Sosyolojinin penceresi insan için dar!

Fatih’teki Gençlik Kültür Merkezi sohbetlere başladı. İlk konuk, Abdurrahman Arslan idi.

Sosyolojinin penceresi insan için dar!

 

Fatih’teki Gençlik Kültür Merkezi iki senedir haftalık sohbetler düzenliyor. Merkez yetkilileri, bu sene de Salı günleri bu sohbetlere devam etmeyi planlıyor. Sohbetlerin siftahı Abdurrahman Arslan’la 18 Ekim’de başladı. Biz de ilk sohbette bulunmuş olduk.

Abdurrahman Arslan İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olmuş, hayatını İslam yolunda harcamaya çabalayan bir hocamız, Allah kendisinden razı olsun.Abdurrahman Arslan

Hocamız konuşmaya, itirazın gerekliliğinden bahsederek başladı. “Konuşmamda hata yaparsam beni uyarın ya da katılmadığınız bir görüşüm olabilir, mutlaka itiraz edin.” Sözleri çerçevesinde yaklaşık 15 dakika konuştu. Biz acaba ne zaman konuya girecek derken hitabetin güzelliklerini kullanarak yavaş yavaş ana konuya geçti ama arada da bir çok önemli konuya değindi. Örneğin Müslümanların geçen 14 yüzyıl boyunca hiç bu kadar basiretsiz, bu kadar her şeye ilgisiz ve bu kadar kötü durumlara düşmediğinden dem vurdu. “İnşallah yanılıyorumdur.” diye eklemeyi de unutmadı.

Sosyoloji Penceresi - İslam Penceresi

Yine değindiği önemli hususlardan biri de, Müslümanların Batılı usullerle yetiştiği veya en azından bir Müslümanın yetişmesi gerektiği gibi yetişmediğiydi. İnsanlar kendilerini akademik gelişmeye veriyorlar, her türlü eğitimi alıyorlar ama İslami eğitimleri doğru düzgün almıyorlar. Sonra da aldıkları Batılı ilimle İslam’ı incelemeye çalışıyorlar. Örneğin, sosyolojinin öğrettiği kavramlarla İslam’ın incelenmeye kalkışılmasının ne kadar yanlış olduğuna dikkat çekti.

Abdurrahman ArslanBatıcı paradigma ‘Birey’i ön plana çıkarıyor

Hocamızın konuşmasının en önemli kısımlarından biri de Batıcı paradigmayı deşifre ettiği kısımdı. Tam olarak deşifre denilmemeli esasında çünkü her şey ortada... Olay, bakmak ile görmek arasındaki farkı kavramaktadır.

Batı, bireyi ön plana çıkarıyor. “Ben”, “Ego”… İnsanın sürekli kendisini ön plana çıkaran bir akım ki ‘masum’ adı humanizm… Bireyler arasındaki cinsiyet farkını kaldırıyor. Tek tip insan modeli oluşturmaya çalışıyor. “Kadın-erkek eşittir” değil mesela... İslam’da bu böyle değildir. Herkesin hakkı vardır, farklıdır. Tabi sonra ortaya feminizm gibi akımlar çıkıyor.(Bu arada feminizm sözlük manasıyla bedenî bir hastalıktır.) Hocamız feministlere değil de onları bu hale getirenlere kızmamız gerektiğini söylüyor.

Birey - Toplum - Ulus

Hocamız batı toplumundaki kategorileşmenin “birey-toplum-ulus” şeklinde olduğunu belirtiyor. Oysa bu, İslam’da “mümin/mümine-cemaat-ümmet” şeklindedir. Batılı güçler tek tip insanı sokaklara dökmeye çalışırken kültürü-kökeni ve gelenekleri de yok etmeyi amaçlıyor. Hocamız buradan da aile konusuna geçiyor. Ailenin, toplumun çekirdeği olduğu olgusu çok önemli. İnsan ilk olarak ailede yetişir.

“Huzurevinde ölmek istemiyorum”

Hocamız “Ben, huzurevinde ölmek istemiyorum.” cümlesinin tüm konuşmasını özetlediğini belirtti. Kısaca toplumun temeli olan ailelerin bağları koparılarak bireyler yalnızlaştırılıyor. İslam’da en önemli kavramlardan biri de ailedir. Ailenin yok edilmesiyle de bireyler yalnızlaştırılıp daha bilinçsiz, daha kolay yön verilebilen şahıslara dönüşeceklerdir ki kapitalizmin devam etmesi de bir nevi buna bağlıdır.

Özetin özeti…

Abdurrahman Hoca’nın sözlerinin tamamını burada aktarmadık. Ben burada Abdurrahman hocamızın “Aile-Cemaat-Ümmet” konulu 2 saatlik konuşmasını çok kısa bir özet geçmiş oldum. Naçizane tavsiyem 4 hafta daha sürecek olan Abdurrahman Arslan seminerlerine katılmanız. Böylece ufkumuz açılabilir, toplumu daha iyi tanıyıp-yorumlayabilir ve bakmak ile görmek arasındaki çizgiyi keskinleştirebiliriz.

(Gençlik Kültür Merkezi hakkında ayrıntılı bilgi için; //www.genclikkulturmerkezi.com/)

Ali Agah Çelen bildirdi

Yayın Tarihi: 25 Ekim 2011 Salı 01:13 Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2011, 08:34
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
yasin şafak
yasin şafak - 10 yıl Önce

modernlerin huzurevine bıraktığı bir dünyada 20 yıl sonra da islamcılar yapar aynısını hocam. hangi konuda farklı oldu. muhafazakarlık mevzi değildir derken siz haklıydınız, şimdi islamcılık da kesmeycek derken belki biz çıtayı yukarılara çekeceğiz.huzurevlerine düşmek de var unutulmak da ama tekelci islamcı camiacılıktan korkmak yok, öyle diyelim.

Habil Ademoğlu
Habil Ademoğlu - 10 yıl Önce

Güzel bir özet olmuş. Thanks.

banner26