banner17

Türkler bitki örtüsü mü?

İsmet Özel Kocaeli'de bu ülkenin sınırları korumaktan, helal ve haramın öneminden bahsetti..

Türkler bitki örtüsü mü?

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 2. Kitap Fuarı’nda şair ve yazar İsmet Özel konuştu. Akçakoca Konferans Salonu’nda tam vaktinde başlayan ve hürmetkâr bir seyirci topluluğunun takip ettiği söyleşi öncesi İsmet Özel, bir saat kadar Şule Yayınları’nın standında kitaplarını imzaladı.

2. Kocaeli Kitap Fuarı
(+)

Biz de ‘bir imza kuyruğu daha yazarı gelmeden nasıl da uzar gider’, bir kez daha görmüş olduk. Nasılsınız'lara tatlı tatlı teşekkür etti, tatlı tatlı tebessüm etti, fotoğraf çekilmek isteyene poz verdi, kitap-poster imzalatmak isteyene imza.

Ona ayrılan süre dolmuş olmasına rağmen ne organizatörler ne de seyirciler yerinden kımıldamayınca söyleşi planlanandan biraz daha uzun sürdü, iyi ki de sürdü. Salondan çıkarken dilimizde tek bir cümle: “Allah İsmet Özel’i başımızdan eksik etmesin.”

Hayatımızı boşa göre mi, doluya göre mi ayarlamamız lazım?

“Doluya koysam almıyor boşa koysam dolmuyor” deyimiyle bir çaresizliği ya da imkânsızlığı anlatmak için sıkça kullandığımız boş ve dolu kavramlarının bizim istediğimiz şeye göre iyi veya kötü olduğunu söyleyen Özel, “Tıka basa dolu bir salonda boş bir sandalye bulduysak bu bizim için iyi bir şeydir. Fakat canımız çay demlemek istediğinde çay kavanozuna bakıp da kavanozun boş olduğunu gördüğümüzde boş kötü bir şeydir. Ya da canımız şerbet istediğinde bardak dolu gelirse bundan memnun oluruz. Yani boş ve dolu kendi başına ne iyidir ne kötüdür. Bizim yüklediğimiz anlama göre değişir bu” diyerek konuşmasına başladı.

İsmet Özel

Bardağın dolu olduğunu söyleyenler sahtekârdır

Yarısı dolu bir bardağa baktığında boşu ya da doluyu görmenin insanın safını belirleyen bir veri olduğunun altını çizen Özel, “Bizi uyuşturanlar diyorlar ki; bardağın yarısı dolu diyenler iyimser, yarısı boş diyenler ise kötümserdir! Bunu söyleyenler bizi uyutarak yola devam etmek istiyorlar. Halbuki boş tarafı görüp söyleyenler dürüst ve ahlaklıdır. Dolu tarafı görüp söyleyenler ise sahtekâr ve başkalarının sırtından geçinenlerdir. Bardağın niçin boş olduğunu sorar ahlaklı insan. Diğeri ise kötü halin varlığını tasdik eder” dedi.

İsmet Özel

Söyleşi süresince, ‘hayatımızın devamını neyin sağladığı konusunda hiçbir fikrimiz, hiçbir anlayış çerçevemiz olmadığı için uyuşturulmuş insanlar olarak yaşadığımızı’ sıkça zikreden İsmet Özel, insanların dünyaya ‘bilhassa’ gelmiş varlıklar olduğunu belirtip, bu dünyaya niye geldiğimiz üstüne kafa yormamız gerektiğini söyledikten sonra insanın dünyaya geliş gayesinin ne olduğuna da değindi.

Dünyaya gelişimizin tek bir sebebi var!

“Tek bir sebebi var dünyaya gelişimizin: Biz dünyaya, ‘Kâlû belâ’da verdiğimiz söze sadık kalıp kalmayacağımızı göstermek için geldik. Eğer orada ‘evet’ dediysek dünya hayatı boyunca oradaki söze sadık kalıp kalmadığımızı göstereceğiz. Eğer orada ‘hayır’ dediysek Allah’ın merhameti gazabını aştığı için burada bize bir fırsat veriyor. Cehennemlik olma çizgisini burada cennet çizgisine değiştirme fırsatı veriyor Allah bize. Ama bu cennetlik olduğumuz halde sadık kalmayarak cehenneme düşme riskini de barındırıyor.”

