Talim Terbiye ne yapmak istiyor?

MEB Talim ve Terbiye Kurulu geçen hafta 'Okuma Kültürü ve Söz Varlığının Geliştirilmesi Çalıştayı' ile bir adım attı.

Talim Terbiye ne yapmak istiyor?

Okumaya talim terbiye!

“Şimdi Okuma Zamanı”

Memlekette güzel şeyler olmadığı yolunda şikâyet eder dururuz. Özellikle eğitim, kültür, sanat20908 gibi konularda, ilgili resmî kurumların hantallığı hakkında bol keseden ahkâm keseriz. Hani çoğu kez haksız da değilizdir, çünkü bu türden kurumların yıllar boyunca oluşturduğu kötü miras, onlardan memnuniyetsizliğimizi artırmıştır.

Ezber bozuluyor mu?

Şimdi ezber bozuluyor mu? Bize bu soruyu sordurtan MEB Talim ve Terbiye Kurulu’nun bir projesi: “Şimdi Okuma Zamanı”  Talim ve Terbiye, bu başlık altındaki ilk adımı 19-23 Ekim 2010 tarihleri arasında Ankara Kızılcahamam’da düzenlenen “Okuma Kültürü ve Söz Varlığının Geliştirilmesi Çalıştayı” ile attı. 

20909Akademi dünyasının ilgili birimlerinden, medya kuruluşlarından, çocuk ve gençlik edebiyatı yazarlarından, özel ve resmi eğitim kurumlarından, yayınevlerinden ve STK’lardan davet edilmiş 150’den fazla katılımcı hazır bulundu. Bunlar arasında dunyabizim.com’da zaman zaman haberlerini okuduğunuz Cevat Akkanat ve Hüseyin Kaya da bulunuyordu. 

“Okuma Kültürü ve Söz Varlığının Geliştirilmesi Çalıştayı”, TTKB Başkanı Merdan Tufan’ın yaptı konuşmayla başladı. Ardından MEB Bakanı Nimet Çubukçu multivizyon ile katılımcılara seslendi.  Proje sorumlusu TTKB Başkan Yardımcısı Zübeyir Yılmaz ve Bakanlık Müsteşarı Esengül Civelek’in konuşmaları “Şimdi Okuma Zamanı” projesiyle ilgili gerekli malumatı içeriyordu. 

Tüm Türkiye’de okuma harekatı

Buna göre, toplumda okuma kültürü  bilinci oluşturmak, okuma alışkanlığını artırmak için sistemli bir çalışmaya girişilecektir. Bu çerçevede bir metin ve kitap havuzu yapılacak, seçilen metin ve kitapların söz varlığı seviyelere göre belirlenecek, böylece destekleyici bir materyal oluşturulacaktır. Elektronik ortamlar sürece katılacak, e-kitap okuma dönemi başlatılacaktır. Bu çalıştayla başlayan süreç, Ankara, Adana, Afyon, Bursa, Erzurum, Samsun ve Urfa’da pilot uygulamalar ile devam edecektir. Bu arada, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Hollanda gibi okuma kültürünün yüksek olduğu ülkelerle işbirliği yapılacaktır.

Sempozyum bildirilerinden pasajlar

Program iki aşamalı bir süreci içeriyordu. İlk aşama üç günlük sempozyumdan oluşuyordu. Bu süreç içerisinde, aralarında şu isimlerin de bulunduğu konuşmacılar tebliğlerini sundular: Taha Akyol, Nuri Okutan, Prof. Dr. Sedat Sever, Adnan Binyazar, Prof. Dr. Cemal Yıldız, Prof. Dr. Murat Demirkan, Yalvaç Ural, Aytül Akal, Prof. Dr. Necati Demir, Jane Carter, Charlie Butler, Purificación Sánchez Hernandez, Guðmundur Engilbertsson, Prof. Dr. Ramazan Kaplan, Prof. Dr. Yakup Çelik, Doç. Dr. Ersin Özarslan, Prof. Dr. Hayati Akyol, Üzeyir Gündüz, Yrd. Doç. Dr. Hasan Aktaş, Doç. Dr. Mehmet Çelik, Porf. Dr. Firdevs Güneş, Prof. Dr. Mübeccel Gönen,20910 Gülsüm Cengiz, Doç. Dr. Hilmi Uçan, Yrd. Doç. Dr. Zeki Gürel, Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç…

Görev yaptığı illerde okuma kültürüne verdiği değerlerle dikkatleri çeken Urfa Valisi Nuri Okutan, çalışmalarından örnekler aktardı. Sakarya’daki okullarda hayata geçirilen “Okuma Zamanı” uygulaması hakkında şunları söyledi:  “Okulda öğrencisinden hademesine, idarecisine kadar herkes okumaya geçiyordu. Bu sanki bir ritüel haline, bir ibadet haline dönüşüyordu.” 

