banner17

Uluslararası öğrenciler ümmet bilincini diri tutuyor

İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Öğrenci Şûra ve Sempozyumu, dünyanın farklı bölgelerinden gelen kanaat önderlerine, STK temsilcilerine ve uluslararası öğrenci derneklerine ev sahipliği yaptı. Enes Yaşar etkinlikten notlarını aktarıyor.

Uluslararası öğrenciler ümmet bilincini diri tutuyor

Ümmetin geleceğini şekillendirmek üzere Uluslararası Öğrenci Federasyonu (UDEF) tarafından İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Öğrenci Şûra ve Sempozyumu, 3-8 Kasım 2015 tarihleri arasında dünyanın farklı bölgelerinden gelen kanaat önderlerine, STK temsilcilerine ve uluslararası öğrenci derneklerine ev sahipliği yaptı. Ayrıca programa Prof. Dr. Mehmet Barca, YBÜ Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan, Fatoni Üniversitesi Rektörü Dr. Sukree Langputeh ve İHH Başkanı Bülent Yıldırım gibi isimler de katıldı. Şûra ve sempozyumda özellikle uluslararası öğrenci hareketliliği ve uluslararası öğrencilerin ümmet için ne kadar önemli olduğu üzerinde duruldu. Programın açılış konuşmasında ise UDEF Genel Başkanı Mehmet Ali Bolat, ümmetin geleceğini şekillendirmek üzere insan yetiştirmeyi hedefledikleri ve bu nedenle de ümmet bilincini dünyaya bu öğrenci hareketleriyle yaymaya çalıştıkları mesajını verdi.

Ayrıca 50 ülkeden gelen kanaat önderleri, akademisyenler ve STK temsilcileri de kendi ülkelerindeki uluslararası öğrenci faaliyetlerine dair sunumlar yaparak bu faaliyetleri neden sürdürmeye çalıştıkları hakkında bilgiler verdiler. Sunumlarda dikkati çeken en önemli hususlardan bir tanesi ise kanaatimce yeni bir medeniyet inşası için ümmet bilincinin uluslararası öğrenciler aracılığıyla gerçekleştirilebilecek olmasıydı. Diğer bir önemli husus da sunulan Türkiye örneğiyle uluslararası alanda öğrenci hareketliliğinin daha da geniş bir sahaya yayılmasının amaçlanması oldu. Öyle ki bu hareketlilik sayesinde bağları zayıf toplumlar, kendilerini ümmet bilinciyle yükselen bir medeniyet havzasına daha rahat bir şekilde dönüştüreceklerdir. Ancak bu havzanın toplumları bereketlendirebilmesi için uluslararası öğrencileri gittikleri ülkelerde karşılayacak ve onlara ensar olabilecek yetişmiş ve hassasiyetli bireylerin var olabilmesi gerekir. Bu da ancak müslüman şahsiyetli kimlikleri yetiştirme mücadelesi veren dava adamlarıyla gerçekleşir. Dolayısıyla UDEF'in dünyanın muhtelif yerlerinden davet ettiği kanaat önderlerinin dava adamı yetiştirme çalışmaları bu yüzden oldukça önemlidir. Bu öneme binaen yapılan çalışmalara ülke ülke kısaca değinmek istiyorum.

Ülkelerinde eğitim hakkından bile mahrum bırakılmaya çalışılıyorlar

Aslen Tatar olan Ruslan Tavdıryakov Moskova'da yaşıyor ve Altary Vakfı'nın başkanlık görevini yürütüyor. Genç yaşına rağmen Rusya'da toplumun hidayete erebilmesi için büyük çabalar sarf ettiğini rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Öyle ki yaptığı sunumda onu gerek çevredeki dini eserleri gelecek nesillere aktarabilmek için fotoğraf çalışmaları yaparken, gerekse Tatar kıyafetleriyle halkın içerisinde çiçekler dağıtarak insanların gönlünü kazanmaya çalışırken görüyoruz. Ancak yapmış olduğu sunum, aynı zamanda dinlerinden dolayı ülkelerinde yabancı muamelesi gördüklerini de ortaya çıkarıyor. Çünkü en temel haklardan bir tanesi olan eğitim hakkından bile mahrum bırakılmaya çalışılıyorlarmış. Öyle ki Moskova'da Yahudi ve Hıristiyan okulları olmasına rağmen Müslümanların başörtülü devlet okullarına dahi kabul edilmesi oldukça güçleştiriliyormuş. Bu nedenle yeni bir neslin inşası için vakıfları aracılığıyla bir çalışma başlatmışlar. Evde eğitim merkezi açarak müslüman öğrencilerin eğitimlerini burada tamamlarını sağlıyorlarmış ve böylelikle yeni bir neslin yetişmesine katkıda bulunuyorlarmış.

