banner17

Verimli bir tartışma zeminindeydik

Zeytinburnu Mehmet Akif Sempozyumunda ulusalcı, modernist, sûfi, pozitivist Akif portreleri dinledik.

Verimli bir tartışma zeminindeydik

Geçtiğimiz haftasonu Zeytinburnu Belediyesi Kültür Merkezi’nde, çiçeği burnunda bir kuruluş  olan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Medeniyetler İttifakı Enstitüsü tarafından “Vefatının 75.Yılında Uluslararası Mehmet Âkif Sempozyumu” gerçekleştirildi. İki günlük sempozyumda gerçekleştirilen oturumlarda Fatih Andı, Hasan Akay, Vahdettin Işık, Cezmi Eraslan, Abdullah Uçman, E. O'Neil, İsmail Kara, Kenan Çağan, Züleyha Çolak, Yüksel Kanar, Musa Duman, Âkif Çiçekler, Cemal Şakar, İbrahim El A'zab, Mustafa Şerif Onaran, Yrd. Doç. Dr. Alim Kahraman, Ziyaul-Hasan, Hazem Said, Asım Öz, Suat Mertoğlu, Yusuf Turan Günaydın, Yılmaz Taşçıoğlu, Zafer Acar, Ali Ayçil, Hüseyin Akın, Abdullah Harmancı, Kazım Yetiş, N. Aruç, Abdurrazık M. Ahmed, Abdurrahman Şen ve Mehmet Narlı; Âkif’in hayatını, siyasi yaklaşımlarını ve şiirini enine boyuna masaya yatırdılar. Pazar günü gerçekleşen konuşmalarda dikkat çeken noktaları ve Âkif’le ilgili sarf edilen ezber bozan bazı ifadeleri paylaşmak istiyorum.

Akif’in sosyal eleştirileri

Cemal Şakar, Âkif’in sosyal hayatı algılayışı ve insanlarla ilgili yaptığı tahlillerin mahiyeti üzerinde durduğu “Bir Anlatı Olarak Safahat” başlıklı konuşmasında Mehmet Âkif’in İslam âleminin içine düştüğü çöküntünün sebeplerini irdelerken gerek “üç beş alık” olarak ifade ettiği yöneticilere gerekse “üç beş alığın marifeti” olan bu durumu engelleyemeyen halka yönelttiği sert eleştirilerden söz etti.

SempozyumSempozyumun en önemli eksiği

Sempozyumda Mehmet Âkif’in hazırladığı ve daha sonra yaktırdığı Kuran meali ile ilgili müstakil bir bildirinin olmayışı önemli bir eksiklikti. Konuya değinen konuşmacılardan Mustafa Şerif Onaran ise Âkif’in meali yeterince çeviremediği için Diyanet İşleri’nden aldığı telifi iade ederek kitabı yaktırdığını iddia eden kör bir bakışla değindi mevzuya. Meal meselesini daha sağlıklı değerlendirebilecek olan konuşmacıların bu konuda aydınlatıcı sözler söylemeleri beklendiyse de dikenli yönleri olduğu malum olan bu konuda suskunluk tercih edildi.

Columbia Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Züleyha Çolak’ın bildirisinin başlığı ilginçti. “Âkif’te Milli Birlik Projesi” gibi bir başlığın altını nasıl dolduracağı merak konusuydu. Hükümetin geçtiğimiz senelerde “Kürt Açılımı” olarak başlattığı, daha sonra “Demokratik Açılım”a dönüştürdüğü ve en son “Milli Birlik ve Beraberlik Projesi” olarak düzelttiği Kürtlere dönük baskı ve dayatmalarla ilgili iyileştirmeler öngören programın isminin Âkif’i değerlendirirken bire bir kullanılması ilginçti. Züleyha Çolak, Âkif’in milliyetçiliğe karşı açık tavrını ve ümmet vurgusunu massederek ulus-devlet kurgusunu ve mutabakata varılmış bir Türk kimliğini sahiplenen bir Âkif portresi çizdi. Bildik ırkçılık-milliyetçilik ayrımını yaparak Âkif’in etnik ayrışmaların geride bırakılması noktasında çözümü neredeyse Türk kimliğinde gördüğü sonucuna ulaştı. “Ayrılıkları geride bırakarak ortak paydada buluşmak” ifadeleri ile Cumhuriyetin ilk yıllarında yürürlüğe konan ümmetten ulus yaratma projesi çerçevesindeki farklılıkları yok sayan ve insanların değerlerine saldıran anlayışa uyarlanmış, neredeyse Kemalist bir Âkif portresi çıktı ortaya.

