banner17

Vefa yokuşu kaç metredir?

Bursa'da birkaç gün süren bir etkinlik vardı. Şairler buluştu. Modern şiir üzerine konuşmuşlar.

Vefa yokuşu kaç metredir?

Mesleğin ilk birkaç  yılında muhatap olduğum topluluğa vefa yokuşundan bahseder hiç  şaşmadığım cevaplar alırdım. Sonraki yıllarda bu tür sorulardan da vazgeçtim. Çünkü muhatap olduğum topluluklarda dert namına bir numune birikimi ile pek denk gelmedim desem yeridir. O zaman insan susmayı tercih ediyor.  Çünkü anlayacak kimse kalmadığına hükmediyor gönül ve akıl da ona eşlik ediyor. “Bu gerçekte böyle mi olmalıdır?” sorusunu da unutmadım değil.

İnsan bir tarafıyla seçtikleriyle vardır. Bazıları bunun tamamen yaşamı etkilediğine inanır ama böyle diyen bir ziyandadır. Her ziyandan bir isyan yani keşke beraberinde gelir.

10070Şairler her şeyi konuşmuş

Bursa’da birkaç gün süren bir etkinlik vardı. Şairler buluştu. Modern şiir üzerine konuşmuşlar. Hatta sonra Mahmut Kanık’tan öğrendiğime göre, her şey konuşulmuş modernizmin ne olduğu dışında. Bile isteye gitmedim. Bu bir tercihti ve ben de bir tercihte bulundum.

Ama geçen pazara sabahı  yapılan bir etkinlik vefanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamak amacıyla yapılıyordu ve ben de gittim etkinliğe.

Özel bir oturum düzenlenmiş şiir programları içinde.

Meskeni Dağlar Olan Derviş: “Şair İbrahim Ünal Taşkın’a Vefa”

Yer şehir Kütüphanesi, Üftade Salonu, hep bildik yüzler. Tam biz bize bir etkinlik.

Yasin Doğru oturum başkanı. Mustafa Armağan(görmedim-gelmemiş), Hasan Aycın(klas duruşuyla konuşmaktan çok hali çiziyordu), Osman Bayraktar(sessiz bir gemiyi düşünüyordu), Mahmut Kanık(ilgileri ile meşguldü), Mücahit Koca(dağdan bahsetti), Adem Turan, Mustafa Baki Efe(halkada yoktu, kenardaydı) katılımcılar.

Sessizce içeri girdim. Cahit Çollak’ın ön sırasına oturdum. Yanımda İhsan Deniz, merhabalaştık. Hemen yanıma nefes nefese Cevat Akkanat oturdu.

Program henüz başlamıştı. Selamlama bahirleri ile Yasin Doğru sohbeti açtı. Sırasıyla önce kendisi sonrasında Mahmut Kanık, Mücahit Koca, Adem Turan ve Osman Bayraktar söz aldı. Hatıralar denizine daldı insanlar. Konuşmacılar samimi olsun diye, masada konuşmak yerine konukların karşısına sandalyeleri koyarak oturmuşlardı.

Hissettiklerim şu oldu: Kimse ne diyeceğini bilemiyordu. Gariplik kaplamıştı ortalığı. Ortak nokta şuydu:

İbrahim Ünal Taşkın has adamdır.

Ve has adamlar anlatılmaz yaşanır.

 

Arda Şeker, bir etkinlik sonrasında hissettiklerini kaleme aldı.

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2010, 08:37
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20