STK'lar Almanya'da ortak hareket edecek

Almanya’da Türklerin kurmuş oldukları çatı sivil toplum kuruluşları Türkçe’nin anadil olarak Almanya’daki geleceği konusunda birlik oluşturdular ve Dortmund’da bir çalıştay düzenlediler.

STK'lar Almanya'da ortak hareket edecek

 

Almanya’daki Türklerin kurmuş oldukları çatı sivil toplum kuruluşları Türkçe’nin anadil olarak Almanya’daki geleceği konusunda birlik oluşturdular ve 31 Mart Cumartesi günü Dortmund şehrinde bir çalıştay düzenlediler. Çalıştaya T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı başkan Yardımcısı Dr. Gürsel Dönmez, Yunus Emre Enstütüsü Eğitim Müdürü Yrd. Doç. Dr. Erol Barın ve Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaçalin katıldılar. Konunun uzmanları olarak Prof. Dr. Cemal Yıldız, Prof. Dr. Necdet Subaşı ve Yrd. Doç. Dr. Erol Barın katılanlara birer ilmî sunum yaptılar.Mustafa Kaçalin

Almanya’daki Türk göçmenlerin üst kuruluşları STK’ların, kültürel meseleler konusunda kendilerine bir yol haritası çizen bu birliktelik, öğretimi ve eğitimi türlü kısıtlama ve problemlerle dolu olan Almanya’daki anadil konusunu masaya yatırdı. “Anadilim, Türkçem, Geleceğim – Türkçe’nin Anadil Olarak Geleceği” başlığıyla düzenlenen çalıştay toplantısında konu çok çeşitli açılardan uzmanlarca incelemeye alınarak olası çözüm yolları tespit edildi.

Bütün STK’lar Türkçe konusunda ortak hareket edecek

Çalıştaya Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD), Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED), Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB), Diyanet İsleri Türk İslam Birliği (DİTİB), İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG), İslam Kültür Merkezleri Birliği (VİKZ) ve Kuzey Ren Vestfalya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖDEV NRW) gibi çatı kuruluşları destek verdi ve hazırlıklara katkıda bulundu. Dr. Yılmaz Bulut’un koordinatörlüğünde gerçekleştirilen çalıştayın Almanya’daki Türkçe konusundaki ortak tespiti şöyle ifade edildi:

“Günlük hayatın dışına itilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Türkçe’yi, bizden sonraki nesillerimize konuşulabilir ve yazılabilir seviyede miras olarak bırakamazsak, orta ve uzun vadede buradaki kültürel varlığımızı muhafaza etmemiz mümkün olmayabilir. Onun için Almanca kadar Türkçe’nin veya Türkçe kadar Almanca’nın iyi bilinmesi hayatî önem taşımaktadır.”

Erol BarınBu tespitten yola çıkarak, göç olgusunun getirdiği ve Almanya toplumunun ekonomik, sosyal ve kültürel altyapı şartlarından kaynaklı “Türkçe’yi aile, cemiyet ve Avrupa’daki toplumsal hayatımızda nasıl canlı tutabilir ve yaşatabiliriz?” sorusuna bilimsel cevap arandı ve ortak hareket etme kararı verildi.

Yaşanılan ülkenin vatan bilinmesi anadilin tanınmasından geçer

Bu çalıştay otak akıldan hareketle, Almanya Türkleri’nin konuştukları anadilleri, anadillerinin eğitimi ve öğretimi ve anadillerinde verdikleri kültürel ve edebî ürünler ile onları geleceğe taşıyacak olan yol haritasının tespit edilebilmesine kuşkusuz iyi bir temel olabilir. Almanya’da yarım asırlık göç sürecini geride bırakarak Almanya toplumunun ayrılmaz bir parçası olma yolunda olan Türklerin ve onların sivil toplum temsilcilerinin, kültür yaşamlarının en belirgin öğesi anadili konusunda kapsamlı ve bilimsel bir durum değerlendirmesi yaparak Türkçe’nin yasal bir zemine kavuşturulup diğer diller ile eşit şartlarda eğitim ve öğretiminin sağlanması gerektiği yönündeki arzuları hem Türkiye’den hem de Almanya’dan katılan resmi sorumluların huzurunda bir defa daha dile gelmiş oldu. Bu kültürel hak isteklerinin gerçekleştirilmesi ve hayata geçirilmesi gelecek nesiller için elzem bir olgu.

Çok kültürlü toplum olma yolunda çaba sarf eden Almanya’da, Türkçe ya da diğer göçmenlerin anadillerinin eğitimi ve öğretiminin gereken şekilde sağlanması, sadece o dili konuşanlar için değil, medeniyetler arası ittifak dolayımında büyük bir kazanım olacak. Adil devlet odur ki; göçmeniyle, yerlisiyle ülkesinde yaşayan insanların o ülkeyi vatan bilmelerine yardımcı olandır.

 

Kadri Akkaya haber verdi

Fotoğraf: Isabelle M. Beck

Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2012, 23:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER