Yahudiliğin İslamla ilişkisi ne boyutta?

Yrd. Doç. Dr. Süleyman Sayar Birlik Vakfı Bursa Şubesinde Cuma toplantısında konuştu.

Yahudiliğin İslamla ilişkisi ne boyutta?

Birlik Vakfı Bursa Şubesinin geleneksel Cuma Meclisi sohbetlerinin bu haftaki konusu, “İslam’ın Yahudilik’e Bakışı”ydı. Konu nazik ve her zaman gündemde olan ve bu gidişle de gündemden hiç düşmeyeceğe benzeyen bir konu olduğu için, katılımcıların ilgisi sohbet boyunca hiç azalmadı.

Konuşmacı, UÜ İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Süleyman Sayar, konuya hakimdi ve konuyu etraflıca dinleyicilere aktardı. Sohbetten notlar şöyle:

Gündemde olan Yahudilik

Yahudilik bugün nasıl gündemdeyse, geçmişte de gündemdeydi. Yahudiliğin bugünkü görünüşü ve çağrışımları nasıl olumsuzsa, geçmişte de aynı olumsuzluk geçerliydi. Tarihi sürece bakıldığında, Yahudilik algısının hep olumsuzluklarla anıldığını görüyoruz.

Yahudiler diğer dinlere nasıl bakar?

İslam’ın ve diğer dinlerin Yahudilik’e bakışları yanında, Yahudi’lerin de diğer dinlere bir bakışı vardır. Yahudilik, Müslüman ve Hristiyan’lara “Yarı mühtedi” gözüyle bakar. Yarı olmalarının sebebi de şudur: Müslümanlar ve Hristiyanlar, Hz. Nuh’un (as) “Yedi Emir”ine iman ederler. Bu yüzden Müslümanlar ve Hristiyanlar “Nuhî”dir ve yine bu sebepten de onlar yarı mühtedidir. Bunun dışında kalan diğer dinler yanlış, diğer din mensupları Yahudilerin gözünde cehennemliktir.

Tarih içinde Yahudilik

Yahudiler köklerini Hz. İbrahim’e (as) dayandırırlar ve bu da yaklaşık olarak 4000 yıllık bir geçmiş demektir. Kısa dönemli bağımsızlıklar dışında bu tarihten itibaren Yahudiler hep esaret altında yaşamışlardır. Hz. Yusuf döneminde özgür bir hayat yaşadıktan sonra yine esaret altına girmişlerdir.

Hz. Musa,  MÖ. 1200’lü yıllarda Yahudileri Mısır’daki esaretlerinden kurtarır. Bu kurtuluşta uzun bir yolculuk yaparlar, çölden geçerler. Bu çöl yolculuğu anında Yahudi’lerin Hz. Musa ve Hz. Harun’a (asm) karşı takındıkları saygısız tavırlar, Kur’an’da anlatılmaktadır.

960-950’li yıllarda rahat geçen Hz. Süleyman dönemi başlar. Hazreti Süleyman’dan (as) sonra ise yine sıkıntılı dönemler başlar Yahudiler için. Bu süreçte Yahudiler, İsrail ve Yahudalar diye ikiye ayrılır. Daha sonra Yahudiler sürgüne gönderilirler.

Babil Sürgünü

Babil sürgünü, Yahudi tarihi önemli dönüm noktalarından biridir. Bu sürgün onlar için yıkıcı bir sürgün olmuştur ve kendilerini korumak için de düşüncelerini/inançlarını sistematize etmişlerdir.

Bu 50 yıldan sonra tekrar özgürlüklerine kavuşurlar. Bu dönemde Ezra adlı bir Yahudi, hakiki Tevrat’ı bulduğunu iddia eder. İşte Ezra’nın bulduğunu iddia ettiği Tevrat, bugünkü Yahudilik anlayışının temellerini oluşturur. O güne kadar belki de evrensel nitelik taşıyor denebilen Yahudilik, bu olaydan sonra bir kavmin, bir ırkın dini halini almıştır.

MS. 70 yılında Kudüs’teki Süleyman Mabedi yıkılır ve Yahudiler sürgüne gönderilir. Bu tarihten sonra Yahudiler, dünyanın dört bir yanına dağılır.

İslam’ın zuhurunda Yahudiler

İslam’ın zuhurunda Mekke’de, Hayber’de ve diğer bazı yerlerde Yahudiler yaşıyordu. O dönemdeki Yahudilerin kökenlerine bakıldığında, onların asıl vatanlarının Filistin olduğu ortaya çıkar. Bu dönemde de Yahudiler bağımsız olmayıp bazı Arap kabilelerinin himayesinde yaşamaktaydılar. Kur’an’da Yahudiler’den bahsedilirken daha çok İslam’ın zuhuru zamanında yaşayan Yahudiler ve bunların yaptıkları anlatılır.

Kur’an’a göre Yahudi portresi

Kur’an’da Yahudiler anlatılırken “Onların ancak çok azı kabul eder!” ifadesi kullanılır. Bu ifade, Yahudilerin birçoğunun olumsuz değerlendirildiği anlamına gelir. Hatta Hıristiyan’ların ve Yahudi’lerin kendi kutsal metinlerine bakıldığında bile bu olumsuzluk görülür.

Kur’anda çizilen Yahudi portresine bakıldığında önce onların inkar ve şirk ile anıldığını görürüz. Bunların dışında Kur’an, Yahudi’leri anlatırken şu ifadeleri kullanır: “Peygamberleri yalanlayanlar, Hz. Yahya ve Hz. Zekeriya’yı katledenler, zillet ve meskenet sahibi olanlar, hain ve ikiyüzlü, zalim, haksızlık yapanlar, bozguncular, ihtilafa düşürüp tartışanlar, kıskançlık ve haset sahibi olanlar, katı yüreklilik ve dünyaya düşkünlük, cehalet, sözü değiştirme (Kutsal kitapları tahrif etme)…

Sonuçta Yahudilik, tüm bu özelliklerinden dolayı “Gazap ve lanete uğrayan” bir kavimdir. Ama unutulmamalı ki çizilen bu portre, daha çok Hz. Peygamber (as) dönemine aittir.

Sonuç

Hıristiyanlar açısından da “güvenilmez” olan Yahudi’lerin güvenilmez olmalarının sebebi, Hazreti İsa’yı ihbar etmeleridir. Bu ihanet, Hıristiyanlar tarafından hiç unutulmamış ve tarih boyunca da fırsat bulan Hıristiyanlar, Yahudileri katletmekten çekinmemişlerdir.

İşin aslına bakılırsa, Yahudilerin en rahat ettikleri dönem, İslam hakimiyeti altına girdikleri dönemdir. 1492 yılında Yahudilerin Endülüs’ten Osmanlı’ya kaçmalarının sebebi, Hıristiyanların Yahudilere zulmetmesidir.

Aslında Yahudiler, tevhidi inanç sahibi oldukları için Müslümanlarla daha iyi anlaşmaları gerekirken Hıristiyanlar Müslümanlarla daha iyi anlaşmışlardır.  Yahudilerin Müslümanlarla ve hatta diğerleriyle anlaşamamalarının sebebi, onların Kur’an’da ifadesini bulan karakter özellikleridir.

 

Ahmet Serin bildirdi

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2011, 12:56
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13