banner17

Süleyman Uludağ'ı dinledik!

Süleyman Uludağ Hoca Bursa'da TYB'deydi. İslam Düşüncesi konulu bir seminer verdi..

Süleyman Uludağ'ı dinledik!

Şehirlerin kimliğinin oluşması ve ruhunun inşasında, şehirlerde kurulan medeniyetler kadar, o şehirlerde yaşayanların katkıları da önemli yer tutar kuşkusuz. Bazen nitelikli bir insan, bir beldenin ruhunu kanatlandırırken bazen de birçok insanın yaşadığı şehre bir şey katamadığı vakidir.

Sözgelimi Atasoy Müftüoğlu, nerdeyse tek başına Eskişehir’de bir ruh, bir mana okyanusu açabilmeyi başarmıştır. Diğer yandan, belki de onun kadar donanımlı olmasına rağmen, yaşadığı şehrin damarlarına sızma yollarını becerememesi ya da bunu istememesi yüzünden, birçok değerimiz, atıl bir şekilde insanlardan habersiz yaşamakta, şehrin kimliğinin inşasına katkı sağlama fırsatını kaçırmaktadır.

Bursa her daim hareketli

Süleyman Uludağ, Türkiye Yazarlar Birliği Bursa Şubesi
Süleyman Uludağ, Türkiye Yazarlar Birliği Bursa Şubesi
Süleyman Uludağ, Türkiye Yazarlar Birliği Bursa Şubesi
 

Bu bakımdan Bursa, talihli bir şehir. Geçmişte yaşayanlar kadar, günümüzde yaşayanlar da yaşadıkları şehirle hemhal olmuşlar, şehirden yararlandıkları kadar şehirde yaşayanları da kendilerinden yararlandırmayı bilmişler.

Prof. Dr. Süleyman Uludağ, günümüz İslam düşüncesi için önemli bir isim. Hâlâ dinç ve hâlâ da “Allah’a ve yaşadığı şehre borcumu nasıl öderim”in derdinde olan bir bilge.

Süleyman Uludağ, TYB Bursa Şubesinin Seyyid Usül Kültür Merkezi’nde organize ettiği ve ayda bir gerçekleştirilen “İslam Düşüncesi” seminerini, kendisinden yararlanmayı bilen ilgili bir dinleyici grubuna vermeye devam ediyor. Bugün (4 Aralık 2010) bu seminerlerin ikincisi vardı.

İslam düşüncesi

Önce, bu seminerlerin birincisinde Süleyman Hoca neyin altını kalın bir şekilde çizmişti, onu aktaralım:

“İslam düşüncesi, İslam medeniyetinin ürettiği düşünce sistemidir ama insanlığın tek düşünce sistemi değildir.

Diğer dinlerin, diğer medeniyetlerin ürettiği düşünceler gibi İslam düşüncesi de insanlığın ürettiği bir düşünce sistemidir. Bu düşünce sistemi başka düşünceleri etkilediği kadar, başka düşüncelerden de etkilenmiştir. Bu anlamda duygusal davranıp İslam düşüncesini tüm insanlığın biricik düşüncesi gibi göstermeye gerek yok. Kabul etmeliyiz ki tüm insanlık düşünce üretiyor ve biz de onlardan biriyiz.”

Bunları  diyerek düşüncenin evrensel boyutuna dikkat çeken Süleyman Uludağ, seminerinin ikinci bölümünü de “ihtilaf-çatışma-düşünce” ilişkisine ayırmıştı. İşte seminerden notlar: 

İslam düşüncesinin başlaması ve bu düşüncenin çerçevesi 

“Hz. Peygamber’e ilk vahyin gelmesiyle beraber İslam düşüncesi de oluşmaya başlamıştır.”

“İslam düşüncesi, birbirinden çok farklı kültüre, farklı dile ve farklı medeniyete sahip insanları bir araya getirebilmiş bir inanç ve düşünce sistemidir.”

“Hz. Peygamber’in projesi, tüm insanlığı birleştirmekti.” 

İhtilaflar, nedenleri ve çözüm yolları 

“Hz. Peygamberin vefatıyla birlikte İslam toplumunda ihtilaflar da başladı. İlk ihtilaf, Hz. Peygamberin nereye defnedileceğiydi. Bu ihtilaf, ‘Peygamberler öldükleri yere defnedilir.’ hadisiyle aşıldı.”

