Üsküdar'daki kitap bereketi Ankara'da yoktu

Kitapseverler bu ayları çok seviyor. Zira bu mevsim kitap fuarı mevsimi... Ben de Üsküdar’dan sonra Ankara Kitap Fuarı için yola çıkıyorum. Özge Sena Bigeç haber verdi.

Üsküdar'daki kitap bereketi  Ankara'da yoktu

Kitapseverler bu ayları çok seviyor. Zira bu mevsim kitap fuarı mevsimi... Birçok şehrimizde küçüklü büyüklü fuarlar yapılıyor. Her birine yetişmenin ise imkânı yok. Bazılarının zamanları çakışıyor. Neyse ki Üsküdar Kitap Fuarı, Ankara Kitap Fuarı ve CNR Kitap Fuarı ard arda gelen kitap fuarları. Üsküdar’dan sonra Ankara Kitap Fuarı için yola çıkıyorum. Hem Ankara seyahati, hem sıla-i rahim, hem de kitap fuarı ziyareti...

Ankara Metro’sunda, İstanbul Metrosu’na nazaran kitap okuyanlar daha fazla. Bu manzarayı İstanbul’da görmüyorum desem yeri var. Fakat Ankara Metrosu’nda sabah ve akşam saatlerinde de kitap okuyanlar dikkat çekecek sayıda. Ankara için seviniyorum. O sıralar Yunan filozoflarını düşünürken, yanımda oturan başörtülü bir hanım kardeşimin açık kitap sayfası adeta bu düşünceme pekiştirici not olarak dokunuyor gözlerime. Müsaade alıp yazıyorum sözü: “Yunan’ın hikmeti hırs ve meyildir. Fakat mü’minlerin hikmeti; Hazreti Peygamber’in emridir.” (Aynulkudât)

Ankara Kitap Fuarı’nda bizi evvela, sahaf tezgahında elime aldığım Sebilürreşad dergisindeki bir mektubuyla üstad Said Nursi selamlıyor. Üstad’ın kardeşlerine karşı nezahet ve nezaketi yeniden gözlerimize dokunuyor: “Biismühi Sübhanehu. Esselâmün aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtuhu. Aziz Muhterem Sıddık, evvae-i İslâmiyyeyi elli seneden beri neşir eden, hakayık-ı İslamiyyeyi ehli dalalete karşı müdafaa eden ve elli seneden beri benim maddi manevi bir hakiki kardaşım ve meslekdaşım Eşref Edip! Sebilürreşad’ın ellinci sene-i devriyesi münasebetiyle gayet samimi ve uzun bir mektub yazacaktım. Fakat pek şiddetli hasta olduğumdan, hattâ konuşmaya da iktidarım olmadığından Risale-i Nur’a havale ediyorum. Onda Sebilürreşad’ın mahiyetini, hizmetini gösteren mektublar vardır. Zaten Sebilürreşad nurların mühim parçalarını neşir etmiştir. Tarihçe-i hayat Sebilürreşad’ın ellinci sene-i devriyesine tam bir tebrikname hükmündedir. Duanıza muhtaç gayet hasta Said Nursi.”

Kur’an harfleriyle yayıncılık yapıyor

Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Bülent Akyürek gibi sevilen isimler, Üsküdar Kitap Fuarı’ndan sonra, Ankaralı sevenleri için Ankara Kitap Fuarı'nda da okurlarıyla buluşuyor. Nuri Pakdil Beyefendi yaşına rağmen azmi ile biz gençlere hüsn-i misal teşkil ederken, Bülent Bey de asrın karanlıklarına karşı koyuşu ile ihvanlarını hoş sohbet ile karşılıyor.

Rumuz Yayınları’nı ziyaret ediyorum. Rumuz Yayınları, Kur’an harfleriyle yaptığı yayıncılığı ile fuarlarda mümtaz bir yere sahip... Kur’an harfleri ile yazılmış hikaye kitabından Osmanlı hatıralarının derc edildiği kitaplara kadar birçok kitap temin etmek mümkün. Okurlarını hem aslî harfler ile buluşturan hem de o yıllara götüren Rumuz, kitaplarda Osmanlı mecmualarından görüntüleri de sunuyor.