Konuşmasında okuma kültürünü  tanımlayan Prof. Dr. Sedat Sever, “Yazılı kültürle barışık olmayan çocuklarımızı, görsel kültür dostu olmaktan çıkarıp, yazılı kültür dostu kılmaya çaba gösterelim.” dedi.

Yazar Adnan Binyazar, “Bakanlığı, böyle bir konuya el attığı için kutlamak istiyorum.” diye söze girdikten sonra, hatıralarından yola çıkarak, okuduğu kitaplardan aldığı etkilenmelerini anlattı. Binyazar’ın konuşması statükocu bir takım yargıları içermesi bakımından dikkat çekti. 

İyi yazar, kötü yayınevi, zavallı okur!

Almanca konuşulan ülkelerdeki okuma uygulamaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Cemal Yıldız, oralarda okuma faaliyetlerinin pasif bir süreç olmadığını belirtti. Yıldız’ın internet ortamından verdiği linkler önemliydi. 

Benzeri bir sunumu Prof. Dr.Murat Demirkan, Fransa’dan örnekler vererek yaptı. Fransa’da bu türden faaliyetlerin “Milli Eğitim, İçişleri, Aile, Dışişleri, vb. bakanlıklarının koordineli çalışmalarıyla” yapıldığını bildirdi. 

Günümüz genç yazarlarının iyi edebî eser oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Yakup Çelik “Fakat seçtikleri konular milli meselelerle ilgili değil. Daha çok bunalımlı konularla ilgilenmeleri ise onların olumsuz yönü; eğer yazarlarımız milli meselelere dönerlerse Türkiye’de okuma oranı daha da artacaktır.” dedi.

20912Doç. Dr. Ersin Özarslan, “Önemli olan örnek olmaktır. Okumak istemeyene niye okutmak istiyorsunuz? Bırakın, memlekete oduncu da lazım.” diyerek farklı bir bakış açısı sundu.

Özarslan şu cümlelerle de  “Ben Türkiye’de okur meselesi olduğu kanaatinde değilim. Sadece 100 temel eseri istismar etmek için 85 yayınevi kurulduğunu biliyor musunuz? Bugün yazar meselesi var, yeter derecede yetenekli yazarımız yok. Ayrıca, bugün birinci sınıf yazar olduğu halde eserleri basılamayan yazarlarımızın bulunduğunu da bilelim.” 

Beni okuma adam etti!

Prof. Dr. Hayati Akyol, “Millilikten evrenselliğe mi gideceğiz yoksa evrensellikten milliliğe mi geleceğiz, bunu bir an önce halletmeliyiz.” diyerek okuma politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Akyol, “ Bu doğrultuda, dil meselesini halletmek de zorundayız. Hem yabancı dil etkisi hem de uydurukça etkisi üzerine yoğunlaşmalı, gerekli çalışmaları yapmalıyız.” dedi. 

Prof. Dr. Firdevs Güneş “Son yıllarda eğitimde hızlı ve yoğun gelişmeler olmuştur. Geleceğin insan tipi nasıl yetiştirilmeli konusunda pek çok çalışmalar yapılmıştır. Geleceğin becerileri belirlenmiştir. Pisa Araştırmaları bu noktada büyük önem kazanmıştır. Öğrencilerin anlama, düşünme, akıl yürütme, iletişim kurma, vb. gibi becerileri araştırılmıştır. Bütün bunlar göz önüne alınarak, okuma bahsinde, öğrencinin mevcut düzeyi ile geliştirilebilir düzeyi arasında bir yerde durmak lazımdır.” dedi. Firdevs Güneş, “Geleceğin okuyan öğrencileri” içinse şunların yapılması gerektiğini söyledi:

Ekran okuma ve e-kitap okuma çalışmaları yapılmalıdır. Klasik eserler, temel eserler E-kitap haline getirilmelidir. Bunlar okullara ücretsiz verilebilir. Davranışçı kitap anlayışı terk edilmelidir. Yapılandırıcı kitaplar hazırlanmalıdır. Okuma ilgilerine önem verilmelidir.”

