Suriyeli mültecilerin durumu konuşuldu

Son yıllarda gündemimizi çok meşgul eden bir konu üzerine, İstanbul Ticaret Üniversitesi bünyesinde faaliyet yürüten Komşu ve Çevre Ülkeler Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından bir panel düzenlendi. Panelin konusu 'Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Boyutlarıyla Suriyeli Mülteciler' idi. Seher Cömertoğlu yazdı.

Suriyeli mültecilerin durumu konuşuldu

 

 

Son yıllarda gündemimizi çok meşgul eden bir konu üzerine İstanbul Ticaret Üniversitesi bünyesinde faaliyet yürüten, Komşu ve Çevre Ülkeler Uygulama ve Araştırma Merkezitarafından bir panel düzenlendi. Panelin konusu, “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Boyutlarıyla Suriyeli Mülteciler” idi. Panele koordinatör vali Veysel Dalmaz, birçok milletvekili, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü, mütevelli heyet üyeleri, İstanbul Ticaret Odası Başkanı, sivil toplum örgütü ve çeşitli üniversiteden öğretim üyeleri katıldı. Panelin açılış konuşmasını, Komşu ve Çevre Ülkeler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Said Yazıcıoğlu yaptı.

Yazıcıoğlu konuşmasında şunlardan bahsetti: “2010 yılı sonlarında Kuzey Afrika’da, özellikle Tunus’ta başlayan, Ortadoğu’yu saran ve pek çok adlandırma ile bildiğimiz daha çok, “Arap Baharı” adıyla öne çıkan seri eylemler sonucunda, ülkemizde önemli değişiklikler yaşadık ve yaşıyoruz. Çok derin ilişkilerle bağlı olduğumuz ve yaklaşık en uzun sınıra sahip olduğumuz bir komşumuz olan Suriye, bizi özellikle ilgilendirmiştir. Türkiye de, Suriye’de yaşanan bu karışıklıklar nedeniyle yoğun göç dalgasından etkilenmiştir.”

Bu, bizim milli bir sorunumuzdur

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren’in konuşmasından aktarmaya çalıştığımız notlar ise şu şekilde: “Suriye’den Türkiye’ye milyonlarca insan göç etmiş, çok farklı sorunlarla karşılaşmış ve birçok da dram yaşanmıştır. Sosyal göstergeler açısından baktığımızda, mültecilerle ilgili karşılaştığımız temel sorun; öncelikle eğitim ve öğretim, sağlık, barınma, kentsel yaşama uyum, kültürel gereksinimler, eğer bir de farklı dil kullanılır ise, dil sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Ekonomik olarak baktığımızda; istihdam, iş dünyasının da üzerinde duracağı kayıt dışılık ve bir diğeri normal çalışma alanlarının bu süreçten nasıl etkileneceğidir. Bu gibi olağanüstü durumlarda ortaya çıkan sorunların orta ve uzun vadede de doğurabileceği tabloları dikkate almak için, sosyal kültürel ekonomik boyutlarıyla çözebilecek bir modele ihtiyaç vardır. Bu panelin amacı, mültecilerle ilgili bir strateji dokümanı ve eylem planının oluşturmaktır.”

Açılış konuşmalarının ardından Doç. Dr. Ali Resul Usul, Prof. Dr. Nadir Devlet ve Yrd. Doç. Dr. Yusuf Özkır’ın başkanlığında üç oturum gerçekleştirildi. Programda, mülteci kamplarında temel gereksinim ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılan ıslahı ve bunun ülkemize kazançları anlatıldı. Şu anda kamplarda yapılan yiyecek ıslahı sonucunda, ülkemizde sadece günlük 1 trilyon gelir elde ediliyor. Ayrıca panelde mültecilerin psikolojik alanda yaşadıkları travmalara da değinildi. Ülkemizin mülteciler için sağlık eğitim barınma ve iş alanı konusunda düzenlemeler önerildi. Bu konunun sadece iktidar partisinin sorunu olmadığını, muhalefet partilerinin de buna yardımcı olması gerektiğini, aslında bu konunun bizim milli sorunumuz olduğunu ve herkesin üstüne düşeni yapması gerektiği ayrıca vurgulanan hususlar arasında. Öte yandan panelde mültecilerin konumu da tartışıldı.

