Türkiye Maarif Vakfı Neler Yapıyor?

Türkiye Maarif Vakfı, FETÖ’nün yurt dışı eğitim yapılanmasına karşı mücadele ediyor. Vakfın gayesini ve faaliyetlerini vakfın yönetim kurulu üyesi Mustafa Çaltılı Bursa'da anlattı. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor.

Türkiye Maarif Vakfı Neler Yapıyor?

Türkiye Maarif Vakfı, Osmanlının mirasçısı olan Türkiye’nin eğitim alanında dış dünyaya açılan yüzü. Attığı adımlarla, yaptığı faaliyetlerle adını sık sık duyduğumuz bu vakıf, aslında henüz on yedi ay önce kurulmuş bir kurum. Ama yaptığı çalışmalar hesaba katıldığında, sanki yıllardan beri sahadaymış gibi algısı olan bir vakıf Türkiye Maarif Vakfı.

Adını, özellikle FETÖ’nün yurt dışı eğitim yapılanmasına karşı yaptığı mücadeleyle duyduğumuz bu vakıfla ilgili merak edilen şeylerin de konuşulduğu bir sohbet düzenlendi Bursa’da 2 Mart Cuma gecesi. Türkiye Maarif Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Çaltılı’nın konuşmacı olduğu bu sohbette, vakıfla ilgili merak edilen konular ayrıntısıyla konuşuldu.

Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin Cuma Meclisi programına konuk olan Mustafa Çaltılı, vakfın kuruluş sürecini, “Türkiye Maarif Vakfı, 2012 yılında kurulması düşünülen ama 2016 Haziranında ancak kurulabilen bir vakıf. Bu vakıf kanunla kurulmuş olup geniş yetkilere sahiptir. Vakıf, hem yurt içinde hem de yut dışında eğitim yapmak için tasarlandı ancak vakfın kuruluşuyla ilgili kanun tasarısı görüşülürken siyasi muhalefetin çok ciddi direnişi sonucu vakfa yurt içi eğitim yapma izni verilmedi; böylelikle vakıf, sadece yurt dışında eğitim yapma şartıyla kuruldu.” sözleriyle anlattı.

Yurt dışı çalışmalar yapan grubun bir üyesi

Mustafa Çaltılı, vakfın Türkiye için yeri ve önemini de şu sözlerle kayda geçirdi: “Vakfın, yurt dışı eğitim politikalarını belirlemek yanında bizzat eğitim faaliyeti yapmak gibi bir görevi de var. Vakıf, Dışişleri Bakanlığı, MEB gibi bakanlıklar yanında yurt dışı faaliyetlerde bulunan TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı yanında birçok STK ile de eşgüdüm içinde çalışan bir kurumdur.

2016 Haziranında kurulan vakfın amaçları arasında birçok faaliyet olmasına rağmen vakıf kendini birdenbire öncelikle FETÖ ile mücadelenin içinde bulur. Vakıf, FETÖ ile mücadele halindedir ama bilinmelidir ki tek görevi bu değildir.”

Kurumsallaşamadan sahaya indik

“Vakıf kurulduktan sonra kendisini yoğun bir gündemin içinde buldu. Kendisinden beklenti çoktu ve vakıf bir yandan bu beklentiye cevap vermeye çalışırken bir yandan da kurumsallaşmaya çalışıyordu. Ülkenin bu zor durumunda bizler de ‘Önce teşkilatlanıp sonra sahaya çıkalım’ demeden bizi bekleyen işlerin üzerine gitmeye başladık. Bir yandan da kurumsallaşma çalışmalarını sürdürüyorduk vakıf olarak.” sözleriyle Mustafa Çaltılı, kısa zamanda ne kadar zor şeyler yaptıklarını ifade ediyordu bir anlamda aslında.

Hangi ülkeler FETÖ okullarını bize devretmiştir, diye sorsam size

Çaltılı, sahada çalışan biri olarak kendilerinden beklentinin büyük, işlerinin ne kadar zor olduğunu da şu sözlerle ifade etti: “Vakıf hızlı ve güzel çalışıyor, doğru ama hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi kolay ve hızlı olmuyor aslında. Kamuoyunda bizim yurt dışındaki FETÖ okullarının tamamını devraldığımız gibi bir yanlış algı da var üstelik. Durum tam olarak böyle değil yazık ki. Sizlere ‘Yurt dışında hangi ülkeler FETÖ okullarını bize devretmiştir’ diye sorsam ilk sıralara Pakistan, Afganistan, Azerbaycan, Bosna Hersek’i koyarsınız muhtemelen. Gerçek durum tahminlerden farklı ve işler öyle tahmin edildiği gibi kolay da yürümüyor gerçek dünyada. Mesela Afganistan’daki FETÖ okullarının devri daha geçen günlerde imzalandı. Pakistan’ın ise bu devri yapması için hâlâ bekliyoruz.

