Topçu'nun evinde Hitler'in resmi asılıymış

MTTB’deki sol hâkimiyetine son veren Rasim Cinisli, Babıali Sohbetlerine konuk oldu ve yakın tarihe ışık tuttu.

Topçu'nun evinde Hitler'in resmi asılıymış

 

ESKADER’in düzenlediği Babıali Sohbetleri’nin geçtiğimiz haftaki konuğu, 1965 yılında MTTB’nin başkanlığına seçilen ve 1969’da Adalet Partisi’nden Erzurum mebusu olan Rasim Cinisli Bey idi. Hüseyin Sarıkoç Bey’in yönetimindeki söyleşi yaklaşık iki saat sürdü. Rasim Cinisli Bey hoşsohbet üslubu ile Türkiye’nin yakın tarihi ile ilgili birbirinden güzel hatıralarını paylaştı.Rasim Cinisli

Mehmet Barlas okuldaki solcu militanlardandı

27 Mayıs 1960 darbesinin olduğu yıllarda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenci olduğunu söyleyen Rasim Cinisli Bey, o dönemde Mehmet Niyazi Özdemir’in yakın arkadaşlarından birisi olduğunu, Mehmet Barlas ve Kastro Nuri’nin ise dönemin solcu militan öğrencileri olduğunu söyledi.

Darbeye karşı çıkan sadece bir hocamız vardı

27 Mayıs darbesinden sonra herkesin bir köşeye sindiğini fakat İstanbul Üniversitesi’nde darbeye karşı çıkan tek bir isim olduğunu söyleyen Rasim Cinisli Bey, o ismi şöyle açıkladı: “27 Mayıs olmuş; yüzlerce profesörü, doçenti olan üniversiteden bir tek Allah’ın kulu ses çıkartmamıştı. Bir tek Ali Fuat Başgil Hoca sesini yükseltmişti… Darbeden daha 25 gün sonra bir gazetede ‘İlmin Işığında Günümüz Meseleleri’ diye ihtilal aleyhine yazılar yazmaya başlamıştı.”

Ali Fuat BaşgilAli Fuat Başgil bir kahramandı

Ali Fuat Başgil’in bir kahraman olduğunu ifade eden Rasim Cinisli Bey, zor dönemlerle ilgili şöyle bir tespitte bulundu: “Rahat günde kimse belli olmuyor, kimin yürekli kimin korkak olduğu hissedilmiyor. Dar günde yiğitler sahneye çıkıyor, korkaklar sinip kaçıyor.”

O dönemde ihtilale alkış tutan bazı solcu öğrencilerin Ali Fuat Başgil’e karşı bir tepki gösterdiklerini söyleyen Rasim Cinisli Bey, bu durumu şöyle anlattı: “Dönemin solcu öğrencilerinden Kastro Nuri tahtaya ‘Ali Fuat Başgil istifa’ diye yazdı. Salonda üç beş kişi bunu alkışladı. Babayiğit bir arkadaşımız kalktı, o yazıyı ceketinin yeniyle sildi. Bu sefer müthiş bir alkış koptu. O gün biz üniversitede gizli bir potansiyelimizin olduğunu fark ettik.”

Komutanın yüzüne haykırdım

O dönem milliyetçi arkadaşları ile sürekli Marmara Kıraathanesi’nde toplantılar yapan Rasim Cinisli Bey, arkadaşları ile birlikte komünizme karşı mücadele vermeleri gerektiğini düşünürler. Bir gün arkadaşı Mehmet Niyazi; “Bir miting yapalım” önerisinde bulunur.  Bundan sonrasını Rasim Cinisli Bey şöyle anlattı: “Kararlaştırdık, çıkış kapısının orada bekleyeceğiz, ellerimizi kaldıracağız ve ‘Hey arkadaşlar! Bu sokak çıkmaz sokak’ diyeceğiz.