Sempozyum

Akif’te dünya-ahiret algısı

Şair Hüseyin Akın, Âkif’in “dünya ve ahiret” algısı değil “dünya-ahiret” tasavvurundan söz edeceğini söyledi konuşmasının girişinde, zira Mehmet Âkif için dünyayla ahiretin arasında bir “ve” yoktu, bir bütün olarak kabul ve iman ediyordu bu olguları. Akın, Safahat’tan örneklerle desteklediği bildirisinde şairin ahireti algılayış biçimlerini derli toplu bir biçimde ortaya koydu. Alim Kahraman, Âkif’in Fatih’ini anlattı dinleyicilere. Özellikle Safahat’ın birinci kitabının neredeyse Fatih’e adandığını belirten Kahraman, Âkif’in şiirlerinde mezarlıkların, mahalle kahvesinin, meyhanenin ve Fatih Camii’nin anlatımlarından; evlere ve ev-içlerine uzanan manzum hikâyelerden söz etti. Konuşmasındaki dikkat çekici bir kıyas yaptı Kahraman: “Yahya Kemal’de şehir binlerce yıllık medeniyetin bir kalbi, Mehmet Âkif’te ise hayatın yaşandığı yerdir.”

SempozyumPazar oturumlarında iki aykırı yaklaşım

Pazar günü gerçekleşen sunumlar arasında iki konuşma aykırı yaklaşımlar içeriyordu. Asım Öz’ün “Kuranın İlhamı Asrın İdrâki: Âkif’in Eşikleri Aşan ‘Kırılgan’  İslamcılığı” başlıklı bildirisinde Mehmet Âkif’in aştığı eşikleri ortaya koydu. Eleştirel Âkif okumalarında göze çarpan moderniteyi içselleştirdiği iddiasını kabul etmeyen Asım Öz, “İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin/ Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için” mısraları çerçevesinde Âkif’in düşünsel duruşunu çerçeveleyen Kuran’a dönüş, içtihat, terakki, say, gayret gibi kavramlar üzerinde durdu. Âkif’i anlamlı ve bütünlüklü bir biçimde kavramanın bir yolunun aştığı eşiklerin ve mütemadiyen içinde bulunduğu kırılganlığın kimi zaman örtüştüğü kimi zaman ayrıldığını anlamaktan geçtiğini ifade eden Asım Öz, Âkif’in aştığı eşikler ne kadar olumluysa kırılganlığın da onun için bir o kadar olumsuz bir kavram olduğunu söyledi. Çağdaş İslami uyanış sürecinin kurucu isimleri olan Cemaleddin Afgani’nin ve Muhammed Abduh’un Mehmet Âkif üzerindeki etkilerine dikkat çeken Öz’e göre Türkçe literatürde Âkif’e odaklanan çoğu çalışmada bu ilişkinin ya ihmal edilmiş ya küçümsenmiş ya da görmezden gelinmiş olduğunu söyledi ve Âkif’in düşünsel kaynakları noktasındaki çalışmalarda Misak-ı Millici bir bakışın egemen olmasında bilhassa Sezai Karakoç’un kaleme aldığı Mehmed Âkif (1968) adlı monografinin de payının olduğunu kaydetti.

