banner17

Sultan Abdulhamid ve dehasının izlerini anlattı

2. Abdulhamid Han, araştırmacı Talha Uğurluel’in seri konferanslarının konusu. Talha Uğurluel, Bursa'da da 'Sultan Abdulhamid ve Dehanın İzleri' başlıklı bir konferans verdi. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor.

Sultan Abdulhamid ve dehasının izlerini anlattı

Tarih, toplumun hafızasıdır. Hafızası olmayan toplumun ne yönü olur ne de iddiası. Bu yüzdendir ki bir devleti işgal edip orasının sürekli kendilerine tâbi kalmasını isteyenlerin yaptığı ilk işler, o toplumun dilini değiştirip/unutturup tarihlerini alt üst etmektir.

Biliniyor ki bizim ülkemiz de böyle acı bir süreç yaşadı. Hem de nerdeyse iki yüz yıl sürdü bu süreç ve hâlâ bunun sarsıntısından kurtulmuş değil toplumumuz. Bu o kadar ahlaksızca bir süreçti ki, sırf geçmiş ile irtibat kurulmasın diye tüm milletlerin birer tapu senedi gibi koruduğu mezarlar tahrip edildi, sırf dil ve o dilin anlam dünyası hatırlanmasın diye Osmanlıca beyitlerin bulunduğu canım ahşap kapılara zarar verildi. Benzeri olmayan bir köksüz bırakma harekâtına maruz bırakıldık millet olarak. Milleti için canını dişine takarak ömrünü tüketen deha seviyesindeki yöneticilerimiz hain belletildi bize. Kahramanları hain, hainleri kahraman bellettiler uzun süre. Yıkılıp yok olmamak için sineye çektik her birini. Ta ki bir Zümrüdüanka olup küllerimizden doğana kadar.

Şimdi yeniden kendimizi buluyoruz. Yeniden tanışıyoruz kendimizle. Tarihimizdeki kahramanları yeniden keşfediyoruz. Bu kahramanlardan biri de, hiç kuşku yok ki 2. Abdulhamid Han’dır. Çağının ötesine uzanan projeleri ve devletler arasındaki güç dengelerini okuyup bunları milletinin lehine kullanma becerisine sahip dahi Abdulhamid Han…

2. Abdulhamid Han, araştırmacı Talha Uğurluel’in seri konferanslarının konusu. Talha Uğurluel, “Sultan Abdulhamid ve Dehanın İzleri” başlıklı konferansında, bir dehanın nasıl yetiştiğini ve onu bir deha yapan özellikleri anlatıyor.

4 Aralık Cuma günü Uludağ Üniversitesi Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde üniversite öğrencilerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen programı kotaran Bursa Genç Memur Sen ve Genç Memur Sen’in kurduğu ADEMET (Akademik Düşünce Etik ve Medeniyet Topluluğu). Bursa Genç Memur Sen başkanlığını sürdüren şair Yunus Emre Altuntaş, gerçekten güzel işler kotarıyor. Bu da onlardan biri.

Bir dehanın insanlara bakışı nasıldır?

Programdan notları kısaca sıraladığımızda, ilginç şeyler çıkıyor karşımıza. 2. Abdulhamid’in insanları tanımak için yaptıkları ve insanlarla ilişkilerinde çarpıcı hususlar var: Şehzade Hamid küçüklüğünden itibaren içine kapanık, çok konuşmayan, uzleti seven biridir. Sultan Abdulhamid olana kadar çevresini ve günceli çok iyi okuyan bir yapısı var. Güvenilir insan listesi oluşturmaya küçük yaşlardan başlamış. Şehzade iken bir gün arabasıyla giderken yolunu zabitler keser ve yolun Padişahın emriyle kapalı olduğu söylenir yaverine. Yaveri ise arabada Şehzade olduğu ve yolu açmaları gerektiğinde diretir. Zabit “Padişahtan başkasını tanımam.” diyerek reddeder. Şehzade Hamit yaverini çağırır ve başka yoldan gidilmesini ve o zabitin de ismini almalarını emreder. O zabit daha sonra Sultan Abdulhamid’in sağ kollarından biri olacak Yedisekiz Hasan Paşa'dır. (Suavi darbesini engelleyen ve Ali Suavi’yi bir vuruşuyla öldüren kişi.)

Aynı şekilde kendisine suikast planlayan Ermeni’yi de sarayına alır, altın verir ve sonrasında onu uzun yıllar Osmanlı hafiye teşkilatı için kullanır.

Osmanlının efsane casusu Kuşçubaşı Eşref

Bilindiği üzere 2. Abdulhamid, büyük bir gürültüyle çökmek üzere olan bir imparatorluk devraldı. Herkes Osmanlının bugünden yarına çökeceğini bekliyordu ama bu çöküş, bir türlü gerçekleşmiyordu. 2. Abdulhamid’in bu çöküşü nasıl engellediğini düşmanlarımız yıllardır biliyor ama biz daha yeni öğrenmeye başladık. İşte o yıllara dair ilginç notlar: Kuşçubaşı Eşref bu dönemde Abdulhamid’in desteğiyle Arap bölgelerinde çok büyük işler yapmıştır. İngiliz Lawrence, Kuşçubaşı’nın eline su dökemez.