Türkiye’yi çok zor günler bekliyor

Geride bıraktığımız süreç içersinde Birleşmiş Milletler Sözcüsü, 2014 yılında Türkiye’ye gelen Suriyeli göçmenlerin sayısı 1,5 milyonu bulacağını, Suriye’den ise toplam 4.100.000 kişinin kaçmış olabileceği tahmininde bulundu. Panelde bunun kendi ülkemiz için ve diğer ülkeler için büyük sorun teşkil edeceği konuşuldu. Panele konuşmacı olarak katılan USAK (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) analisti Sema Karaca; Suriyeli mültecilere karşı başlarda hoşgörü içerisinde olan Kilis halkını örnek vererek, sonralarda bu tutumun değiştiğini ve halkın artık tepki vermeye başladığını belirtti. Bir yandan pasaportu bulunmayan Suriyeli kadınların imam nikâhı ile Türk erkeklerle evlenmiş olduğunu ve tahmini olarak bu evlilikler sonucu 3000-4000 gibi ciddi sayıda çocuk olduğunu söyledi. Karaca, “Bu çocuklar ne Türk vatandaşı ne Suriye vatandaşı! Vatansız bir çocuk düşünün, kimliği tanınmamış bir çocuk… Suriyeli mülteciler konusunda Türkiye’yi çok zor günler beklediğini düşünüyorum. Bir taraftan entegre olmaya çalışan bir toplum, bir taraftan da bu entegrasyona direnmek üzere, kendini psikolojik anlamda garda almış bir toplumdan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu iki zıtlık çatışmaya devam edecektir.” sözleri ile konuşmasını sürdürdü.

Mülteciler arasında ilkokul, ortaokul ve lise çağında birçok gencin mevcut olduğu için eğitim konusuna da değinildi. Bizim panelden çıkardığımız sonuca göre, en önemli konulardan biri de eğitim. Çünkü eğitimsiz bir neslin oluşması ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkabilir. Bu sorunlara daha önceden çözüm önerisi olarak; Suriyeli çocukların gideceği Arapça dilde eğitim veren okulların yapılmasının düşünüldüğünü, ancak bunun da tevhidi tedrisat kanuna ters düştüğü için, böyle bir durumun söz konusu olamayacağı belirtilmiş. Bununla ilgili hem yasalara uygun, hem de Suriyeli kardeşlerimizi zor durumda bırakmayacak şekilde, daha iyi bir öneri sunulacağını bekliyoruz.

Suriye’deki karışıklıkların hala giderilmemesi nedeniyle, Suriyeli mültecilerinin Türkiye’de kalma sürelerinin uzadığını fark etmeleri ve bunun daha da uzayabileceği düşüncesi ve onların bundan dolayı Türkçeyi öğrenmek istemeleri, son günlerde dil sorununu ortaya çıkartmaya başlamış.

Savaş devam ettiği sürece, biz bu insanlarla ilgilenmek zorundayız

Panele konuşmacı olarak katılan Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Murat Daoudov konuşmasında şunlara değindi: “Bu sorunları çözmek için, ya bu insanları zorla Suriye’ye göndermemiz gerekir ki bu çözüm değil. Ya da bu insanların misafir olarak Avrupa’ya geçeceklerine razı olmalıyız; yani yetişen yeni Suriye gençliğinin, Fransız, Alman, Belçika okullarında yetişip, oradaki diplomaları alıp, oradaki tedrisattan geçip, yarın ülkelerine dönüp bürokrat oluklarında, o bakışla dünyaya bakmalarına razı olmalıyız. Dolayısıyla savaş devam ettiği sürece, biz bu insanlarla ilgilenmek zorundayız. Bu insanlara mülteci statüsü tanınmalı ve entegrasyon ihtiyaçları karşılanmalıdır”

Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve Adalet ve Kalkınma Partisi Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir de panelde bir konuşma yaptı: “Barınma imkânları, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın koordinatörlüğünde valilikler ve Türk Kızılay’ı ile sağlanmaktadır. Çalışmalara özellikle İnsan Hak ve Hürriyetleri, İnsani Yardım Vakfı, Kimse Yok Mu ve Deniz Feneri Derneği’nin, sığınmacıların günlük ihtiyaçlarına dönük malzeme temini konusunda önemli katkıları olmaktadır. Suriye’deki savaştan kaçarak ülkemize sığınan, giriş çıkış yapan toplam 600 bin Suriyeliye, bugüne kadar yaklaşık 2 milyar dolar harcama yaptık.”
 
Panelin sonunda, İstanbul Ticaret Üniversitesi Komşu ve Çevre Ülkeler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü  Prof. Dr. M. Sait Yazıcıoğlu, konuşmacılara plaketlerini takdim etti.

 

Seher Cömertoğlu yazdı

Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2014, 17:14
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13