Aynı kararlaştırdığımız gibi miting için heykelin orada toplandık. Mehmet Niyazi konuşmaya başladı. Merak edenler de etrafında toplandılar. Sonra solcular geldi; ‘Bunlar gerici, bunlara inanmayın’ falan filan derken ortalık birdenbire karıştı. O zamanlar üniversite bahçesinde bando olurdu. Bando da üstümüze doğru gelince bir arkadaşımız kurtulmak için; ‘Hazır ol, İstiklal Marşı’ dedi. Herkes durdu, İstiklal Marşı’nı okuduk. Her birimizi sivil polisler kolumuzdan tuttu ve rektörün yanına getirdi. Biz koyun gibi dizilmiştik ki içeriye rektör ve ihtilalin en önemli adamlarından merkez komutanı Faruk Güventürk girdi. Paşa bir gün önce benim de içinde olduğum folklor ekibini izlediği için beni tanıdı ve bana; ‘Dadaş, sen de mi bu gericilerle berabersin’ dedi.  Ben de bağırarak; ‘Dünyanın neresinde komünizmle mücadele eden iki kişi görürsem üçüncüsü ben olurum’ dedim. Paşa ve rektör birbirine baktılar, birRasim Cinisli sessizlik oldu… Paşa; ‘Hadi çıkın dışarı münasebetsizler, bir daha görmeyeyim sizi’ dedi. O gün bu cesaretimden dolayı arkadaşlar beni tebrik ettiler. İşte o gün üniversitede lider konumuna geçtiğim gün oldu.”

Ali Fuat Başgil’in evine giderdim

Üniversite öğrencisiyken yalnızca solcu öğrencilerle, Kastro Nuriler’le, Mehmet Barlaslar’la mücadele etmediklerini, bazı üniversite hocaları ile de mücadele ettiklerini söyleyen Rasim Cinisli Bey, bu konuda şunları söyledi: “Biz üniversitedeki bazı hocalarla da mücadele ettik. Kendi örgütünden olan öğrencilere kopya veriyorlardı, bizi ise başarılı olduğumuz halde sınıfta bırakıyorlardı. Ben bir dersten dört sefer yazılıdan geçtiğim halde sözlüsünde kalıyordum. Soy ismi ‘Görücü’ olan bir arkadaşımıza, bir hocamız sınava girdiğinde; ‘Sen görücü müsün, gerici misin?’ diye sormuş ve daha sınav sorusunu sormadan onu bırakmıştı. Ben bunu duyunca Fener Yolu’nda Ali Fuat Başgil Hoca’nın evine gittim. Olayı anlattım. Çok öfkelendi, evin içinde gitti geldi… İnanamadı… Sora tekrar gitti geldi. Bana ‘Peki ne yapalım’ dedi… Ben de öfke başımda; ‘Siz de onları çaktırın hocam’ dedim. ‘Yani Rasim diyorsun ki onlar yanlış yaptılar, sen de yanlış yap öyle mi?’ Öyle bir utandım, öyle bir utandım. Ama o gün hoca bana unutulmayacak bir ders vermiş oldu. Yani Hocamız yanlışa yanlışla mukabele edilemeyeceğini bana öğretti. Zaten Gençlerle Baş Başa kitabında; ‘Her halükarda doğru düşünmeyi bileceksiniz’ der Hoca…”

Nurettin Topçu büyük adamdı

Başı sıkıştığı zaman Nurettin Topçu’nun evine gittiğini söyleyen Rasim Cinisli Bey, onunla ilgili şunları söyledi: “Nurettin Topçu Hoca o karanlık günlerde Soğanağa’daki ahşap evinde, annesi ile birlikte kalırdı. Annesi aşağı katta, kendisi üst katta otururdu. Gecenin hangi saati olursa olsun zılgıtı yedik mi hocanın kapısını çalardık. O zaman gençtik; ‘bunları geç saatte rahatsız etmeyelim’ diye düşünemiyorduk. Gecenin bir saatinde aşağı iner, beni yukarıdaki odasına götürür, o saatte çay yapar, beni teskin eder, konuşturur, ne olduğunu öğrenir, ertesi günün de taktiğini söyler, öyle yolcu ederdi.”

