banner17

Suriye'de İslam'a karşı açılan bir savaş yaşanıyor

Suriyeli akademisyen Dr. Abdulkadir Mansur, Bursa'da Suriye'deki savaş, göç eden Suriyelilerin durumu ve sorunları üzerine konuştu. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor.

Suriye'de İslam'a karşı açılan bir savaş yaşanıyor

Göçler, insanoğluyla yaşıt. Ümmet olarak biz, ilk göçün ilk insan tarafından gerçekleştirildiğine inanmıyor muyuz? Cennetten yeryüzüne gönderilişimiz, ilk göçümüz… Bu yüzden dünya gurbetimiz, ahret sılamız. Tam da bu yüzden hepimizde bir muhacir ruhu yok mu zaten? İster bilinçli ister bilinçsiz, hepimiz kendimizi biraz gurbette gibi hissetmez miyiz?

Göçler de keyiften değil elbette. Her bir göçün arkasında, bizim bilemediğimiz ne hikâyeler vardır kim bilir? Herkesin hayatı ve herkesin tecrübesi kendine özge olduğu gibi, herkesin göç hikâyesi de kendine özge doğal olarak. Bize düşen, göçlere ve göçmenlere saygı duyup kucak açmak; muhacire ensar olmak.

Ülkemiz, her zaman göçmenler diyarı olmuştur. Yedi iklimden insana rastlamak mümkün coğrafyamızın her bir köşesinde. Ama sadece göç almıyoruz, göçüyoruz da. Yine dünya coğrafyasının her bir köşesinde bizden insanlar var; dostlarımız, kardeşlerimiz, uç beylerimiz…

Dinimizi korumak için malımızı mülkümüzü bırakıp hicret ettik

Ülkemiz, yakın zamanda yine bir göç dalgasıyla karşılaştı. Suriye’deki zulümden kaçan milyonlar, bilebildikleri en güvenli sığınağa, yani Osmanlının torunları olan bizlere sığındılar. Gittikleri diğer ülkelerde yaşadıklarına baktığımızda, doğru da yaptıklarını anlıyoruz.

Bir zamanlar ilmin ve medeniyetin nişanelerini kendinde taşıyan Suriye, bir acının adı şimdi. Peki, ne oldu da böyle oldu? Bunu bir Suriyeli akademisyenin, Dr. Abdulkadir Mansur’un ağzından dinledik Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin Cuma Meclisi’nde. Dr. Abdulkadir Mansur, “Biz dinimizi korumak için malımızı mülkümüzü bırakıp hicret ettik, yolumuz bizi Türkiye’ye düşürdü. Orada da Bursa’ya düşürdü. Hem Türkiye’den hem de Bursa’dan memnunuz ama gelin yine de hallerimizi konuşalım” diyerek başladı sözlerine.

Suriye’deki savaş, İslam’a karşı açılmış bir savaştır

Önce, burada olmalarının gerekçesini anlattı Dr. Abdulkadir Mansur bizlere. Hoş, zaten biliyorduk ama bir de yaşayanın ağzından dinlemek gerekti. “Bugün Suriye’de yaşananların daha önce bir benzeri yaşanmadı. Şu an Suriye’de yaşanan savaş, İslam’a karşı açılmış bir savaştır!” diye başladı sözlerine. Bu cümle ilginçti çünkü Suriye’de hemen herkes İslam adına savaştığını söylüyordu. Daha sonra da “Suriye’de Yahudilerin ve Mecusilerin ittifakıyla İslam’a karşı savaş açıldı. Tarih, kendi ülkesini bu kadar tahrip eden bir lideri ilk kez görüyor! Şu an Suriye’de hem insanlık hem de medeniyet tahrip ediliyor. İslam’ın izleri siliniyor.” diye devam etti sözlerine.

