banner17

Üzüntüden felç olan padişahımız kimdi?

Dursun Gürlek, Osmanlı medeniyetinden tabloları anlatmaya devam ediyor. Oradaydık.

Üzüntüden felç olan padişahımız kimdi?

 

Kubbealtı Sohbetlerinin geçtiğimiz Cumartesi günkü konuğu kültür araştırmacısı Dursun Gürlek Bey’di. “Osmanlı Medeniyetinden Tablolar” başlığı altında bir konuşma yapan Dursun Gürlek Bey nüktedan üslubuyla dinleyicilere güzel bir ziyafet-i kelam sundu. İstanbul’u Evliya Çelebi gibi gezmeniz gerektiğini, eşkıya çelebi gibi gezmememiz gerektiğini söyleyen Dursun Gürlek Bey konuşmasında şunları söyledi:

Köprülü Mehmet Paşa ümmiydi

Köprülü Mehmet Paşa’nın hayatı bir sinema filmi gibi gözümün önünden geçiyor. O filmi manevi bir gözle seyretmeye çalışıyorum. Celali eşkıyası her tarafı kasıp kavuruyor, bugünkü PKK teröründen daha berbat... Osmanlı mülkü çok zor durumda… Padişah çok genç, çocuk denilecek yaşta… Valide Sultan olaya el atıyor; Köprülü Mehmet Paşa yaşlı ve tecrübeli bir adam olduğu için ondan yardım istiyor. Devletin idaresini ona vermek istiyor. Köprülü Mehmet Paşa diyor ki: “Bir şartla kabul ederim: Bana tam yetki vereceksiniz. İşime kimse karışmayacak. Siz de dâhil…” Bu şartları kabul ediyorlar ve sadrazam oluyor Köprülü Mehmet Paşa… O da Anadolu eşkıyasının köküne kibrit suyu döküyor. Tenkıl hareketi diyorlar buna…

Bununla ilgili menkıbeler anlatılır. Denilir ki Köprülü Mehmet Paşa’nın askerleri Anadolu’da bir eşkıya taifesini sıkıştırır ve yakalarlar. Eşkıyalar durumun vahametini anlayınca; “Paşa Hazretlerine selam söyleyin, biz eşkıya değiliz, Mevlevî dervişleriyiz” diyorlar. Paşa tabi bunu yutmaz… Hemen tedarik ettirmiş, birer ney, bir de Mesnevi… Bu eşkıya reisini ve şürekâsını sıra sıra oturtmuş; “ney üfleyin, Mesnevi okuyun” demiş. Tabi hiçbirisi ne ney üfleyebilmiş, ne de Mesnevi okuyabilmiş. Köprülü Mehmet Paşa da; “Vurun kellesini hepsinin” demiş.Fuad Köprülü

Köprülü Mehmet Paşa ümmi bir zattır. Okuma yazması dahi yoktur. Ama son derece dürüst, ahlaklı, dirayetli bir zattır. Haziresinde ahfadı, torunları, yakınları yatıyor. Buraya Köprülü ailesinden en son defnedilen kişi Cumhuriyet döneminin ünlü ilim ve edebiyat adamı Fuat Köprülü’dür. Her ne kadar onun Köprülü sülalesinden değil de Köprülü Mehmet Paşa’nın damadı Kıbleli Paşa’nın sülalesinden geldiğini Ali Emiri Efendi ifade ediyor ise de kendisinin iddiası Köprülü’nün torunlarından olduğudur.

Bu yaşlı ümmi insanın oğlu da Osmanlı’nın meşhur sadrazamlarından biridir. O da kimdi? Fazıl Ahmet Paşa… O, babasının aksine âlim bir adam ve kitaplara düşkün.. Çok kitap toplamış ve sonra bunları bağışlamış. Köprülü Kütüphanesi İstanbul’da meşhurdur. Onun babası gibi hayatı uzun olmamıştır, 47 yaşında vefat etmiştir.

Osmanlı’nın sarhoşu bile nüktedandı

Osmanlı’nın sarhoşu bile nüktedandı… Bekri Mustafa mesela… IV. Murat zamanında yaşamış “Şaribu leylü ven nehar” bir insanmış. Yani gece gündüz içen biriymiş… Onları da kınamayalım. Çünkü Hazreti Fatih gibi belki de evliyaullahtan sayacağımız bir zat bile bu “şaribu lüylü ven nehar” insanlarla hoş geçiniyordu. Fatih’in çok önem verdiği Şair Melihi vardır, çok büyük bir âlimdir. Meşhur Molla Cami Hazretleri ile aynı ders halkasında bulunmuştur. Şair Melihi büyük bir âlim oluyor ama medreseleri bırakıyor, meyhaneleri kendine mesken ediniyor. Hatta Molla Cami Hazretleri, yeni yazdığı kitabını ona gönderiyor. Aracı olan zat onu bir türlü bulamıyor, en sonunda bir meyhanede buluyor, emaneti kendisine teslim ediyor. Fakat Melihi; “ben bu kitaba layık değilim, benim elimde yazık olur” diyerek onu Molla Cami’ye geri gönderiyor.

