Ülkemizde Sivil Toplum Kuruluşlarının Durumu ve Yapılması Gerekenler

Kemal Ataman, geçtiğimiz günlerde Birlik Vakfı Bursa Şubesi'nde Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının durumuna dair bir sunum yaptı. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor.

Ülkemizde Sivil Toplum Kuruluşlarının Durumu ve Yapılması Gerekenler

Ali Şeriati’nin insan için en büyük tehlike olarak gördüğü dört zindandan biri, tarih zindanıdır, bilindiği gibi. Diğer zindanlar gibi, bu zindan da insanı kuşatır, atıl bırakarak bir şeyler üretmesini, kendini yenilemesini engeller.

Bir de biz, “Biz aynı zamanda vakıf medeniyetiyiz.” diye övünüyoruz. Bu, aynı zamanda çok önemli bir sivil toplum kuruluşları (STK) geçmişimiz var anlamına gelmektedir. Yani bir gelenekten, bir kültürden, bir hafızadan söz ediyoruz demektir. Yani tarihe yaslanıyor, tarihimizle gurur duyuyoruz, demektir. Aradığımız bilgi, aradığımız birikim, aradığımız kültür tarihimizde var, diyoruz ve bunun verdiği güvenle rahat bir hayat sürüyoruz, demektir.

İşin aslı bu mu, sorusunu sormak gerek bazen. Çünkü bu soru, bu sorgulama bize ayna tutar. Geçmişte öyle olsak bile, bugün neredeyiz diye merak etmemizi sağlar. Bu da eksiğimizi gediğimizi görmemize ve sonuçta da silkinmemize yol açar muhtemelen.

Ülkemiz, geçen sene sarsıcı bir darbe girişimi yaşadı. Bu darbe girişimine kalkışan örgüt, STK çatısı altında büyüdü; hem insan kaynağına hem de inanılmaz ekonomik güce kendisinin STK olduğunu söyleyerek sahip oldu.

Günümüzde STK’lar önemlerini artırarak sürdürmektedir. Hatta Soros gibi adamların yönetiminde STK’lar, devlet yıkan, devlet kuran bir işleve sahip olmaktadır.

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi ABD öğretim üyesi Doç. Dr. Kemal Ataman, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nde 19 Mayıs 2017 Cuma gecesi gerçekleştirdiği sohbetinde STK’lar konusunu masaya yatırdı.

Çuvaldızı başkalarına batırırken iğneyi kendimize batırmaktan çekinmememiz gerektiğini söyleyerek sözlerine başlayan Kemal Ataman, STK’larımızın Türkiye’de de, dünya genelinde de iyi durumda olmadığını görmemiz gerektiğini söyleyerek devam etti sözlerine.

STK’ların güçlü olup olmamalarının birçok sebebe bağlı olduğunu söyleyen Kemal Ataman, bunu belirleyen en büyük sebebin devletlerin gücü olduğunu söyledi. Kemal Ataman, devletler ne kadar güçlüyse o devletlerin içinden çıkan STK’larin de o kadar güçlü olduğunu belirtti.

Tarihi süreçte STK’lar

Üzerinde sürekli konuşulan STK’ların ne olduğunun da tam olarak bilinmediğine dikkat çeken Kemal Ataman, bunun tarihinin aslında çok eskilere götürülebileceğini ama günümüzdeki karşılıklarıyla STK’ların Batı’da 14. Yy’da lonca adı altında, Selçuklularda ise ahilik adı altında karşımıza çıktığını söyledikten sonra STK’ların tarihi gelişimiyle ilgili şunları aktardı: “Ama şunu not düşmek gerek: Batı’da devletler zayıf oldukları ve her yere yetişemedikleri için Batı’da STK’lar zamanla güçlenip kurumsallaşırken bizde devletler güçlü oldukları ve hemen hemen her alana yetiştikleri için STK’lar çok fazla çeşitlenip kurumsallaşamamışlardır. Cumhuriyet’le birlikte devletin güdümünde STK’lar ortaya çıkmaya başladı. Bunlar, devlet adına toplumu dönüştürme projesinin birer ürünüydü. Bunların en yaygınlarından ve en önemlilerinden biri Halkevleri’ydi. Halkevleri, devlet adına toplumu Batılı değerler çerçevesinde dönüştürme görevi üstlenmişti.”