Nurettin TopçuNurettin Topçu Hoca ile Milliyetçiler Derneği’nde sık sık görüştüklerini söyleyen Rasim Cinisli Bey, merhumun mütevazı bir insan olduğunu, sokakta rahat gezebildiğini, kafasının sürekli dolu olduğunu ve birikimini çevresine cömertçe verdiğini söyledi. Bir seferinde hocanın kendisine “Denize gidiyor musunuz?” diye sorduğunu; “Hayır” deyince, “Sağlık çok mühimdir, denize git, yüzmeyi öğren. Denizde insan sağlığı için faydalı iyot var” dediğini nakletti.

Topçu’nun evinde kimin resmi asılı idi?

Nurettin Topçu’nun evinde üç resmin asılı olduğunu söyleyen Rasim Cinisli Bey, bunlardan birisinin Hüseyin Avni Ulaş’ın, diğerinin Mehmed Akif'in resimleri olduğunu söyledi. Osman Akkuşak Bey üçüncüsünü de söylemesini rica ettiyse de Rasim Cinisli Bey yanlış anlaşılır endişesi ile bu üçüncü resmin kime ait olduğunu söylemedi. Bunun üzerine programın sonunda programa katılan Nurettin Topçu’nun bir yakınına bu resmin kime ait olduğunu sordum. Ve bu resmin Adolf Hitler’e ait olduğunu öğrendim. Yine çıkışta sohbet ettiğimiz başka birisi Nurettin Topçu’nun özellikle masonları hiç sevmediğini ve bunu da her mecliste ifade ettiğini söyledi.

Peki neden Hitler'in resmi vardı? Sohbetten sonra yaptığım kısa araştırmada şunu gördüm. Bugün Hitler deyince akla meczup, gaddar, insanları yakan faşist bir diktatör geliyor. Fakat 2. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar, özellikle İngiltere, Rusya gibi emperyalist ülkelerin gadrine uğramış milletlerde (ve de Türkiye'de), Hitler hayranlık duyulan bir fenomenmiş; ülkesini 1. Dünya Savaşı yenilgisinden sonra kısa sürede fersah fersah ileri götürmesi, o büyük yıkımı telafi etmesi, çalışkanlığı, azmi ve ideal bir devlet adamı portresi çizmesinden dolayı... Ve özellikle Almanlara, oldukça örselenen millet şuurunu ve özgüveni tekrar kazandırmasından dolayı... 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ise, herkeste bu hayranlık yerini öfkeye bırakırken Topçu devam etmiş Hitler'e saygısını göstermeye, sırf bu nedenlerden ötürü. Çünkü onun ilgisi, o dönemki genel hissiyattan, şeklî hayranlıktan -derinlik bakımından- ayrılıyor.Alvarlı Efe

‘Allah bir, Resul hak’ diyenin hizmetçisiyim

Alvarlı Mehmet Efendi’yi çocuk yaşta tanıdığını ve onun başını okşayıp sevdiğini hatırladığını söyleyen Rasim Cinisli Bey, Alvarlı Efe’nin oğlu Seyfettin Efendi ile çok güzel sohbetleri olduğunu ifade etti. Programın sonundaki soru cevap kısmında kendisine manevi beslenme kaynaklarını sorduğumda ise şöyle cevap verdi: “Öyle deruni bir tarafı olan bir adam değilim. Hiçbir gruba ve cemaate de mensup değilim. ‘Allah bir, Resul hak’ diyenin hizmetçisiyim. Alvarlı Hoca’nın dualarını almam benim için büyük kazanç oldu. Bir de Üstad Necip Fazıl’la tanışmam benim için bir zenginlikti. Üstadla çok güzel sohbetlerimiz oldu. Vefatından yirmi gün önce; ‘Gel sevgilim, seninle siyaset konuşalım’ demişti. Sevdiklerine öyle derdi.”