Sadakatimizi Türkiye sınırlarının korunması konusunda gösterdiğimiz hassasiyetle kanıtlayabileceğimizi söyleyen Özel, bu sınırları kavrayıp kavramama durumunun ahiretimize tesir edecek kadar mühim olduğunu sözlerine ekleyerek konuşmasını “biz bu ülkenin nesiyiz?” sorusunu sorarak sürdürdü:

“Bitki örtüsü müyüz, faunası mıyız? Bu ülkenin insanlarıysak bunu da netleştirmeliyiz. Bu ülkede köleden ziyade narkotik unsurlar yaşıyor. Medya kanalıyla sürekli narkoz altında tutuluyorlar. Bundan kurtulmak istiyor muyuz? Hayır! Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nde insanlar bu ülkedeki yaşam kalitesi Avrupa’daki gibi olsun istiyor. Neyi ölçü alarak kendimizin değer sahibi olduğunu iddia edeceğiz? Bu ölçüyü bize düşmanlarımız temin etmişse bu işte bir terslik var demektir. Düşmanların sana neyi yaptığında iyi olacağını tavsiye ediyor ve sen de bunu öpüp başının üstüne koyuyorsun!”

İsmet Özel

Kendimize gelmekten daha önemli bir meselemiz yok!

Karar verme üstünlüğünü elimizde bulundurduğumuzda bu ülkenin insanları olacağımızı ifade eden Özel, “Biz tüm vaktimizi Allah’a isyan ederek geçirdik, tevekkül etmedik. 1950’de biz bu ülkenin insanlarıydık. Bir on sene yaşadık bu şekilde. Ama 60’larla birlikte bu varlık inkar edildi. Türkiye hâlihazırda sıradan Amerikan malı bir ahaliyle doludur! Bu ülkede en önce ve en kolay satılan ve pazarlanan şey dindir! Türkiye’deki insanların kendilerine gelmesinden daha önemli bir mesele yok bugün” dedi.

Önce kendimizi sevmemiz gerektiğinin de altını çizdi İsmet Özel ve, “Biz hasbelkader burada yaşayan insanlar değiliz. Bu topraklar bize ne verdi? Bu topraklar bir takım insanlara -hiçbir şey vermediyse- hayatta kalma hakkı vermiştir! Komşularına hava atan, onları ezdikleri zaman mest olan insanların millet olduğunu söylemek, bunlardan bir şey beklemek mümkün değil. İnsan kendi kıymetini bilmediği zaman başkasının kıymetini bilmesine imkân yok. Başkasının kıymetini bilmeyenin de kıymetten haberi yok! Önce kendimizi seveceğiz. Kendimizi sevmezsek başkasını da sevemeyiz. Kendimizi sevmenin elimize bir şey geçirmesi için de kendi dışımızdakilerin bize ne ilave ettiğini bilmemiz lazım” diye ekledi.

İsmet Özel

İnsan karar vererek hayatta kalır

“Dünyaya gelişimizi sadece acılardan uzak durmak, hazlara yakın durmak olarak tanımlıyorsak buna insan hayatı diyemeyiz. Ama ‘bana insan hayatı lazım değil’ diyorsan bu da anlaşılabilir bir şey. İnsan hayatı dediğimiz şey karar verme üstünlüğünü elinde bulunduranlar tarafından temsil edilir. İnsan diğer yaratıklardan farklı olarak hayatta kalma imkânlarını vücudunda taşımaz. Bedeninde hayatını idame ettirmesine yarayacak cihaz yoktur. İnsan hayatta kalışını kararlar vererek temin eder.

Bazı insanlar mantar toplar. Bu insanlar hangi mantarın zehirli, hangi mantarın zehirsiz olduğunu bilmek zorundadır. Yani yanlış karar verdiği zaman ölür. İnsan doğru karar vererek yaşayabilen bir varlıktır. Bugün en ciddi derdimiz budur: İnsan neyin helal, neyin haram olduğunu bilerek yaşayabilen bir varlıktır. Mantarın zehirlisi haram, zehirsizi helal diye bir şey değil bu. Beşerden insana yükselmek helal-haram ayrımını yapmakla olur. Bazıları için bu hiç önemli değildir. Onlar ‘mantar zehirli mi zehirsiz mi’ ona bakarlar. Bununla ilgili çok güzel bir söz biliyorum. Demişler ki, ‘bütün mantarlar yenebilir fakat aralarından bazıları birkaç kere yenebilir’. İnsan birkaç kere mantar yiyebilen bir yaratık değil. İnsan mantar yememeyi de tercih edebilen bir yaratıktır.”