Dr. Abdulkadir Mansur, Suriye’de yaşananın neden İslam’a karşı açılmış bir savaş olduğunu şu sözlerle açıkladı: “Esed’in yaptıklarının görünen kısmı bize tuhaf geliyor ama bunu yadırgamamalıyız. Çünkü Esed ailesi, bunu yapmaları için hazırlandı zaten. Rivayetlere göre Esed ailesi aslen İsfahanlıdır. İsfahan’dan çıkan Süleyman adlı biri, önce Irak’a, sonra da Suriye’ye göçmüş. Müslümanlar arasında Alevi olduğunu söyleyen bu adam, aslında Musevi’dir. Ama hayatı hakkında çok şey de bilinmez, hayatı gizemlerle doludur. Suriye’de bir köyde kendisine hayat kurar ama bir süre sonra köyün kadınları, Süleyman’ın eşinin Yahudi olduğunu anlar. Köy ahalisi, Süleyman ve ailesini köyden kovarlar. Bir süre sonra Süleyman yalnız başına köye döner, karısından boşandığını söyleyip köylüden af diler, sonra da köyden biriyle evlenir. Bu adamın Hafız adında bir oğlu olur. Hafız, hep iyi okullarda okur ve sonra da siyasete atılarak ülkenin kaderine hükmeder. Hafız’ın ülkenin kaderine hükmettiği dönemlere bakarsanız, sürekli Suriye’nin kaybettiğini, buna karşılık ABD ve İsrail’in de sürekli kazandığını görürsünüz. Şimdi de aynı genlerin ve aynı projenin adamı olan oğul Beşar döneminde ülke tahrip oluyor, İslam Suriye’den silinmeye çalışılıyor; medeniyet ve tarih yok ediliyor. İşte tüm bunlar karşısında biz, dinimizi korumak için malımızı mülkümüzü bırakarak hicret ettik, muhacir olduk.”

Türk halkı Suriyelileri nasıl karşıladı?

Dr. Abdulkadir Mansur, Türkiye’de karşılanmalarından hoşnut olduklarını belirtti Türkiye’deki Suriyelilerle Türklerin ilişkisini anlatırken. Dr. Abdulkadir Mansur, “Suriye’den çıkıp Türkiye’ye geldiğimizde, bu kadar sıcak karşılanacağımızı ummuyordum ama biz çok iyi karşılandık.” diye başladığı sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada bizleri ensarın muhaciri karşılaması gibi karşıladınız. Muhacirlere yardım ederken sizlerin yüzlerinde gördüğüm ışıltı, ensarın yüzündeki ışıltıyı hatırlatıyor bana. Geldiğimizde bizlere evlerinizi, sofralarınızı açtınız. Bize yardım etmek için ne gerekiyorsa yaptınız, buna şahidiz. Ama ilk zamanlardaki o muhabbet yavaş yavaş da azalıyor. İlk önce evlerinizde bizi barındırdığınız için kira almazken şimdi ortalamanın üstünde kira isteyenler çıkarak bizi mağdur ediyor.”

İş bulamazsak yoksul, eğitim alamazsak cahil kalacağız; bu da sorunları artırır

Dr. Abdulkadir Mansur, göçmenin de, göçmenleri ağırlamanın da zor bir iş olduğunu, burada aslında her iki taraf için de bir sınav olduğunu söyleyerek konuyu şöyle açıkladı: “Medine’de yaşanan aslında iki taraf için de bir sınavdı. Ensarın sınavı muhaciri layıkıyla ağırlama; muhacirin sınavı da ensara yük olmamaktı. Muhacir, ensarın kendilerine karşılıksız ortak olma teklifini reddederek çalışmadan, katkı sağlamadan bunun olmayacağını söyledi. Muhacirden bazıları da ensara pazarın yolunu sordu. Böylelikle her iki taraf da sınavı verdi. Ben, Türkiye’ye gelen Suriyeliler ile Türk kardeşlerimiz arasında işte böyle muhacir ve ensar ilişkisi gördüm. Bence her iki taraf da bu sınavı verdi. Her iki tarafta da kötü niyetliler elbette vardır. Şimdi de bizlerin özellikle iş bulma ve çocuklarımızın eğitim alması konusunda yardımlarınıza ihtiyacımız var. İş bulamazsak yoksul, eğitim alamazsak cahil kalacağız. Bu da sorunları artırır. Türk kardeşlerimizin bu konularda daha hassas olmasını bekliyoruz.”

Dr. Abdulkadir Mansur’un can yakan bu sohbeti, soru cevap faslıyla devam ederek kendisine vakfın plaketinin sunulmasıyla sona erdi.

 

Ahmet Serin bildirdi

Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2015, 11:43
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20