Tiyatro bir haykırma biçimidir!

bugün bir şeyin farkında tiyatromuz. Tiyatro artık bir haykırma biçimidir: Hakikatı haykırma biçimi!

Tiyatro bir haykırma biçimidir!

Sadece konuşmak değildir tiyatro. İster beğenin, ister beğenmeyin, bazen hiçbir şey söylemez size. Müzik gibidir, ezgi olur söylenir, türkü olur acıdan dem vurur; bazen sadece bir melodidir, şekillendirmek size kalır. Çok mu soyut konuştuk? Somut örnekler verelim o zaman. Çok da uzağa gitmeyelim üstelik. Son zamanlarda oyuncularından ve sahnelenme tarzından çok konusu ile dikkat çeken iki oyuna bakalım: “Mavi Marmara/Ölüyoruz Demek ki Yaşanılacak” ve “Benim Adım Rachel Corrie” oyunlarına..

Bir destan yazan gemi: Mavi Marmara

Bir gemi dolusu insan Gazze’ye gitmek için yola çıktılar ve İsrail gerçek yüzünü gösterdi. Aslında Mavi Marmara olayını, bu insanlık ayıbını kısaca özetlemeye çalışmak imkansız. Mavi Marmara, kısaca değinilecek bir konu değil çünkü. Uzun zaman İsrail’in yaptıklarını anlamakta zorlandık. İçimizde bir yara olarak kaldı Mavi Marmara ama öte yandan da bir umuttu. Ardından makaleler yazıldı, besteler yapıldı, seminerler düzenlendi. Sanat, bu olaya kayıtsız kalamadı: Birçok sanatçı toplu ya da bireysel olarak tepkisini ortaya koydu. Nihayet sıra tiyatroya da geldi. Genç Öncüler Tiyatro Topluluğu, tamamı gönüllülerden oluşan oyuncuları ile bu olayı sahneye taşımaya karar verdi. Amatör bir ruhla, yaşananları dimağımızda canlı tutmak ve gemide yaşananları bize hatırlatmak istediler. Şimdiye kadar dört defa sahne alan oyun, seyircinin yoğun ilgisi ile karşılaştı. Mavi Marmara, her temsilde bir kez daha anıldı.

Rachel CorrieHepimizin bir adı da Rachel Corrie!

Rachel Corrie... Bütün dünyanın gözü önünde, bir Filistinli aileye yapılanlara göz yummadığı için katledilen genç aktivist... Amerikalıydı ve haksızlığa karşı sessiz kalmak istemediği için ülkesinden uzaklarda, mazlumun yanında durmayı yeğledi. İsimleri büyük olan devletler bu olay karşısında küçük de olsa bir duruş sergileyemezken, insanlar gittikçe yükselen bir sesle haykırmaya başladı. Sanatçı yüreğine sahip olanlar, yine kendine düşen hassasiyeti gösterdi. Çizmeyi bilenler, resmetti Rachel Corrie’yi. Adına kitaplar yazıldı, hakkında çok şey söylendi. Sonra bir gün, Türkiye’de de sahnelenmeye başlayan bir oyunda gördük O’nu. Rachel Corrie’nin çeşitli zamanlarda aldığı notlar, yazdığı yazılar ve şiirler Alan Rickman ve Katharine Viner tarafından oyunlaştırılmıştı. Türkçeye çevrildi ve “Benim Adım Rachel Corrie” adıyla sahnelendi oyun. Oyunculuğuyla ve tasarımıyla seyirciden hayli olumlu tepkiler aldı.

İki oyunda da sunulan, gerçeğin ta kendisi

“Mavi Marmara/Ölüyoruz Demek ki Yaşanılacak” oyununda, gemiye yapılan baskın ânı canlandırılırken, dikkati çeken şey, gerçek ses ve görüntülerin kullanılması. Oyun bir yerde oynanmıyor, sahneye slayttan yansıtılan baskın görüntüleri veriliyor. Oyunun yazım aşamasında da, yaşanılan olaylara sadık kalma endişesi rahatlıkla görülüyor. Sunulan şey, kurmaca değil aslında. Kurmaca bir mekanda gerçek bir olayı temsil amacı söz konusu.

mavi marmara oyuncuları
"Mavi Marmara" oyuncuları

“Benim Adım Rachel Corrie” oyununda da aynı yöntemin olduğunu söylemek mümkün. Tamamı Rachel Corrie’nin yazdığı yazılardan oluşan oyunda, gerçek fotoğraflar ve görüntüler kullanılıyor. Ortaya konulan, seyirciye aktarılan ne varsa, birebir gerçek. Kısacası, iki oyun da, seyircinin bildiği gerçekleri, hakim olamadığı arka planları göstererek aktaran özellikte. Sahne, asla bir susma biçimi değil; çünkü bazı tiyatrocuların, seyirciye söylemek istediği, bilinen fakat haykırılması gereken gerçekler var.

Dünya bizim, sahne de öyle!

Sahne, büyülü bir mekan. Bu mekanda “sanatsal” olmanın getirdiği bir özgürlüğün varlığı da bir gerçek. İşte bu özgürlüğü, yükselmesi gereken sesler için mikrofon niyetine kullanmak da tamamen sizin heyecanınıza kalıyor ama kesin olarak bildiğimiz şey şu ki; sahne seyirciden ve onun isyanından uzak değil. “Sanat camiası” adı altında bir ufak grubun elit zevkleri de işlenebilir sahnede, kitlelerin haykırmak istediği sesler de yükselebilir. Bildiğimiz şey şudur: Son günlerde sahneye bir haller oluyor. Hiç de şaşırmıyoruz buna, memnunuz gidişattan; çünkü ne tiyatro, ne sanat, ne de hayat.. Hiçbir şey yerli yerinde durmuyor.

 

 

Sümeyye Karaarslan sahneleri artık daha çok seviyor

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2011, 17:10
YORUM EKLE
YORUMLAR
ec
ec - 8 yıl Önce

“Benim Adım Rachel Corrie” bu akşam Güngören Erdem Beyazıt Kültür Merkezinde

banner19

banner13