Doç. Dr. Mehmet Çelik’in konuşmasındaki can alıcı cümle şuydu: “Okumaya borçlu olduğum kadar, hiçbir kuruma, hiçbir öğretmenime borçlu değilim. Beni okuma adam etti.” 

Gülsüm Akyüz (Şair, gazeteci, eğitimci) Çocuk ve gençlik edebiyatının Türkiye ve dünyadaki gelişimini anlattığı konuşmasında bilinen hususları tekrar etmekten öte geçemedi. Okuma oranının azlığını, geleneksel Türk kültürünün sözlü kültür olmasına ve yazılı kültürün kaynağı olan matbaanın geç gelişine bağladı. 

Meryem Aybike Sinan (Haber 7 yazarı) ise “Günümüzde metnin edebî yönünün ıskalandığını” belirterek, “Yüce Rabbimiz de Kur’an-ı Kerim’de edebi sanatlara büyük önem vermiştir.” dedi. 

20913

 Çalıştay oturumlarında konuşulanlar…

Program 21 Ekim günü öğleden sonra çalıştay toplantıları ile devam etti. “Okuma Kültürü” ve “Söz Varlığı” başlıklı iki ayrı grup halinde sürdürülen toplantılarda konular şu alt başlıklar altında ele alındı: 

1. Bireysel faktörler,

2. Aile Boyutu,

3. Çevresel (mahalli) faktörler,

4. Sınıf kitaplıkları ve kütüphaneler,

5.Kitap konuları ve temaları,

6. Medya boyutu,

7. Okul Boyutu (Okullarda okuma uygulamaları, öğretmen ve idareci problemi),

8.Materyal ve Malzeme (Ders kitapları, antolojiler, elektronik kitaplar, vb.),

9. STK’lar,

10. Okumanın önündeki engeller (Mevcut Durum),

11. Yazar, akademisyen ve bürokrasi ilişkisi,

12. Söz Varlığını Geliştirme

20917

Çalıştaydan kısa kısa…

Doç. Dr. Ersin Özarslan: “Türkiye’de imkânlar her ortamda benzer ve ortak değildir. Bu yüzden program oluşturulurken merkezden ve tek yönlü değil, bölgesel farklılıklar göz önüne alınarak yapılmalıdır.”

İbrahim Ünlü (Bakanlık): “Okullarda aileyi öğrencilere karşı bir baskı aracı olarak görüyoruz. Bunun değiştirilmesi gerekmektedir.”

Prof. Dr. Hayati Akyol: “Okuma uzmanları yetiştirilmeli ve okullara atanmalıdır. Başarılı sınıf öğretmenlerinden seçilmiş öğretmenlere yüksek lisans yaptırıp uzmanlaştırmalıdır.”20914

Cevat Akkanat (Şair, Eğitimci): “Aile ev kütüphaneleri kurmalı. Bu konuda aileye ekonomik olarak yardımcı olunmalı.”

Aydın Afacan (Rehberlik Uzmanı, Şair) “Öğrencilere ödevlendirilen kitapları velilerin okumasını da zorunlu tutmalıyız.”

Yard. Doç. Dr. Zeki Gürel “Aile ile okuma saati (mutluluk saati) olmalı. Bu okuma süreci ödül ile desteklenmelidir.”

Nevzat Yüksel (Eğitimci) “Çocuğun evde kitap ile buluşmasını engelleyen unsurlar ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca çocuğa kitaba dokunmaması, kitabı yırtmaması gibi hususlar söylenmemelidir.  Ayrıca okuma türü sınırlandırılmamalıdır. Her türlü okumanın faydası vardır. 

Yazarlar sınava alınmalı!

Üzeyir Gündüz (Yazar)  “Okullarda imza günleri düzenlenmeli, fakat imza günlerinden belli bir süre sonra tekrar okula davet edilmeli ve öğrencilerin sorularına muhatap tutulmalıdır.”