Zafer Acar’ın “Mehmet Âkif’te Metafizik Sorgulamalar” başlıklı sunumu oldukça ezber bozan ifadelerle başladı: “Mehmet Âkif’te metafizik yoktur.” Zafer Acar bu iddiasını Âkif’in düşünsel serüvenine ve şiirinde yer alan bazı hususiyetlere değinerek açıkladı. Afgani’yi “pozitivist” olarak nitelemesi dinleyiciler tarafından tam olarak anlaşılamamakla beraber; Âkif’in Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh’la olan fikir bağlarından, kökenleri İbni Teymiyye’ye daynanan tecdid düşüncesinden söz eden Zafer Acar, Âkif’in tasavvufu ve veli kültünü din dışı gördüğünü belirtti.

SempozyumÂkif’in Hz.Peygamber’in doğumunu anlatırken kullandığı “Yine böyle bir geceydi” dizesinin çok sert olduğunu söyleyen Zafer Acar, bizden birinin bir insanın doğumunu anlatır gibi anlatılan bu doğum tasvirinin öteden beri İslamî literatüre yerleşmiş olan Peygamber’in doğumuyla ilgili gerçekleştiği öne sürülen mucizevî olayların reddi anlamına geldiğini söyledi. Acar, Mehmet Âkif’in Peygamber’in doğumunu anlatırken böyle bir üslubu öne çıkarmasının arkasında Cemaleddin Afgani’nin İstanbul’a geldiğinde yaptığı konuşmasında yer alan ve o dönemin ulemasını fazlasıyla tedirgin eden “peygamberlik sanattır” görüşünün olduğunu ortaya koydu. “Sürdüler Türke tasavvuf diye olgun şırayı / Şimdi mutaassıl hakikat kusuyor Sıtkı Dayı” beytinin tasavvufa dönük açık bir tenkid olduğunu vurgulayan Zafer Acar, Âkif’in metafizik bir probleminin mevcut olmadığını ifade etti. (Önceki konuşmacılardan Mustafa Çiçekler de aynı beyiti ele alırken “tasavvuf diye” sürülenin halis tasavvuf değil tahrif edilmiş bir form olduğunu, Âkif’in aslında bir tasavvuf hayranı olduğunu ileri sürerek aykırı bir yorumda bulunmuştu!) Zafer Acar, Mehmet Âkif’in Beşir Fuat’ın edebiyat ortamında oldukça tartışılan tezlerinden etkilendiğini ve dönemin atmosferini yansıttığını savundu. Son kitabında yer alan birkaç şiir dışında metafizikten açık bir şekilde uzak duruşunun sebebinin ise hurafelere kapı aralamama hassasiyeti olabileceğini ancak bu sorunun yanıtının kendisinde olmadığını söyledi.

Şimdi sempozyum kitabını bekleyeceğiz!

Konuşmacıların birçoğu bildiri metinlerinin tamamını sunmaya fırsat bulamadı. Bu yüzden konuşmalar uzadı ve birçoğu da atlaya atlaya yaptı sunumunu. Bu yüzden ancak sempozyumda sunulan metinler kitaplaştırıldığında sempozyum süresince Mehmet Âkif’le ilgili ortaya konulan yer yer birbiriyle kesişen yer yer çatışan yaklaşımları ve farklı düşünsel zaviyelerin Âkif algılarını ortaya koyan görüşleri bir bütün hâlinde görme imkânı bulacağız.

 

 

Habil Sağlam notlar aldı

Güncelleme Tarihi: 20 Mart 2011, 16:55
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdulkadir Kemali
Abdulkadir Kemali - 8 yıl Önce

Hekesin kendi meşrebinden öte bir Akif okuması yapması pek mümkün gözükmüyor ne yazık ki. Zafer Acar ve Asım Öz haricinde onca tebliğ vardı. Dücane Bey'in Gece ve Secde şiirleri hakkındaki yazısına bakılacak olursa Akif Bey'in mana aleminde neler hissettiği az buçuk anlaşılacaktır. Maalesef modernist ve refarmatör yakıştırması Üstad'a resmi ideojojimizce hediye edilmiştir, elhamdülillah.

banner8

banner19

banner20