Nedir STK dediğimiz şey?

Kemal Ataman, sivil toplumu tanımlarken iki şey anlaşılması gerektiğini söyledikten sonra sözlerine şöyle devam etti: “1. Açık toplum: Açık toplum denilince, devletle toplum arasındaki ilişkinin şeffaf, net ve mevzuatlar çerçevesinde olması gerektiği anlaşılır. 2. Sivil toplum: Sivil toplum, daha karmaşık bir yapıdır. Sivil toplumda üç sektör bulunur. Bu sektörlerin ilki kamu sektörüdür. Kamu sektöründe yine ilişkiler net, açık ve şeffaftır. 2. Özel sektör: Bu sektörde kişiler arasında ilişkiler özeldir ve açık olması gerekmez. 3. Sivil sektör: Bizim STK dediğimiz şey, sivil sektörü oluşturur. Bu sektörü biz, devlete bağlı olmayan ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar olarak düşünebiliriz. Bunun içine meslek odalarından vakıflara, yardım derneklerinden spor kulüplerine kadar birçok organizasyon girer.”

Dünyada STK’ların durumu

STK’ların birçok araştırmaya konu olduğunu belirtenKemal Ataman, STK’ların dünya üzerindeki dağılımlarının bizim için pek de iç açıcı olmadığını şu sözlerle kayda geçirdi: “Günümüz dünyasında STK’ların % 58’ini Hristiyanlar oluştururken Müslüman STK’lar % 17 civarındadır. Nicelik olarak azız ama nitelik olarak da iyi durumda değiliz. Batılı bazı STK’lar devasa bütçelere sahipler ve bunlar dünyanın birçok yerinde ciddi misyon faaliyetleri yerine getirmektedir. Bu durum bizi uyandırmalı ve diğer tüm kurumlarda olduğu gibi STK’lar konusunda da silkinmeliyiz. Aslında yapılacak şeyler de bellidir: 1. Öncelikle STK’ların görev tanımları net olmalı. Hem STK’nın hem de onun yöneticilerinin görevleri net olarak çizilmeli, 2. STK’ları kendilerine itibar kazandıracak kurumlar olarak görenlere dikkat edilmeli, bunlar uzak tutulmalı. Günümüzde STK’ları sıçrama tahtası olarak gören birçok insan var. Bunlara karşı dikkat edilmeli. STK yöneticisinin siyasetle işi olmamalı ama bir bakıyoruz ki adam böyle bir kurumdan siyasete geçiş yapıyor. Bu durumlar STK’ların algısını bozar, inandırıcılıklarının yitirilmesine yol açar, 3. STK’lar güvenilir olmalıdır. Mesela, ‘Şu tarihte burs vereceğim.’ diyen bir STK, o tarihte bursunu verebilmeli. Ya da buna benzer her ne var ise onu zamanında yapabilmeli.”

Toplum STK kurmaya nasıl hazır olur?

STK’ların gönüllü kuruluşlar olduğuna ve özellikle devletin el uzatamadığı alanlarda faaliyet göstermeleri gerektiğine dikkat çeken Kemal Ataman, devletin bazen el uzatamadığı bazen de bilerek el uzatmadığı yerlere STK’ların gittiğini “Türkiye’de mesela Güneydoğu yıllarca ihmal edilmiştir. Devletin ihmal ettiği bu yöreye STK’lar gitmiştir. Ben yurt dışındayken Diyarbakır’ın köylerine gidip orada çalışan, oradakilere eğitim veren, oradakilere dil öğreten birçok yabancı STK gönüllüsüyle tanıştım. Zaten STK’lar da tam olarak bu işi yapar, yapmalıdır.” cümleleriyle açıkladı.

Ataman, bir toplumda STK’ların hayat bulması ve varlığını sürdürmesinin o toplumda “güven ve gönüllülük” unsurlarıyla ilişkili olduğunu da belirtti: “Toplumun birbirine güveni ve gönüllü çalışma isteklerinin ölçümü yapılır. Avrupa ve ABD’ye bakıldığında toplumda birbirine güvenin % 60’larda olduğunu görürüz. Müslüman toplumlarda bu oran %6-11 arasında değişmektedir. Toplum yararına gönüllü çalışma oranları AB ve ABD’de daha yüksek orandayken Müslüman toplumlarda bu oran % 4-6 arasında değişmektedir. Bu oranlar bize, almamız gereken yolun ne kadar uzun olduğu konusunda ciddi fikir vermektedir.”