Bu zata Fatih demiş ki: “İçkiyi bırakacaksın yoksa seni denize atarım.” O da gülmüş ve “At Padişahım, mezarım topraktan değil sudan olur” demiş. Bu söz Fatih’in hoşuna gitmiş. Bunu şunun için söylüyorum. İnsanların bazı hallerine bakarak kınamayalım onları… Ben onların içki içmesini savunuyor değilim, yanlış anlaşılmasın. Bazı kusurlarından dolayı özel sıfatları varsa reddedilmemeli.

Neyzen Tevfik de öyleydi

Neyzen Tevfik de başka bir şaribu leylü ve nehardır. Mehmet Akif az mı uğraştı onu yola getirmek için… Adam seksen defa tövbesini bozmuş… Akif’e söz vermiş: “Adımımı atmayacağım meyhaneye” demiş. Neyzen Tevfik bu, durur mu? Kumkapı’daki Müdavim Meyhanesi’ne at üstünde gitmiş, içeri girmemiş. Meyhaneye yaklaşınca garsona bağırmış, içki istemiş… Garson onu içeriye buyur edilince; “Yok” demiş; “Akif’e söz verdim adımımı atmayacağım.”

Dursun GürlekÜzüntüden felç geçiren Padişah

İstanbul’da cami yaptırmayan padişah hemen hemen yok. Beylerbeyi’nde Hamid-i Evvel Camii var. Son derece dindar ve iyi niyetli bir padişah olan I. Abdülhamit yaptırmıştır. Ruslar Özi Kalesi’ni kuşatıp 25 bin askerimizi öldürünce üzüntüsünden felç olup ölmüştü. Böyle hamiyetperver bir insanmış. Beylerbeyi’ne bir cami yaptırmış ve demiş ki: “İstanbul’un içinde dedelerim bana bir yer bırakmamışlar, bari ben de buraya yaptırayım.” Şaheser bir cami…

Şehir tarihleri çok önemli…

Şehir tarihleri çok güzeldir. Sahafları gezerken ilgi alanıma giren kitaplardan birisi de şehir tarihleridir. Epeyce bir şehir tarihi vardır bendenizde… Şehir tarihleri neden önemlidir? Çünkü hakkında bilgi bulamadığım o şehirde yetişmiş bir tarihî şahsiyet hakkında en ayrıntılı bilgiyi bu kitaplarda bulabiliyorum. Muazzam bir kaynaktır. Trakyalı Ahmet-i Badi Efendi vardır; onun üç ciltlik Trakya Tarihi var. Vaktim olsa ben de kendi memleketimi yazarım. Molla Hüsrev, İbni Kemal, Mustafa Sabri Efendi, Gazi Osman Paşa; bunların hepsi Tokatlı hemşerilerim. Hatta yazmadım ama kitabın ismini bile koydum: Osmanlı Tokat’ı

Camiden önce hamam yaptırılırdı

Osmanlı döneminde her caminin hamamı vardı. Beyazıt Camii yapılırken işçilerden birkaç tanesi gönülsüz çalışıyorlarmış. Mimarların dikkatini çekmiş, işçilere bunun nedenini sormuşlar. İşçiler mimarbaşına demişler ki: “Bizi affediniz, cami inşaatı mübarek bir iştir. Hâlbuki bizim yıkanmaya ihtiyacımız var. Ondan dolayı tereddüt ediyoruz.” Bunun üzerine mimarbaşı emir veriyor: Caminin inşaatı dursun, önce hamam inşa edilsin! Bu doğrudur. Cami inşaatında her gün temiz olmak için, abdestli olmak için camiden önce hamamlar yapılmıştır.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2012, 12:25
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
abdullah serkan yıldırım
abdullah serkan yıldırım - 7 yıl Önce

Efendim bendenizde Tokat'lıyım. Dursun Gürlek Hocamızın kitaplarının, anlatım ve sohbet uslubunun müptelasıyım. Dursun Hocamız, Osmanlı Tokat'ı isimli bir kitap yazacağını söylemiş, çocuklar gibi sevindim. Dört gözle bekliyoruz Hocam. Allah muvaffak etsin sizi...

banner8

banner19

banner20