Vefatının 50. yıldönümünde Safiye Erol anıldı

Türk edebiyatın son yıllarda en çok okunan yazarlarından biri olan Safiye Erol, vefatının 50. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen bir panel ile memleketi Edirne’de anıldı. İsmail Alperen Biçer yazdı.

Vefatının 50. yıldönümünde Safiye Erol anıldı

 

 

Türk edebiyatın son yıllarda en çok okunan yazarlarından biri olan Safiye Erol, vefatının 50. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen bir panel ile memleketi Edirne’de anıldı. Edirne Valiliği, Kültür Konseyi ve ESKADER işbirliğiyle tertip edilen ve Dr. Metin Eriş tarafından yönetilen panelin konuşmacıları Prof. Dr. Sema Uğurcan, Prof. Dr. Recep Duymaz ve Mehmet Nuri Yardım idi.

Onu çok geç tanıdım

Safiye Erol’un fotoğraflarından oluşan bir sunum ile başlayan panelin ilk konuşmacısı Dr. Metin Eriş oldu. Eriş, panelistleri kürsüye davet etmeden önce açılış mahiyeti taşıyan kısa bir konuşma yaptı. Bu kısa konuşmasında Eriş, çok okuyan ve kitaplarla hemhâl olan biri olmasına rağmen Safiye Erol’u ancak 1974 yılında Boğaziçi Yayınları’ndan çıkan “Ciğerdelen” romanı ile tanıdığını söyledi. Ayrıca Eriş, Erol’un Doğu’yu ve Batı’yı sentezleyebilmiş, madde ile manayı bütünleştirebilmiş geniş ufuklu, ileri görüşlü bir Müslüman-Türk hanımefendisi olduğunu ifade etti.

Safiye Erol, Selimiye’yi annesi, Beyazıt Külliyesi’ni de babası olarak görür

Panelin ikinci konuşmacısı Prof. Dr. Sema Uğurcan, “Safiye Erol’un Makaleleri” başlıklı bir konuşma yaptı. Erol’un makalelerini ve denemelerini derinlemesine inceleyen Uğurcan, bu yazıların mahiyeti, kelime dünyaları, üslûbu ve temaları hakkındaki değerlendirmelerini dinleyicilerle paylaştı. Erol’un yazılarını insan, şehir ve tabiat şeklinde tematik olarak tasnif eden Uğurcan, yazıların muhtevasını metinlerden örnekler vererek anlattı. Erol’un yazma tarzının seke seke uçan kuşlara” benzediğini ifade eden Uğurcan, Erol’un bir Edirneli olarak, Edirne’ye nasıl önem verdiğini dikkatlere sundu. Erol’un Selimiye Camii’ni bir anne, Beyazıt Külliyesi’ni ise bir babaolarak gördüğünü vurguladı.

Ne yazık ki, Safiye Erol hak ettiği ilgiyi görmemiş, nispeten ihmal edilmiş bir yazardır ve düşünürdür

Araştırmacı-yazar Mehmet Nuri Yardım ise, “Aydınların Gözünde Safiye Erol” başlığını taşıyan konuşmasında, Erol’un yazarlığı ve eserleri üzerine söz söyleyen edebiyat ve sanat adamlarının görüşlerini aktardı. Erol’un vefatından sonra ilk ve belki de en güzel yazının, Tarık Buğra imzasını taşıdığını söyledi. Bu yazısında Buğra, Safiye Erol’u, “insan macerasını en güzel şekilde hükme bağlayan Müslüman-Türk hanımefendisi” olarak takdim etmiştir. Daha sonra Yardım, Erol hakkında söz söyleyen fikir ve edebiyat adamlarının isimlerini ve cümlelerini dinleyicilerle paylaştı. Söz konusu isimleri şöyle sıralayabiliriz: Nezihe Araz, Nihal Atsız, Prof. Dr. Sadık Tural, Murat Belge, Prof. Dr. Kazım Yetiş, Sabahat Emir, Mustafa Kutlu, Selim İleri, Metin Savaş, Ömer Türkeş ve Beşir Ayvazoğlu. Safiye Erol hayattayken, pek çok kişi gibi, lâyık olduğu ilgiyi görememiş ve nispeten ihmal edilmiştir. İdeolojiden uzak bir yazar olmasının bir sonucu olarak, ülkenin zor ve dar zamanlarında göremezden gelindiği de kimilerinin oldukça iddialı yorumudur. 1964 ve 2001 yılları arasında hakkında bir yazı yayımlanmayan Erol, günümüzde en çok okunan yazarlardan biri olmuştur.

Safiye Erol’un Darülhadis Camii’ni model alan bir üniversite tasavvuru vardır

Safiye Erol panelinin son konuşmacısı Prof. Dr. Recep Duymaz, “Safiye Erol’un Gözünde Edirne” başlıklı bir konuşma yaptı. Erol’un 12 makalesinin doğrudan Edirne ile ilgili olduğunu ifade eden Duymaz, bu makalelerde Edirne’nin muhtelif yönlerinin ve meselelerinin üzerinde durulduğunu söyledi. Bu yazılarında Erol’un bir üniversite tasavvuru taşıdığına dikkat çeken Duymaz, 1960’lı yılların başında Erol’un bir müteşebbis heyetindeki iş adamlarına ve şehrin ileri gelen zenginlerine, üniversite hayalinden bahsettiğini vurguladı. Safiye Erol’a göre, Edirne’de üniversite yapılmasının bir takım sebepleri vardır. Bu sebepler şöyle sıralanabilir: Edirne’nin bir kültür şehri olması, Avrupa kapısı olması, turistlerin uğrak yeri olması ve şehirde hiç maden bulunmaması. Safiye Erol, üniversite tasavvurunu Edirne’de bulunan Darülhadis Camii’ni örnek göstererek anlatır. Türklerin Balkanlar’daki ilk yüksek öğretim kurumunun Darülhadis Camii olduğunu ifade eden Duymaz, Darülhadis Camii’nin kurulacak modern bir üniversiteye model/örnek teşkil edeceğini söyledi.

Türk edebiyatının yaşayan en büyük şairi olarak kabul edilen Sezai Karakoç’un, bir sanatkâr tanımı vardır. Ona göre sanatkâr, “geleceği şimdiye taşıyan” kişidir. Memleketinde düzenlenen bir panelde anılan Safiye Erol da ileri görüşlülüğü, geniş ufuk sahibi biri oluşu ve kendi köklerine yabancı olmayışı sebebiyle pekâlâ bir sanatkâr, münevver ve mütefekkir olarak edebiyat tarihimizde yerini almıştır.

Devecihan Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelin sonunda kapanış konuşmasını yapan Vali Hasan Duruer, katılımcılara teşekkür ederek günün anısına hediyelerini takdim etti.

 

İsmail Alperen Biçer yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2014, 17:21
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26