Sol hâkimiyetini ilk defa kırdık MTTB’de

1946 ile 1965 yılları arasında MTTB’de sol görüşlü öğrencilerin hâkim olduğunu söyleyen Rasim Cinisli Bey, kendisinin başkan seçilmesiyle MTTB’de sol hâkimiyetinin son bulduğunu ifade etti. Öğrenci arkadaşları ile birlikte MTTB’yi almak için 1960 yılından beri çalıştıklarını söyleyen Rasim Cinisli Bey, 1964 yılında Adalet Partisi’nden birinci sıradan milletvekili olduğunu ifade etti.

Rasim CinisliOsmanlı hanedanın Türkiye’ye gelebilmesini sağlayan 1974’teki kanunun teklifini de Adalet Partisi adına verdiğini ve bu konuda sözcülük yaptığını ifade eden Rasim Cinisli Bey, Osmanlı hanedanına bu hizmeti yapmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyduğunu söyledi. Dinleyiciler arasındaki Yeni Şafak yazarı Osman Akkuşak Bey de; “Onun sevabı yeter sana” diyerek Rasim Bey’i tebrik etti.

İsmet Paşa çok partili hayata geçerken samimi değildi

İsmet Paşa’ya çok methiyeler yapıldığını, hakkında; “Sen dağ başısın, ak saçın alnında bulutlar/ Çizmenle çizilmiştir aşılmaz bu hudutlar” diye mersiyeler yazıldığını ifade eden Rasim Cinisli Bey çok partili hayata onun zamanında geçildiğini ancak onun gönlüyle, onun samimi iradesiyle geçilmediğini söyledi.

Türkiye’nin o dönemde Birleşmiş Milletlere girmek istediğini fakat onların ancak çok partili hayata geçen ülkeleri bu birliğe kabul ettiklerini söyleyen Rasim Cinisli Bey, İsmet İnönü’nün bu yüzden çok partili hayata evet demek zorunda kaldığını söyledi. Ve bu konuda şunları söyledi: “Halk Partisi ile Demokrat Parti’nin yarıştığı 1946 seçimlerindeki kural açık oy gizli tasnif dedikleri yöntemdi. Yani sandığa oyunuzu atarken gösterip ‘ben şu partiye oyumu veriyorum’ diyorsunuz. Sonra oylarınız içeride gizli bir yerde tasnif ediliyor. İşte İsmet Paşa’nın anlayışını bu örnekten anlayabilirsiniz.”

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 27 Haziran 2012, 12:50
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Demirsoy
Ahmet Demirsoy - 7 yıl Önce

Yazıda geçen "Nurettin Topçu'nun akrabası olan kişi" benim. Aydın bey o akşam bilgiyi ısrarla isteyince söyledim.Bunda bir beis görmedim. Zira konu biraz meraklılarınca bilinmektedir. O akşam Aydın bey Neden ırkçı bir adamın resmi Nurettin Topçu gibi bir adamın evinde asılı olur? diye bir soru soracak oldu. Programın yoğunluğundan cevap veremedim. Topçu'nun o günkü tavrında aslında bugünün büyük sonuçlarının farkındalığının bir isyanı vardır.

b.p
b.p - 7 yıl Önce

resmin neden orada asılı olduğuna dair merhum topçu net cevap vermemiş, kendisine sorulduğunda esprilerle geçiştirmiş. detay için ismail kara'nın sözü dilde hayali gözde kitabındaki topçu bölümüne bakabilirsiniz.

İmirilbey
İmirilbey - 7 yıl Önce

Rivayetlere göre Yahudi meslesinden dolayı Hitler'in resmi duvardadır.

banner19

banner13