Tayland'da Müslümanların yaşadığı Patani bölgesinde akademisyenlik yapan Dr. Sukree Langputeh, ülkedeki tek İslam üniversitesinin (Fatoni Üniversitesi) rektörlüğünü yapıyor. Üniversitelerine eğitim görmek için yaklaşık 15 ülkeden öğrenci geliyormuş. Öncelikli hedefleri ise Asya ülkelerindeki öğrencilerin ümmet bilinci kuşanabilmeleri için bu uluslararası birlikteliklerden daha da geniş çerçevede yararlanabilmekmiş. Çünkü Budist bir ülkede İslami yöntemlerin kullanıldığı bir üniversitede en önemli unsur, ülkeler arasındaki İslam kardeşliğinin pekiştirilerek birlik ve bütünlük içerisinde olabilmeleriymiş. Bu nedenle de Dr. Sukree Langputeh, üniversitenin mümkün olduğunca teknolojik yeniliklerle donatıldığından ve öğrencilere burs imkanı sağlanmaya çalışıldığından bahsediyor. Ayrıca Patani'den okumak için ayrılan öğrencilerinin eğitimlerini bitirdikten sonra geri dönmeleri gerektiği üzerinde de duruyor. Çünkü öğrenciler gittikleri ülkelerden edindikleri birikim ve birlikteliklerle geri döndüklerinde daha geniş bir dünya tasavvuruyla hareket edebiliyorlarmış.

Birçok çocuğun eğitimine devam etmelerine vesile olmuşlar

Syed Atif Hussain Shah, Pakistan'daki Khubaib Derneği'nin başkanlık görevini yürütüyor. Derneği ilk olarak 1999 yılında öksüz, yetim ve dulların ihtiyaçlarını karşılamak için kurmuşlar. Daha sonraki dönemde ise öğrencilerin eğitimlerine de katkıda bulunmaya başlamışlar. Ayrıca öğrencileri, derslerin yanı sıra fiziksel olarak güçlendiren yakın doğu sporlarıyla ilgilenmeye teşvik ediyorlarmış. Böylelikle gençlerin başıboş kalmalarına engel olarak, kendilerini yetiştirmiş nitelikli bireylere dönüşmelerine vesile oluyorlarmış. Ayrıca ülkede felaketlerin çok fazla yaşanması nedeniyle öğrencileri afetler konusunda da eğiterek ihtiyacın olduğu her yerde olmaya çalışıyorlarmış.

Ashraff Rahman, Malezya'da mültecilere eğitim imkanları sağlamaya çalışan Humanity Heroes derneğinin temsilcisi olarak gelmiş Türkiye'ye. Sunumunda da ülkelerine sığınan mültecilerin eğitim sıkıntılarına dair yapmış oldukları çalışmalardan bahsetti. Özellikle mültecilerin eğitim imkanlarına sahip olmasının çok zor olduğuna değinerek STK'ların Malezya'daki önemine değiniyor. Öyle ki Malezya hükümetinin mülteci anlaşmasının olmaması nedeniyle eğitim imkanlarının bir çoğunu kendileri karşılamaya çalışıyorlarmış. Devlet okullarına kabul edilmedikleri için de dernekleri aracılığıyla çocukların eğitim almaları için ellerinden geleni yapıyorlarmış. Fakat bütün zorluklara rağmen birçok çocuğun eğitimine devam etmelerine vesile olmuşlar. Böylelikle yaptıkları çalışmalar, daha şimdiden yeni bir neslin inşasında önemli bir adım olmuş.

Yusuf Al Husaini, Hindistan Müslümanlarına kucak açan Darul Ulum derneğin temsilciliğini yapıyor. Eğitim alanında yaptıkları çalışmalarda binlerce uluslararası öğrenciye ulaşmışlar. Ve eğitim alanındaki faaliyetlerinin tohumunu ise Necmettin Erbakan atmış. Onun öncülüğünde başlatılmış olan bu çalışma, şimdilerde ise her alandan ilim adamı yetiştiriyormuş. Bu nedenle Husaini, Türkiye'den Hindistan Müslümanlarını yetiştirecek gelecek nesillere sahip çıkılması talebinde bulunuyor. Öyle ki inanç temellerini kurmaya başladıkları şu günlerde en çok ihtiyaç duydukları şey İslam ümmetinin birarada hareket edebilmesiymiş. Hatta bu nedenle Bangladeş'ten, Pakistan'dan ve Özbekistan'dan da üniversitelerine hocalar gelerek bu birlikteliğe katkı sağlamışlar ve bu süreçte de bir çok öğrencinin yetişmesinde öncü rol oynamışlar.

