmen eşinin de yardımıyla kamptan salıveriliyor. Fakat yaşadıklarını unutmuyor: Ailesiyle birlikte The Zeitoun Foundation’ı (Zeitoun Vakfı) kuruyor. Vakıf New Orleans’ın yeniden inşâsı, Katrina Kasırgası sırasında zarar görmüş ailelere yardım ve özellikle de âfet durumlarındaki insan hakları ihlalleri ile ilgilenen, Zeitoun ailesinin çetin deneyimlerinden güç alan bir kuruluş. Zeitoun kitabının yazarı Dave Eggers ve kitabın yayıncısı da bu vakfın arkasındaki diğer isimler ve kitabın gelirleri de vakfa gidiyor. Nitekim Dave Eggers, Zeitoun ailesinin sıradışı öyküsünü, Katrina Kasırgası sırasında yaşanan insan hakları ihlallerini araştıran bir projede çalışırken keşfetmiş; hemen Zeitoun ailesiyle görüşmüş ve bunun kesinlikle aktarılması gereken bir deneyim olduğunun farkına varmış.

Dave EggersDave Eggers’ın kitabının güzelliği de bu: Zeitoun ailesinin deneyimini, zaten yeterince dramatik, yeterince ironik olduğunun farkındalığıyla, kurgusallaştırmadan, süslemeden, içine dram, trajedi katmadan sade bir şekilde anlatıyor. Sanki yazan eller Eggers’ın değil de Abdulrahman ve Kathy’nin. Kitap ABD tarihine damgasını vurmuş bu felakete farklı bir yüz, bireyleri temel alan bir yön katarak ABD tarihine dair güzel bir örnek de sunuyor. Kitabın birçok farklı prestijli ödülü kapması ve ABD’deki birçok üniversitenin okuma listelerine girmesi de bundan...

Zeitoun ailesi, kitap ve Zeitoun Vakfı ile ilgili daha fazla bilgi için www.zeitounfoundation.org adresine başvurabilirsiniz.

 

Kübra Özgüven haber verdi

Güncelleme Tarihi: 05 Ağustos 2010, 23:09
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20