Tefsir-ul Javi nasıl bulundu?

Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mikail Bayram, 100 yıl önce İttihad-ı İslam Beyannamesi'yle yaşanmış ilginç bir öyküyü anlattı.

Tefsir-ul Javi nasıl bulundu?

Prof. Dr. Mikail Bayram, 1975 yılında, sonradan Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne 15442dönüşecek olan, Bursa Yüksek İslam Enstitüsü'nün kuruluş çalışmalarını yürütmek üzere 3 arkadaşıyla birlikte görevlendirildiğini, kendisinin de o çalışmada Enstitü'nün müdür başyardımcısı tayin edildiğini belirterek; “Enstitü açıldığında Bursa halkı ellerindeki birçok yazma eseri enstitüye bağışlamaya başladı. ‘Biz bunların değerini bilmiyoruz, artık bu okul da açıldı, siz bunları değerlendirebilirsiniz’ diyen birçok vatandaş ellerindeki değerli yazmaları enstitüye bağışlıyordu. Bir gün yaşlı bir kadıncağız geldi. Epey de Osmanlıca kitap getirmiş yanında. ‘Bunları okulunuzun kütüphanesine bağışlamak istiyorum evladım’ dedi. Biz de bu bağışı kabul ettik” dedi.

O yazma eser bize konuşmadı

Yaşlı kadının bağışladığı eserleri incelerken bir tefsire rastladığını ifade eden Prof. Dr. Bayram, “Eser her haliyle bir tefsirdi. Ayetler rahatça okunuyordu fakat ayetlere yapılan tefsiri okuyamadık bir türlü. Dilini çözemedik. Tefsir Muhammed el Javi diye birine aitti. ‘Acaba Ermenice tefsir mi’ diye Ermenice bilen bir arkadaşımıza gösterdik, o da okuyamadı. Rumca, Boşnakça, Gürcüce, vb. Osmanlı coğrafyasında konuşulan bütün dillerdeki uzmanlarımız tefsiri inceledi, ancak tefsirin diline vâkıf olmak bir türlü mümkün olmadı” diye konuştu.

Eserin sırrı çözülüyor

Tam da o sıralarda Bursa'da Uluslararası Halk Kültürü Sempozyumu düzenlendiğini belirten Prof. Dr. Bayram, “Ben bu sempozyuma katılan ilim adamlarına bu eserden bahsettim. Hepsi büyük bir şevkle eseri görmek istediler. Harezmce bilen uzman, ‘inşallah Harezmce'dir’ diyordu. Çağatayca bilen uzman yazmanın dilinin Çağatayca olmasını umut ediyordu. Rusça bilen de Rusça. Teker teker eseri incelediler. Ancak her biri, ‘Bana konuşmadı!’ deyip kenara çekiliyordu. En sonunda bir uzman ‘Bu eser Malayca!’ deyiverdi. Meğer tefsiri yazan âlim olan Muhammed el Javi de Java adasındanmış. O dönemde ben Malezya hükümetine bir mektup göndererek eserin varlığından ve Bursa Yüksek İslam Enstitüsü Kütüphanesi'nde bulunduğundan onları haberdar ettim” dedi.

15446

 

İttihad-ı İslam Beyannamesi orada da heyecanla karşılanmış

Mikail Hoca, “1 yıl sonra da Konya'ya taşındım. Aradan bir süre geçmişti ki Malezya'dan bir genç yanıma geldi ve o eseri sordu. Eserin Bursa'da olduğunu ona da ifade ettim. O genç, Bursa'ya gidip eserin bir mikrofilmini almış ve ABD'de Prof. Dr. Hamid Algar'ın yanında eserle ilgili bir tez yapmış. Onun tezinden öğrendiğimiz kadarıyla Muhammed el-Javi, Malezya'da yazdığı tefsiri, o sıralar İttihad-ı İslam Beyannamesi'ni yayınlayan II. Abdülhamid'e sunmak üzere Anadolu'ya gelmiş, Bursa'ya yerleşmiş, ancak eserini II. Abdülhamid'e takdim edemeden Bursa'da vefat etmiş” şeklinde konuştu.

Yapılan bu doktora teziyle hem II. Abdülhamit'in İttihad-ı İslam Beyannamesi'nin dünyada oluşturduğu heyecanın bir boyutunu kavramanın mümkün olduğunu, hem de Tefsir-ul Javi adlı eserin esrarının çözüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Bayram, “Malice yazılan bu tefsirin sırrının çözülmesi en çok beni mutlu etmişti. Çünkü eserin dilini çözmek için epey çaba sarf etmiştik” diyerek bu ilginç anısını bağladı.

 

Murat Güzel güzel anıların gelecek kuşaklara da aktarılmasının önemini düşünerek bu ilginç öyküyü zevkle dinledi ve haber etti

Yayın Tarihi: 28 Mayıs 2010 Cuma 09:29 Güncelleme Tarihi: 31 Mayıs 2010, 13:54
banner25
YORUM EKLE

banner26