Kuruluşumuzun üzerinden geçen on yedi aylık zaman diliminde seksen iki ülkeye heyetler göndermişiz. Bunların bazıları o ülkelere defalarca gitmiştir. Yaklaşık kırk ülkede temsilciliğimiz varken yirmi iki ülkede de okullarımızla eğitim hayatına girmişiz. Şu an itibariyle, Afganistan dâhil, yirmi bin öğrenciye eğitim veriyoruz.”

Ne Türk cumhuriyetleri ne de Balkanlar

Mustafa Çaltılı’nın ağzından çıkan “FETÖ okullarını devraldığımız ülkelere baktığımızda, bunların Afrika kıtası ülkeleri olduğunu görüyoruz. Başka hiçbir yerde okul devri olmadı. Ne Asya’daki Türk cumhuriyetlerdeki ne de Balkanlarda bize bir okul devri oldu. ABD ve Avrupa’da böyle bir şey olmasını zaten beklemiyoruz. Eğitim verdiğimiz yirmi iki ülkenin on iki tanesinde eğitimi FETÖ’den devralınan okullarda sürdürürken diğer ülkelerde ise biz okul açarak eğitime dâhil olduk.” cümleleri, vakfın işinin ne kadar zor olduğunun da bir ifadesiydi aynı zamanda.

Hedef büyük, gayret çok

“Devlet Başkanımızın bize talimatı, BM üyesi yüz doksan üç ülkenin hepsinde olmamız şeklindedir. Biz de her sene en az yirmi ülkede okul devralma veya okul açma hedefiyle planlamamızı yaptık. Bu planlamayı gerçekleştirmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz.” cümleleriyle Mustafa Çaltılı, hedeflerinin büyüklüğünü kayda geçirdi bir kez daha.

Türkiye düşmanlığında PKK ile yarışan örgüt hangisi

Mustafa Çaltılı’nın FETÖ’nün Türkiye’ye ne kadar uzak, başka ülkelere ne kadar yakın olduğunu anlatan “FETÖ’nün bazı yerlerde %80’i bulan etkinliği artık iyice azaldı ama acı olan şu ki, bu örgüt PKK ile birlikte Türkiye düşmanlığında ilk sırada yer alıyor tüm dünyada.” cümleleri, bir zamanlar bu insanlarda bir şeyler olduğu kuruntusuna kapılan herkesi üzecek cümlelerdi.

Model olmak zorundayız

Mustafa Çaltılı, attıkları ve atacakları adımların özeti olan şu sözlerle sohbetini bitirdi: “Vakıf olarak biz, kısa bir zamanda dünyada orijinal bir eğitim modeli ortaya çıkarmak gibi bir amacı da gerçekleştirmek istiyoruz. Bunu da kısa zamanda, doğru yöntemlerle ve kaynak israf etmeden yapmak için çabalıyoruz.

Vakfın kurumsal yapısına baktığımızda, en üstte on iki kişilik mütevelli heyetini, onun altında yedi kişilik yönetim kurulunu görüyoruz. Mütevelli heyeti, vakfın vizyonunu ve projeksiyonunu belirlerken yönetim kurulu üyeleri de bu projeksiyonu sahada gerçekleştirmek için çalışır. Dış ülkelerde ise okul müdürleri, müdür yardımcıları ve Türkçe öğretmenleri bizim tarafımızdan gönderilir. Diğer eleman ihtiyacı, o ülkenin yerli kaynaklarından temin edilir.”

Yaman bir soru, zor bir cevap

Sohbetinin sonunda kendisine sorulan “Özellikle Balkan ülkeleri ve Türk cumhuriyetlerinin bu okulları devretmesini engelleyen sebepler nelerdir?” sorusunu ise şöyle cevapladı Mustafa Çaltılı: “FETÖ dediğimiz yapı yurt dışında sadece okullarla yok. İşadamları, çeşitli dernekleri, STK’leri var. Üstelik de yaklaşık otuz yıla dayanan ilişkileri var oralarda. O okullardan mezun olanların bazısı o ülkelerde önemli bürokratik konumda olabiliyor. Dolayısıyla bu şekilde o yapı, o ülkelerde belli bir gücü temsil ediyor. Ülkenin devlet başkanı okulları devretmek istese bile, alt kademelerde bir sürü direnç ve bir sürü bürokratik engel var.

Bizim bir amacımız da, devralamadığımız bu okulların kapanmasını temin etmek. FETÖ’nün tüm dünyada altı yüz civarında okulu olduğunu biliyoruz. Biz, devirler ve kapatmalarla birlikte bunların yaklaşık iki yüzüne ulaşmış durumdayız. Devralamadığımız veya kapattırmadığımız okullara karşı ise rekabetçi bir kurum şeklinde devreye girerek orada alternatif okullar açıyoruz. Gördüğümüz o ki, oranın yerli halkı, kendilerine bizim gibi ciddi alternatif sunulduğu zaman tercihini bizden yana kullanıyor. Bu şekilde de o yapının okullarıyla mücadele ediyoruz. Kısacası işimiz hiç de kolay değil ama biz son hızla mücadelemize ve çalışmalarımıza devam ediyoruz.”

 

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 05 Mart 2018, 11:56
banner12
YORUM EKLE

banner19