“Hz. Peygamber hayattayken de Müslümanlar arasında ihtilaf var mıydı diye akla gelebilir. Genel kural olarak şunu söyleyebiliriz: Herhangi bir dinin kurucusu hayattayken o dinde kalıcı ihtilaf olmaz, diyebiliriz.”

İhtilafların çözülmesinde danışmanın önemi

Hazreti Peygamberin sağlığında da ihtilaf ve hatta Peygamber emrine itiraz olmuştu ve Peygamberimiz bu sorunu çözmek için danışma yoluna başvurmuştu diyen Süleyman Hoca, konuyla ilgili şu çarpıcı olayı anlattı:

“Hudeybiye Antlaşmasının şartlarının ağırlığını kabullenemeyen sahabe, Peygamber’imizin “Kurbanlarınızı kesip tavaf etmeden geri dönün!” emrine ilk anda uymaz. Peygamberimiz de eşi Ümmü Seleme’ye danışır. Ümmü Seleme “Sen çık kurbanını kes, onlar da arkandan kurbanlarını keserler.” der ve Peygamberimiz de bu öğüde uyarak kurbanını keser. Sahabe de, bundan sonra kurbanını keser. Bu olay hem danışmanın önemini hem de İslam’ın kadına ne kadar değer verdiğini göstermesi bakımından önemlidir.”

“Peygamberimizin sağlığında ihtilafların giderilmesi iki şekilde oluyordu: 1. O konuda ayet nazil olmasıyla, 2. Bir uygulamanın zamanla herkes tarafından benimsenmesiyle.”

İnsan fıtratının ihtilafa meyyal olması ve Allah’ın takdiri

İhtilaflardan hiçbir şekilde kaçmanın mümkün olmadığını ve zaten buna gerek de olmadığını söyleyen Uludağ, konuyla ilgili şunları söyledi:

“Akla, ‘Elimizde Kur’an var, ihtilafları Kur’an’a bakarak çözemez miyiz?’ diye bir düşünce gelebilir. Şunu kabul etmeli ki ihtilaflar kaçınılmazdır. Nitekim Hud suresinde ‘Allah dileseydi tüm insanları tek bir millet haline getirirdi!’ denmektedir. Bu ayet bize, Allah’ın tüm insanların aynı meşrep, aynı mezhep üzere olmasını istemediğini anlatmaktadır.”

“İnsanın tabiatında muhalif olmak vardır ve bu kötü bir şey de değildir. Allah’ın takdiri böyledir.”

“Allah insanları ihtilaf üzere olsunlar diye yaratmıştır. Yoksa onun ihtilaf üzere olmayan kulları vardı. Bunlar varken aynı kategoride yeni bir türe ihtiyaç yoktu. İnsan, ihtilafta olsun diye yaratıldı.”

“İslam, ihtilafta olanlarla (diğer dinler ve medeniyetlerle) çatışmayı değil, anlaşmayı öngörür. Osmanlının diğer din ve diğer kavim mensuplarına karşı hoşgörülü olmasının sebebi de budur.”

İhtilafın kaçınılmazlığı

Sözlerinin sonuna doğru Süleyman Hoca, ihtilaftan kaçınmanın mümkün olmadığını  ve ihtilafın gerekliliğini şu sözlerle vurguladı: “İster dini, ister tarihi, ister toplumsal açıdan bakılsın, ihtilaf kaçınılmazdır ve şunu da kabul etmeli ki ihtilaf zenginliktir.” 
 

 

Fikri Özçelikçi dinledi, haber verdi

GYY'nin notu: Bir kısım kelimelerin başına 'İslam' kelimesinin getirilmesiyle elde edilen isim tamlamalarının bizi hafif sorunlu alanlara taşıdığını bir kez daha hatırlatalım. Bir öneri olarak İslam toplumu, İslam düşüncesi, İslam tarihi, İslam dünyası gibi tamlamaların başındaki 'İslam' kelimesini kaldırarak düşünmenizi teklif ediyoruz değerli okur! Bakalım, o zaman ne değişiyor; bir düşünmek gerek!

Güncelleme Tarihi: 08 Aralık 2010, 23:21
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20