Tefekkür için mantık ve felsefe şart

Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan, Edebiyat Akşamları’nda 'Müthiş İkili: Felsefe ile Edebiyat' başlıklı bir sohbet gerçekleştirdi. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor..

Tefekkür için mantık ve felsefe şart

İbrahim Paşa Kültür Merkezi, orijinal konu ve ilginç konuklarıyla bir “kültür mektebi” olma yolunda emin adımlarla yürüyor. Bu mektep olmayı, 30 Nisan Çarşamba akşamının sohbet konusundan da anlayabiliyoruz. Gecenin sohbet konusunun başlığı bile, edebiyat ve felsefe heveskârları için yeterince kışkırtıcı: “Müthiş İkili: Felsefe ile Edebiyat

Müthiş İkili: Felsefe ile Edebiyat”, Cevat Akkanat’ın modere ettiği Edebiyat Akşamları’nın konusuydu. Konuk ise, kendi alanında yetkin isimlerden biri olan Muğla Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan’dı. Bir felsefe profesörü olan Gündoğan, edebiyatla da hemhal olan bir isim. Profesör Gündoğan, her iki alandaki birikimiyle konuyu derli toplu bir şekilde aktardı biz dinleyicilere.

Moderatör Cevat Akkanat’ın sorularıyla yönlendirdiği sohbete Gündoğan, bizim coğrafyamızın büyüttüğü insanlarda duygusallığın hâkim olduğu tespitiyle başladı. Bu duygusallığın, edebiyat türlerine bile bakılarak anlaşılacağını söyleyen Gündoğan, edebiyatımızda en yaygın olan türün, duyguları anlatma biçimi olan şiir olmasının bile buna yeterli kanıt olacağını ifade etti.

Tefekkür için mantık ve felsefe şart

Bu girişten sonra konuyu tefekkür-felsefe-edebiyat ilişkisine getiren Ali Osman Gündoğan, konuyla ilgili şunları söyledi: “Felsefe ve mantık, tefekkür için şarttır. Felsefe ve mantık için de insanda matematik ve geometri bilgisi olmalıdır. Hatta sadece bunlar için değil, tüm sanat dallarıyla iştigal edebilmek için insanda matematik ve geometri bilgisi olmalıdır. Şekil bilgisi olmayan bir ressamın ideal ölçüyü yakalaması beklenemez. Keza matematikteki uyumu anlamayan bir müzisyenin de müzikteki ahengi yakalaması mümkün olamaz. Bunlar için de eğitim şarttır ama bu eğitimin de işlevsel olması önemlidir. Günümüzdeki eğitim, bilgi aktarmayı önceleyen bir eğitim. Oysa bilgi çağında yaşıyoruz ve bilgiye ulaşmak artık çok kolay; bu yüzden, bilgi aktarmak önceliğimiz olmamalı. Peki, önceliğimiz ne olmalı? İnsanların bir şeyi öğrenmeleri için önce onu sevmeleri gerektiğini biliyoruz. İşte yapılması gereken de budur: Bence eğitimcilerimize düşen en büyük görev, bir şeyi sevdirmektir. İnsan sevdiğini benimser, benimsediğini ise öğrenir.”

Derdi olanın dersi olur

İnsanın bir şeyler yapabilmesi için bir dert sahibi olmasının da çok önemli olduğunu söyleyen Gündoğan, derdi olan insanın önce içine kapanıp varlığını sürdürmek için çabaladığını, sonra ise bu durumdan çıkmak için çözümler üretmeye başladığını ifade etti. Kendisinin görev yaptığı il olan Muğla ile ilgili olarak “Dertsiz ve derssiz şehir” başlıklı bir metin kaleme aldığını aktaran Gündoğan, derdi olanın ders de verebileceğini söyleyerek dert-ders ilişkisine dikkat çekti.

Felsefe ile edebiyat arasında insan

Edebiyat-felsefe yakınlaşmasının zirve noktasının 20. yy olduğuna dikkat çeken Gündoğan, bunun sebebinin, o dönemde yaşayan düşünürlerin iki büyük dünya savaşına şahit olup insanın dramını yakından müşahede etmeleri olduğunu aktardı. Daha sonra Gündoğan sözlerine şöyle devam etti: “Sartre, insanın sürekli dram yaşadığını, bu dramı ise felsefenin soyut kavramlarıyla aktarmasının insana yetmediğini, insanın bu dramını başkalarına göstermek istediğini anlatır bir metninde. İşte bu anlatma görselliktir ve bunun adı da düpedüz tiyatrodur. Dikkat edilirse, Sartre’nin dilimize aktarılan ilk eserleri onun felsefi metinleri değil, tiyatroları ve romanlarıdır. Bunun sebebi çok açıktır: Çünkü insan, dramını herkese göstermek ister. Çünkü Sartre’de felsefe biraz edebiyat, edebiyatsa biraz felsefedir. İnsanın dramının aktarılması için hem insanı hem de insanın dramını tasvir etmek gerekir. İşin içine tasvir girdiği anda da, edebiyat başlamış demektir. Çünkü tasvir dili, felsefenin değil, edebiyatın dilidir. Bu yüzden de edebiyat için biraz felsefe, felsefe içinse biraz edebiyat denmektedir.”

Ali Osman Gündoğan daha sonra, Batı düşüncesinin köklerinde mitosların, özellikle de Eski Yunan destanlarının yer aldığını söyleyerek Batı düşüncesini anlamak için Batı mitlerini iyi bilmek gerektiğini ifade etti. Sohbetinin sonunda Profesör Gündoğan’a gecenin anısına hediye takdim edildi.

 

Ahmet Serin bildirdi

 

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2014, 16:24

Eslem Nilay Bozdemir

banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26