İrfan Purtul (Eğitimci): “Kitapların okunup okunmadığını ölçmek için yapılan sınavların iptal edilmesi, bundan vazgeçilmesi gerekir.”

Salim Özyön (Yazar): Halk kütüphanelerinin sayısı ve işlevi artırılmalıdır. Kütüphane görevlileri eğitilmelidir. Okul kütüphaneleri işlevsizdir. Bu kütüphanelere görevli tahsis edilmemektedir. 

Okuma ibadeti!

20916Orhan Şenel (Bakanlık): “Bakanlığımız köy kahvelerine, hapishanelere vb. kendi yayınladığı veya satın aldığı kitapları gönderiyor.” 

Yrd. Doç. Dr. İlhan Erdem: “Eğitim Fakültelerinde topluma hizmet uygulamaları dersinde kütüphaneler oluşturma uygulamaları yapılmalıdır.” 

Tülin Kartal (Eğitimci): Tüm kamu kurumlarında okuma alanları yapılmalıdır. Hatta çocuk parklarının yanında dahi olmalıdır. Sürekli açık olan kütüphaneler bulunmalı, insanlar 24 saat oradan istifade edebilmelidirler. 

Hüseyin Kaya (Şair, Eğitimci): “Okullarda edebiyat dersleri dışında da okuma etkinlikleri olmalı, hatta diğer derslere okuma üniteleri konmalıdır. Sözgelimi Din Kültürü dersi müfredatında ‘Okuma İbadeti’, Resim dersinde ‘Okuyorum Çiziyorum’ gibi üniteler bulunmalıdır.”

Sonuç  bildirgesinde neler var? 

Bu oturumlarda konuşulanlar daha sonra sentezlenip bir araya getirilerek sonuç bildirgesi hazırlandı. Programın son günü katılımcılarla müzakere edilen sonuç bildirgesi kamuoyuyla da paylaşılacaktır. 

Çalıştay, proje sorumlusu ve Talim ve Terbiye Kurulu Başkan Yardımcısı Zübeyir Yılmaz’ın teşekkür konuşmasıyla sona erdi. 

 

Cevat Akkanat, notlarının binde birini paylaştı. 

Güncelleme Tarihi: 31 Ekim 2010, 11:01
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
elifinbesi
elifinbesi - 10 yıl Önce

MEB öncelikli kendi içinde barındırdığı öğretmenlere ve yöneticiler arasında kitap okuma seferliği başlatsın. bu seferden başarı elde edilirse, bütün nesil inanın kitap okuyacaktır. bakınız
http://muverrih.net/2010/10/26/ogretmenler-kitap-okusun-avon-katalogu-yerine/

özge
özge - 10 yıl Önce

Böyle bir habere nasıl böyle bir başlık koyarsınız anlamıyorum. Siteyi yabancılar mı idare ediyor, nedir sizin sıkıntınız.

kadirşinas
kadirşinas - 10 yıl Önce

"edebiyat müfredat dışı olandır." diyor susan sontag. edebiyatın var olabilmesi için şöyle olmalıdır, böyle yapılmalıdır, diyenlerin devre dışı bırakılması gerekir.

m. üftade
m. üftade - 10 yıl Önce

iyi özetlemişsiniz, teşekkürler.

Cevat Akkanat
Cevat Akkanat - 9 yıl Önce

Başlık konusunda Özge Hanım'ın hassasiyeti için teşekkür ediyorum...

hakşinas
hakşinas - 9 yıl Önce

demek toprağı bol olasıca susan ablamız «"edebiyat müfredat dışı olandır." diyor». güzel desin. ama kadirşinascık kardeş «”edebiyatın var olabilmesi için şöyle olmalıdır, böyle yapılmalıdır”, diyenlerin devre dışı bırakılması gerekir».şekindeki pek edebî pek muazzam cümlenizin kinci kısmındaki « devre dışı bırakılması gerekir» ibaresi sizi susan ablanın kasdettiği sürüye dahil etmiyor mu? Haliyle adı susan olan her abla aslında susmuyormuş. irfan diye bir kavram var türkçe'de vall

banner19

banner26