Milliyetleri ne olursa olsun müslüman öğrencileri bir araya getiriyorlar

Ürdün'de Together We Build for Development derneğinin temsilciliğini yapan Salah Qazan, şu sıralar özellikle ülkelerinde bulunan Suriyeli mültecilerin eğitimleri üzerine yoğunlaşmışlar. Bu çalışmalar 3 bölüm halinde yürütülüyormuş. Bunlar okul ve yetimhane yaptırma çalışmaları ve yüksek öğrenim öğrencilerinin eğitimine devam edebilmeleri için üniversitelerle protokol anlaşmaları yapmak gibi faaliyetlermiş. Ancak eğitimin sürdürülebilmesi için yalnızca bina imar etmenin yeterli olmadığı ifade eden Qazan, aynı zamanda ülkelerini fikri olarak inşa etmenin derdinde olduğu için farklı ülkelerden gelen öğrencilerin bu sürece katkıda bulunmalarını istiyor. Bir olmanın ve ümmet olmanın onları daha güçlü kılacağına inanıyor.

1972'de Gana'da kurulan Paragon Foundation'un temsilciliğini yapan Mohammed Andani Hussein, vakıflarının asıl amacının ülkelerine gelen öğrencilere karşı sürdürülen Hıristiyanlaştırma faaliyetlerinden öğrencileri uzak tutmaya çalışmak olduğunu ifade ediyor. Ve ülkelerine eğitim görmek için gelen öğrencileri o andan itibaren derneklerinin bir üyesi olarak kabul ettiklerini vurguluyor. Ayrıca milliyetleri ne olursa olsun müslüman öğrencileri bir araya getirmeyi kendilerine gaye edinmişler. Bunların yanı sıra Nijerya ve Burkina Faso gibi ülkelerden gelen öğrencilere oryantasyon çalışmaları yapıyorlarmış. Ve Avrupa'nın Hıristiyanlaştırma faaliyeti yürttüğü bir zeminde Müslümanların haklarını savunma mücadelesi veriyorlarmış. Örneğin okullarda abdest almak için yer bulmak oldukça güçmüş ve öğrenciler bu nedenle namaz kılmakta zorlanıyorlarmış. Bu nedenle de üniversitelerde abdesthane ve mescit gibi yerlerin temin edilmesi için mücadele ediyorlarmış. Ayrıca okul ücretlerini ödeyemeyen öğrencilere de burs imkanı sağlıyorlarmış.

Fransa'da Emda Etudiant Musulman de France derneğinin temsilciliğini yapan Anas Saghrouni, Avrupa'da İslam'ı yaşamın zorluklarından bahsederek derneklerinin Fransa'da yaşayan Müslümanlar için yaptıkları çalışmalara değindi. Fransa'da İslam düşmanlığı oldukça yüksek düzeydeymiş. Lisede ve üniversitelerde namaz kılanlar bir çok zorluklarla karşılaşıyorlarmış. Bu nedenle dernekleri ilk olarak öğrencilere İslamofobi karşısında kendilerini savunmaları için bilgiler veriyormuş. Ayrıca müslüman ülkelerden eğitimlerini sürdürmek için gelen öğrencilerin, tehlikeli olarak kabul edilmeleri nedeniyle yaşadıkları konut sıkıntısını gidermeye çalışıyorlarmış. Bunun yanı sıra oryantasyon eğitimleri de vererek öğrencilerin birbirlerini tanımalarını sağlıyorlarmış. Böylelikle öğrencinin yalnızlaşarak dışlanmak yerine bir kültür ve medeniyet havzası oluşturuyorlarmış.

Aness Ur Rahman, ABD'de 1990 yılında Müslümanlara yardımcı olmak için kurulan Islamic Circle of North America vakfının temsilciliğini yapıyor. Batıya taşınan beyin gücü nedeniyle dünyanın pek çok yerinden uluslararası öğrenciye sahip oldukları için de gelen öğrencilere yol göstermek öncelikli hedefleriymiş. Bu yüzden öğrencilere helal-haram hassasiyetleri, ibadetlerini yerine getirmek için yer temini ve kariyer planlamaları gibi çalışmalar yapıyorlarmış. Ayrıca Müslüman kadınların gelecekte görevlerini başörtüleriyle yerine getirebilecek bir ortam oluşturma çabası içerisindeymişler.

 

Enes Yaşar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 11 Kasım 2015, 15:49
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20