Düşünmek şükretmektir

“Elimizde hayatta kalmak için bir teçhizat yok. Boş yani! Boştan alacağız, doluya koyacağız. Kendimiz için en hayırlı olan yolu inşa edeceğiz. Hayırlı yoldan gitmeyi seçeceğiz. Tıka basa dolu olan orası, çünkü orada salihler var.”

Konuşmasının sonunda Martin Heidegger’in “Düşünmek şükretmektir” sözünü hatırlatan İsmet Özel kendisine ayrılan bu süre zarfında dinleyenlerin şükrünü birazcık itekleyebildiyse kendisini iyi bir şey yapmış sayacağını ekleyerek söyleşiyi nihayete erdirdi.

 

 

 

Hatice Yaltırak haber verdi

 

GYY, İsmet Özel'in aslında sınırlarımız içinde bulunan Mekke'ye, hacca gidebilmesini diledi!

Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2010, 12:53
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Pasaportsuz
Pasaportsuz - 9 yıl Önce

Yazının altına not düşen GYY Bey ne güzel söylemiş. Mekke sınırlarımız içinde diye. Tebrik ediyorum. Tc sınırlarını sınır zanneden hüsrandadır, İsmet Özel de olsa. Evet, dünyabizimdir. Mekke de, Londra da Allahın arzıdır. İstediği kadar Arapları İngilizler, Türkiyeyi Amerikalılar yönettiklerini sansın, fark etmez: Yeryüzü Allah'ındır, irade onundur! Dünyabize emanettir. Hacca gitmek lazımdır. Kahrolsun pasaportlar!

şevket şimşek
şevket şimşek - 9 yıl Önce

ismet özel'i allah için seviyorum.

ali
ali - 9 yıl Önce

ismet özel'in sakallı fotoğrafını ilk gördüğümde ne kadar sevinmiştim... sarık da şart ismet ağabeye. daha çok severiz o zaman.

Kenan Subaşı
Kenan Subaşı - 9 yıl Önce

günümüzde AB'ne girmek için uğraş veriliyor,girilince AB ülkelerine rahatlıkla gidilecekmiş,ama islam milleti için bir çaba var mı ?mesela biz buradan filistine,bağdat'a,şam'a bosna'ya vs. gidemiyoruz.aydın !lar,entelektüeller oxford üniversitesini baz alıyor ama tahran üniversitesinden konuşan yok.aynı apartmanda ikamet edip de komşusunu tanımayan insanlarla yaşıyoruz.anadoluda evlerin kapıları açık olur,insanlar birbirlerinden işkillenmezdi,büyük şehirlerde gece sokağa çıkmaktan korkuluyo

Ali Fazıl
Ali Fazıl - 9 yıl Önce

"Dünyada İslâm'ın bir istiklâl iddiasında bulunduğu yegâne ülke Türkiye'dir. Hiçbir ülkede İslâm'ın istiklâli uğruna idareye hâkim olmuş bir zümrenin mevcudiyeti bahis konusu değildir. Suudi Arabistan'da 'Harameyni'ş-Şerîfeyn'in, artık Müslüman hayatının temsil edilebildiği yer olmaktan çıkarıldığı hususu dikkatlerden kaçırılmış, bir mesele olarak dahi fark edilmemiştir. Mesela 1918 sonrasında hac fârizasının fıkhî durumu bu açıdan bilhassa tartışılmalıdır."

Ali Yüksek
Ali Yüksek - 9 yıl Önce

"Türkiye Mekke ve Medine'yi korumaktan aciz düşen insanların söz geçirebildikleri yegâne saha olarak doğmuştur. Bu topraklar Mekke ve Medine'nin istiklâli için de tek imkândır. Fakat bunun kıymeti bilinememiştir. Bunun için Türkiye aleyhine yapılan her iş, İslâm aleyhine yapılan bir iştir .”

Türkiyeyi ingilizlerden söküp alan hasan
Türkiyeyi ingilizlerden söküp alan hasan - 9 yıl Önce

aman da aman, türkiye cumhuriyetinin bağımlısı da olmuş türklükçüler!ümmet, idealler unutulmuş tabii, araplar da pistir şimdi. ergenekon da ismet beyin dediğine göre fasa fisoymuş, islamcıları da amerika yönetiyormuş.. daha neler. elbette islamcılığı bırakan, sağcılaşanlar var ama bu tüm islamcıları yok sayma hakkını vermez ismet özele.kabeye gitmeli bir ismet özel.. mutlaka.

pasaportlu hasan
pasaportlu hasan - 9 yıl Önce

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=haymatlos


banner8

banner19

banner20