Fuarın anlamlı standlarından biri de Küçükev Yayınları... Çocuk edebiyatı konusunda hassas olan yayınevi sahibi Üzeyir Gündüz Bey, çocuklara dair içeriği kapsamlı çalışmaların artmasını istiyor. Üzeyir Bey aynı zamanda yazar arkadaşları ile edebiyat eleştirileri de yapıyor. Bir çocuğun gayreti ile güzelleşen dünyayı anlatan “Kara Giysili Üç Mutsuz Adam” isimli çocuk kitabını İzmir’deki yeğenlerim için imzalatıyorum.

Üsküdar'daki bereket Ankara'da yok

Ankara Kitap Fuarı geniş bir alana sahip olsa da, Üsküdar’daki dar çaplı kitap fuarının bereketini aratıyor. Stand ziyaretimde, genel anlamda bir memnuniyetsizlik dile getiriliyor. Sebeplerini düşündüğümüzde, Ankaralılar için uzak bir yerde olduğu söyleniyor. Sahafın da fuarın içinde dâhil olması fuardaki yeni basım kitapların talebini düşüren diğer bir sebeplerden. İstanbul’daki gibi ayrı bir Sahaf Fuarı’nın yapılmasının daha isabetli olacağını düşünüyoruz. Zîra yeni basımlar altın kaplama dahi olsa, sahaf sevdalısının gözünde bir kıymet ittihaz etmeyecektir.

Ankaralılar, Kitap Fuarı’ndaki hüsn-ü hat standını çok sevdiler. Hüsn-ü hat sanatını icra eden Receb Bey bazen işlerden başını kaldıramıyor. Tabaklara, desenli kağıtlara, ya da ahşap anahtarlıklara yazdığı hüsn-ü hat güzel ilgi görüyor. Receb Bey’e İstanbul CNR Fuarı’na gelip gelmeyeceğini soruyorum. “İstanbul beni çok yoruyor.” diyor, “çünkü hüsn-ü hat sanatına talep orada daha çok oluyor.” Sonra ilave ediyor: “Biz neyiz ki… İstanbul’da nice üstadlar var. Lütfen hattat Hasan Çelebi’yi ziyaret edip hayr duasını alınız. Kendisi muhteşem bir zâttır. Çınaraltı’nda Asmaaltı isimli mekanları var. Orada bulabilirsiniz kendilerini...”

Şimdi ise kitap fuarının bir diğer hareketli yeri olan Menengiç kahvesinin mekanındayız. Kumda yapılan kahve, görüntüsü ve lezzetiyle misafirlerin birini uğurlarken bir diğerine hoşgeldiniz diyor. Semazen işlemeli tezgahta yapılıyor Menengiç kahvesi. Kızgın kuma gömülüyor cezve. Pişme ânını saniye saniye gözlemliyorsunuz. Pişen kahve, işlemeli zarif tepside ikram ediliyor. Yanına da minik bardaklarda özel şerbeti sunuluyor. Pembe şerbet lezzetli bir bileşimden oluşuyor. Ekşi ile tatlı arasında, damakta hoş bir tat bırakıyor. Kamera çekimi yapıyorum: Boş cezve, akabinde kahve, kızgın kum ve ‘pişmek’. İşlemeli tezgahtaki semazen figürü daha da anlam katıyor bu sahneye. Mevlana’nın “hamdım, piştim, yandım” betimlemesi düşüyor gönlümüze. “Pişen insan” diyorum, “Rabbe ne güzel bir ikram...”

 

Özge Sena Bigeç, şehirlerin hatrını soruyor

Yayın Tarihi: 11 Mart 2015 Çarşamba 14:10 Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2015, 14:16
YORUM EKLE

banner19

banner36