Şule Yüksel Şenler dua bekliyor!

Dil ve Edebiyat Derneğinde Şule Yüksel Şenler ile ilgili bir program vardı, hasta olduğu için telefonla katılabildi.

Şule Yüksel Şenler dua bekliyor!

Düşünceleriyle, fikirleriyle, yazılarıyla, kitaplarıyla, konferanslarıyla ve tüm hayatıyla ümmetin hanımlarına en güzel şekilde örnek olan Şule Yüksel Şenler Ablamız öğrendiğimize göre bugünlerde çok hasta. Rabbimiz’den kendisine acil şifalar diliyoruz.

Kendisi şayet bir yerlerden sesimizi duyarsa; bizim vefasızlığımızı, kıymet bilmeyişimizi affetsin. Ve bize o yaşlı gözleriyle bir kere olsun dua etsin… Biz ona hak ettiği değeri veremedik. Oysa onu başımıza taç yapmalıydık... Gösterdiğimiz ilgiden çok daha fazlasını göstermeliydik eserlerine… Ta ki Huzur Sokağı’nı okumayan bir tek gencimiz kalmayana dek.

Onu gazetelerimizin ve dergilerimizin baş sayfasında altın yaldızlı sütunlarda okumalıydık. Feminizme ve diğer baş belası felsefelere itibar etmeyişini görmeli ve onun ümmetin hanımlarına örnek olan bu vasfını her daim öne çıkartmalıydık. Eğer öyle yapmış olsaydık bugün yazılarıyla aykırı tartışmalar açan değil, iman tohumlarını sinelere saçan yüzlerce Şule Yüksellerimiz olacaktı. Fakat heyhat neredeler!

Gençliğin Istırabı Recep Garip

Bu duygularla esaslı bir mücahide olan Şule Yüksel Şenler Ablamızı dinlemenin bir ibadet olacağını düşünerek arkadaşım Yücel ile birlikte Cumartesi günü Dil ve Edebiyat Derneği’nin Eyüp Sultan’daki merkezine gittik. Bu yağmurlu ve soğuk günde gençliğin ıstırabını ondan dinleyecektik. Fakat çok hasta olduğu için toplantıya iştirak edemeyeceğini öğrendik. Gelememesine rağmen yine de katılımın yüksek olduğu bu program iptal edilmedi. Slayt gösterisinin ardından Şair Recep Garip Bey’in bir konuşması oldu. Recep Garip Bey konuşmasında şu hususlara değindi:

O bir dava ablasıydı

“Bu milletin inancına, imanına hizmet eden, aşkın ruh gövdesine sürgün veren, genç yüreklere iman ateşini yakan, yürekleri coşturan bir isimdir Şule Yüksel Şenler. Hiç kimsenin cesaret edemediği bir dönemde başörtüsünü takarak, onu cesurca savunmuştur. 1965 yılından sonra yazdığı yazılar ve verdiği konferanslarla büyük heyecan uyandırmıştır. O gayretli bir ruh ve bir dava ablasıdır.

Necip Fazıl’ın ektiği, Sezai Karakoç’un suladığı bu verimli topraklarda Erdem Beyazıtlar, Akif İnanlar, Cahit Zarifoğlular eserlerini ortaya koydular. Şule Yüksel Şenler de aynı iklimde yetişen zarif bir çiçekti. Müslümanlar için sıkıntılı, kanlı  ve hapishanelerin açık olduğu bir dönemden geçmişti bu isimler. Onlar, Türkiye’de inançlı insanların inançlarının ayakta durması için mücadele ediyorlardı.

Şule Yüksel Şenler bu mücadelenin başörtüsü ayağında ilk çabayı sarf edenlerdendi. Bugün genç kızlarımız kendi kendine sormalıdır: Bu başörtüsünü bir tarafından iğneleyerek daha güzel görünmek için mi takıyorlar, yoksa verilen bu mücadelelerin bilincini taşıyarak mı takıyorlar? Bunu kendilerine sorarken geçmişte bu mücadeleyi veren insanları tanıyıp tanımadıklarını da kendilerine sormalıdırlar. Zira geçmişini bilmeyenler davalarını bir adım öteye taşıyamazlar. Eğer bunu bilirlerse mücadelelerini bir adım ileriye götürebilirler.