Bir sivil toplum kuruluşu nasıl olmalı?

Kemal Ataman, STK’ların gönüllü kuruluşlar olsa bile profesyonelce yönetilmelerinin ilk ve en önemli şart olduğunu belirttikten sonra şunları söyledi: “STK’ların güvenilirliği ve iş yapabilme becerileri önemlidir. Topluma güven vermeyen ve iş yapabilme becerisi olmayan bir STK hayatta kalamaz. Yine varlıklarını hükümetlere bağlayan STK’lar başarılı olamaz. Onlar hükümetlerle var olup hükümetlerle yok olurlar. STK’ların hükümetlerden bağımsız çizgileri ve kesin ilkeleri olmalıdır. Bunu da herkes bilmelidir. Siyasi tavır alan STK’larla bu iş olmaz. STK’lar siyasi ideolojilerden bağımsız olmalıdır. Varlıklarını kişilere bağlayan STK’ların ömrü o kişinin ömrü kadar olur. Bunların dışında STK mutlaka şeffaf ve hesap verebilir olmalıdır. FETÖ olayında bunu gördük. FETÖ, ne şeffaftı ne de hesap veriyordu. Bu durum insanımızda STK’lara karşı güveni sarsmıştır. Öte yandan, buna benzer bir olayı tekrar yaşamayacağımızın garantisi de yok. Dün FETÖ idi, yarın bir başka grup veya cemaat bunu yapabilir. O yüzden STK’ların yapısı kadar mevzuatına da dikkat etmeliyiz. Sistem kurmalıyız ve bu sistem kesinlikle şahıslara bağlı olmamalı. Bu güveni tekrar kazanmak için çok dikkatli olunmalıdır. Güven bir kez yitti mi, kazanmak zor olur. ”

Devlete rağmen STK olur mu?

Günümüzde STK’ların etkinliklerinin çok arttığına dikkat çeken Kemal Ataman, Batı’da ve dünyanın her yerinde devletlerin STK’ları dikkatle takip ettiğini, gerektiğinde onlara siyasi-ekonomik destek verdiğini, devletin çıkarlarına aykırı bir tutum benimseyen STK’ların ise kapatıldıklarını şu sözlerle açıkladı: “Bugün AB’de olsun, ABD’de olsun, İsrail, Hindistan gibi ülkelerde olsun STK’lar sıkı takip altındadır. Başkalarına karşı demokrasi şampiyonu kesilen bu ülkelerde her sene birçok STK, devletin çıkarlarına aykırı davranışlarda bulunma gerekçesi yüzünden kapatılmaktadır. Bu sayı bazı ülkelerde yüzlerle, bazı ülkelerde ise binlerle ifade edilecek kadar çoktur. Bizim ülkemizde örgütlenip burada her şeyi yapan Batılı STK’lar, kendi ülkelerinde bunları yapamıyorlar. Yapmaları da mümkün değil zaten çünkü o devletler, kendilerini tehdit eden, asayişi etkileyen bir yapılanmaya izin vermezler. İşin aslı, vermemeleri de gerekir. Bu konuda bizim devlet olarak daha dikkatli olmamız gerekir. STK’ların hem kurulma biçimleri hem yönetilme yöntemleri hem de faaliyetleri şeffaf olmalı, devletin çıkarına aykırı olmamalıdır.”

 

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 22 Mayıs 2017, 16:30
YORUM EKLE
YORUMLAR
selim pusat
selim pusat - 2 yıl Önce

Ülkemizde hemen hemen her siyasi partinin Sivil Toplum ile alakalı Parti Genel Başkan Yardımcılığı düzeyinde birimleri bulunmaktadır. Yenikapı ruhundan hız alan bir yaklaşım ve gayretle partiler arası işbirliğiyle, anayasaya ve kanunlara karşı hasmane tutumları olan ve bu yönde somut deliller olan STK'lar ile ilgili işlem yapılmasının önünde bir engel olmayacağını düşünmekteyim.

banner19

banner13