banner17

Suriye ihalesi Türkiye'ye mi kaldı?

Dr. Mehmet Çelenk, Bursa'da Birlik Vakfında Suriye üzerine konuştu.

Suriye ihalesi Türkiye'ye mi kaldı?

 

 

Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Mehmet Çelenk, genelde Ortadoğu’yu, özelde ise Suriye’yi iyi bilen, projektörlerini o bölgeye çevirmiş bir akademisyen.  Bu özelliği, onun, bölge hakkındaki düşüncelerinin daha ciddiyetle izlenmesi gerektiği anlamına gelir.

Suriye’de olayların iyice karıştığı, her şeyin çok uçlu bir yumak gibi birbirine geçtiği şu dönemde, Mehmet Çelenk Hoca düşüncelerini Birlik Vakfı Bursa Şubesinin her cuma düzenlediği Cuma Meclisinin müdavimleriyle paylaştı.

Dr. Mehmet Çelenk, aydın namusunu taşıyan bir akademisyen. O yüzden şunu peşinen not etmeli: Söyleyeceği sözlerin müzakereye açık olduğunu ama bu sözlerin, bu düşüncelerin kendisine ait olduğunu, kimsenin ağzıyla konuşmadığını özellikle vurguladı.

Keyifli bir ortamda geçen verimli sohbetin notları şöyle:

Fransızlar giderken nasıl bir yapı bıraktı?

Büyük Paylaşımda Fransa’nın payına düşen Suriye’nin, bir süre Fransa’nın sömürgesi olarak kaldığını anlatan Dr. Mehmet Çelenk, Fransızların Suriye’den çekilirken geride azınlığın hâkimiyetine dayanan bir yapı bıraktığını söyledi. Aynı zamanda ülkede hakim bulunan kültürün, askeri okulları Sünnilerin küçümsemesine, azınlıkların ise önemsemesine yol açtığını belirtti. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak da askerlerin çoğunluğunun Alevi, Nusayri gibi azınlıklardan oluştuğunu vurguladı. Bu durumun, zamanla Suriye’nin kaderini belirleyecek önemli bir süreç olduğunu söyledi.

Suriye’ye nasıl bakmalı?

Dr. Mehmet Çelenk, Suriye’ye bir komşu, bir Müslüman, bir aydın vb. gibi çeşitli perspektiflerden bakılacağını söyleyerek sözü Başbakanın Suriye’ye bakışına getirdi. Bu bakışın “Biz, Suriye halkını tercih ettik.” cümlesinde kendini bulduğunu söyleyen Dr. Mehmet Çelenk, bu bakışın bir devlet adamından çok romantik-duygusal bir bakış açısı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Normalde Suriye, Arap Baharı yaşayacak bir ülke değildi. Suriye bu sürece zorla dahil edildi ve bunun ihalesi de Türkiye’nin üzerine kaldı.

Böyle düşünüyorum çünkü sürece bakıldığında, Suriye’de zaten yavaş da olsa bir demokratikleşme süreci vardı. Türkiye-Suriye arasında vize kalkmıştı, PKK’ya destek önemli ölçüde azalmıştı, ticaret artmıştı ve Beşşar ile ilişkiler iyiydi. Her şey bu şekilde seyrederken Türkiye birdenbire Suriye Yönetimine “Şu kadar zamanda iktidarı bırak, şu kazar zamanda seçimleri yap, şu kadar zamanda anayasayı değiştir.” vb demeye başladı. Sürece bakıldığında, bunu diyecek bir durum yoktu ortada ve üstelik de bu istekler ve bu isteklerin zamana bağlanması çok da gerçekçi değildi. Çünkü zaten Suriye’de yaşanan süreç, bu isteklerin dayatma olmadan ve Suriye’nin kendi iç dinamikleriyle gerçekleşmesi istikametinde ilerliyordu.

Yapılacak en doğru şey, Suriye ile ilişkileri bu kadar germeden sürdürmekti. Böyle yapılarak hem Türkiye’nin bu kadar zarar görmesi engellenecek hem de Beşşar Esed eğer şimdi zalimce davranıyorsa, bu kadar zalimce davranmasını engelleyici bir işleve sahip olacaktı Türkiye.”

Suriye: Karmaşık bir denklem

Dr. Mehmet Çelenk,  Suriye’nin diğer ülkeler kadar kolay bir yer olmadığını söyleyerek bunu şöyle ayrıntılandırdı:

“Mısır’da Hüsnü Mübarek yönetimden çekildi ve yerine başkası geldi. Sorun böylelikle çözüldü. Ama Suriye’de durum böyle değil. Suriye iktidarı daha karmaşık bir yapıya sahip. Üstelik de o iktidar, öyle söylendiği gibi %8 gibi bir azınlığın iktidarı da değil. O iktidar, “Tüm azınlıkların iktidarı.” Bu azınlıkların toplamı da öyle % 10 falan değil, % 30’lara karşılık geliyor. Üstelik de bu % 30 arasındaki ilişkiler o kadar karmaşık ki, Beşşar Esed’in istifa edip yönetimi bırakması Suriye’de hiçbir şeyi değiştirmez çünkü onun yerini dolduracak binlerce insan var.

Suriye’yi nasıl bir gelecek bekliyor?

Dr. Mehmet Çelenk, Suriye’yi nasıl bir geleceğin beklediğinin şu an itibarıyla bilinemeyeceğini söyleyerek konuyla ilgili şunları aktardı:

“Sancılı bir süreçten sonra Suriye’nin sonunun hayırlı olacağını düşünüyorum. Çünkü Suriye zengin bir ülke değil, ekonomik olarak iştah kabartmıyor.

Ama öte yandan, Suriye’nin üçe bölünmesi de mümkün: Bir yanda şu an iktidarda olanların kuracağı bir devlet, bir Sünni devleti ve bir Kürt bölgesi… Bu da Suriye’yle ilgili mümkün şeylerden biri. Hatta Suriye’de daha fazla devletçik bile kurulabilir. Her şey bölgedeki güçler dengesine bağlı.”

Suriye sorunun Türkiye’ye verdiği mesaj:

Dr. Mehmet Çelenk, Suriye sorununun aslında çok karmaşık bir süreç olduğunu, Suriye’nin “bir sorun” olarak Türkiye’ye ihale edilip sonra da ABD ve AB ülkeleri tarafından Türkiye’nin yalnız bırakıldığını söyledi. ABD ve AB ülkelerinin böyle yaparak Türkiye’ye, “Senin gücün, ağırlığın ve etkin sınırlı, senin sınırın buraya kadar!”  denilerek bir anlamda Türkiye’nin yeniden terbiye edildiğinin altını çizdi.

Stratejik Derinlik’in uygulayıcısı başkası olmalıydı

Dr. Mehmet Çelenk, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile ilgili düşüncelerini de şu sözlerle aktardı:

“Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu çok samimi, çok iyi ve birikimli bir insan. Bundan hiç kimsenin kuşkusu yok. Ama bence onun da şöyle bir talihsizliği var: Stratejik Derinlik’i kendi uygulamak zorunda. Oysa Stratejik Derinlik’i bir başkası uygulasa, ortaya daha iyi sonuçlar çıkabilirdi. Çünkü kişi kendi yanlışlarını göremez, kendini eleştiremez. Bu durum Davutoğlu için de geçerli. Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik’ini, ona eleştirel yaklaşacak biri uygulasaydı, durumlar daha farklı olabilirdi.”

 

Ahmet Serin aktardı

Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2012, 14:42
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20