Kuşçubaşı Eşref, Sultan Abdulhamid’in emriyle Yemen’e 300 bin altın götürmekle görevlendirilir. Medine’den sonra İngiliz birlikleri ve Şerif Hüseyin’in 10 bin kişilik birliğiyle çarpışmaya girer. Toplam 70 istihbarat elemanı saatlerce çarpışır. Onlar çarpışırken asıl altınlar Abdulhamid’in Afrika ve Sudan’dan devşirdiği zenci hafiye elamanları tarafından dikkat çekmeden Yemen’e ulaştırılır. Kuşçubaşı esir düşer. İngiliz Lawrence kendisini görünce şaşırır. Kuşçubaşı'na “Seni bir yerden hatırlıyorum.” der. Kuşçubaşı ise yıllar önce Sina’da bir Arap kabile reisiyle görüştüğünü ve kendisinin de orada olduğunu söyler. Lawrence, “Evet o görüşmeyi hatırlıyorum, ama sen orada neredeydin, reisin yanına mı sızmıştın?” diye sorar. Kuşçubaşu, “O kabile reisi bendim” der.

Bir deha nasıl yetişir, nelerle donanır?

2. Abdulhamid’in gençliğinde borsaya merak sardığını ve borsadan ciddi paralar kazandığını pek bilmez kimse. Böyle yaparak o, Batılılarca bizi pasifize etmek için telkin edilen “Bir lokma, bir hırka.” anlayışının tuzağına düşmediğini de gösterir. Düşmanı ve düşmanın silahlarını tanır. Bunlar, onun donanımlarını oluşturur. Ama sadece bu değildir onu donatan. Bunun yanında o, çok iyi derecede keman ve piyano çalardı. Kendisi adına Batılı besteciler tarafından iki binin üzerinde beste yapılan biridir. Belki şaşırtıcı ama o, aynı şekilde operayı da sever. Osmanlı’da ilk tiyatro ve opera binası onun zamanında açılmıştır. İlk çalışan denizaltı, onun zamanında onun himayesinde yapılmış ama İngilizlerin tehdidi yüzünden Haliç’ten çıkamaz bu denizaltı.

O dönemde pek çok ülkenin lideriyle özel dostluklar kurup özel yazışmalar yapar. Alman İmparatoru, İngiliz Kraliçesi, Japon İmparatoru… Japon İmparatorunun dünyada sadece üç lidere hediye ettiği orijinal tarihi samuray kılıçlarından biri, Abdulhamid’e hediye edilmiştir.

Sultan Abdulhamid zamanında çeviri faaliyetleri hızlanmıştır. Özellikle Batı romanı ve polis romanlarına düşkün olan Sultan, binlerce kitabı Osmanlıcaya çevirtir. Eğitim alanında yabancı okulları kaldırmayı ilk düşünen odur. Bunun alternatifi olarak binlerce yeni okul yaptırır.

Hicaz Demiryolu, o dönemde Ortadoğu’da dengeleri alt üst eden bir proje olarak Sultan tarafından hayata geçirilir. İngilizler bu projeyi engellemek için binlerce saldırı düzenler. Bunun yanında o, ihanetinden şüphe ettiği kişileri öldürtmek yerine yalı ve villa vererek İstanbul’da zorunlu ikamete tâbi tutar. Şerif Hüseyin otuz yıl bu şekilde İstanbul’da kalır. Abdulhamid indirilince İttihatçılar onu serbest bırakır ve o da gidip İngilizlerin emrine girerek şimdiki Arap devletlerinin temelini atar.

Sani sıfatının tecellisi nasıl oldu?

Tüm bu işleri yapan 2. Abdulhamid’in sanata uzak kalması da düşünülemez elbette. Kendisi sanatkâr seviyesinde bir marangozdur. Pek çok camiye hediye ettiği minber bulunmaktadır. Atalarının kabirlerine sahip çıkmıştır. Bunun dışında sahabelerin mezarlarını da yaptırmıştır.

Yıldız Sarayı’nı dört yanı kara olacak şekilde kendisi planlamış ve inşaatı sırasında sürekli işçiler değiştirilmiştir. Dolmabahçe’de veya Topkapı’da yaşamamış, oldukça sade olan Yıldız’da kalmıştır.

Oluşturduğu kütüphanenin bir benzeri azdır. 31 Mart Vakasında yağma edilmek istenmiş fakat yaveri kapıya yatarak kendisini çiğnemeden içeri giremeyeceklerini söyleyerek kütüphaneyi yağmacılardan kurtarmıştır.

Sultan Abdulhamid neredeyse tüm Osmanlı şehirlerine saat kulesi yaptırmıştır.

Sultan Abdulhamid, Osmanlı coğrafyasını, şehirlerini iki Ermeni’ye fotoğraflatmıştır. Bu koleksiyon büyük bir tarihi hazinedir.

 

Ahmet Serin, 2. Abdulhamid’e Fatihâlâr dileyerek aktardı

Güncelleme Tarihi: 08 Aralık 2015, 14:29
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20