Recep GaripMağdurlar da oradaydı

Recep Garip Bey’in konuşmasının bir yerinde katılımcılardan bir bacımız söz alarak; “Bugün başörtüsü sorunu çözülmüş gibi görünüyor ama birçok üniversitede hala devam etmektedir. Bir de biz okulu bitirdiğimizde bizim bu şekilde çalışma hayatımız da tamamen engellenmiş durumda” dedi. Daha sonra söz alan bir ablamız da kendi dönemindeki haksızlıklardan bahsetti. Kendisinin de okulu bırakmak zorunda kalanlardan olduğunu ifade etti. Recep Garip Bey bu sözler üzerine on beş yıl önce Fatih’te verdiği bir seminerde kullandığı şu cümleyi burada tekrar etmek istediğini söyledi: “Allah ilim öğrenmeyi farz kılmıştır ama üniversite okumayı farz kılmamıştır.”

Şule Yüksel Şenler ile telefon bağlantısı

Programın sonunda Şule Yüksel Şenler Ablamızla canlı telefon bağlantısı  kuruldu. Ablamız ağlamaklı bir sesle şunları söyledi:

“Size karşı o kadar mahcubum ki, seve seve gelmeye söz vermiştim. Senelerdir de bir yerde konuşmuyordum. Ama maalesef bir gün evvelinden çok rahatsızlandım, hala yürüyemiyorum, mümkün değil bir adım atamıyorum… Bunun için beni affedin, bunu inşallah telafi etmeye çalışırım. Oradaki herkese Allah için olan muhabbetlerimi yolluyorum. Hepinizi çok seviyorum, Rabbim hepinizden razı olsun. Oraya gelenlere, bana gönlünde yer verenlere minnettarım. Hepinizden dua bekliyorum. Selamun elayeküm.”

Bu kısa konuşmadan sonra salonda duygulu bir atmosfer yaşandı. Son olarak söz almak isteyenlere söz verildi. Bu bölümde ben de söz alarak Recep Garip Bey’e “Bir şair ve yazar olarak hazırlıksız bir konuşma yapma riskini aldığı için ve bize bu çok değerli insanın sesini duyurduğu için teşekkür ettim. Ayrıca İslam ümmeti olarak Şule Yüksel Şenler Ablamız gibi müstesna bir değere sahip olduğumuz için de çok nasipli ve mutlu olduğumuzu ifade ettim.

 

Aydın Başar haber verdi

Yayın Tarihi: 17 Ekim 2011 Pazartesi 09:00 Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2011, 23:36
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Said Fidan
Mehmet Said Fidan - 10 yıl Önce

Yazı için teşekkür eder, hayırlı muvaffakiyetler dilerim.

hatice islamoğlu erdem
hatice islamoğlu erdem - 10 yıl Önce

Bu ümmet bir daha onun gibi yiğit anneler yetiştirebilecek mi bilmiyorum.ellerinize sağlık. ne güzel demişsiniz.

Gençosman Denizci
Gençosman Denizci - 10 yıl Önce

Bu güzide annemize acil şifalar diliyorum. Allah ondan razı olsun.

Gençosman Denizci
Gençosman Denizci - 10 yıl Önce

Saatler önce, bu güzide annemize Allah'tan acil şifalar dileğiyle bir yorum yazmıştık, ama?!.Selâm ve dua ile...

su
su - 10 yıl Önce

ya şafi... ya şafi... ya şafii...

H  SRÇM
H SRÇM - 10 yıl Önce

Ben 16 yaşımdaıken Sızın Gençlğın ızdrabı... Huzur sokağı .Kıtplarınızı okudum Namaza Başladım Şımdı 50 yaşm dayım devam .Yeğenım ısmınıde Şüle Verdım Oda Öğrtmn .Sıze ALLAHTAN ŞIFALAR Dılerm.Allahım senınle olsun....

banner26